# Devalüasyon olacak mı? Başbakan yardımcısı açıkladı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/devaluasyon-olacak-mi-basbakan-yardimcisi-acikladi-16691h/
- Yayımlanma: 2016-11-11T20:08:30+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Başbakan Yardımcısı Canikli, “Devalüasyon olmayacak, Türkiye’de teknik olarak devalüasyonun
olma ihtimali de yoktur” dedi

Başbakan Yardımcısı Canikli, Çotanak Arena Stadı ve Olimpik Yüzme Havuzu Temel Atma
Töreninde yaptığı konuşmada,  Türkiyenin güçlü büyüme performansının devam edeceğini
vurgulayarak, “Son derece önemli, bizim en önemli vasıflarımızdan bir tanesi 14 
yılda ortaya konulan Türkiye’nin büyüme performansıdır, sürekli büyümesidir. 2009
yılını kriz yılını dışarıda bırakırsak, Türkiye sürekli olarak büyümesini sürdürme
imkanı olan, istikrarlı bir şekilde olan bir ülke ve yaşadığımız büyük problemlere
ve şoklara rağmen içeriden ve dışarıdan kaynaklanan ciddi sıkıntılara rağmen bu 
özelliği devam ediyor, etmesi gerekir çünkü yatırım büyüme demektir, büyüme istihdam
demektir.” diye konuştu.

Son 14 yılda Türkiye ekonomisinin 9 milyon yeni iş imkanı ortaya çıkardığını aktaran
Canikli, “Hatta 9 milyonu da aşıyoruz. Bu kolay değil ve bu şekilde yüksek istihdam
imkanı ortaya koyabilen, bu kadar hızlı büyüyebilen geçmişte ülke sayısı çok azdır,
ya da yok denilebilecek kadar azdır.” ifadesini kullandı.

Nurettin Canikli, geçmişte bir anayasa kitabının cumhurbaşkanı tarafından dönemin
başbakanına atıldığında bütün ekonominin çöktüğünü anımsatarak, “Sistem çöktü, üretim
durdu. İşsizlik inanılmaz boyutlara ulaştı, TL, dolar karşısında üç kattan fazla
değer kaybetti bir hafta içerisinde.” dedi.

Şimdi bir miktar dalgalanma olduğunu, bundan yola çıkarak yine bazılarının her zamanki
gibi Türkiye’yi, Türkiye ekonomisini karalamaya yönelik çalışmalar yaptığını ya 
da söylemlerde bulunduğuna işaret eden Canikli, dalgalanmaların doğal olduğunu anlattı.

**“Piyasa şartları çerçevesinde günlük olarak, anlık olarak dalgalanıyor”**

Dalgalı kur politikası uyguladıklarını aktaran Canikli, konuşmasına şöyle devam 
etti:

“Bunun ilanı 2001 yılında yapıldı, zaten o günden bu yana, adı üzerinde yani dövizin
fiyatı aşağı da gelir yukarı da gider, piyasa şartlar çerçevesinde o günkü gelişmeler
çerçevesinde. Bunların hiçbir tanesi devalüasyon değildir, devalüasyon olmayacak,
Türkiye’de teknik olarak devalüasyonun olma ihtimali de yoktur. Çünkü zaten piyasa
şartları çerçevesinde günlük olarak, anlık olarak dalgalanıyor, bugün yukarı çıkar,
yarın iner, tekrar çıkar….Dolayısıyla bu zaten baştan öngörülmüş, çünkü eğer baskı
altına aldığınız zaman esas dövizin fiyatını baskı altına alan modelleri uygulamaya
kalkıştığınızda, belli süre baskı altında kalır şişer daha sonra da o sıkışan gazın
etkisiyle patlar.”

Bu sistemde öyle bir riskin söz konusu olmadığını kabul etmek gerektiğine dikkati
çeken Canikli, “Oradan herhangi kaygı durumu kesinlikle söz konusu değildir ya da
Türkiye ekonomisinin güçlü yapısını etkileyecek olumsuz yönde etkileyecek bir faktör
değildir. Dediğim gibi Türkiye’nin bütün finansal sistemi bankacılık sistemi öyle
bir test edildi ki o kadar güçlü olaylarla test edildi ki hiçbir tanesinde yıkılmadı,
bundan sonra da zaten daha kötüsü olmaz. O nedenle Türkiye ekonomisinin gücü konusunda
hiç kimse en ufak tereddüt içerisinde olmasın ya da hesabını kitabını bu çerçevede
yapmasın.” diye konuştu.

