# Darbe girişiminin ikinci ismi de “tarlacı” çıktı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/darbe-girisiminin-ikinci-ismi-de-tarlaci-cikti-16404h/
- Yayımlanma: 2016-11-03T16:45:42+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak, darbe girişiminde en az Adil Öksüz kadar
önemli olduğu ortaya çıkan Kemal Batmaz’ın da tıpkı Öksüz gibi darbe günü Kazan’a
tarla bakmaya gittiğini sjylediğini açıkladı

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak, darbe girişimi gecesi Akıncı Üssü’nde
görüntüleri ortaya çıkan eski Kaynak Kağıt AŞ Genel Müdürü Kemal Batmaz’ın darbenin
çok kritik isimlerinden biri olduğunu” belirterek, “Adil Öksüz kadar önemli olduğunu,
belki de onun üstü olabileceğini gördük, değerlendirdik. Bu şekilde darbenin bir
karanlık yüzünü daha ortaya çıkarmış olduk.” dedi.

Başsavcı Kodalak, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında Ankara’da
şu anda 4 bin 359 asker ve sivilin tutuklu bulunduğunu, asker ve sivil, soruşturdukları
toplam kişi sayısının ise 10 binin üzerinde olduğunu bildirdi.

Kodalak, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü
soruşturma kapsamında açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Başsavcılığın, FETÖ soruşturmasında ortaya çıkardığı Akıncı Üssü’ndeki görüntülere
ilişkin yeni delilleri değerlendiren Kodalak, Adil Öksüz’ün darbenin en kritik ismi
olarak gündeme geldiğini ancak “talihsiz şekilde” serbest kaldığını söyledi.

Adil Öksüz’ün tekrar ele geçirilmesiyle ilgili çeşitli defalarca bir araya gelerek,
akıl, fikir yürüterek, yol, yöntem belirlediklerini kaydeden Kodalak, bu süreçte
yapılan çalışmaları şöyle anlattı:

“Adil Öksüz’ün ABD’ye gidiş gelişlerinin mercek altına alınması gerektiğini öngördük.
Arkadaşlara dedik ki, ‘Bu şahsın ABD’ye gidiş gelişlerinde yalnız olması mümkün 
değildir. Muhtemelen tek başına değil, birden fazla kişiyle bu seyahatleri yapmıştır’
diye öngördük ve buna göre çalışma başlattık. Öksüz’ün ABD seyahatleri 1999’da başlıyor.
1999’dan 11 Temmuz 2016’ya kadar ABD’ye gittiği uçakların sefer sayılarından hareket
ederek, yolcu listelerine tek tek baktık, 4 binden fazla yolcuyu mercek altına aldık.
Buradan hareket ederek, gerçekten çok ciddi delillere ulaştık. Darbenin karanlık
bir yüzünü daha ortaya çıkarmış olduk. Kemal Batmaz ismine de bu şekilde ulaştık.”

Başsavcı Kodalak, Adil Öksüz’ün ABD’ye en son 11 Temmuz 2016’da gidip, 13 Temmuz
2016’da döndüğünü, bu uçaklardaki yolcular incelediğinde Kemal Batmaz ile Adil Öksüz’ün
beraber gidip beraber döndüğünü tespit ettiklerini ifade etti.

Kemal Batmaz ismini tespit edince, Batmaz’ın zaten darbe girişiminin ardından tutuklananlar
arasında bulunduğunu gördüklerini kaydeden Kodalak, şöyle konuştu:

“Zaten elimizdeymiş, Başsavcıvekilimiz Necip Cem İşçimen’in talimatıyla zaten ‘Akıncı
Üssü’nde kimi bulursak alalım’ diye talimat verdik. Orada Adil Öksüz ile bulunan
4-5 kişilik sivil grubun da gözaltına alınması talimatını biz verdik. Ama her ne
hikmetse Adil Öksüz bir şekilde bize gelmemiş. O tarihte Adil Öksüz’ü bilmiyoruz.
Talimatımız, ‘Kim varsa toplanacak, gözaltına alınacak’ şeklindeydi. Bu şekilde 
Kemal Batmaz’ı Ankara’da tutukladık, cezaevine koyduk.

