# Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan flaş OHAL açıklaması

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/cumhurbaskani-erdogandan-flas-ohal-aciklamasi-37240h/
- Yayımlanma: 2018-06-14T06:39:00+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “24 Haziran’dan sonra bu göreve devamım halinde
ilk işimiz inşallah OHAL’i kaldırmak olacaktır. OHAL’i kaldırmak demek, tamamıyla
yok etmek, geri dönmemek anlamında değil. Biz terörü gördüğümüzde en sert tedbir
neyse onu yine alırız” dedi. Erdoğan S-400 tartışmalarına da değinerek “Rusya bize
sağ olsun çok uygun şartlarda kredi verdi. Hem de işin ikinci, üçüncü kademesinde
ortaklaşa bir üretime gireceğiz. Ayrıca S-500’lerin ortak yapılması konusunda Rusya’ya
teklif yaptım” ifadelerini kulandı.

Erdoğan, Anadolu Yayıncıları Birliğinin 24 TV-360’ta canlı yayınlanan programda 
gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Trabzon’da muhteşem ve coşkulu bir miting yaptıklarını, ardından Ovit Tüneli’nin
açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, tünelin tarihi özellikleri itibarıyla
kendileri için önemli bir proje olduğunu ifade etti.

Bu hattın Rize ve Erzurum’u birbirine bağladığına işaret eden Erdoğan, buraların
geçilmez yerler olduğunu ve bu kış tünellerin tek tüp çalışmasına rağmen geçişlerin
gerçekleştirilebildiğini söyledi.

**ERDOĞAN’IN BABAEVİ**

Rize’ye geldiklerinde de mitingde büyük bir katılım, coşku ve heyecan olduğunu belirterek,“
Bunlarla beraber tabi biz şu anda seçim kampanyası içerisinde bu güzellikleri yaşayınca
onlar bize ayrı bir güç veriyor.” ifadesini kullandı.

Yayının yapıldığı yerin anne ve babasının evi olmadığını, babasının rahmetli olmasının
ardından annesinin köyüne geldiklerini ve burada yerleşim imkanı bulduklarını belirten
Erdoğan, kardeşleriyle mevcut evi yaptıklarını aktardı.

Güneysu’ya geldiğinde ne hissettiğinin sorulması üzerine Erdoğan, “Bir huzur, bir
rahatlamayı hissediyorum, duyuyorum. En azından hemşehrilerimle tabi bizim kuşakta
çok fazla kalmadı. Bizim kuşaktan burada olanlarla görüşüyoruz. Kimi ebediyete göçtü,
halen yaşayanlarla böyle biraz görüşme imkanı oluyor. Benim zaten geldiğimde buralarda
kalma şansım taş çatlasın bir hafta.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, meselenin ana-baba ocağında bacanın tütmesi, varlığın burada
devam etmesi olduğunu vurguladı. 
Güneysu’nun siyaseti bırakması halinde dönüp gelebileceği
bir yer olup olmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, “Dönüp gelme noktasında, tabi
özellikle sürekli kalma anlamında değil de ama bizim baba ocağımız, ana ocağımız
var, oraya da gelip uğramak çok önemli, yani kökten kopmamak. Çocukluğumda babam
bizi her yıl yaz tatillerinde buraya getirirdi ve yaz tatilinde babamla beraber 
burada bir ayımızı geçirirdik. O duyguyu keşke ben yine aynı şekilde yaşayabilsem.”
diye konuştu.

Güneysu’nun o dönemlerde nahiye olduğunu ve o zamandan bu zamana önemli değişiklikler
yaşadığına değinen Erdoğan, “Biz burada tabi şimdi bu gelişlerle artık sıla-i rahim
noktasında baba, dede bunlar olmadığı için o noktada değiliz ama o zaman bir sıla-
i rahim anlayışıyla da bu ziyaretleri gerçekleştiriyorduk.” ifadesini kullandı.

**“NELER YAPILIYOR HABERLERİ YOK”**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer cumhurbaşkanı adaylarının havaalanı köprü, “Milli marka,
milli üretim, sanayileşme, kendi tankımızı, topumuzu tüfeğimizi niye yapmıyoruz 
da yol, kaldırım, köprü yapıyoruz” şeklindeki eleştirilerinin hatırlatılması üzerine,
şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunlar bizi takip etmiyorlar, takip etseler dahi, bilseler dahi yaptıklarımızı 
hiçbir zaman ‘yapıyor’ demiyorlar. Şu anda biz savunma sanayinde ilk göreve geldiğimizde
yüzde 20 civarındaydı yerli sanayi üretimi, şimdi bu yüzde 65. Biz dışa bağımlılıktan
bu oranda artık kurtuluyoruz. Şu anda Türkiye artık insansız hava araçlarını üretiyor
mu? Üretiyor. Silahlı insansız hava araçlarını üretiyor mu? Üretiyor. Şu anda mesela
tüfeklerde üretime geçtik, yapıyoruz. Aynı şekilde şu anda tankta prototip yapıldı,
seri üretime geçilecek. Zırhlı taşıyıcılarda alternatifli zırhlı taşıyıcılarımız
var. Mesela TOMA’lar vesaire bütün bunlar artık Türkiye’de yapılır hale geldi. Şimdi
her geçen gün öz güven de arttığı için biz bu noktada yerli motorumuzu da yapar 
hale geliyoruz. Bunu yaptığımız andan itibaren zaten bu iş çok daha ileri kademelere
taşınmış olacak.”

**“KÖTÜ KOMŞU EV SAHİBİ YAPAR”**

Atak helikopterinin yapıldığını anımsatan Erdoğan, “Şimdi Atak helikopterlerini 
ben Sayın Berlusconi’nin İtalya Başbakanı olduğu zaman onunla görüşerek İtalyanlarla
ortaklaşa bir üretime geçtik. Şu anda biz Atak helikopterlerini üretiyoruz ve hatta
hatta ihracata da bu noktada Atak helikopterlerine de başladık, bu noktaya geldik.
Bunların bunlardan haberleri yok ki. Türkiye’de savunma sanayinde neler yapılıyor
haberleri yok.” ifadesini kullandı.

