# Danıştay’dan Kervansaray’ı rahatlatan karar

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/danistaydan-kervansarayi-rahatlatan-karar-23993h/
- Yayımlanma: 2017-06-06T23:49:25+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Sermaye Piyasası Kurulu’nun, Kervansaray Yatırım Holding’e şart koştuğu çağrı zorunluluğuna
ilişkin olarak Danıştay son kararını verdi

Kervansaray Yatırım Holding’in yıllardır süren çağrı yükümlülüğüne ilişkin davasına
Danıştay 13’üncü Dairesi son noktayı koydu. Danıştay, Kervansaray’da çağrı yükümlülüğünün
bulunmadığına karar verdi.

Kervansaray Yatırım Holding KAP’a gönderidiği duyuruda, konuya ilişkin olarak davanın
en başından bu yana yaşanan gelişmeleri sıraladı. Sermaye Piyasası Kurulu, Kervansaray’ın
S.İ.S Sayılgan İplik’i devralma suretiyle birleşmesi neticesinde oluşan yönetim 
hakimiyeti değişikliğine bağlı olarak zorunlu çağrı yapılmasını istemiş, buna karşılık
da Kervansaray da hukuki yollara başvurmuştu. Pay alım teklifine karşı açılan davalar
sonucunda Danıştay 13’üncü Dairesi aldığı kararla çağrı yükümlülüğünün doğmadığı
belirtti.

Şirketten KAP’a şu açıklama yapıldı:

Grubumuza ait iki şirketten halka açık Kervansaray Yatırım Holding A.Ş’nin kapalı
S.İ.S Sayılgan İplik Tekstil Turizm A.Ş ile devralma suretiyle birleşmesi neticesinde
yönetim hâkimiyeti değiştiği gerekçesiyle Zeynep Tümer’in diğer ortaklara karşı 
zorunlu pay alım teklifinde ( zorunlu çağrı ) bulunma yükümlülüğünün doğduğuna ilişkin
Sermaye Piyasası Kurulunun 27.01.2014 tarih ve 2/46 sayılı kararına karşı, iptal
istemiyle Ankara 9.İdare Mahkemesinde 2014/205 Esas numarasıyla açılan dava mahkemesince
reddedilmiş, kararın temyiziyle Danıştay 13.Daire 2015/4126 E. 2016/794 K. Sayısıyla
idare mahkemesi kararını onamıştır. Karar düzeltme istemi üzerine Danıştay 13. Daire
2016/3034 E. ve 2017/587 K. ile karar düzeltme talebimizi kabul ederek kararı bozmuştur.
Daire bozma kararında çağrı yükümlülüğünün doğmadığına ilişkin gerekçelerimizin 
tamamını haklı bulmuş ve özetle şu kararı vermiştir. “Sermaye Piyasası Kurulu’na
yapılan başvuru neticesinde, Kurul’un 25.06.2013 tarih ve 6806 sayılı yazısı ile,“
birleşme işlemi tamamlanmadan pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğüne ve muafiyete
ilişkin değerlendirme yapılamayacağının” bildirildiği, birleşme sonrasında Kurul’a
birleşmenin grup içi birleşme niteliğinde olduğuna, ve yönetim kontrolünde değişiklik
olmadığına dair başvurunun yapıldığı, çağrı yükümlülüğünün doğmadığı, doğsa bile
Tebliğin 11. Maddesinin (c) bendi uyarınca muafiyet taleplerinin değerlendirilmesi
gerektiğini ileri sürerek tekraren başvuru yapıldığını Kurul’un başvuruyu reddetmesi
üzerine davanın açıldığını, SPK’nın birleşme öncesinde çağrı yükümlülüğünün bulunduğunun
ve ayrılma hakkı tanınması gerektiğinin belirtilmesi gerektiğinden sonra ayrı bir
karar ile söz konusu çağrı yükümlülüğünün birleşme işlemi gerçekleştikten sonra 
değerlendirileceği yönünde açıklamada bulunulmasının hukuki belirsizlik oluşturduğu
ve bu durumun davacılarda çağrı yükümlülüğünün doğmayacağı kanaatini uyandırabileceği,
ayrıca şirketin, birleşme neticesinde ayrılma hakkını kullandırdığı ve 7 kişinin(
pay sahibi) bu hakkı kullanarak şirketten ayrıldıkları, Mintay Tekstil diğer ortağının
bu aile şirketi ve grup ile alınan tüm kararlarda birlikte hareket ettiği, özellikle
davaya konu olan birleşme kararında ve alınan tüm kararlarda Mintay Tekstil’in diğer
ortağının imzasının olduğu gibi bu birleşmeye ilişkin bir itirazının da olmadığı,
ayrıca dava dosyası içerisinde Mintay Tekstil’in diğer ortağı tarafından kaleme 
alınmış ve kendi imzasını taşıyan bir belgenin dosyaya sunulduğu ve söz konusu belgede,
Sayılgan ailesi ile birlikte hareket ettiğini ve tüm kararları birlikte aldıklarını
beyan ettiği, Zeynep Tümer’in ve eşi olan Çetin Tümer’in şirket yönetiminde aktif
olarak rol aldıkları ve her iki şirketin de aile şirketi olduğu, birleşme ile birlikte
Zeynep Tümer’in pay oranının yükselmesinin şirket yönetiminde ve yapısında herhangi
bir değişikliğe sebep olmadığı, şirketin yönetim kontrolünde bir değişiklik olmadığı
görülmektedir. Seri IV, N44 sayılı tebliğin 6. Maddesinin 2. Fıkrasının (ç) bendi
ile yönetim kontrolünün kısa süreli kaybedilip sonradan tekrar elde edilmesi halinde,
yönetim kontrolünü elde eden ortak ya da ortaklara ek yükümlülük getirilmemesinin
amaçlandığı, bu nedenle yönetimde her hangi bir değişiklik olmadan yeniden yönetim
kontrolünün elde edilmesi halinde yönetim kontrolünün Seri IV, N44 sayılı Tebliğ’in
6. Maddesinin 2. Fıkrasının (ç) bendi uyarınca pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğünün
doğmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Seri IV, N44 sayılı Tebliğ’in 6. Maddesinin
2. Fıkrasının (ç) bendi uyarınca pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğünün doğmadığı,
aynı grup içindeki devirlerde gerçek anlamda bir yönetim değişikliği olmadığının
kabul edildiği görülmektedir. Bu durumda, söz konusu şirket birleşmesinde devir 
alan şirket ile devrolunan şirketin aynı grup bünyesinde faaliyet gösteren şirketler
olduğu, her ne kadar oransal değişiklikler olmuş ise de şirketlerin birleşme sözleşmesinin
amaç başlıklı kısmında, şirketin vergi yükünden kurtarılarak mali yapılarının güçlendirilmesi
ve krediler ile borçlanmadan, birleşen şirkete ait öz kaynakların daha etkin kullanılarak
şirket yapısının güçlendirilmesinin amaçlandığı, yönetim kontrolünde ve fiili olan
yönetimde her hangi bir değişikliğin amaçlanmadığı dikkate alındıında pay alım teklifi(
Zorunlu Çağrı) yükümlülüğünün doğmadığı anlaşıldığından temyize konu idare mahkemesi
kararında bir isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle 2577 sk. 49. Maddesi 
uyarınca Ankara 9. İdare Mahkemesinin 30.04.2015 tarih ve 2014/205 E, 2015/671 K.
sayılı kararının bozulmasına” 8 sayfalık gerekçe ile karar verilmiştir. Danıştay
Bu kararı ile, aynı gruba ait iki şirketin birleşmesi ile yönetim kontrolünün değiştiği
ve çağrı yükümlülüğünün doğduğu yönündeki asla kabul edilemeyecek, şirketin finans
kaynaklarının kapanmasına, ekonomik sıkıntılarının başlamasına ve 4 yıl boyunca 
kan kaybetmesine sebebiyet veren kararın haksızlığını ortaya koymuştur.
