# Darbenin kurmayları aynı okula gitmiş

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/darbenin-kurmaylari-ayni-okula-gitmis-13923h/
- Yayımlanma: 2016-08-08T13:56:48+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

TSK’da halen görevde olan bir subayın cemaat örgütlenmesine ilişkin anlattıkları
15 Temmuz’a ilişkin akla yeni soruları getiriyor. İşte gazeteduvar’dan Özlem Akarsu
Çelik’in konu ile ilgili haberi:

15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimini ve gelişmeleri Duvar, Türk Silahlı
Kuvvetleri’nde kritik görevde olan bir muvazzaf subayla konuştu. Duvar’ın sorularını
yanıtlayan, kimliğinin, birliğinin ve görev yerinin gizli tutulmasını isteyen muvazzaf
subay, darbeciler arasında yer alan kurmay subayların sayısının çokluğuna ve bu 
subayların Amerika’da eğitim gördüğü US Naval Postgraduate School’a dikkat çekti.
YAŞ sonrası ihraç ve terfileri de değerlendiren komutan, “FETÖ’cü oldukları için
gönderilenlerin yerine gelenler de dini referanslara göre getirildi” yorumunu yaptı.

Darbe girişiminin TSK’da nasıl karşılandığını ve nasıl yorumlandığını halen görevde
olan muvazzaf subaya sorduk, o da yaptığı açıklamalarla sorulara yenilerini ekledi.

**‘FETÖ’CÜLER YAŞAM TARZLARIYLA BİZİ YANILTMIŞLAR’**

_**Darbe girişimi sizi şaşırttı mı?**_

Elbette şaşırttı. Çocukluğumuzdan beri birlikte okuduğumuz, savaştığımız insanların
arasında darbeciler olduğunu görmek şoke edici oldu. Bazılarının cemaatçi olduğunu
biliyorduk ama aralarında asla tahmin bile edemeyeceğim insanlar da çıktı. Benim
şaşırdığım, FETÖ’cü olduğunu darbe gecesi öğrendiğimiz bu kişilerin bize o güne 
kadar gösterdikleri yaşam tarzı. Bizleri bunca yıl yanıltmışlar. Yani bir kısmını
inanın hiç namaz kılarken, oruç tutarken görmedim. İçki içenler de vardı aralarında.
Bu kişilerin çoğunluğu TSK’da geleceği olan, parlak, vizyon sahibi olduğunu sandığımız
personeldi. Özellikle üst seviyede, kritik noktalarda olanların hepsi şaşırttı.

**U.S. NAVAL POSTGRADUATE SCHOOL’A DİKKAT!**

_**Darbede CIA’in parmağı olduğu iddiasını ABD reddetse de bu askerlerin ABD ile
bir teması var mıydı?**_

Darbeye katılan ve FETÖ’cü olduğu iddiasıyla tutuklanan kurmay subayların özgeçmişlerine
bakın, yüzde 90’ının U.S. Naval Postgraduate School’da (NPS) eğitim aldıklarını 
görürsünüz. Kredisi 3.5’un üzerinde olan ve dil yeterliliği bulunanlar gider oraya.
Son 10 yılda, Amerika’ya yüksek lisans amaçlı gönderilen ve orada TSK adına 2.5 
yıl eğitim gören bu okuldan mezun, özellikle kurmay subayların çoğunun darbe girişiminde
yer alması dikkat çekicidir.

_**Cemaatin örgütlediği kişiler mi oraya gönderildi yoksa cemaat gidenleri orada
mı devşirdi sizce?**_

Bunu bilemem. Sadece çoğunun orada eğitim görmesi enteresan değil mi diyorum…

**‘EN BÜYÜK DARBE EMİR SUBAYLARININ İŞİN İÇİNDE OLMASIYDI’**

_**Darbeciler arasında komuta kademesi dışında sizi en çok şaşırtan kimler oldu?**_

Özellikle yaverlerin, emir subaylarının bu işin içinde olmasını anlayamıyoruz. Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne en büyük darbe bu oldu. Bu kadar özenle, titizlikle seçilmiş
insanların çoğunluğunun bu işin içinde olması büyük hayal kırıklığı yarattı. Genelkurmay
Başkanı’nın emir subayı, emrinde olduğu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en üst seviyesindeki
komutanı yerine cemaate hizmet etmeyi tercih etmiş!

