# “Dövizde Kurgulanan model fasit bir dairedir”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dovizde-kurgulanan-model-fasit-bir-dairedir-55036h/
- Yayımlanma: 2020-08-10T09:04:02+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

SESMİR Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Ökmen, ani ve yüksek  devalüasyona uğradıktan
sonra başıboş dalgalanmak, ekonomi dışı faktör ve metotlarla yönetilen kur rejimlerinin
kaçınılmaz akıbeti olduğunu  belirterek, “Kurgulanan model fasit bir dairedir: Döviz
talep  edenlerin bankalardan döviz alımı ile başlayan, swap yoluyla Merkez
Bankası’na
aktarılan, Merkez Bankası’ndan bankalara aktarılan TL  kaynaklar ile kredi hacmini
genişletmeye zorlanan ve yine Merkez Bankası’na ait dövizlerin kamu bankaları eliyle
tekrar satışı ile  neticelenen bu fasit daire sürdürülebilir değildir. ” dedi.

Regülatörlerin görevinin finansal model kurmak ve işletmek değil  düzenleme ve kontrol
etmek olduğunu belirten Ökmen, şunları söyledi:

“Faiz seviyelerini düşük tutarak yatırım harcamalarının ve üretim  hacminin artırılamayacağı
net bir şekilde bu kez daha iyi  anlaşılmıştır: Gerekli yapısal dönüşümleri yapmadan,
ülkelerarası  jeo-politik tabanlı gerilim politikalarından vazgeçilmeden salt faiz
seviyelerini düşük tutarak yatırım harcamalarının ve üretim hacminin  artırılamayacağı
net bir şekilde anlaşılmış olmalıdır.

Düşük faiz politikası, döviz talebini canlı tutarak fiyat  istikrarının dengesizliğini
süreklileştirmektedir: Yatırım harcama  eğilimi ile faiz seviyesi arasındaki korelasyon
anlamsızlaşmış olduğu  için düşük faiz politikasının beklendiği gibi bu konjonktürde
ekonomik  büyümeye katkısı bulunmamaktadır.  Tam aksine düşük faiz politikası,  
dövize talebini canlı tutarak fiyat istikrarının dengesizliğini  süreklileştirmektedir.

Reel sektörün döviz pozisyon açığı, TL’nin değer kaybının hızlıca  ve direkt olarak
üretici ve tüketici enflasyonuna yansıması nedeniyle  negatif reel faiz politikası
yanlış ve hatta zararlı bir politikadır.

Olanaksız üçlü teoremine aykırı olan uygulamalarda ısrar etmemek  gerekir: Olanaksız
üçlü teoremine aykırı olan uygulamada ısrar  etmemek, direkt ve endirekt ya da hafif
veya ağır her türlü sermaye  kontrolü önlemine son vermek, döviz/sermaye piyasalarına
giriş veya  çıkışı zorlaştıran engellerin ortadan kaldırılmasına, en önemlisi  döviz
talebini sınırlamanın yanında döviz arzına da zarar veren  uygulamaları derhal ortadan
kaldırmak gerekir.

Dünyadaki likidite bolluğu ve tedarik zincirlerinin yeniden  konumlanma arayışları
Türkiye ekonomisi açısından müthiş bir fırsat  sunarken, bu fırsat heba olmuştur.

Azalan döviz rezervinin tekrar geri kazanılması ve risk  primlerinin düşürülmesi
için alternatif döviz elde edilmesine ilişkin  politikalar üretilmemiştir: Yüksek
faiz maliyeti önemsemeden,  uluslararası piyasalarda tahvil borçlanmalarına yeniden
ağırlık  verilmelidir.  Her borçlanma sonrasında, bir öncekine göre bir sonraki 
tranşlar normalleşmeye başlayacaktır. 