**“Terör örgütlerine her türlü desteği veren maalesef ülkeler var”**

Nurettin Canikli, bütün bu yapının zor şartlar altında sürdürüldüğünü ifade ederek,
terörle çok büyük bir mücadele verildiğini vurguladı.

Terör örgütlerinin arkasında küresel ölçekte maalesef büyük destekler söz konusu
olduğunu aktaran Canikli, “Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü tehdit eden bu terör
örgütlerine karşı biz bu mücadeleyi sürdürürken, bu millet bütün gücüyle bu mücadeleyi
sürdürürken ama maalesef uluslararası alanda bu terör örgütlerine her türlü desteği
veren maalesef ülkeler var.” dedi.

Nurettin Canikli, “Bunun başında da en ilginç tarafı Avrupa’nın olması, batının 
olması, dostumuz diye bildiğimiz müttefikimiz kabul ettiğimiz ülkeler tarafından
terör örgütlerine açıkça silah yardımı da dahil olmak üzere, her türlü desteğin 
verilmesini bir kez daha buradan şiddetle kınıyoruz ve lanetliyoruz.” değerlendirmesinde
bulundu.

**“Hiç kimse bize Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta ne işi var diyemez”**

İçeride ve dışarıda hiç kimsenin “Suriye’de ne işiniz var, Irak’ta ne işiniz var”
diyemeyeceğini kaydeden Canikli, şunları söyledi:

“Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik hakları Suriye ve Irak üzerinde konuşlanmış
terör örgütü tarafından tehdit ediliyor ve saldırıya uğruyorsa hiç kimse bize Türkiye’nin
Suriye ve Irak’ta ne işi var diyemez. Orada elbette işimiz var kendi ülkemizin güvenliğini
sağlamak için varız, başka bir şey için değil.”

Canikli, bu ekonominin gerçekten güçlü kalması için çok ciddi çaba sarf ettiklerine
vurgu yaparak, şu görüşlerini paylaştı:

“Bakın biliyorsunuz Fetullahçı Terör Örgütünün finans kaynaklarının kesilmesi noktasında
teröre finansman sağlayan şirketlerle bunlarla mücadele çerçevesinde biliyorsunuz
yargı tarafından olan bir işlem var. Kayyum tayin ediliyor bu şirketlere, Fetullahçı
terör örgütüne para desteği sağlamış ya da onun parasını aklamış olan firmalarla
ilgili doğal olarak mevzuatımıza göre bu suçtur, ceza kanunumuza bütün dünyada suçtur.
Onun tespiti için bir takım çalışmalar yapılıyor.”

Bu çerçevede bir çok firmayla ilgili operasyonlar gerçekleştirildiğini aktaran Canikli,“
Kayyumlar tayin ediliyor, biz de ekonominin olumsuz yönde etkilenmemesi ve bu firmaların
üretimlerinin zarar görmemesi için bir çalışma yaptık adım attık ve kayyum sıfatıyla
bunların daha önce yönetim konusunda kendisini ispat etmiş TMSF tarafından yönetilmesi
şeklinde bir karar verdik ve onunla ilgili adımlar atıldı.” ifadesini kullandı.

Nurettin Canikli, bunun çok da iyi olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Eğer bu adımlar atılmamış olsaydı, bu şirketler çok zor durumda kalmış olabilirdi,
mali açıdan sıkıntıyla karşı karşıya kalabilirlerdi ve bu ekonomimize belli oranlarda
zarar verebilirdi, ama şu anda hiçbir sıkıntı yok. Bugün itibarıyla TMSF’ye devredilen
şirket sayıyı 594’tür ve 594 şirkette artık TMSF’nin o güçlü, kendini daha önce 
ispat etmiş kaliteli yönetiminin güvencesi altındadır. O noktada mahkeme sonuçlanana
kadar faaliyetine devam etmesinde fayda görülen bu şirketler en iyi şekilde yönetilecektir.”