_**Nasıl seçilir emir subayları?**_

Birlik komutanlarınca disipliniyle, çalışkanlığıyla, ketumluğuyla tanınan, çoğunlukla
da komutanın daha önce beraber çalıştığı personellerden seçilir. Genelde generallerin-
özellikle korgeneral olduktan sonraki- emir subayları, generaller emekli olana kadar
yanlarında kalırlar. Görev süresi uzadığı halde emrinde çalıştığı genelkurmay başkanı
emekli olunca emekliliğini istemiş birçok emir subayı vardır. Gelenek böyledir.

_**Hulusi Akar’ın emir subayları peki?**_

Emir subayının ne kadar önemli olduğu bu işte ortaya çıktı. Bildiğim kadarıyla Akar
kuvvet komutanlığından gelirken bile kendi emir subayını getirmedi, bir önceki genelkurmay
başkanının emir subay yardımcısını görevlendirdi. Oysa yaklaşık 10 yıldır emir subayı
kullanan bir orgeneralin yanında çok güvendiği bir emir subayının olması gerekir.
Hulusi Akar, Harp Okulu Komutanlığı’ndan bu yana emir subayı kullanıyor. Normal 
şartlarda tuğ ve tüm generaller emir astsubayı kullanır. İstisnai olarak Harp Okulu
komutanının emir subayı vardır. Bu TSK’nın geleneğidir.

_**Bu isimler seçilirken MİT raporuna ihtiyaç duyulur mu?**_

Hayır. Yarbay, binbaşı rütbesine gelmiş birinin geçmişte amirlerinden aldığı referanslar
sicilinde dururken MİT raporuna ihtiyacı yoktur. Ancak olumsuz bir olaya dahil olduğunda
MİT raporu gerekir yoksa atamalarda öyle bir rapor istenmez.

_**Peki Cumhurbaşkanlığı yaveri?**_

Cumhurbaşkanlığı kendine sunulan isimler arasından seçer başyaveri. Herhalde bu 
ismi seçerken MİT’den bilgi almışlardır. Yapılan bazı haberleri ben de okudum, MİT’ten
bilgi alındığı ve o bilgide böyle bir istihbaratın yer almadığı yazıyordu ama bu
doğru mudur, değil midir bilemem.

**BİR SUBAY OLARAK BEN DE YANIT BEKLİYORUM**

_**Darbe gecesi yaşananlara dair sizin de yanıtlayamadığınız sorular var mı?**_

Olmaz mı! Örneğin MİT’ten saat 16.00’da bir darbe hazırlığı olduğuna dair bilgi 
geliyor Genelkurmay Başkanı’na. Gerçi sonra o saat de değişti. MİT’e bilginin saat
15.00’de geldiği söylendi. Bu istihbaratın ardından bir takım önlemler alındığı 
söyleniyor. Peki Hava Kuvvetleri Komutanı’nın düğünde ne işi var saat 22.00’de? 
Komuta kademesi nerede? Bırakın bir TSK personeli olmamı, buna bir vatandaş olarak
da yanıt istiyorum. Çok açık söylüyorum. Kimin, kim olduğunu anlamak mümkün değil.
İfadeler çelişkili. Bu sorulara bir an önce yanıt bulunması gerekiyor. TSK’nın bu
işe karışmamış hatta darbeye karşı durmuş mensupları da hedef tahtasında. İki gün
sonra bir kendini bilmezin sokakta gördüğü TSK üniformalı birine saldırmayacağının
garantisi var mı?

_**Genelkurmay Karargâhı’nda darbe gibi olağanüstü bir durumda yapılacaklar bellidir
değil mi?**_

Elbette. Genelkurmay Harekât Merkezi ve kuvvet harekât merkezleri var. Direkt alarm
durumuna geçip birliklere mesajlarını çekerler. Bütün birliklerin de alarm talimatları
vardır. Bu talimata göre bütün birlik personeli haberdar edilir. Ancak burada görüldü
ki, o an bu emirleri alanların bir kısmı zaten önceden oralara yerleştirilen kişiler
olduğu için darbe teşebbüsüne karşı yapılması gereken tedbirleri uygulamamışlar,
direkt darbecilerin verdiği emirleri dikkate almışlar.

