# Deloitte Türkiye raporunda risk uyarısı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/deloitte-turkiye-raporunda-risk-uyarisi-24280h/
- Yayımlanma: 2017-06-14T19:06:35+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Deloitte Türkiye yayınladığı raporda kapsamlı bir orta vadeli perspektif oluşturulmaması
durumunda, büyümenin kısa vadeli güçlü seyrinin ardından tekrar zayıflamasının ve
kırılganlıkların yükselmesinin olası olduğu belirtildi

Deloitte Türkiye’nin yayımladığı Ekonomik Görünüm Raporu, küresel ekonomideki toparlanmayı
umut verici olarak değerlendiriyor. Bununla birlikte kısa vadede hem gelişmiş hem
de gelişmekte olan ekonomilerde artan siyasi belirsizlikler önemli bir risk unsuru
olarak görülüyor. 

Türkiye tarafında zorlu ve çalkantılı bir dönemin ardından ekonomiye odaklanılması
için uygun bir fırsatın bulunduğu belirtiliyor. Bu yeni dönemde eski sorunlarımızı
kontrol altına alabilmek için ise kapsamlı bir orta vadeli perspektifin oluşturulması
gerektiği vurgulanıyor. Rapora göre aksi takdirde büyümenin kısa vadeli güçlü seyrinin
ardından tekrar zayıflaması ve kırılganlıklarımızın daha da yükselmesi olası.

Deloitte Türkiye Ekonomi Danışmanı Dr. Murat Üçer tarafından hazırlanan ‘Ekonomik
Görünüm – Yeni Dönem, Eski Sorular Raporu’ yayımlandı. Rapor, küresel ekonominin
siyasi risklere rağmen toparlanmaya işaret ettiğine dikkat çekiyor. Türkiye tarafında
ise önümüzdeki dönemde dış finansman koşuları ile içeride ekonomi politikalarının
seyri izlenmesi gereken konular arasında ilk sırada sayılıyor.

Deloitte Türkiye Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Pazarlama Lideri Hasan Kılıç,
konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye, ekonomisinin, hükümetin
aldığı önlemler sayesinde yılın ilk yarısında güçlü bir büyüme kaydettiğini göreceğiz.
Ancak bu güçlü seyrin sürdürülebilir olması için yatırımlarda ve güven ortamında

belirgin ve kalıcı bir iyileşme olması gerekiyor. Bu da büyük oranda reformlar konusunda
atılacak adımlara bağlı olacak. 16 Nisan referandumunun ardından bunun için uygun
bir fırsat yakalanmış oldu. 

Bu adımların atılmadığı bir ortamda küresel likidite koşullarının da daraldığı göz
önüne alındığında, büyümenin yeniden yavaşlama göstermesi ve enflasyon ile cari 
açık, yabancı yatırımcı iştahındaki azalma gibi malum kırılganlıklarımızın yükselmesi
olası görünüyor.”

**Küresel ekonomide toparlanma umut verici**

Rapor, küresel ekonomide özellikle son dönemde yaşanan toparlanmanın umut verici
olduğunu iletiyor. Korku endeksi olarak bilinen VIX, tarihsel olarak en düşük seviyelerde
bu durum da risk algısının son derece olumlu olduğunu gösteriyor. Büyüme, beklenen
seviyede olmasa da hızlanıyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin ve 
emtia fiyatlarındaki
görece istikrarın desteğiyle gelişmiş ekonomilerde enflasyon, hedeflenen seviyelere
kalıcı bir yükseliş sergilemiyor fakat deflasyon riski şimdilik ortadan kalkmış 
görünüyor.

Küresel ekonomide zayıf seyreden üretkenlik artışları, demografi ve yüksek borçluluk
oranları en önemli yapısal sorunları oluşturuyor. Kısa vadede ise hem gelişmiş hem
de gelişmekte olan ekonomilerde artan siyasi belirsizlikler önemli bir risk unsuru.

**Türkiye ekonomisi**

Deloitte raporuna göre Türkiye ekonomisi, yılın ilk yarısında görece güçlü seyrettikten
sonra, ikinci yarıda özellikle yılın sonuna doğru belirgin şekilde ivme kaybetme
riski barındırıyor. Gelecek yıl ise yavaşlamanın bir miktar daha sürmesi bekleniyor.
An itibariyle istihdam seferliğinin etkisi henüz rakamlara sınırlı yansımışken, 
önümüzdeki aylarda bir miktar toparlanma bekleniyor. Yine de seferberliğin tek başına
sonuç getirmeyeceği, tek haneli işsizlik 
rakamı elde etmek için büyümede ve yatırımlarda
gözle görülür ve kalıcı bir toparlanmanın olması gerekliliği öne çıkıyor.

Uzun vadeli enflasyon beklentilerinin TCMB’nin belirsizlik bandının da üzerinde 
seyretmesi ve temel enflasyon göstergelerindeki katılık, enflasyondaki yüksek seyrin
dönemsel olmadığı, hatta son yıllarda alışılan ortalama %8 seviyesinin üzerine sıçradığını
gösteriyor. Rapora göre enflasyon, yıl sonunda tek haneli seviyeye gerileyecek ancak%
9’lar düzeyinde kalacak.

Yaşanan gelişmeler ışığında, bütçe açığının GSYH’ya oranla %2,1 olacağına ilişkin
resmi beklentinin aşarak %2,5 seviyesinde gerçekleşeceği değerlendiriliyor. Açığın,
2018 yılında ise %2 seviyesinde olması bekleniyor. 2019 yılının yeni bir seçim yılı
olması nedeniyle 2018 bütçesinde belirgin bir sıkılaşma olmayacağı, hatta yeni teşviklerin
devreye sokulabileceği öngörülüyor. Cari açık seviyesinin ise 2017 sonunda 35 milyar
dolar seviyesine doğru bir 
artış kaydetmesi bekleniyor.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’ye yönelik sermaye girişlerinde ani duruş riski gözlenmese
de süreç esnasında finansman koşullarının zorlaşacağı ve dış finansman maliyetlerinin
artacağı bir dönem öngörülüyor. Türkiye’nin yüksek finansman ihtiyacı, düşük rezerv
miktarı ve global ortam göz önüne alındığında kurda nominal olarak 
değerlenme ve
genelde lira üzerindeki baskının kırılmasını beklemek pek olası değil…

**Avrupa’da toparlanma devam, ancak siyasi riskler endişe yaratıyor**

Euro Bölgesi’nde ekonomik toparlanma güçlü seyrini sürdürüyor. Riskler tarafında,
Hollanda ve Fransa seçimlerinde popülist-Euro karşıtı adayların kaybetmesi belirgin
bir rahatlama yaratsa da siyasi endişeler tam olarak ortadan kalkmadı. Fransa’da
yapılacak Parlamento seçimleri, İtalya’da erken genel seçim riski, Almanya’da Eylül’de

yapılacak genel seçimler bu siyasi endişelerin başında geliyor.

Çin’de teşvik ve hızlı kredi büyümesi ile gelişen büyüme oranına rağmen, IMF gibi
uluslararası kuruluşlar, büyümenin 2018’de aşağı yöne geçeceğini öngörüyor. Yılın
sonuna doğru yapılacak Komünist Parti Kongresi’nin ülkede orta vadeli adımlar ve
görünüm açısından kritik olacağı düşünülüyor.

Rusya’da petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Brezilya’daki siyasi belirsizliğin azalması
sonucu 2015 ve 2016’da daralan Brezilya ve Rusya ekonomilerinin ise bu yıl büyümeye
dönebileceği ifade ediliyor.
