# Dördüncü dalga en çok aşısızları vurdu

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dorduncu-dalga-en-cok-asisizlari-vurdu-75224h/
- Yayımlanma: 2021-11-19T18:48:42+03:00
- Yazar: Selim Soydan

BirGün’ün haberine göre Türk Toraks Derneği 24’üncü kongresini bu yıl Covid-19 nedeniyle
hibrit olarak Antalya’da gerçekleştiriyor. Her yıl akciğer sağlığı uzmanlarının 
buluştuğu kongrede halk sağlığı için önemli birçok çalışma açıklandı ve Covid-19
pandemisi ve aşılamalar masaya yatırıldı.

Kongre öncesi yapılan toplantıda araştırmalara dair bilgiler verilerek aşının koruduğuna
ve aşısızlığın hasta ettiğine dikkat çekilerek, “Yatan hastalar içinde aşı olanlar
da var. Bunun nedeni doğru ve zamanında yapılmayan aşılamadır” denildi. Ayrıca hava
kirliliğinin virüsü taşıdığına ve pandeminin en çok işçileri vurduğuna vurgu yapıldı.

Türk TORAKS Derneği Klinik Sorunlar Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Uzun, bin
401 hasta üzerinde gerçekleştirilen çalışmayı ve sonuçlarını paylaştı:

“1401 hastanın 529’u (yüzde 37.7) yoğun bakımlarda yatan hastalardan oluşuyordu.
Bu hastaların 715’i ise erkek (yüzde 51) ve 686 (yüzde 49) hasta ise kadın hastalardı.
Hastaların 669’u (yüzde 47.8) aşısızlardan oluşurken, toplamda 1304 hasta (yüzde
93) ise aşısız veya 2 doz Sinovac veya tek doz aşı olan hastalardan oluşuyordu.”

Sosyal medyada dezenformasyonun aşılamalara karşı tehdit oluşturduğunu belirten 
Prof. Dr. Uzun, şöyle devam etti:

“Üçüncü dalgada toplam nüfus içinde aşı oranı düşük olmakla birlikte sağlık çalışanlarında
Sinovac aşısının ölümleri yüzde 95’ den daha fazla engellediğini göstermiştik. Türkiye’de
Temmuz 2021 tarihinden itibaren başlangıçta sağlık çalışanları ve 50 yaş üstü nüfus
olmak üzere 2 doz Sinovac aşısı olanlara 3. hatırlatma dozu (Sinovac veya Biontech)
önerilmiştir. 10 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla 12 milyon, 30 milyon ve 6 milyon
kişinin sırasıyla bir doz, çift doz ve üç doz aşılı olduğu bilinmektedir. Yaklaşık
olarak da 19 milyon kişi aşısızdır. Araştırmamızda 4. dalgada hastaneye yatan hastalardan
çift doz Sinovac yapılmış hasta oranının yüksekliği, iki doz Sinovac aşısının etkinliğinin
daha önceki dalgara göre azaldığını düşündürtmektedir. Yaklaşık yarısının aşısız
olduğu görülmektedir ve çift doz Sinovac aşısının koruyuculuğu da artık devam etmemektedir.

4. dalga sadece aşısızları değil uygun aşı olmayanları da etkilemektedir. Örneğin
64 yaş üstüne bakıldığında çift doz Sinovac’lı hastaların aşısızlardan daha fazla
olduğu görülmektedir (301’e karşılık 200 hasta). Yatan hastaların yüzde 52’sinin
aşılamaya rağmen hasta oldukları düşünüldüğünde doğru, yeterli ve zamanında yapılması
gereken aşılamanın önemi artmaktadır. Çalışmamızda aşı olmama nedenleri arasında
duraksama, ihmal ve aşı karşıtlığının yer aldığını göstermiştir.

Bununla birlikte, eğitim ve doğru bilgi ile aşı olmayan grubun ikna edilebileceği
açıktır. Sosyal medya kanalıyla aşılarla ilgili yayılan yalan ve yanlış bilgilerin
pandemiyi kontrol altına almada önemli bir tehdit olduğu görülmektedir. Sonuç olarak,
bu çalışmada etkili aşılamanın Covid-19 ilişkili hastaneye yatışları önlediği, çift
doz Sinovac aşısının etkisinin devam etmediği, bununla birlikte çift doz Sinovac
yapılmış kişilerde hatırlatma dozunun immün yanıtı artırdığı gösterilmiştir.”

Türk TORAKS Derneği’nden Nur Konyalılar hava kirliliği ile Covid-19 arasındaki ilişkiye
dair bugüne kadar yapılmış ilk önemli araştırmayı açıkladı. Bu araştırmaya göre 
kirli havayı taşıyan partikül maddeler içerisinde SARS-CoV-2 virüsüne rastlanıyor.