Eğitim uçağı Hürkuş’u yapar hale geldiklerine işaret eden Erdoğan, “Ama bunlara 
sor, bilmezler. Bunlar dertli değil, biz dertliyiz. Mesela bizim şimdi kendi milli,
yerli tüfeklerimizi üretir hale geldik, bunları yapıyoruz.” dedi.

“Böyle bir hedefleri de mi yoktu muhalefetin?” şeklindeki soru üzerine ise Erdoğan,
şunları kaydetti:

“Hayır, hiçbir zaman olmadı ki. Allah rahmet etsin Nuri Demirağ, Sivaslı. Nuri Demirağ
yerli uçağı yaptı CHP zihniyeti o zaman Nuri Demirağ’ın bu üretiminin önüne geçerek
o fabrikayı gaz ocağı fabrikasına dönüştürdü. Bunların mantığı, anlayışı bu. Bunlar
Türkiye’de bir yerli, milli sanayi olması diye bir dertleri yok ki. Bir yerlerden
aldıkları talimat neyse o talimatın gereğini yerine getiriyorlar. ‘Yapma, etme, 
biz size veririz, işiniz mi yok ya, ne gerek var’, çünkü bunlar müstemleke. Müstemleke
yapıdan başka bir şey bekleyemezsiniz ama biz kendi irademizi koyduk.

Çünkü İsrail, bize 10 tane İHA verdi, Heron ve daha sonra arıza yaptı 2 tanesi, 
8’i şu anda yarı kullanılabilir durumda. Böyle bir vaziyette. Amerika ise ‘kongre
izin vermiyor’ diyerek bize insansız hava aracını vermedi. Kötü komşu ev sahibi 
yapar, biz şimdi kendi üretimimizi kendimiz yapıyoruz, hamdolsun artık ev sahibi
konumuna gelmiş bulunuyoruz.”

**“S-500 TEKLİFİ”**

Türkiye’nin Rusya’dan alacağı S-400 füzelerine ilişkin Erdoğan, bazı NATO ülkelerinin
S-400’lerin NATO konseptine ters olduğunu söylediğini anımsattı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in ise buna karışamayacaklarını, Türkiye’nin
kendi tasarrufu olduğunu ifade ettiğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yunanistan’ın S-300’leri var. Şu anda onda S-300 varken ona böyle bir şeyi söylemiyorsun.
Öbür tarafta NATO dışında aynı şekilde Suriye’de bunlar var, herhangi bir şey söylemiyorsun.
Türkiye’ye gelince böyle bir takılma politikası, bunu anlamak mümkün değil. Biz 
savunma sanayiine yönelik kendi ihtiyacımız olan ne gerekiyorsa bunların gayreti
içindeyiz. Paranız olsa bile vermiyorlar. Ben kendi silahlarımı niye yapmamayım?
Biz dedik ki ‘Bunları beraber yapalım’, ona da gelmiyorlar. Rusya bize sağ olsun
çok uygun şartlarda kredi verdi. Hem de işin ikinci, üçüncü kademesinde ortaklaşa
bir üretime gireceğiz. Ayrıca S-500’lerin ortak yapılması konusunda Rusya’ya teklif
yaptım.”

Erdoğan, 12 Haziran’da açılışı yapılan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’na (TANAP)
ilişkin bir soru üzerine, bunun Türkiye’nin ne kadar stratejik konumda olduğunu 
gösteren önemli bir proje olduğunu vurguladı.

Birbirinin alternatifinin olmadığı ama Türk Akımı Projesi’nin de aynı şekilde önemli
olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bunların hepsi Türkiye’yi hat haline getiriyor. Buradan
Avrupa’ya dağıtımı yapıyoruz. Avrupa şu anda bizden bunu satın alma durumuna gelecek.
Sayın Putin, ‘Bu konularda karar Türkiye’nin’ diyor. Aynı şekilde TANAP ile alakalı
biz sıkıntıya düştüğümüz anda oranı, miktarı artırabilme imkanına sahip olacağız.
Bizim için doğalgaz olayı tehlike veya tehdit olmaktan çıkıyor.” diye konuştu.

**“TÜRK AKIMI, TANAP BİZE GÜÇ KATIYOR”**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi gaz arzıyla tehdit mi ediyorlar?” sorusuna şu
yanıtı verdi:

“Etme durumları olabilir. Şu anda Rusya bizim üzerimizden geliyor. Bulgaristan geçmişte
bir yanlış yaptı, almadı. Alsaydı bu bizim için talihsizlik olurdu. Şimdi bizim 
üzerimizden geçmesi bize çok ayrı bir güç kattı. En yüklü doğalgazı biz alıyoruz
Rusya’dan. Türk Akımı, TANAP bize güç katıyor. Batı, TANAP’tan kullanırken Türkiye
ve Azerbaycan dayanışmasının en güzel örneğini de bulacak. Biz böylece burada stratejik
bir konumda temsil görevini ifa edeceğiz.” 
Erdoğan’a, “CHP Genel Başkanı Kemal 
Kılıçdaroğlu, büyük projelere daha önce karşı olduklarını söylüyordu ama şimdi karşı
olmadıklarını, kullanılan bütçeye karşı olduklarını söylüyor. Sizin döneminizde 
sermayenin tabana yayılmadığı yönünde eleştiriler de var. Buna katılıyor musunuz?”
sorusu yöneltildi.

Bunun üzerine Erdoğan, “Bu adamlar ekonomiyi bilmiyor. Bunlar zannediyorlar ki ekonomi
sadece cepteki paradır. Ekonomi sadece cepteki para değildir.” ifadelerini kullandı.

