# Davutoğlu, Merkel ve Rutte arasındaki sığınmacı pazarlığının detayları

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/davutoglu-merkel-ve-rutte-arasindaki-siginmaci-pazarliginin-detaylari-20859h/
- Yayımlanma: 2017-03-14T16:42:23+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Alman gazeteci Robin Alexander, dönemin başbakanı Davutoğlu tarafından “Kayseri 
pazarlığı yaptık” diye anlatılan sığınmacı anlaşması görüşmelerinin detaylarını 
yazdı.

Die Welt gazetesi muhabirlerinden Robin Alexander, ‘Getriebenen — Merkels Flüchtlingspolitik’(
Sürüklenenler — Merkel’in Sığınmacı Politikası) isimli bir kitap kaleme aldı. Kitapta,
dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Mart 2016’daki ilk AB — Türkiye Zirvesi’nden
bir gece önce, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte 
ile yaptığı görüşmenin detaylarını anlatıldı.

**‘DAVUTOĞLU-MERKEL-RUTTE GÖRÜŞMESİNDEN ÇIKAN KARARLAR SÖZLÜ ANLAŞMA OLARAK KALDI’**

Buna göre, zirvede ‘Türk tarafının talepleri’ olarak masaya gelen koşullar üzerinde
Davutoğlu-Merkel-Rutte görüşmesinde anlaşmaya varılmıştı. Söz konusu koşullar arasında
AB ülkelerinin her yıl Türkiye’den 150 bin ila 250 bin arasında sığınmacıyı ülkelerine
kabul etmesi de vardı. Ancak anlaşılan maddeler, bir anlaşma metnine dönüştürülmedi
ve üç isim arasındaki bir ‘sözlü anlaşma’ olarak kaldı.

Anlaşmanın bu bölümünün kamuoyuna açıklanmadığı kaydedilen kitapta, AB ile Türkiye
arasındaki sığınmacı anlaşmasında “Türkiye ile AB arasındaki kaotik yasadışı sınır
geçişleri sona erdiğinde, en azından sayıları tutarlı olarak ve dikkate değer şekilde
düştüğünde katılımın gönüllü olacağı bir düzenleme yürürlüğe girecektir” ifadelerinin
kullanıldığı hatırlatıldı.

**‘YÜKSEK ÖĞRENİM GÖRENLER VE KALİFİYELİ ÇALIŞANLAR SIĞINMACI KOTASINA DAHİL EDİLMEDİ’**

Alexander’ın kitabında, Merkel’in sığınmacı kotası için AB ülkelerine baskı yapmasının
sebebine de yer verildi. Buna göre, diğer ülkelerin reddetmesi halinde sığınmacıların
tamamıyla Almanya ve Hollanda’nın ‘çıkması’ gerekeceği için Merkel, kota konusunda
ısrarcı davrandı.

Sığınmacı kotasının uygulamaya girmesiyle Türkiye’den AB ülkelerine gönderilecek
kişilerin belirlenmesiyle ilgili kararın alınışıyla ilgili bilgilere de yer verilen
kitapta, “Yüksek öğrenim diplomasına sahip ya da kalifiye çalışanlar bu listeye 
asla girmeyecekti. Hatta Avrupa’ya giden trenlerdeki sağlıklı insanları sayısı bile
çok azdı. Türkler sadece çok ağır şekilde yaralanan ya da travma geçirmiş sığınmacıların
yeniden yerleştirilmesine izin verdi” denildi.

**‘MERKEL, AÇIK KAPI İÇİN DEĞİL SİYASİ SÖYLEMİNİ KORUMAK İÇİN MÜCADELE ETTİ’**

“Merkel, Brüksel’de açık kapı için değil siyasi söylemini korumak için mücadele 
etti” denilen kitapta, Merkel’in sığınmacı politikasının ‘insani mecburiyetler’ 
konsepti ve ‘günümüzde sınırlar kapatılamaz’ düşüncesini işaret eden bir ‘seçenek
yoksunluğu algısı’ temeline dayandığı da savunuldu. Kitapta ayrıca, Merkel’in ‘sınırlarını
açık tutarak AB’ye ortak bir çözüm üretmek için zaman kazandırma amacı taşıdığını’
açıklaması hatırlatıldı.

AB ile Türkiye arasındaki anlaşmanın göründüğü kadar hayati olmadığı kaydedilen 
kitapta, şu ifadelere yer verildi: “Zirveden bir gün sonra, 9 Mart 2016’da Slovenya,
Hırvatistan, Sırbistan ve Makedonya sadece geçerli kimlik kartı olan sığınmacıları
kabul etme kararı aldı ve bu ülkelerden birinde sığınma başvurusunda bulunmalarını
istedi. 10 Mart’ta Avusturya’nın Slovenya sınırındaki Spielfeld sınır kapısından
ülkeye giriş yapmaya çalışan hiçbir sığınmacı olmadığı bildirildi.”

Kitapta, Ankara ile Brüksel arasındaki anlaşmanın bundan 11 gün sonra yürürlüğe 
girdiği anımsatıldı.

**‘MERKEL, ‘OLUŞACAK GÖRÜNTÜ HÜKÜMETİN İMAJINA ZARAR VEREBİLİR’ KORKUSUYLA SINIRLARI
KAPATMADI’**

Öte yandan Alexander’ın kitabında, uyguladığı sığınmacı politikası nedeniyle Almanya’da
güç kaybeden Merkel’in bu konuya ilişkin kurmaylarıyla arasında geçen diyaloglar
da yansıdı.

Buna göre, Merkel, sığınmacı akınının zirveye çıktığı Ekim 2015’te çalışma arkadaşlarını
uyardı ve sınırları kapatmaya hazırlandı, ancak bu kararını son anda geri çekti.
Avusturya sınırına gizli şekilde on binlerce polis konuşlandıran Merkel, Almanya
İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere’nin üst düzey bir polise “Bunun sonucunda ortaya
çıkacak görüntüyle yaşayabilir miyiz?” sorusu üzerine kararından vazgeçti.

Kitapta, de Maiziere’nin “500 sığınmacı kucaklarında çocuklarıyla birlikte sınır
polislerine doğru koşarsa ne olacak?” diye sorduğu da aktardıldı.

**NE OLMUŞTU?**

Brüksel, 7-8 Mart 2016 tarihlerinde AB-Türkiye Zirvesi’ne ev sahipliği yapmış, zirvenin
ana gündem maddesi Türkiye’deki Suriyeliler ve sığınmacı krizi olmuştu. Zirveye 
Türkiye’yi temsilen katılan eski Başbakan Davutoğlu, dönüşte gazetecilere yaptığı
açıklamada, zirveyle ilgili olarak “Kayserili pazarlığı yaptık” demişti.

Taraflar arasında Anlaşma 18 Mart’taki AB-Türkiye Zirvesi’nde sağlanmış ve anlaşma
20 Mart’ta yürürlüğe girmişti. AB’ye kabul edecekleri sığınmacı sayısını 72 binle
sınırlandığı anlaşma çerçevesinde, bu tarihten sonra beş Yunan adasına ulaşan sığınmacıların
Türkiye’ye iadesine karar verilmişti.