**‘DARBECİLER İCRACI DEĞİL PLANCI OLDUKLARI İÇİN BAŞARAMADILAR’**

_**Sizce darbe girişimi neden/nasıl başarısız oldu?**_

Darbe girişiminin başarısız olmasının başlıca sebebi, TSK içindeki demokrasi yanlısı
personelin bulundukları karargâhlarda tek başına astsubayından generaline kadar 
darbecilere karşı direnmesidir. Sonra elbette halkın sokağa çıkması darbecilerin
başarısız olmasını sağlamıştır. Bir de bu benim şahsi fikrim, personelin niteliklerini
bilen biri olarak söylüyorum, darbeye katılanların karargâhlarda planlayıcı olarak
görev yapmış kurmay subaylar olması, içlerinde çok az sınıf subaylarının olması,
icracı subaylar olmamaları darbenin başarısız olmasının temel nedenlerinden biridir.

_**Söylediğinizi teyit eden şu yorumu duyduk: Özel Kuvvetler’den darbeye daha büyük
bir destek olsaydı başka türlü. Ne olurdu?**_

Çok başka olurdu. Özel Kuvvetler personelinin çoğu işin uzmanı subay ve astsubaylardan
oluşur. Yani icracı personeldir. Yaklaşık 2 bin personeli olan Özel Kuvvetler’den
darbecilere destek veren bir tabura yakın yani yaklaşık 80 kişilik personeldir. 
Bu çok önemlidir.

_**Nedir Özel Kuvvetler’in önemi? Madem bu kadar “seçkin” bir birlik, oraya nasıl
sızdı Fethullahçılar?**_

Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK), Türkiye’deki profesyonel personelden oluşmuş tek
birliktir. Kuvvete değil doğrudan Genelkurmay’a bağlı tek birliktir aynı zamanda.
Arazi, görev tecrübesi olarak da silahlı kuvvetlerin en iyi birliğidir. Böyle bir
harekâtta böyle bir birliği liderleri almakta, kaçırmakta, nokta operasyonlarda 
kullanabilirlerdi.

**Çuvalla başlayan tasfiye ve o komutan…**

ÖKK’da tasfiye, 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de yaşanan başa çuval geçirme olayının
ardından başladı. Bu olayın ardından Özel Kuvvetler’in başına bir tümgeneral geldi.
2 yıllık görev süresinde buranın ana çekirdeğini oluşturan subay, astsubay ve çok
sayıda personelin tayinleri çeşitli bahanelerle başka birliklere çıkartıldı. 2 yıl
Özel Kuvvetler komutanlığı yaptıktan sonra terfi ederek Genelkurmay Personel Başkanlığı
yaptı ve ÖKK’dan tayinler aynı şekilde devam etti. Bir yıllık bu görevini takiben
geri döndü, 3 yıl Özel Kuvvetler komutanlığına devam etti. Korgeneral rütbesiyle
Özel Kuvvetler komutanlığı yapmış tek komutandır. 2010 yılında da orgeneralliğe 
terfi etti. Jandarma Genel Komutanlığı’nın ardından da emekliye ayrıldı.

_**Servet Yörük’ten mi bahsediyorsunuz?**_

Verdiğim tarihlerde orada kim görev yapmışsa ondan bahsediyorum. Ben parçaları bugün
birleştirip bu sonuca vardım. Darbede tutuklamalara bakıldığında çoğunun onun döneminde
tasfiye edilenlerin yerine gelenler olduğu anlaşılıyor.

_**Özel Kuvvetler’in adı o tarihlerde Bülent Arınç’a suikast iddiasında da geçmişti.
Şimdi bakınca neydi Çukurambar olayı?**_

Çukurambar olayı… Bodrum Güllük’ten gelen el bombası dolu kamyonların yakalanması
olayı… Çukurambar olayına adı karışan personelin ÖKK ile ilişiğinin hemen kesilmesine
rağmen bu işe emir veren o komutanın Jandarma Genel Komutanlığı’na kadar yükselmesi
de akılda soru işareti bırakmıyor mu? Kozmik Büro, Çukurambar olayı üzerine dağıldı.
O odaya giren hâkim Fethullahçı olduğu için tutuklandı. 19 Aralık 2009’da gerçekleşen
Çukurambar’daki olay şuydu, karargâhtan bilgi sızdırdığı istihbaratı üzerine bir
albayı takip etmekle görevli olan personelin Arınç’a suikast düzenleyeceği iddiası
ortaya atıldı ve Seferberlik Tetkik Kurulu lağvedildi.

