# Deprem kiracıları nasıl etkiliyor?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/deprem-kiracilari-nasil-etkiliyor-95280h/
- Yayımlanma: 2023-02-20T12:28:10+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Evlerini kaybeden yüzbinlerce kişi [deprem](https://www.borsatek.com/bm-depremin-ardindan-turkiyede-ciftcilerin-acil-yardima-ihtiyaci-var-95201h)
bölgesinden tahliye edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yapılacak yardımlar
kapsamında her haneye 10’ar bin lira verileceğini ve “konteyner kentler dışında 
barınacaklara ev sahibi olanlar için aylık 5 bin lira, kiracı olanlar için aylık
2 bin lira kira yardımı yapılacağını” söyledi.

[Erdoğan](https://www.borsatek.com/cumhurbaskani-erdogandan-erken-secim-aciklamasi-94482h)
aynı zamanda yıkılan binaların bir yıl içinde yeniden inşa edilip sahiplerine teslim
edileceğini duyurdu.

Ancak evleri yıkılan veya hasar gören kiracılarla ilgili henüz bir bilgilendirme
yapılmadı.

Diğer taraftan ülkenin birçok diğer bölgesinde ev sahipleri ve kiracılar binalarının
depreme dayanıklılığı konusunda endişeli.

Uzmanlarla görüşerek ve geçmiş örneklere bakarak deprem öncesi ve sonrasında kiracıların
haklarını inceledik.

### ‘Kiracılar da enkazlar kaldırılmadan delil tespiti talebinde bulunmalı’

Uzmanlara göre ev sahipleri gibi evlerinde yıkım veya hasar meydana gelen kiracıların
da hasarın seviyesine göre çeşitli maddi ve manevi tazminat talep hakları var.

BBC Türkçe’ye konuşan İstanbul Barosu Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu Kurucu Başkanı
Şeref Kısacık’a göre yaralıların tedavisi veya yakınlarının defin masrafları, iş
göremezlik veya destekten yoksun kalma masrafları, eşya hasar bedeli veya ömür boyu
yaşanacak acı ve üzüntünün bedeli olarak manevi tazminat bunlardan bazıları.

Kısacık, muhatabı belirlemek için deprem bölgelerinde enkazlar kaldırılmadan yıkılan
ve hasarlı binalardan gerekli numunelerin alınıp delil tespiti yapılması gerektiğini
söylüyor:

“Kiracı-mal sahibi ayrımı yapılmadan zarar görenlerin ivedilikle delil tespiti talebinde
bulunmaları lazım. Yani bu hasara depremin dışında neden olan ne? Giriş kattaki 
galerici dükkanına daha çok araç sokabilmek için kolonları, kirişleri mi kesti? 
Yoksa müteahhit uygun olmayan veya eksik malzeme mi kullandı? Yüklenici veya arsa
sahibi binayı iki kat yapacağına beş kat mı yaptı? Binaya iskân belgesi veren ve
denetlemeyen kamu kurumları mı sorumlu?

Bunun için kamu kurumlarının hazırladığı hasar tespit raporunun da kullanılabileceğini
belirten Kısacık, “Ama hasar çok büyükse kiracı mahkemeye dilekçe vererek özel tespit
talep edebilir. Kiracı kendi mahallesi ve binasıyla ilgili görsel ve yazılı yayınları
da delil olarak bir kenarda tutmalı” diyor. 

### Kiracılar ev sahiplerini sorumlu tutabilir mi?

Kısacık, kamu kurumları, denetim şirketleri, proje müellifleri ve müteahhitlerin
yanı sıra ev sahiplerinin de hasar ve yıkımdan sorumlu tutulabileceğini söylüyor:

“Kiraya veren, kiraya verdiği yeri kullanışlı halde bulundurmak zorunda. Evin riskli
olduğunu veya mevzuata uygun şekilde inşa edilmediğini bilen ve buna rağmen kiralayan
ev sahipleri depremden sonra hem maddi hem de manevi açıdan sorumludur.

“Depremden önce binada gözle görülür bir çatlak veya hasar ilgili kamu kurumları
aracılığıyla kontrol edilmiş ve bina riskli olarak tespit edilmiş ise binanın gerekli
bakım, onarım ve güçlendirme işlemlerini yaptırmayan ev sahibi de sorumludur.”

