# Dış siyaset de ekonomimiz gibi: Tel tel dökülüyoruz

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dis-siyaset-de-ekonomimiz-gibi-tel-tel-dokuluyoruz-73278h/
- Yayımlanma: 2021-10-24T10:04:39+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Dış politikada yaşanan kriz her geçen gün büyüyor. F-35 programından çıkarılan Ankara,
1 milyar 400 milyon doların peşine düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “ABD, Türkiye’nin
F-35’ler için yaptığı ödemenin karşılığını F-16’larla geri vermeyi teklif etti” 
şeklindeki açıklamasının ardından Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da F-16 gündemine
ilişkin konuştu. Akar, “Stratejik müttefikimiz, dostumuz ABD’den hem F-16 tedariki
hem de elimizdeki bazı uçakların modernize edilmesi için teknik çalışma başlatıldı”
ifadelerini kullandı.

BirGün’ün haberine göre öte yandan Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF), Türkiye’yi
kara para aklama ve ‘terörizmin finansmanı’ ile mücadele konusunda yeterince çaba
göstermeyen ülkelerin bulunduğu gri listeye aldıklarını duyurmasının yankıları da
sürüyor. CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, FATF’nin Türkiye’nin gri listeye almasına
ilişkin, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru
önergesi verdi.

Siyaset bilimci uzmanlarla Ankara’nın F-16 hamlesini, Halkbank Davası’nı ve ‘gri
liste’ meselesini konuştuk.

**BÜTÜN FATURA ÖNLERİNE GELECEK**

Türkiye’nin gri listeye alınmasını değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. İlhan
Uzgel, Batı’da AKP karşıtlığının vurgulandığı bir döneme giriş yapıldığına dikkat
çekerek şöyle konuştu: “AKP ile Batı arasındaki makasın açıldığını söyleyebiliriz.
Şimdiye kadar AKP hükümetinin bazı faaliyetlerini tolere ediyorlardı. Artık önümüzdeki
süreçte öyle bir politik evreye geçtik ki AKP’nin hatalarını göz ardı etmeyeceklerini
söylüyorlar. Kayıtları yavaş yavaş ortaya dökecekler ve faturayı AKP hükümetinin
önüne koyacaklar.”

Halkbank’ın ABD temyiz mahkemesi tarafından yargılanabileceğini hükmetmesine ilişkin
de konuşan Uzgel, “Amerika bu tür durumlarda geçmişte 9 milyar dolara kadar ceza
veriyordu. Bunun ekonomik boyutu ne kadar olacak bilemiyoruz. Politik boyutuna baktığımızda
ise ABD, Türkiye’ye S-400 alacağına dair ısrar edersen seninle başka alanlarda hesaplaşırız
demek istiyor. Halkbank gibi durumları bu yüzden AKP’nin önüne getiriyorlar. AKP’nin
karşısında verebileceği hiçbir cevap da yok, esas sorun bu.” ABD Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü Price ve Erdoğan arasındaki çelişkili açıklamaları da değerlendiren Uzgel,
şunları kaydetti: “Bu tür çelişkili açıklamalarda hükümete artık güvenmiyoruz. Çünkü
kamuoyuna defalarca gerçekçi olmayan durumlar sunuldu. Dolayısıyla güvenilirlik 
sorunu olan bir hükümet ile karşı karşıyayız. Bu durumun içeriğine bakarsak, 1.4
milyar doları kaptırdılar. Ne uçağı ne de parayı alabiliyorlar. Bunun bedelini parça
parça hepimiz ödüyoruz. O parayı AKP yönetimi varken ödemeyeceklerini düşünüyorum.
Batı ile ilişkilerinde de bölgesel ilişkilerinde de hükümet çok zor bir durumda.”

**DENGE POLİTİKASI MÜMKÜN DEĞİL**

Türk ve Amerikalı yetkililerin arasındaki çelişkili açıklamaları değerlendiren Siyaset
Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Sıtkı Egeli ise, “İki taraf
arasındaki temaslarda taraflarca verildiği düşünülen mesajlar ile karşı tarafın 
anladıkları veya anlamak istediklerinin birbirinden bir hayli farklı olduğunu gösteriyor.
Doğru düzgün bir diyaloğun mevcut olmadığını veya tarafların o diyalogda karşı tarafı
doğru şekilde anlayamadıkları veya anlamak istedikleri açık” dedi. Türkiye’nin F-
35 için ödemiş olduğu 1,4 milyarın geri alınıp alınmayacağına ilişkin Egeli, “Eğer
ABD tarafı geri ödemeye yanaşsa bile, çok karmaşık ve taraflar arasında mutlaka 
görüş farklılıklarını barındıran bir tablo ortaya çıkmasını beklemek gerçekçi olur”
ifadelerini kullandı. Türkiye Rusya’dan S-400 gibi ABD ve NATO için stratejik mana
taşıyan bir savunma sistemi değil de başka bir savunma ürünü alsaydı, ilişkilerde
bu tür bir gerilme ve tıkanma yaşanmayacağını belirten Egeli’nin değerlendirmesi
şöyle: “Geçmişte örnekleri var; Türkiye’den Rusya’dan güdümlü tanksavar füzeler 
aldı örneğin, ama konusu bile yapılmadı. Ama S-400 alımı o kadar çizgi dışı bir 
adıma karşılık geliyor ki, önümüzdeki dönemde Rusya’dan yapılacak ve normalde ilişkileri
etkilememesi beklenebilecek daha sıradan savunma ürünü alımlarının da, ABD tarafında
derhal ve abartılı şekilde gündeme oturması, ABD medyası ve Kongresi’nin tepkisini
tetiklemesi beklenmeli. Zira, ilişkilerde belli bir eşik ve kırılma noktası aşıldı;
bu arada Türkiye ABD sistemi içerisindeki tüm savunucularını kaybetti. Dolayısıyla,
hem Rusya, hem ABD’yi gözeten bir denge politikası S-400 kararına kadar mümkün olabilirdi,
hatta gerekliydi de. Ama geldiğimiz noktada artık pek mümkün değil. Çünkü iki tarafın
da birbirine yönelik bakış ve algıları dramatik şekilde kötüleşti.”