**‘FETÖ’CÜLERİN YERİNE GELENLER DE DİNİ REFERANSLA GELDİ’**

_**Darbeci olduğu için ilişiği kesilenler ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ) ile gönderilenler…
Gidenlerin kim olduğunu anladık da gelenler kim, biliyor muyuz?**_

Gelenlerin çoğu da yine dini referanslarla geldi. Bakıyoruz, muhafazakâr yaşam tarzını
benimsemiş insanlar.

**CEMAAT TSK’NIN GÖZBEBEĞİ KURMAY SUBAYLARI SEÇMİŞ**

_**Darbeciler arasında neden bu kadar çok kurmay subay var?**_

Kurmay subaylar TSK’nın gözbebeğidir. Önleri açıktır, kritik görevlere gelmelerinde
öncelikleri vardır. Cemaat kendi üyelerini kurmay subay yapmak için özellikle 90’
lı yıllardan sonra ellerine soruları vererek akademiye girmelerini sağlamıştır. 
Örneğin akademiye 6 yıl çalışıp kazanamayan arkadaşlarımız oldu. Seviyeleri onlardan
daha düşük kişiler kazandı. O dönem bu kişilerin kazanmasına şaşırıyorduk. Sebebini
şimdi anladık ki bu kişilere cemaat tarafından sorular önceden veriliyormuş. Bu 
kişiler daha sonra kuvvet karargâhlarında, NATO’da kritik yerlere atandılar. Şura’ya
girenler de hepsi birer birer terfi ettirilerek general, amiral oldular, TSK içinde
önemli yerlerde görevlendirildiler. Darbe girişimine katılan sınıf subaylarına baktığımızdaysa
harp akademisinde sınıf subaylarına verilen KOMKARSU (Komutanlık ve Karargâh Subaylığı
Eğitimi) sınavlarında da cemaatin hile yaptığı ortaya çıktı. Bu kurs 1 yıl sürer.
Burası bitirildiğinde 1 yıl terfi veriliyor. Çoğu sınıf subayının bu kursu bitirdiği
görülüyor. Yani bu sınavda da sorular cemaat mensuplarına önceden verilmiş.

**‘ONLARA BALLI GÖREVLER, BİZE DAĞLAR TEPELER… NEDENİ ŞİMDİ ANLAŞILDI!’**

_**Cemaat, özellikle bazı dairelerde örgütlenmiş, neden?**_

Cemaatin birinci önceliği ilk başta bütün kuvvetlerin, hava, deniz, kara ve jandarmanın
personel başkanlıklarını ele geçirmek olmuş. Kendi personellerini buraya atamışlar.
Daha sonra istihbarat. Sonrası MEBS. Yani Muhabere Eğitim Bilgi Sistemleri. Personel
başkanlıkları sayesinde kritik yerlere kendi adamlarını yerleştirmişler. Bu kişilerle
ilgili gelen raporları temizlemişler. İstedikleri gibi dinleme yapmışlar. Kendilerini
sistemin içinde çok iyi gizlemişler. İtaatkâr, verilen görevi en iyi şekilde yapan,
çalışkan, disiplinli, donanımlı görünerek terfi ettirilmişler. Özellikle kurmay 
subayların tayin ve terfi işlerini takip eden Genelkurmay General Amiral Şube ile
kurmay subay şubelerinin de yine aynı cemaatin kontrolünde olmasından kaynaklı, 
kendi mensubu kurmay subaylara karargâhlarda, yurt dışı görevlerde öncelik tanınmış.
Özel kalem gibi Genel Sekreterlik gibi özel yerlerde çalışmışlar. TSK’da geçmiş 
yıllara baktığınızda Genelkurmay Özel Kalem Müdürlüğü yapmış bütün kurmay subayların
en az korgeneral seviyesine kadar yükseldikleri görülmüştür. Birçoğu da genelkurmay
başkanı olmuştur. Örneğin Hulusi Akar. Yani bu görev kritik bir görevdir. İstisnai
görevlere getirilmeleri, komuta kademesine doğru ilerleyip üst seviyede general 
olmalarının önünü açmak içinmiş. Görev yerlerimize baktığımda onlara hep ballı görevler,
bizlere dağlar tepeler düşmüş. Nedeni şimdi anlaşıldı.