Ancak depremde yıkılan veya hasar alan binalarda önceden gözle görülür bir sorun
tespit edilmediği ve binanın mevzuata uygun şekilde yapıldığı kanıtlanabiliyorsa
Kısacık’a göre ev sahibi sorumlu tutulamaz.

### Kiracılar evlerine geri dönebilir mi?

Deprem ya da diğer toplumsal hayatı etkileyen afetlerde yapılacak yardımları düzenleyen
7269 sayılı kanun kapsamında kiracı ve ev sahibi ayrımı yapılmaksızın etkilenen 
kişiler, kalıcı yerleşkeler yeniden oluşturulana kadar yapılan yardımlardan faydalanabiliyor.

Az hasarlı ve orta hasarlı binaların onarım süreçleri tamamlandığında, ev sahibinin
başkaca bir tahliye gerekçesi yoksa kiracı evine dönebiliyor.

Ancak Kısacık’a göre bina tümden yıkılmışsa kira ilişkisi sona eriyor.

Yerine yapılan yeni binada ise yeni bir sözleşme yapılması gerekiyor.

### Düzce ve İzmit’te kiracıların hak mücadelesi

Geçmişe baktığımızda benzer olaylar ve emsal olabilecek davalar görüyoruz.

17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 Gölcük ve Düzce depremlerinden sonra binlerce bina yıkılmış
ve depremzedeler geçici barınma alanlarına yönlendirilmişti.

2002 yılında bu barınma alanlarının boşaltılması gündeme geldiğinde kiracı depremzedelerin
ne yapacağına ilişkin bir çalışma yapılmadığı ortaya çıkmıştı.

Buna karşılık oluşturulan İzmit ve Düzce’de Evsiz Depremzedeler Dayanışma Konut-
Yapı Kooperatifi isimli Türkiye’nin ilk kiracılar hareketi, mülk sahipleri gibi 
kendilerinin de konut sorununun çözülmesi, konut yapılamıyorsa altyapılı arsa ve
uygun kredi verilmesini talep etti.

Neredeyse 20 yıl süren bu mücadeleyi yakından takip eden Hukukçu Erbay Yucak, TOKİ
Başkanlığı tarafından İzmit’in Arızlı mevkinde 716 konut yapıldığını Düzce’de ise
arsa tahsis edildiğini anlatıyor:

“Arsa tahsisinde usulsüzlük yapıldığı için dava açıldı ve bu dava 10 yıl sürdü. 
Devamında da şimdiki adıyla Umut Evleri projesi başladı. Kredi verilmediği için 
yine dava açıldı ve o dava da kazanıldı. Proje bugün bitme aşamasında.

“İzmit ve Düzce’deki süreç TOKİ başkanlığının kiracılara deprem sonrasında konut
yapması uygulamasının ilk örnekleri sayılır. Van depreminden sonra da konteynerlerde
kalan ve konut talebi için organize olan kiracılar için konut yapıldı. Umuyorum 
ki Pazarcık ve Elbistan depremleri sonrasında da hükümet aynı yaklaşımını sürdürür.”

### ‘Kiracı olarak hakkımız yok, elimiz kolumuz bağlı’

6 Şubat depremlerinin ardından ülkenin birçok yerinde insanlar yaşadıkları evlerin
depreme dayanıklılığı konusunda tedirgin.

Deprem risk tespitine yönelik başvurularda artış kaydediliyor.

Ancak mülk sahibinin tapu ve kimlik bilgilerini gerektiren bu başvuruyu kiracıların
bireysel olarak yapması mümkün değil.

Diğer taraftan yapılan teknik incelemelerden sonra konutun ‘riskli yapı’ olduğu 
kararı verilirse güçlendirme veya yıkım süreci başlatılıyor.

Yıkılan binaların tahliye edilmesi için 90 günlük süre veriliyor.

Bu nedenle bazı ev sahipleri ve kiracılar risk tespiti yaptırmaktan çekiniyor. 

Bazıları henüz ev sahiplerini tespit başvurusu yapmaya ikna edemiyor, bazıları ise
konut fiyatlarındaki artış nedeniyle yeni ev bulamamaktan çekiniyor.

