# Dört bakan Sarraf’ın dava dosyasına girdi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dort-bakan-sarrafin-dava-dosyasina-girdi-16816h/
- Yayımlanma: 2016-11-16T13:35:10+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Türkiye’de kapatılan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gündeme gelen dört
eski bakanın rüşvet aldığına ilişkin iddiaların yer aldığı fezlekeler, ABD’de tutuklu
bulunan Rıza Sarraf’ın dava dosyasına girdi. New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet
Bharara, belgelerin doğruluğunun FBI tarafından teyit edildiğini de söyledi.

New York’ta devam eden İran asıllı Türk iş adamı Rıza Sarraf’ın dava sürecinde iddia
ve savunma makamları arasında incelenecek delillerin yasal olup olmadığı konusunda
tartışmalar büyüyor.

New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara ve Sarraf’ın avukatları arasında
davanın aslının görülmeye başlanacağı öngörülen 23 Ocak’ta mahkemeye sunulacak deliller
konusunda en önemli görüş ayrılıkları yaşanıyor.

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun haberine göre, dava sürecinde tartışmaların
odak noktasını, Türk polisi tarafından 17 Aralık 2013 yılında Sarraf hakkında hazırlanan
fezlekenin mahkemeye delil olarak sunulması oluşturuyor.

Türkiye’de 17 Aralık’ta hazırlanan polis fezlekesinin, Sarraf’ın, e-postalarını 
okumak için delil olarak kullanılıp, mahkemeden izin alınmasına avukatlar itiraz
ediyor. Avukatlar ayrıca Sarraf’ın e postalarının incelemek için alınan yasal iznin
Türk Adalet Bakanlığıyla da paylaşılması konusunda mahkemeye bir baş vuruda bulundular.
Yargıç Berman, savunmanın bu isteğini ise reddeti.

Deliller konusundaki bir diğer görüş ayrılığı da Sarraf’ın Miami’de tutuklandığı
sırada cep telefonundan yasal olmayan bir şekilde elde edildiği iddia edilen fotoğraf,
belge ve bilgiler.

**Son sözü dava yargıcı söyleyecek**

Son iki gündür Amerikan Federal Adalet Sistemine, iddia ve savunma makamı tarafından
yapılan elektronik başvuru dilekçelerinde dava sürecinde nelerin delil olarak kullanılacağı
yönünde bir iddia ve savunma makamı arasında bir uzlaşma sağlanmadığı görülüyor.

Davanın aslının görüleceği süreçte nelerin delil olup olmayacağı konusundaki son
kararı, New York Güney Bölgesi Federal Mahkeme Hakimi Richard Berman verecek. Bu
konuda yapılacak duruşmanın tarihi ise henüz netleşmedi. Daha önce 22 Kasım’da yapılacağı
açıklanan duruşma konusunda ise savunma ve iddia makamı arasında uzlaşma olmadı.
Deliller konusunda duruşmanın Kasım ayı sonuna kadar yapılması bekleniliyor.

**Türk polisi tarafından hazırlanan 400 sayfalık fezlekeyle mahkemeden izin alınmış**

Dava dosyasında yer alan kayıtlara göre: Türkiye’de 17 Aralık soruşturmasının kapatılmasının
sonrasında, Federal Sulh Mahkemesi’ne başvuran New York Güney Bölgesi Başsavcılığı,
Amerikan ulusal çıkarları için tehdit oluşturduğu gerekçesiyle e-posta hesaplarına
ulaşma izni istemiş.

Mahkemeye kanıt olarak da Türkiye’de kapatılan soruşturmada, Türk emniyet güçleri
tarafından hazırlanan 400 sayfalık fezlekenin İngilizcesi kanıt olarak gösterilmiş.

Federal Sulh Hakimi Kevin Nathaniel Fox, savcılığın Rıza Sarraf’ın ABD’nin İran’a
uyguladığı ambargoyu deldiği, Amerikan ulusal çıkarları için tehlikeli olduğu gerekçelerini
ve Türk polisi tarafından hazırlanan fezlekeyi kanıt olarak kabul etmiş.