**“O MOODY’S’E BİR OPERASYON BİZ ÇEKECEĞİZ”**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide özellikle “kaynakların çeşitlendirilmesi” diye 
bir tez olduğunu, göreve geldikten sonra bunu yaptıklarını anlattı. 
Kendi bütçelerini
kullanmadan, yap-işlet-devret ve kamu-özel ortaklığını devreye soktuklarını vurgulayan
Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunları yapmak suretiyle parayı kim buluyor? İşi yüklenecek
olan firma buluyor. Sadece bizden zaman zaman Hazine garantisi istedikleri oluyor.
O da bizim için çok çok önemli bir yük değil. Biz bu şekilde yüklenici firmalar 
ile anlaşırken yüklenici firma çok seri olarak üretimi yapmak durumunda kalıyor.
Ne kadar erken bitirirse kendisi de o kadar para çabuk kazanacak. Onun için işe 
önem veriyor, sıkı tutuyor. Hastanelerde, yollarda, köprülerde, Marmaray’da bu anlayışla
Türkiye’yi ayağa kaldırdık. Yüksek Hızlı Trenler de aynı şekilde. Bazıları ‘Türkiye’de
ekonomi zor durumda’ diyor. Türkiye’de ekonomi zor durumda olsa bu yüklenici firmalar
bu kredileri, rakamları nereden bulacaklar?”

Erdoğan, Moody’s’in Türkiye hakkında kararlarına ilişkin, “İnşallah 24 Haziran’dan
sonra o Moody’s’e bir operasyon biz çekeceğiz. Biz Moody’s’in üyesi olmadığımız 
halde olur olmaz açıklamalar yapıyor. Sıfır açıklaması yaptı, büyüme 7,4 çıktı. 
Ayıp denen bir şey var. Sen bu kadar önemli konumda bir firma olacaksın ve ‘Türkiye’yi
nasıl karalarım, onu nasıl zor duruma sokarım’ diye adımlar atacaksın. Başaramayacaklar.”
değerlendirmesini yaptı.

**“OHAL 24 HAZİRAN’DAN SONRA KALDIRILACAK MI?”**

Muhalefetin OHAL nedeniyle rahat kampanya yapamadığı yönündeki eleştirileri hatırlatılarak,“
OHAL 24 Haziran’dan sonra kaldırılacak mı?” sorusuna karşılık Erdoğan, şöyle konuştu:

“OHAL’in kampanyalara yansıyan en ufak yanı yok ki. Bir tane örnek versinler, OHAL
nerede hangi kampanyayı engelledi? Bir defa bu OHAL, bizim göreve geldiğimiz zamandaki
OHAL değil. Bu OHAL, tam aksine şu andaki terör tehdidi altındaki bölgeleri, bu 
tehditten kurtarmaya yönelik bir güvenlik tedbiridir. Biz göreve geldiğimizde OHAL
vardı. Biz bir ayda kaldırdık. Bize o zaman ‘Sadece OHAL’i kaldırın yeter’ dediler
ama yetmedi. Ondan sonra da terör aldı başını yürüdü. 24 Haziran’dan sonra bu göreve
devamım halinde ilk işimiz inşallah OHAL’i kaldırmak olacaktır. OHAL’i kaldırmak
demek, tamamıyla yok etmek, geri dönmemek anlamında değil. Biz terörü gördüğümüzde
en sert tedbir neyse onu yine alırız. Fransa OHAL’i kaldırdı mı tamamen?”

**BATI’DA İSLAM DÜŞMANLIĞI**

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, son dönemde Batı’da İslam karşıtlığının yükseldiği
hatırlatıldı. 

Erdoğan, bu soruya ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

“Sabırla 24 Haziran’ı bir atlatalım. 24 Haziran’dan sonra özellikle Batı’nın güçlü
ülkelerine gerekli olan tavırları, tedbirleri biz de koyacağız. Birinci derecede
Almanya ile bunları konuşacağız. Bu gidiş, gidiş değil. Şu anda Almanya, tamamen
FETÖ teröristleri ile tıklım tıklım dolu. Hepsi orada cirit atıyor ve bunlar marka
isimler. Amerika, Hollanda, Belçika öyle. Buralarda tabii PKK/PYD/YPG var. Hepsi
buralarda. Bunlara karşı aldığımız bizim de sinyaller, istihbarat teşkilatımızın
tespitleri var. Eğer dost isek, NATO’da berabersek, AB’ye müzakereciysek gelin bu
işleri çözelim diyeceğiz. Bu adımları da beraber atmayı planlıyoruz. Başka çaremiz
yok.”  

**“BENİM KANUN ÇIKARMA YETKİM YOK”**

Erdoğan, “İlk turda siz Cumhurbaşkanı olur ve Meclis farklı olursa nasıl bir Türkiye
olur. Kanaatiniz nedir?” sorusu üzerine, bunları şu anda konuşmanın çok erken olduğunu
ifade ederek, “Zira dereyi görmeden paçayı sıvamak olacak bir iş değil. Şu anda 
doğrusu ben halkımın bir defa parlamentoda beni yalnız bırakmayacaklarına inanıyorum.
Dolayısıyla parlamentodan da iyi çıkacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.

Parlamentoda gerekli desteğin gelmemesi halinde kanun çıkarmada sıkıntı olabileceğini
belirten Erdoğan, “Çünkü Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bizim tek hareket yolumuzdur.
Benim kanun çıkarma yetkim yok. Sadece bütçede bir tasarrufumuz var. Bunun dışında
tamamen parlamentoya aittir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Güçlü Meclis” derken bunu ifade ettiklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Güçlü Meclis’te de işte Cumhur İttifakı’na özellikle halkımızın desteği şart. Cumhur
İttifakı, halkımızdan beklenen desteği gördüğü anda evelallah biz yolumuza güvenle
gideriz. Cumhurbaşkanlığı noktasında bu gücü halkımızdan aldıktan sonra biz inşallah
çok daha farklı bir Türkiye’yi dünyada zeminine oturtacağız ve görmedikleri bir 
Türkiye’yi görecekler. Bu Türkiye artık eski Türkiye olmayacak. Bu Türkiye, artık
böyle ikide bir tökezleyen ayağı prangalı Türkiye olmayacak. 16 yılda biz ülkemizi
nasıl uçurduysak bundan sonra çok daha farklı ve çok daha hızlı bir şekilde ülkemizi
uçuracağız. Onun için 2023 farklı bir Türkiye olacak. 2053 farklı olacak. 2071 farklı
olacak. Bunu hemen, fazla değil 2019 Mart yerel seçimlerinde de göreceğiz. Ben buna
da inanıyorum.”