Tabii o tarihte bu şahsın önemini bilmiyorduk. L Tipi cezaevindeydi. Sonraki çalışmalarımızdan
sonra bu şahsın aslında darbenin çok kritik isimlerinden biri olduğunu, Adil Öksüz
kadar önemli olduğunu, belki de onun üstü olabileceğini gördük, değerlendirdik. 
Delillerimizi toplayarak, bu aşamaya getirdik. Bundan sonra da soruşturmamız devam
edecek. İlginç olan şu, Kemal Batmaz’ı bulunca, ne demiş diye, hemen ifadesine baktık.
Baktık ki Adil Öksüz ile benzer ifadeyi vermiş, ‘Tarla bakmaya geldim’ demiş. Bu
zaten beraber hareket ettiklerini gösteriyor. Aynı zamanda yakalandıktan sonra, 
organize şekilde kendi ifadeleri üzerinde konuştukları anlaşılıyor. Benzer ifade
vermişler. Bu şekilde darbenin bir karanlık yüzünü daha ortaya çıkarmış olduk.”

Görüntülerde Akıncı Üssü’nde Batmaz’ın da yer aldığının tespit edilmesinin ardından
Batmaz’ın bir kez daha ifadesini aldıklarını bildiren Kodalak, “Ama her şeyi inkar
ediyor. Hatta görüntülere dahi ‘Ben değilim’ diyor. Kabul etmiyor. Ama biz kendisinin
fotoğraflarını çekerek, bu konuda da bilirkişi raporu aldık. Görüntülerle eşleşmesini
sağladık. Görüntü uzmanları bu kişinin Kemal Batmaz olduğunu tespit etti.” diye 
konuştu.

Başsavcı Kodalak, L tipi cezaevinde bulunan Batmaz’ın F tipi cezaevine nakledildiğini
de bildirdi.

**“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BİR ASKER BİR SİVİLE ASKER SELAMI VEREMEZ”**

“Kemal Batmaz ile ilgili görüntülerde asker rütbesindeki kişilerin sivillere selam
verdiği görülüyor. Sivillerin askeri kurumlara girmesi, askerin sivile selam vermesi,
bunları nasıl algılamak lazım?” sorusu üzerine Kodalak, dünyanın hiçbir yerinde 
askeri mekanlara sivillerin giremeyeceğini, girmiş olsa dahi dünyanın hiçbir yerinde
bir askerin bir sivile asker selamı veremeyeceğini söyledi.

Kodalak, “Bu görüntülerden şunu anlamak mümkün, Kemal Batmaz, bu darbede önemli 
bir isim. O kendisine selam veren askerin daha üstünde bir statüsü olan bir örgüt
elemanı.” dedi.

Kemal Batmaz’a selam veren kişinin Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan
Evrim olduğunu değerlendirdiklerini söyleyen Kodalak, “Görüldüğü gibi bir askerin
bir sivile selam vermesi, bu darbenin sivil ayağının nasıl şekillendiğini gösteren
önemli bir delil. Bu dellilerin mutlaka Amerikalı ilgililer tarafından dikkate alınacak
diye düşünüyorum.” dedi.

Başsavcı Kodalak, darbe girişimi sonrasında Akıncılar Üssü çevresinde yakalanan 
şüphelilerden Anafartalar Kolejleri sahibi Hakan Çiçek’in de darbe şüphelisi Albay
Ahmet Özçetin’in çağrısı üzerine “sosyal faaliyet için gittim”, “çocuğa ders vermek
için gittim” ifadelerini verdiğini, ancak “Ne faaliyeti?”, “Çocuk kız mı erkek mi?”,“
Ne dersi?” gibi soruları yanıtlayamamadığını ifade etti.