Araştırmada şu bilgiler verildi:

“Bugüne kadar yapılan çalışmalar Covid-19 ile hava kirliliği arasında önemli bir
ilişki olduğunu göstermektedir. Partikül Madde (PM) ise hava kirliliğinin en önemli
bileşenlerinden biri olarak virüsler de dahil olmak üzere enfeksiyon ajanları için
taşıyıcı görevi yapabiliyor. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve
Mikrobiyoloji ana bilim dalından araştırmacıların öncülüğünde 12 üniversitenin iş
birliği ile virüsün partikül madde içinde taşınıp taşınmadığı incelendi. Türkiye
genelinde 10 ilde, 13 farklı lokasyondan toplam 203 örnek analiz edildi. Buna göre
örneklerin yüzde 9.8’inde yani 20 örnekte virüs RNA’sına rastlandı. Pozitif örneklerin
çoğu hastane bahçelerinden toplanmış, bir kısmı da kentsel konumlardan elde edilmiştir.
Bu çalışmanın bulguları göstermiştir ki; Covid-19 özellikle enfeksiyonun yaygın 
olduğu yerlerde ortamdaki partiküller tarafından taşınabilir. Bununla birlikte, 
bunun virüs enfeksiyonunun yayılması üzerinde bir etkisi olup olmadığı henüz belirlenmemiştir.
Çalışmamız atmosferdeki SARS-CoV-2 miktarıyla ilgili nicel sonuçlar bildiren ilk
çalışma olma özelliğine sahiptir.

– Yatan hastalar içinde “2 doz Sinovac + 1 doz BioNTech” olanların sayısı 11 (Yüzde
0.8)

– 3 doz Sinovac olanların sayısı 49 (Yüzde 3.5)

– Yoğun bakımda yatan hastaların 281’i (Yüzde 53.1) aşısız

– Yoğun bakımda yatan hastaların 497’si (Yüzde 94) aşısız veya 2 Sinovac veya yetersiz
doz (tek doz) aşılı

– Çift doz Sinovac veya 3 doz aşı olanlar (3. doz Sinovac veya BioNTech) daha yaşlı
ve daha fazla eşlik eden hastalıkları var

– Aşısızların oranı 50 yaş altında yüzde 72.4 olduğu görülürken, bu oran 65 yaş 
üstünde yüzde 32.9’du

– Kadın hastalar erkek hastalara göre daha yaşlı ve (61.1/58.4) ve daha fazla komorbid
hastalığa (1.25/1.16) sahip olsalar da yoğun bakıma yatışları erkeklere göre daha
azdı (230/686, yüzde 34 karşılık 299/715, yüzde 42)

– Eşlik eden hastalık sayısı ve yaş ile yoğun bakım yatış arasında doğrusal bir 
ilişki olduğu tespit edildi

Dr. Nilüfer Aykaç araştırmada Türkiye’de salgının hemen her döneminde vaka sayısının
yüksek olduğu İstanbul’da, salgının sınıfsal dinamiğini ortaya koymayı amaçladıklarını
belirtti.

Dr. Aykaç, toplum genelinde yaşanan eşitsizliğin bir yansıması olarak insanların
hastalıklara yakalanması da eşitsizdir. Kişiler arasındaki bu farklılığın ağırlıklı
nedeni sosyoekonomik eşitsizliktir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından eşitsizliği oluşturan
faktörler sağlığın sosyal belirleyicileri olarak tanımlanır ve toplumsal yapının
bir sonucu olduğu için kabul edilemez olarak değerlendirilir” dedi.

Covid-19’un hayatını sürdürmek için devamlı olarak çalışmak zorunda kalan mavi yakalı
işçileri daha fazla vurduğunu ortaya koyan araştırmanın detaylarını açıklayan Dr.
Aykaç sözlerine şöyle devam etti:

“Araştırma, il içi hareketliliğin yoğun olarak gözlendiği bölgelerin ise ağırlıkla
mavi yakalı kesimin ikâmet ettiği Avcılar, Bahçelievler, Esenyurt ve Küçükçekmece
olduğu belirlendi. Anadolu yakasında ise benzer biçimde mavi yakalıların ağırlıkla
yerleşim bölgeleri olan Kurtköy, Pendik, Samandıra, Ümraniye ve Tuzla’da hareketliliğin
olduğu izlendi. İstanbul’da yaşanan Covid-19 görülme sıklığının 65 yaş üstü nüfusunun
yoğunluğu ile açıklanamayacağına, “Evde kal” gibi kişisel tercihler ile karantina
uygulamasının özellikle organize sanayi bölgelerindeki çalışanları kapsamına almadığına,
yaşamlarını devam ettirebilmek için kayıt dışı sektör de dahil olmak üzere her gün
çalışmak zorunda kalan yoksulların salgının öncelikli hedef grubunu oluşturduğuna
işaret etmektedir. Covid-19 pandemisiyle başa çıkmanın yolu vaka sayısının arttığı
ve salgının pik yaptığı dönemde acil ve temel ihtiyaç dışındaki tüm sektörlerin 
çalışmasını durdurup çalışanlara hükümet tarafından ücret desteği vererek toplum
sağlığı için salgını baskılamaktır. Araştırmamız, İstanbul’daki kısıtlanmanın olduğu
dönemde bile mavi yakalılardaki var olan bu hareketliliğin salgını baskılama stratejisi
değil sınıfsal bir sürü bağışıklığı yaptığı yönündedir.”