**‘TSK’DA PERSONEL AÇIĞI YAŞANMAZ’**

_**Bu kadar çok kurmay subayın tutuklanmasının ardından onların yeri nasıl doldurulacak?**_

TSK’da personel açığı olmaz. Kurmay subaylar TSK’nın gözbebeğidir ancak becerisiyle,
bilgisiyle, görgüsüyle, yabancı diliyle en az onlar kadar iyi binlerce de sınıf 
subayı vardır. Liyakata göre şimdi oluşacak kurmay subay açığını kapatabilecek binlerce
sınıf subayı var.

**‘DEMEK Kİ BALYOZ PLANINI FETÖ’CÜLER YAZMIŞ’**

_**15 Temmuz gecesi yaşananlara bakınca demek ki Balyoz Planı’nı bu darbeci kurmaylar
yazmış.**_

Balyoz davasında suçlanmış hapis yatmış, temize çıkmış kurmay subayların çoğu şu
anda birçok yerde görevlendirilmiş durumda. İsteyenler geri dönmüştü zaten. Ayrılanlar
oldu ama birçoğu özlük haklarını kaybetmemek için görevlerine döndüler. O süreçte
Necdet Özel’in büyük çabası vardı. Balyoz sanığı personelin ilişiğini kesmedi, dava
sürecini bekledi. Nitekim gerçekler de ortaya çıktı. Darbenin ardından ilk bildiklerimiz,
örneğin 66’ıncı Zırhlı Tugay Komutanlığı’na, İstanbul İl Alay Komutanlığı’na, Antalya
İl Alay Komutanlığı’na atanan isimler… Cemaatin, daha sonra kumpas olduğunu öğrendiğimiz
bir takım oyunlarıyla önleri kesilmiş, hapse atılmak istenmiş veya atılmış TSK personeli
şimdi FETÖ’cü darbecilerin tutuklanmasıyla onların yerine atandılar.

**NEDEN HAVA KUVVETLERİ?**

_**O gece tepemizde uçan F-16’ları görünce Gülen Cemaati’nin Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda
ne kadar güçlü bir örgütlenmesi olduğunu anladık. Neden HKK?**_

TSK’nın istihbarat faaliyetlerinde Hava ve Deniz Kuvvetleri İstihbarat Başkanlıkları
başroldedir. Bütün Silahlı Kuvvetler’in belli lojistik hizmetlerini Hava Kuvvetleri
verir. Mesela askeri servisler. Bu araçlar yıllardır Hava Kuvvetleri’nin bünyesindedir.
Benim şahsi kanaatime göre en önemli sebep, hava okullarına sivil liselerden öğrenci
alımıdır. Hava Kuvvetleri’nin bundan 5 yıl öncesine kadar kendi askeri lisesi yoktu.
Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu’na veya Hava Harp Okulu’na sivil liselerde okumuş
öğrenciler de alınırdı. Sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. Işıklar, Kuleli, Maltepe
5 yıl öncesine kadar Kara Kuvvetleri’ne personel gönderiyordu. 5 yıl önce Işıklar,
hava lisesi oldu. Sivil okullardan öğrencilerin meslek ve harp okuluna girmeleri
sebebiyle sızmanın çok daha kolay olduğunu düşünüyorum. Bir örnek vereyim. Askeri
liseyi bitirdiğim dönemde 400 kişilik son sınıftan sadece 15 kişi Hava Harp Okulu’na
girebilmişti. Başvuranların çoğunluğu sağlık sebepleriyle elenmişti. Sebebini şimdi
düşündüğümde sivil liselerden daha fazla personel almak için askeri lise öğrencilerinin
özellikle elendiğini anlıyorum. Bir de Türk Silahlı Kuvvetleri’nden görevinin mahiyeti
ve envanteri gereği ABD ile en yoğun teması olan da HKK’dır.

**DARBEYİ DEMOKRASİ YANLISI TSK PERSONELİ BASTIRDI**

_**Gelelim TSK’ya yönelik tepkilere ve bunun doğrudan askere tepkiye dönüşmesine…**_

Ben bir TSK mensubu olarak TSK’nın ve siyasi otoritenin öncelikle şunu açıklamasını
beklerdim, darbe TSK içinde demokrasi yanlısı personelin dirayetiyle bastırılmıştır.
Topyekûn bir kalkışma olsaydı halk tanklarla uçaklarla vurulsaydı kimse bir şey 
yapamazdı. Halkta tüm TSK personeli darbe yanlısıymış gibi bir algı oluştu ne yazık
ki.