**“YENİ DELİL OLARAK ABD’YE SUNULABİLİR”**

Gülen’in iadesi için ABD’ye gönderilen deliller arasında bu bilgilerin bulunmadığının
hatırlatılması üzerine Kodalak, “Kaybedilmiş bir şeyimiz yok. Şu anda iade süreci
işliyor. Bu deliller, yeni delil olarak ABD’ye sunulabilir. Zaten bana sorarsanız,
hepsinin bir anda sunulmasından ziyade bazı güçlü delillerin peyderpey sunulmasının
daha etkili olacağını değerlendiriyorum.” ifadelerini kullandı.

**“10 BİN KİŞİ SORUŞTURULUYOR, 4 BİN 359 KİŞİ TUTUKLU”**

İddianameler ve FETÖ mensuplarının yargılanma sürecinin sorulması üzerine Kodalak,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında FETÖ soruşturmasına bakan başsavcıvekilleri, savcılar,
katipler ve personelin çok büyük bir özveriyle 15 Temmuz gecesinden beri aralıksız
çalıştıklarını söyledi.

**SERİ ŞEKİLDE DAVA AÇMAYA BAŞLAYACAĞIZ**

Kodalak, şöyle konuştu:

“FETÖ soruşturması kapsamında şu anda 4 bin 359 asker ve sivil tutuklu bulunuyor.
Bu rakamlar sürekli değişiyor. Nadiren de olsa tahliye olabiliyor veya bunun haricinde
soruşturmalar devam ettiği için tutuklamalar olabiliyor. Şu anda asker ve sivil 
FETÖ soruşturmalarında bizim toplam soruşturduğumuz kişi sayısı 10 binin üzerinde.
Şu anda bir ilçe nüfusu kadar insanı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturuyor
ve bunların 4 bin 359’u tutuklu. 40 yıllık bir yapı, çok derin bir yapı ve biz bu
derin yapının tüm hürcelerini çözmeye çalışıyoruz. Bu şartlarda bizden hemen bu 
işin sonuçlandırılmasını beklemek çok doğru olmaz diye düşünüyorum. Tabii kamuoyunu
da anlıyoruz. Kamuoyu da mutlaka artık bir şeyler görmek istiyor. Ama birkaç aylık
bir süre bu soruşturmalar için çok uzun bir süre değil. Bununla birlikte biz ilk
davalarımızı kısmet olursa kesin bir tarih olmamakla birlikte 2017’nin başında açmaya
başlayacağız. Bekli 2016’nın son ayında da açtığımız dava veya davalar olabilir 
ama 2017 ile beraber seri şekilde dava açmaya başlayacağımızı hesap ediyoruz. Bunun
haricinde elimizde yaklaşık 3 binden fazla hakim ve savcı soruşturması mevcut. Tüm
Türkiye’deki hakim savcı soruşturmasını, tüm Türkiye’deki mülki amir, vali, kaymakam
soruşturmasını Ankara Başsavcılığı yürütüyor. Bizim böyle bir zorluğumuz da var.
Dolayısıyla bu zorluklar da dikkate alınarak, bizim soruşturmalarımızın en kısa 
zamanda biteceği hususunda kamuoyunun bize inanmasını rica ediyoruz.”

**“DAVALAR TEK TEK AÇILACAK”**

Hakim savcı çalışmalarında davaları müstakil, tek tek açmayı düşündüklerini aktaran
Kodalak, bunun haricinde birden fazla olayla irtibatlı hakim ve savcı bulunursa 
o davaları birleştirebileceklerini ifade etti.

Bu yöntemi daha kolay bulduklarını belirten Harun Kodalak, “Ergenekon, Balyoz davalarını
gördük. Yüzlerce şüpheli, ki birçoğu zaten masum insanlardı, bir davanın içine koyarak
o davayı çıkmaz hale getirmeyi düşünmüyoruz. Bağımsız, tek tek. Davaları parça parça
açıp, hızlı yürümesini, hızlı tamamlanmasını amaçlıyoruz.” dedi.

Başsavcı Kodalak, askerlerle ilgili tek tek dava açmanın zaten mümkün olmadığını
aktararak, “Kurumlara göre ayırarak, mesela Genelkurmaya ayrı dava, Akıncı Üssü’ne
ayrı dava, Gölbaşı’na ayrı açabiliriz. Bu şekilde bir planlama yapacağız.” diye 
konuştu.