**TERÖRLE MÜCADELE**

Terörle mücadele çerçevesinde en son Kandil’e yönelik operasyon yapıldığı anımsatılarak,“
Bu operasyonla ilgili durum nedir? Muhalefetin söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?”
sorusu üzerine ilk hamleyi Cerablus’ta yaptıklarını anımsatan Erdoğan, şu yanıtı
verdi:

“Sayın Obama döneminde yaptığım görüşmelerde bizim bir Zeytinlik Harekatımız vardı.
Bu Zeytinlik Harekatında sayın Obama sözünde durmadı. Ne
zamandı bu? Malum Antalya
G20 Zirvesi’nin olduğu dönemde de kendisiyle bunları çok açık konuştum. ‘Bizi oyalıyorsunuz’
dedim. Bu Zeytinlik Harekatı geciktiği için de maalesef oradan ülkemize tehditler
oluyor. İşte Kilis’e giren tehditler vesaire. Dedi ki ‘bunu halledeceğiz.’ Ama hallolmadı.
Arkadan Trump geldi, onunla konuştuk yine hallolmadı ve bunun üzerine baktık ki 
bu olacak gibi değil. Bu arada işte o malum bin 250 tır silah mühimmatıyla beraber
Kuzey Suriye’ye geldi.”

Erdoğan, Suriye’nin kuzeyinde Amerika’nın 20’yi aşkın üssü olduğunu, silahların 
da bu üslerde depolandığının altını çizerek, şunları söyledi:

“Bununla kalmadılar. Ben bunu kendisine söylediğim zaman ‘olamaz’ dedi. ‘Mümkün 
değil’ dedi. Komutanları yanına çağırdı. Sağır odaya girdik, orada bunları konuştuk.
Dedim, ‘olamaz değil işte şu anda oluyor, var. Benim istihbaratım da bana bu bilgileri
veriyor.’ Orada kendine göre bazı talimatlar verdi. İşte izliyorsunuz Trump’un bu
noktadaki durumu nedir, ne değildir? Daha sonra bu rakam 5 bin tıra çıktı. Ayrıca
da iki tane kargo uçağıyla yine buraya gelişler oldu. Bu işin olmayacağını görünce
biz tabi Afrin hazırlıklarını yaptık.”

**“BUNUN SÖZÜNÜ VERDİLER”**

Cerablus’ta 2 bin kilometrekarelik alanı kontrol altına aldıklarını ve buraya artık
yavaş yavaş yerel halkın dönmeye başladığını söyledi. 
İdlib’in kontrolünün Afrin
ile başladığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Afrin’i halledince, orada yaklaşık 2 bin kilometrekarelik alan kontrol altına alınınca,
12 tane gözetleme kulesi bizim kontrolümüze verildi. Onlarla beraber İdlib olayı
kontrole alındı. Burada gerek İran gerek Rusya ve gerek Türkiye’nin üçlü olarak 
iyi bir koordinasyonu. Hala da bu devam ediyor. İşin merkezi yönetimle olan kısmını
ise zaten Rusya falan götürüyor ve burada bizim şimdi Tel Rıfat ve en son Münbiç
olayı. Münbiç’te de bildiğiniz gibi.”

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 4 Haziran’da
Amerika’da bir araya geldiğini ve görüşmeler yapıldığını anımsatan Erdoğan, şu değerlendirmede
bulundu:

“Şu anda biz belirlenen takvimle Münbiç’te çok daha iyi bir mesafe alacağımıza inanıyoruz
ve süratle de şu anda bu gidiyor. Onlar Fırat’ın doğusuna gitmek suretiyle bu işi
rahatlatacaklar ve sözünü verdiler. Üstelik bir de tabi bu silahların üzerindeki
kendi seri numaralarıyla filan geri toplayacaklar. Bunun sözünü verdiler. Eğer bunlar,
bu seri numaralarıyla bunları geri toplarlarsa oradaki sıkıntı daha da aşılmış olacak.
Bunu ben önemli bir gelişme olarak görüyorum. Bu kayıtlar Dışişleri Bakanımız da
ve Bakanlıkta zaten var. Biz de burada gerek sayın Putin gerek sayın Ruhani telefon
diplomasisiyle süreci takip ediyoruz. Temennim odur ki, bu işi bir defa süratle 
bitirelim. Koalisyon güçleriyle Türkiyeydi, Rusyaydı, Ruhaniydi aramızda bir sıkıntı
yaşanmasın.”

**“ADAY OLMAK SANA BÖYLE BİR ÖZGÜRLÜĞÜ GETİRMEZ”**

“Bir siyasi parti başkanı çıkıyor ‘girmesinler’, birisi ‘Kandil’de zaten terörist
kalmadı’ diyor. Muhalefetin terörle mücadelede özellikle Kandil ile ilgili değerlendirmelerini
nasıl görüyorsunuz?” sorusunu Erdoğan, şu şekilde yanıtladı:

“Bir defa çok açık net ortaya koyalım. Şu anda muhalefet Türkiye’de var mı? Türkiye’deki
muhalefet iş yaptırmama üzerine kurulmuş. Mesela terörle mücadele diye şu anda bay
Muharrem’den bir şey duydunuz mu? Bay Kemal’den terörle mücadele adına bir şey duydunuz
mu? İşte kalkıyor Edirne’de cezaevinde terör örgütü PKK’nın arkasında durduğu bir
kişiyi gidip ziyaret ediyor. Bu nasıl bir anlayıştır?