Faiz artırımının dışında TL’nin dış değerini savunacak başkaca  etkili bir enstrüman
kalmamıştır: TL üzerinden fiyatlanan tüm  varlıklardan kaçış sürecinin devam ettiği
bu konjonktürde, faiz  artırımının dışında TL’nin dış değerini savunacak başkaca
etkili bir  enstrüman kalmamıştır.  Reel sektörün dış borcunun seviyesi ve ara  
malı ithalat bağımlılığı geçerli olduğu sürece düşük faiz  politikasıyla güçlü TL
sağlanamaz. TL’nin dışsal değerini negatif TL  reel faizi ile korumak mümkün değildir.

Politika faizi, döviz talep edenler üzerinde ani şok etkisi  yaratacak yükseklikte
artırılmalıdır.  Politika faizinin güncel  konjonktürde reel faiz üretebilmesi için
artırılması gerekir. Aksi  halde, döviz talebi devam edecek ve sermaye kontrolü 
tedbirlerinin  alınma zorunluluğu ortaya çıkacaktır

Bankacılık sektörünün kamu desteğine ihtiyaç duyma olasılığı  belirmiştir: Bankacılık
sektörünün kamu desteğine ihtiyaç duyma  olasılığı, düşük olan net genel kamu borcunun
dengeleyici ve koruyucu  rolünü riskli alana itmekte, zayıflatmaktadır.     

Bankaların risk yönetim süreçlerini zedeleyen tüm uygulamalar  durdurulmalıdır: 
Kredi verme baskısı yaratarak bankaların risk yönetim  süreçlerini ve disiplinini
zedeleyen, ucuz maliyetli gevşek likidite  yaratarak döviz talebini artıran Aktif
Radyosu’nun tutturulma  zorunluluğu ivedilikle sonlandırılmalı ve bu uygulama tamamen
ortadan  kaldırılmalıdır.

Denenmiş reaksiyonlarda ısrar edilmemelidir: Geçmiş döviz  krizlerinde gösterilen
ekonomik ve politik reaksiyonların bir  benzerinin bu krizde de aynen yinelenmesi,
tedbir olarak ortaya  konulan politikaların başarı olasılıklarının geçmiştekiler
gibi  olacağının matematiksel kanıtıdır. 

Tedbirler sonucunda ortaya çıkan kamusal pozitif dışsallık, ulusal  düzeyde üstlenilen
maliyet ve riskin altında kalmıştır: Merkez Bankası  bilançosunun, hazinenin nakit
açığının ve yine kamu bütçe açığının eş  zamanlı büyümelerinin yarattığı pozitif
kamusal dışsallık, ortaya  çıkan risk düzeyine dahi eş değer büyüklükte olamamıştır.

Kaynak kullanımı ve plasman konularında kamu bankları piyasa  koşullarının ve regülasyonların
dışında hareket etmeye son  vermelidirler: Kamu bankaları özellikli krediler hariç
olmak üzere,  piyasa faiz oranlarının altında   plasman faaliyetlerine zorlanmamalı,
açık pozisyonlarını vadeli türev işlemleriyle bir an evvel  kapatmalıdırlar.

Merkez bankasının asli görevi fiyat istikrarını sağlamaktır:
Merkez bankası bağımsız
bir kurumsal yapı içerisinde ilk görevinin,  ulusal fiyat istikrarını sağlamak olduğunu
tekrara hatırlamalı, TL’nin  konvertibilitesinden ve sermaye hareketlerinin serbestliği
ilkesinden  taviz vermemelidir.

Para ve döviz piyasaları alanında Merkez bankasına ait olan ve  ancak şeffaf olmayan
yollarla kamu bankalarına aktarılmış olan  sorumluluk ve görevlerin, tekrar Merkez
Bankası tarafından  sahiplenilmesi ve yürütülmesi şarttır. 

Türkiye’nin uzun süreden bu yana orta ve uzun vadeli bir ekonomik  yol haritası 
ve programı yoktur. Sis ve karanlıkta pusula olmadan  normal adımlarla yürümek ve
hedefi bulmak zordur. 

Bütçe açığının ilk tedbiri Kamusal alanda sıkı bir tasarrufa  gidilmesi olmalıdır.

Ulusal veri güvenliği ve şeffaflığı konusunda giderek zayıflayan  yatırımcı inancının
bir an evvel düzeltilmesi gerekir.  “
 