_**Peki ya erler… Darbe girişimine ‘tatbikat’ olduğu söylenerek götürüldükleri ifade
ediliyor.**_

Sadece erlerin değil, rütbeli personelin, bölük, tabur, tugay komutanlarının verdiği
emre itaat etmemesi emir-komuta zinciri içinde mümkün değildir. Bir gün önce terörle
omuz omuza mücadele ettiği komutanlarının emrini yerine getirmemeleri düşünülemez.
Bunun bir kalkışma olduğunu anlayıp emir-komuta zinciri içinde gerçekleşmediğini
gören ve buna karşı duranlar o gecenin kahramanlarıdır. Adını vermeyeyim. O gece
Güneydoğu’da bir ilin il jandarma alay komutanına Genelkurmay’dan darbe emri gelir.
Bölgede bulunan Tuğgeneral, “Emri aldın mı? Artık sıkıyönetim komutanı benim! Emir-
komuta bende” dediğinde, il alay komutanı, bu emrin açık olmadığını, sıralı amirlerine
soracağını söyleyip amirleriyle yaptığı görüşme neticesinde bunun bir darbe teşebbüsü
olduğunu anlar ve emrindeki birliklerle giderek o tuğgenerali tutuklar. Kolordu 
komutanını arayıp valiye giden bu albay orada ilin yöneticileriyle toplantıya katılır.
Hatta ilin DBP’li belediye başkanı da ilk kez bu yöneticilerle bu toplantıda buluşur.
Buna benzer çok kahramanlıklar var o gece. Özel Kuvvetler’de şehit olan Ömer Halis
Demir Başçavuş mesela… Darbeci tuğgeneral, Özel Kuvvetler’in emir komutasını ele
geçirmek istiyor. Ömer Başçavuş o tuğgenerali vuruyor. Tuğgeneralin yanındaki darbeciler
de Ömer başçavuşu vuruyorlar. Bu başçavuşumuz, diğer albayımız gibi böyle kahramanlıklar
gösteren çok sayıda personelimiz sayesinde önlendi darbe.

**Naval Postgraduate School CIA polemiği ile duyulmuştu**

Türkiye kamuoyu ABD’de ordu mensuplarına yüksek lisans eğitimi veren Naval Postgraduate
School’un adını, Şubat 2010’da dönemin Taraf gazetesi yöneticisi ve yazarı Yasemin
Çongar’la bir grup gazeteci arasındaki, “Çongar’ın eşi Chris Mason CIA ajanı” polemiğiyle
duymuştu. İddialara göre askerlerin yanı sıra öğrencileri ve eğitmenleri arasında
CIA ajanlarının da bulunduğu NPS’de hocalık yapan Chris Mason, okulun internet sitesinde
yer alan ve bu tartışmanın ardından kaldırılan biyografisine göre Afganistan’da 
gizli projelerde çalışmış, CIA’in Paştun Kızıl Hücresi’nde görev almış ayrıca Türkiye
için ‘Ilımlı İslam’ modelini sunan ve CIA’e yakınlığıyla bilinen RAND Corporation’da
da dersler veren biriydi.

Yine aynı tarihlerde Balyoz soruşturması kapsamında tutuklanan ve 18 yıl ağır hapis
cezasıyla yargılanan Amiral Cem Gürdeniz’in Silivri Cezaevi’nden mektupla yaptığı
bir söyleşideki şu ifadesi de dikkat çekici, “ABD, 1960 sonrası bir karar aldı. 
Madem Montrö nedeniyle Karadeniz’e ABD donanması çıkamıyordu, bunu Amerikan denizaltılarıyla
Türkler yapacaktı! Türk donanmasının Karadeniz’de Sovyetler’e karşı geliştirilmesinde
öncelik denizaltılara verildi ve personelin eğitimi ABD’de yapıldı. Denizciler kurslarla
yetinmeyip ABD deniz subaylarının gittiği yüksek lisans okullarına da (U.S. Naval
Postgraduate School) girdiler. Her sınıfın ilk 15 öğrencisinin eğitildiği bu okuldan
geleceğin kuvvet komutanı amiraller ve tepe yönetiminde yer alacak olanlar ‘devşirilmiş’
olarak çıkacaktı. Ben de bu okuldan 1984’te mezun oldum. Okul şu ana kadar 900 mezun
verdi.”

 