7 Haziran seçimlerinden sonra 53 tane Kürt kardeşimi öldüren bunlar değil mi? Bunlar.‘
Sokağa dökülün’ demedi mi? ‘Sokağa dökülün’ dedi. 15 yaşındaki Yasin’i öldürenler
bunlar değil mi? Üzerinden arabayla geçenler bunlar değil mi? Bütün bunlar oradaki
yakıp, yıkanlar vesaire bunlar değil mi? Bunlar. Peki bunlara karşı ne yapabildik?
Onların bunlara karşı herhangi bir tavrı oldu mu? Olmadı. Şu anda neymiş? CHP’si
de olsun, diğeri de olsun dedikleri ne? ‘Bir Cumhurbaşkanı adayı cezaevinde duramaz’
diyor. Ne demek ya? Aday olmak sana böyle bir özgürlüğü getirmez. Olduğunda içerideydi.
Orada zaten bir eksiklik var, bir yanlışlık var. Yani biz burada illa mahkumiyeti
adaylık şartları arasında saymamamız lazım. Tutuklu da olsa bence tutuklu olan kişide
aday olamaz, olmamalı. Çünkü bu bir kaçamak yoldur. Buna niye böyle bir fırsatı 
biz verelim?”

Erdoğan, Demirtaş’ın TRT’de yapacağı konuşmasına değinerek, “Öyle veya böyle şimdi
bu şartlar içerisinde tabi gelecek işte 5 dakika, 10 dakika neyse TRT’de konuşmasını
da Edirne’de cezaevinden çekim yapılmak suretiyle yapacak. Burada bunlar kalkıp,‘
iktidar engelledi’ deyip, oradan bir rant elde etmenin gayreti içerisine de girebilirler.
Bir mağduriyet pozisyonuna da girebilirler. Ben arkadaşlara onu söyledim. ‘Bırakın’
dedim, mağduriyet imkanını bunlara vermeyin, bırakın. YSK ile de görüşün gitsinler
orada cezaevinde çekimi yapsınlar. Zaten bunlar canlı yayın değil, malum. Ondan 
sonra da konuşması neyse bu konuşması yayınlanır. Olay bu.” diye konuştu.

**“BEN KAVMİYETÇİ DEĞİLİM”**

“AK Parti’nin dilinin devletleştiği ve Kürt halkıyla bir mesafe olduğuna yönelik
birtakım eleştiriler var. Bu konuyla ilgili tespitiniz nedir? Böyle bir mesafe olabilir
mi?” sorusu üzerine Erdoğan, buna katılmasının mümkün olmadığını vurguladı.

Erdoğan, “Ben Müslümanım. Benim dinimde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza. Böyle
bir şey yok. Benim dinimde hüküm şudur; ‘Tüm inananlar şüphesiz kardeştir.’ Ben 
onlara kardeş olarak bakıyorum. Yunus’un diliyle de yaradılanı yaradandan ötürü 
seviyorum. Kürt olduğu için sevmiyorum, Türk’ü de Türk olduğu için sevmiyorum. Laz’ı
Laz olduğu için sevmiyorum. Boşnak’ı, Arnavut’u. Bunları ben kendi kavminden dolayı
sevmiyorum. Ben kavmiyetçi değilim.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, rahmetli babasına, “Biz Türk müyüz, Laz mıyız?” diye sorduğunu belirterek,
konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dedem benim büyük mollaydı. ‘Oğlum, bir gün ben de dedene sordum.’ dedi. Dedem 
demiş ki, büyük dedem bu tabi ‘torunum bir gün öleceğiz. Bize kabirde Rabbin kim,
nebin kim, dinin ne? Ama kavmin ne diye bir soru sormayacaklar. Elhamdülillah Müslümanım
de geç.’ Ölçü bu. Biz Müslümanız. Bizim dinimizde kavmiyetçilik yok. Biz kavmiyetçi
olamayız. Türk Türklüğü ile övünür ama diğer kavimlere karşı ‘benim kavmim daha 
üstündür’ diyemez. Kürt de Kürtlüğü ile övünebilir ama Kürt de diğer kavimlere göre
kendi kavminin üstünlüğüyle kalkıp, övünemez. Bunlar ayrımcılık sebebidir. Diğerleri
de öyle. Lazı da öyle, Boşnağı da, Gürcüsü de. Ama bunlar bizi sevgiden uzak eder
mi? Hayır. Biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdik kardeşim seviyoruz. Ben eğer bugün‘
Kürt kardeşlerim’ diyebiliyorsam demek ki benim onlara karşı bir tavrım yok.”

**“TRT KÜRTÇE’Yİ KİM KURDU”**

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2005’te ilk Diyarbakır’da ‘O Kürt sorunu benim
sorunumdur’ diyene kadar çok ciddi ret, asimilasyon politikalarıyla bölge uğraşıyordu.‘
Kürt’üm’ demenin suç olduğu dönemi geride bırakmak üzereydik. Dün bir gazete manşet
atmış ‘Muharrem İnce, Kürt sorunu dedi’ diye.” ifadeleri kullanılarak yöneltilen
bir soru üzerine şunları söyledi:

“Bunlar zaten daha yeni uyanıyorlar. Bir defa inkar politikalarını dile getiren 
benim, ret politikalarını gündeme getiren benim, baskıcı politikalarını gündeme 
getiren benim ve bunlara karşı mücadeleyi veren ve aynı zamanda da tamamıyla bir
defa ‘Bu sorun benim sorunumdur’ dedim. O zaman ‘Bununla mücadeleyi vereceğim’ dedim,
verdim. Çözüm süreçleri vesaire vesaire, oralara geldik ve ‘Şu anda bir Kürt sorunu
yoktur’ dedim. Ne zaman? Diyarbakır konuşmamda, şimdi son. Diyarbakır’da muhteşem
bir katılım vardı. Akşam kanaat önderleriyle bir toplantım oldu. Ondan sonra havalimanına
gelirken orada bir büyük dükkanda durduk ve birçok adımları attık. TRT Kürtçe’yi
kim kurdu, biz kurduk. Kürtçe propagandanın yolunu kim açtı, biz açtık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu memlekette ‘Kürtçe şarkı söyleyeceğim’ dedi diye yurt
dışında hayatını kaybeden sanatçılar oldu.” denilmesinin ardından sözlerini şöyle
sürdürdü:

“Onlar oldu, aynı zamanda cezaevinde oğlunu ziyaret eden annelerin Kürtçe konuştuğu
için cezalandırıldığı dönemler oldu. Bunları ortadan kaldıran kim, AK Parti iktidarı.
Biziz ama bunlar hala bunu duymak istemiyor, görmek istemiyor. Bunu şu anda, yani
benim Kürt vatandaşlarım adına ortada dolaşanlar çok iyi biliyorlar. Propagandalarını
yaparken, sokaklarda o levhaları asarken bunları çok iyi biliyorlar ve burası Türkiye.
Türkiye olarak biz bu noktada bu imkanları verdik ve her şeye rağmen verdik ama 
kusura bakmasınlar, hala bunu anlamamakta direnenler, millet de yeri geldiği zaman
bunun bedelini onlara ağır ödetir.”

**“CİDDİYETTEN TAMAMEN UZAKLAR, DESTEKSİZ ATIYORLAR”**

Muharrem İnce’nin, katıldığı bir programda Milli Savunma Üniversitesi Rektörü ile
ilgili cümlesi ve dördüncü köprüye ilişkin sözleri anımsatılan Erdoğan, “Zaman zaman
hayıflandığınız oluyor mu? ‘Hakikaten karşıma ciddi bir rakip çıksaydı da şununla
kora kor mücadele etseydim’ dediğiniz oluyor mu?” sorusuna ilişkin de değerlendirmelerde
bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Olmaz olur mu? Her şeyden önce ben ‘Bay Muharrem’ derken, ‘Bay Kemal’ derken boşuna
demiyorum. Bir defa bunlar ciddiyetten tamamen uzaklar, desteksiz atıyorlar. Zaten
Bay Muharrem’i, Bay Kemal ‘Ben artık bundan bir kurtulayım’ diyerek bunu gönderdi,
kendisi onun için aday olmadı. Bu da araziye çıktı, zannetti ki ben aday olursam
herhalde koltuk için büyük bir avantaj yakalarım. Böyle bir avantaj yakalayamayacak.
Hani diyor ya ‘Bir çıktın yenildin, iki çıktın yenildin.’ Şimdi aynı durum bunun
için geçerli değil mi? Geçen söyledim bir yerde konuşmamda. Şimdi sen bakalım bu
seçimden birinci çıkamazsan istifa edecek misin, bu işi bırakacak mısın? Bırakmayacaksın.
Niye, senin için yeni bir sayfa açılacak.”

İnce’nin sözlerini eleştiren Erdoğan, şunları dile getirdi:

“Şimdi burada Erhan Bey için ‘FETÖ’cü’ diyor önce. Tabii Erhan Bey tam onun cevabını
verince ‘İşte ben onu demek istememiştim’ diyor. Dekan için aynı şeyi söylüyor. 
Sonra onunla ilgili de yine ‘Niye üzerime geliyorsun?’ Ya ne demek üzerine gelmek,
sen adama iftira atıyorsun, adam da senin bu iftiranı düzeltiyor. Bundan neden rahatsızsın?
Yani dekan değil ama adam şube müdürü. Şimdi sen bundan rahatsız olursan bu düzeltilmeyecek
mi? Çünkü bu ciddi iftira ve sen de cumhurbaşkanı adayısın. Şimdi bunlarla beraber
hayatları yalan üzerine kurulu. Şimdi biz bu yalancılarla mı meydanlarda mücadele
edeceğiz ve bunu söylediğimiz zaman da çıkıyor bir ertesi gününde ‘Bende yalan olmaz’
diyor. Her şeyin yalan. ‘Biz ne aldatan olacağız ne de aldanan olacağız’ diye yola
çıktık ama bunlarda böyle bir şey yok. Sadece bu değil, diğerleri de öyle. Hepsini
alın, al birini vur ötekine.”

**“HANGİ ZENCİ TÜRK? SENİN BÖYLE BİR DERDİN OLDU MU?”**

Erdoğan, “Sayın Muharrem İnce’nin açıklamaları var; sizi ‘beyaz Türk’ olmakla itham
ediyor. ‘Ben zenciyim’ diyor. Bu kategorik ayrım konusunda ne söylersiniz?” sorusu
üzerine, şöyle konuştu: 
“Bunların karakterinde var, yapılarında var. Böyle kasketi
takmakla adam çiftçi olmuyor veya traktöre binmekle adam çiftçi olmuyor, geç o işleri.
Şimdi onu yaparken öbür taraftan da deniz sefasındaki hayat, onlar da bir şeyi ortaya
koyuyor. Hele hele ramazan gününde deniz sefaları çok daha farklı. Bizi konuşturtmasınlar,
bizim edebimiz buna müsaade etmez, biz bunları konuşmayız. Biz, ne beyaz ne zenci
böyle bir şeyin içerisinde değiliz. Biz bu millete efendi değil, hizmetkar olmaya
geldik. Eğer bu ülkede ‘zenci Türklerden’ bahsediliyorsa o biziz çünkü bizim yavrularımız
okulların kapısından geri döndürüldü ve bizim yavrularımız bu ülkenin üniversitelerinde
okutulmadı. Kızlarımız, çocuklarımız imam hatip okullarından mezun oldular, katsayı
engeline takıldılar. Tabii onları (kendi çocukları) kastediyorum.”