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde yaşayan öğrenci Yağmur Bozacı, 1970’li yıllarda yapılan
binasında risk tespit başvurusu yapamadığı için ayrılma kararı aldığını söylüyor:

“Alt kat komşularımız ev sahibi, onlardan rica ettim. Onlar da ev 1999 yönetmeliğine
uygun olmadığı için direkt yıkım kararı alınacağını veya güçlendirme için çok yüksek
miktarda para isteneceğini belirtti. Kontratım bitince çıkacağım, hatta belki daha
erken bile çıkarım. Çok tedirginim orada yaşamaktan. Ailemin evine dönmek zorunda
kalacağım çünkü fiyatlar çok yüksek.”

Güngören ilçesinde kiracı olan çevirmen ve müzisyen Bora İnce ise 1978 yılında inşa
edilen binasında görünürde bir hasar olmadığını ancak tedirgin olduğunu paylaşıyor:

“Binadaki diğer ev sahipleri acaba yıkım kararı çıkar mı, çıkarsa metrekaresi düşer
mi gibi kaygılar yüzünden tespit yapılmasını istemiyor. Kiracı olarak hakkımız yok,
tapu isteniyor o yüzden elimiz kolumuz bağlı. İBB’nin hızlı tarama açıklamasından
sonra alt komşularımızı ikna etmeye çalışıyoruz. Garip bir korku var, işin ciddiyetinin
farkında değildi insanlar son depremlere kadar.”

Şişli ilçesinde kirada oturan ve apartman yöneticisini risk analizi yaptırmaya ikna
etmeye çalışan Zeynep* ise şöyle konuşuyor:

“Zemin katta oturuyorum ama arkada istinat duvarı var. Deprem anında toprak kaymasına
ve evin yıkılmasına çok müsait ve bu bizim için inanılmaz endişe verici. Ev arkadaşımla
kendi odalarımızda yaşam üçgenleri nasıl olur, gardırop yatağın üstüne şu açıyla
düşer, elimizde metreyle eşkenar üçgen ölçüp yaşam alanları yaratmaya çalıştık. 
Başımızın üstünde sürekli su şişesiyle uyumaya başladık. Çok eski evlerde yaşıyoruz,
inanılmaz korkuyoruz.”

Bu sorunlarla baş etmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) 17 Şubat’ta yayımladığı
bir bildiride riskli yapı tespitine artık sadece ev sahipleri değil kiracıların 
da başvurabileceğini duyurdu.

Risk tespitinden önce de ‘hızlı taramaya’ müracaat edilebileceği belirtildi.

İBB, bu yöntemin bir yol haritası oluşturduğunu, binayı direkt riskli yapı olarak
kodlamadığı için konutların tahliye edilmediğini belirtti.

### ‘Güvenli bir konutta yaşamak için konut sahibi olmamız gerektiği söyleniyor’

Kentleşme ve yaşam alanları üzerine çalışanlar Türkiye’de kiracı olmanın güçlüklerine
dikkat çekiyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Mekanda Adalet Derneği Kentsel Politikalar Programı Sorumlusu
Bahar Bayhan, konutun sadece mülkiyet temelli olmadığını, herkes için bir hak olması
gerektiği mesajını yaygınlaştırmaya çalıştıklarını ve depremlerin ardından bunun
yeniden gündeme geldiğini belirtiyor:

“Türkiye’de güvenli bir konutta yaşamak için konut sahibi olmamız gerektiği söyleniyor
ve koşullar ona göre uyarlanıyor. Kiracılar en dezavantajlı konumdaki grupları teşkil
ediyor. Güvencesiz kalmaya mahkûm kılınıyor.”

Depremden sonra ülkenin birçok yerinde bina dayanıklılığının gündeme geldiğini söyleyen
Bayhan, birbiriyle düşman konumuna düşmüş ev sahibi ve kiracıların bir araya gelip
birlikte hareket etmesi gerektiğini düşünüyor:

“Kiracıların bir şekilde örgütlenmesi gerekiyor. Taleplerimizi yükseltmemiz, muhatapları
sıkıştırmamız ve yurttaş denetimciliğine geçmemiz gerekiyor artık. Konut başımızın
üzerindeki çatıdan çok daha fazlası. Depremde evlerini kaybedenler sadece konutlarını
değil, bütün yaşamlarını, kentlerini, hafızalarını kaybettiler. Bu çok önemli, buna
dikkat çekmemiz gerekiyor.”