Sulh Hakimi Fox’ın imzasıyla yasal izin alınarak Sarraf ve dava dosyasında bulunan
şüphelilerin e-postalarının incelenmesi izni 23 Eylül 2014’te verilmiş.

**‘Türk Adalet Bakanlığı’na Sorulmalı’**

Sarraf’ın avukatları, savcılığın Türkiye’de hazırlanan fezlekeyi, Federal Sulh Mahkemesi’ne
sunarak, Sarraf ve davada adı geçen diğer kişilerin e-posta yazışmalarını görmek
için yasal izin aldıklarını belirtiyor ve bu durumun kabul edilemez olduğunu savunuyor.

Sarraf’ın avukatları Türkiye’de kapatılan bir soruşturmayla ilgili hazırlanan bir
fezlekenin hükümet kayıtlarına geçmiş olsa bile komplo iddiaları nedeniyle geçersiz
olduğunu belirttiler.

Mahkemeye yapılan başvuruda söz konusu fezlekenin geçerli olup olmadığı konusunda
muhatabın Türk Adalet Bakanlığı olması ve oradan görüş alınması gerektiği savunuldu.

**Bharara: Türkiye, ABD adalet sisteminin nasıl çalıştığını bilmiyor**

New York’ta devam eden Sarraf davasının hakimi Berman, dün aldığı bir kararla iddia
makamını mahkemeye davet etti. Hakim Berman ve New York Güney Bölgesi Başsavcılığı
yetkililerinin gerçekleştirdiği toplantı sonrasında gizli kalmak kaydıyla 10 Kasım
tarihinde Başsavcı Preet Bharara tarafından kaleme alınan yeni bir dilekçe daha 
Federal Adalet Sisteminde akşam geç saatlerde yayınlandı.

Orijinali yedi sayfadan oluşan ve bir bölümü karartılan belgede, Sarraf soruşturmasının
başlatılmasına esas olan 2014 tarihinde gizli olan bir mahkeme belgesinin, gizlilik
kararı kaldırılarak kendileriyle paylaşılma yönündeki Türk Adalet Bakanlığı talebinin
kabul edilemez olduğu belirtildi.

Savunma makamının, fezlekenin doğruluğunu Türk Adalet Bakanlığı’nın doğrulaması 
talebine dikkati çeken savcı, fezlekeyi zaten internette kamuya açık hale getirdiklerini
hatırlattı ve dilekçesinde, “Türk Bakanlığı gerekli görür ve isterse kendisi bakabilir”
ifadesine yer verdi.

Bharara dilekçesinde Türk Adalet Bakanlığı’nı, Amerikan hukukunun bir belgeyi nasıl
kullanacağına müdahale etmekle de suçladı. New York Güney Bölgesi başsavcısı dilekçede,
Türkiye’nin Amerikan adalet sisteminin nasıl çalıştığını bilmeden müdahale ettiğini
savunuyor.

Bharara’nın mahkeme yargıcı Berman’a sunduğu dilekçede iki noktaya da dikkati çekiyor.
Bunlardan biri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkan Yardımcısı Joe 
Biden ile görüşmesinde Sarraf davasını gündeme getirmesi, diğeri de Adalet Bakanı
Bekir Bozdağ’ın bir süre önceki Washington ziyareti sırasında Amerika Adalet Bakanı
Loretta Lynch ile görüşüp Sarraf davasının hiçbir delile dayanmadan görüldüğünü 
savunması ve Sarraf’ın serbest bırakılıp Türkiye’ye gönderilmesini talep etmesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisiyle ilgili iddialarına da yanıt veren
Bharara, New York Güney Bölgesi Başsavcılığına bağlı hiç bir kimse Türkiye’de yiyip
içmedi” dedi.