“Şimdi sen neyi konuşuyorsun ya? Hangi zenci Türk? Senin böyle bir derdin oldu mu?”
ifadelerini kullanan Erdoğan, “Bizim böyle dertlerimiz oldu, biz bunları yaşadık
ve bizim çocuklarımız ülkemizde üniversite okuyamadılar, gittiler yurt dışında okudular.
Kızlarım da oğullarımdan bir tanesi o da yurt dışında okudu ve başarılı da oralarda
ilim tahsil ettiler. Kızlarım da oğlum da hepsi de. Onlara konulan bu engel neyin
engeliydi? Beyaz Türk olmadıkları için mi? Şimdi kalkıyorsun lafını yapıyorsun. 
Laf ola beri gele, yok öyle bir şey.” değerlendirmesini yaptı.

**“NEYİN APOLETİNİ SÖKÜYORSUN?”**

İnce’nin Erhan Afyoncu ile ilgili sözlerine tepki gösteren Erdoğan, “Ondan sonra
kalkıyorsun Erhan Afyoncu’ya takılıyorsun. Erhan Afyoncu kim, sen kim? Erhan Afyoncu’nun
atılacak tırnağı olmazsın. Biz öyle bir insanı oraya getirdik, koyduk. Aynı şekilde
dekan arkadaşın durumu da öyle. Aynı şeyi bu, İsmail Metin Paşa’ya yapmadı mı? İsmail
Metin Paşa bir kahraman, sen kalkıyorsun onun apoletlerini sökecekmişsin. Kimsin
sen ya? Neyin apoletini söküyorsun? O apoleti sen takmadın ki. O apoleti millet 
taktı. Dolayısıyla o da cephelerde, o dağlarda, Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, 
buralarda teröristlerle savaştı, hala savaşıyor. Afrin’de aynı şekilde. Sen nerede,
kiminle savaştın? 15 Temmuz’da verdikleri mücadele ortada. Sen ne yaptın? Siz teröristlerle
beraber yürüdünüz.” diye konuştu.

**“SİZ PROTOKOL TAKILIYORSUNUZ HER YERDE”**

Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşananlara değinerek, şunları anlattı:

“O gece 15 Temmuz gecesi saat 23.17, Bay Kemal havaalanına iniyor ve tankların arasından
kendi takımı onu alıyor, doğru Bakırköy Belediyesine getiriyor. Alanda o anda on
binler var ve ben de 03.00 civarında oraya iniyorum ve ne diyor? ‘Beni de haberdar
etseydi, ben de beklerdim onu’ diyor. Şu yalana bak ya. Oraya gelen kişiler sadece
bir telefon duyurusuyla oraya geldiler. Cumhurbaşkanlarının, Başbakanının çağrısıyla
oraya geldiler. Siz protokol takılıyorsunuz her yerde ve 7 Ağustos’ta da aynı şeyi
yaptı. 7 Ağustos çağrıma önce ‘hayır’ dedi, son ana kadar ‘hayır’ demişti, son anda
kendisine baskılar yapıldı ve bu baskılar üzerine kendisi Yenikapı’ya gelmek zorunda
kaldı. Ondan sonra ne yaptı, hemen tornistan ama biz Sayın Bahçeli’yle o süreci 
o gün bugündür işlettik, işletiyoruz.”

**FETÖ ELEBAŞI İADE TARTIŞMASI**

“FETÖ elebaşının iadesine ilişkin usul hatası tartışması ve Adil Öksüz’ün Almanya’da
görüldüğü şeklinde bugün bir haber yansıdı, bu konularda ne dersiniz?” sorusu üzerine
Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Bir defa FETÖ ile ilişkili olan o konu noktasında tamamen olay zaten kendisi de
inkar ediyor, yalan. Kim inkar ediyor; Bay Kemal. Hatta televizyonlarda filan da
yayınlandı. Bizden Adalet Bakanlığına gelip dosyaları incelemek istediler, ben de
arkadaşlara ‘Tamam gelsinler’ dedim. Dört kişiyi gönderdiler, bunlardan bir tanesi
de FETÖ’cü ve geldiler incelemelerini yaptılar, kendileri Bay Kemal’e raporu verdiler.
Muharrem İnce’ye gittiğini de o söylüyor ve o raporda da ‘Buna göre Amerika FETÖ’yü
iade etmeliydi’ diyor. Kim diyor? Bay Kemal diyor. Peki Bay Muharrem ne diyor? ‘
Bir şey yok’ diyor, ‘olay hep gazete kağıdı.’ Şimdi bunların hangisine inanalım?
Bay Muharrem böyle diyor, Genel Başkanı Bay Kemal böyle diyor. Adalet Bakanlığı 
da açıyor onlara her şeyi. Raporları hazırlayan kim? Cumhuriyet Halk Partisinin 
gönderdiği kendi avukatları.” 
“Bunu milletime bu şekilde anlatmam lazım ki milletim
oyunu verirken yanılmasın çünkü bu tarihi bir oylama.” ifadesini kullanan Erdoğan,“
24 Haziran sıradan bir oylama değil, Türkiye küllerinden çok farklı bir şekilde 
zaten doğruluyor. 16 aydır bu süreç devam ediyor, inşallah bu 24 Haziran’da da bu
süreç aynı kararlılıkla devam edecek. Bütün mesele burada benim vatandaşımın, benim
halkımın Türkiye’nin dört bir yanında eğitimden sağlığa, sağlıktan adalete, emniyete,
ulaşımdan turizme, dış politikaya bütün bu alanlarda yapılanları gayet iyi değerlendirmesi
ve ona göre de oyunu kullanması.” diye konuştu.