**‘Fezlekenin doğruluğunu FBI da teyit etti’**

Bharara, imzalı dilekçede kanıt olarak mahkemeye sunulan fezlekenin doğrulunun İstanbul’da
görevli FBI yetkilileri tarafından teyit edildiği belirtildi. “Sarraf, sunulan fezlekenin
güvenilmez olduğunu bu soruşturmanın kendisi ve diğerleri için siyasi gerekçelerle
yapıldığını ifade etsede sonuçları bakımından, bu fezlekenin ortaya çıkması sonrasında
soruşturmayı yürütenler ya tutuklandılar yada görev yerleri değiştirildi. İstanbul’da
görevli FBI ajanları sunduğumuz bu fezlekeyle ilgili doğruluğu yönünde emin oldukları
konusunda görüş bildirdiler. Gerek dava dosya numaraları ve fezlekenin hazırlanış
formatının Türk güvenlik güçlerinin kriterlerine uygunluğunu ifade ettiler. Türk
emniyet güçleri tarafından hazırlanan, yüzlerce sayfadan oluşan fezlekede tipik 
bir yasal güvenlik gücü soruşturma yöntemi uygulandığı görülüyor. Fiziki dinleme
ve takip, telefon kayıtları, finansal analizler, elektronik araştırmalar yapılmış.
Telefon konuşmaları kaydedilmiş, yüzlerce fotoğraf, imaj, ekran kayıtları, finansal
kayıtlar elektronik ve fiziki kayıtlar yer almış. Hazırlanan fezlekede bulunan şahıslar
gerçek kişiler, telefon kayıtları ve fotoğraflar gerçek. ABD yetkili makamlarının
da bu konuda yapmış olduğu bağımsız soruşturmada vardığı kanı hazırlanan fezlekeyle
örtüşüyor. ” denildi.

**17 Aralık fezlekesi Amerikan Federal Adalet Sistemine Resmen Girdi**

New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara, mahkemeye bugün sunduğu 31 sayfalık
dilekçede Sarraf’ın avukatlarının, fezlekeyi doğru olmadığını ve elde edilen e posta
yazışmalarının delil olamayacağı iddiasının kabul edilemez olduğunu savundu.

Bharara, Türkiye’de 17 Aralık operasyonun başlamasına neden olan ancak daha sonra
kapatılan 400 sayfalık 17 Aralık fezlekesinin İngilizce çevirisi ve fezlekede yer
alan görseller ve tapelerinde yer aldığı dosyayı elektronik olarak Amerikan Federal
Adalet Sistemi’ne koydu.

Bu şekilde Türkiye’de yayın yasağı getirilen ve engellenen 17 Aralık fezlekesi kamuya
açık bir şekilde dava dosyasına girmiş oldu.

Bharara, 31 sayfalık gerekçeli itirazında savunmanın e-postaların hukuksuz elde 
edildiği görüşüne katılmadığı vurguladı.

Sarraf’ın olayı siyasileştirmek istediğini öne sürdü. Bharara, ABD’de görülen davanın
Türk politikacıları ilgilendirmediğini ancak Sarraf’ın suç ortaklarını da kapsadığını
belirtti.

**‘Türkiye’de basın özgürlüğü yok’**

Mahkemeye sunulan itiraz dilekçesinde Türkiye’de basına uygulanan sansür, gazetelerin
kapatılmaları tutuklanan gazetecilerle ilgili bilgilere de yer verildi. Türkiye’nin
dünyada basın özgürlüklükleri sıralamasında gerilediği de belirtildi.

Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar’ın yazdıkları sonrasında hapse
girdiği ifade edildi. Türkiye’de Can Dündar ve Cumhuriyet gazetelerine uygulanan
baskılar ifade edildi.

Can Dündar’ın Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) tarafından; ‘ 2016 Basın Özgürlükleri’
ödülüne layık görüldüğü vurgulandı.

Reporters Without Borders’ın (Sınır Tanımayan Gazeteciler) raporlarlarında Türkiye’nin
180 ülke arasında 151’inci sırada olduğu vurgulandı.

Rapora göre Türkiye’nin Güney Sudan, Pakistan ve Rusya gibi ülkelerin gerisinde 
kaldığı ifade edildi. Hapiste bulunan gazeteci sayısında ise Türkiye’nin Çin ve 
İran’ı bile geçip gazetecilere en fazla hapseden lider ülke durumuna geldiği belirtildi.