**“ADAM BÜYÜMENİN TANIMINI BİLMİYOR…”**

Erdoğan, 1 milyona yakın taşeron işçinin kadroya geçirilmesine ilişkin soru üzerine
bu konuya da değindi. 
Bütün bu hesapların dört dörtlük yapıldığını anlatan Erdoğan,
şöyle devam etti: “1 milyona yakın taşeronlar yanında çalışan insanlara kadro verildi,
bundan daha güzel birşey olabilir mi? Bu bir defa devrimdir ve bu riski, bu hesabı
üstlenen bir iktidardır ve maalesef utanmadan şunu söyleyebiliyorlar: Malatya’da
konuşuyor ‘Sizin cebinize bir şey girdi mi?’ diyor, 7,4 büyüdük ya… G-20’de Hindistan’ın
arkasından ikinci sıradayız, OECD ülkeleri arasında birinci sıradayız. ‘Sizin cebinize
bir şey girdi mi?’ diyor, ‘Ne büyümesi?’ diyor. Adam büyümenin tanımını bilmiyor,
böyle bir durumla karşı karşıyayız ve sadece şu işsizlikle mücadelede işsizler ordusunu
ortadan kaldırıp da 1 milyonu aşkın işsizi iş sahibi yapmak, taşeronlar noktasında
bu insanlara kadro vermek, bunlar büyümenin en önemli işaretleri ama bilmiyor ve
kalkıyor ‘Bu sadece zenginlerin, rantiye sınıfının aldığı imkanlardır.’ diyor.”

**“TÜRKİYE EKONOMİSİNİN DİNAMİZMİNİ NET BİR ŞEKİLDE KANITLIYOR”**

Türkiye’de 1990’lı yılların ortalarında ekonomik küçülmenin düşük çıkmasına sevinildiğinin
belirtilmesi üzerine Erdoğan, “Tartışılmaz şeylerdi onlar, biz o dönemleri hatılamak
istemiyoruz, o iş bitti. Biz şimdi artık diyoruz ki büyüyen bir Türkiye var, güçlenen
bir Türkiye var ve bu da artık OECD’de, G-20 ülkeleri arasındaki değerlendirmelerde
şöyle grafiğe baktığımız zaman, o grafikte Türkiye’nin durumu ortada ama bunu anlamak
istemiyorlar ve şu anda bütün bu yatırımlar eğer sizin böyle bir büyüyen güçlü Türkiye
olmazsanız böyle imkanlar olabilir mi?” ifadelerine yer verdi.

Erdoğan, Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 7,4 büyümeyle bu noktaya geldiğine
işaret ederek, şunları anlattı:

“OECD, G-20 onlar da ortada yani ekonomimiz ilk çeyrekte gerek hane halklarının 
tüketiminde, gerekse yatırımlarda çok ciddi bir gelişime sahne oldu. Özel tüketimde
yüzde 11’lik ve yatırımlarda yüzde 9,7’lik reel büyüme iktisadi aktivitede ne derece
ciddi bir hareketlilik olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bunlar dünyanın birçok ekonomisinde
zor rastlanan konulardır, rakamlardır. Türkiye ekonomisinin dinamizmini net bir 
şekilde kanıtlıyor, ispat ediyor. Özellikle yatırımlardaki ivme artışını, istihdama
katkı, istihdamda çok ciddi bir sıçrama var ve ayrıca sürdürülebilir büyüme açısından
da sevindici buluyoruz, bu da ortada.”

Erdoğan, yatırımlarda son dönemde inşatta ciddi bir hareketlenme olduğuna dikkati
çekerek, “Diğer yandan makine ve teçhizatta da istikrarlı bir artış kaydedildiği
görmek bizleri memnun ediyor. Demek ki firmalarımız üretim kapasitelerini artırıcı
yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. İstihdam verilerine baktığımızda da ilk çeyrekte
sınır dışı artışların devam ettiğine şahit oluyoruz. Ocak, şubat ve mart ortalaması
verileri, son bir yılda tam 1 milyon 210 bin kişi yeni iş imkanı bulmuş vaziyette.
İşte bunlar büyümenin nasıl geliştiğini, nasıl olgunlaştığını ortaya koyan, ispat
eden… Ama Bay Kemal bunları anlamak istemiyor.” ifadelerini kullandı.

**“TÜRKİYE ARTIK TAMAMEN TIRMANIŞA GEÇMİŞ VAZİYETTE”**

Dünya Bankasının, Türkiye’nin son 10 yılda yoksullukla mücadele eden ülkeler sıralamasında
ilk üç ülke arasında yer aldığına ilişkin açıklaması olduğunun belirtilmesi üzerine
Erdoğan, “1 milyon 210 bin istihdam derken bunu söyledim ama bunun dışında da taşeronlar
noktasında bütün o birikimleri ne yaptık? Sıfırladık, bunlar şimdi neyi getiriyor?
2002’de Türkiye öyle bir konumdaydı, maalesef çok berbat durumdaydı ama şimdi Türkiye
artık tamamen tırmanışa geçmiş vaziyette.” diye konuştu.

Erdoğan’a, bir süre önce sosyal medya hesabından araç sayısına ilişkin paylaşımda
bulunduğu hatırlatıldı.

Geçmiş dönemlerde halkın yaşadığı bazı zorluklara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan,
şunları kaydetti:

“Evlerimizde buzdolabı filan hak getire, yoktu. Bizler giderdik yarım saat mesafeden
kütük buz alırdık, onu alır eve gelirdik ve kovanın içinde o buzla soğuk su veyahut
da soğutulması gereken ne varsa onunla yapardık. Nerede buzdolabı? Şimdi artık buzdolabında
rekabet var. Marka rekabeti var bir de aldım, iki üç sene bu buzdolabını kullandım,
şimdi daha yeni model çıktı hemen değiştiriyorlar. Bunlara geldik biz. Bunları görmüyor
musunuz arkadaş ya? Fırın, ne fırını ya? Fırın mı vardı eskiden? Kuzine ile hem 
ısınıyorduk… Şimdi fırında da aynı şekilde rekabet var yani bu noktaya geldik. Çamaşır
makinesi, böyle birşey mi vardı? Analarımızın çektiği çileler neydi ya? Şimdi merdaneli
çamaşır makinesinden geçtik artık santrifüjlü çamaşır makinelerine… Nerelerden nerelere
geldik. Bunları Bay Kemal görmüyor musun ya? Bay Muharrem sen bunları hiç hatırlamıyor
musun ya?”
