# Dövize Endeksli Mevduat ile faiz artırımının farkı ne?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dovize-endeksli-mevduat-ile-faiz-artiriminin-farki-ne-77372h/
- Yayımlanma: 2021-12-22T10:38:31+03:00
- Yazar: Selim Soydan

BBC Türkçe’nin haberine göre kurdaki yıkıcı hareketin sürdürülebilir olmadığı, bu
nedenle er ya da geç bir önlem gelmesi bekleniyordu. Enflasyonist baskılara karşı
en etkin silah olan [faiz](https://www.borsatek.com/faiz-haberleri) aracının kullanılmayacağın
hükümet tarafından net bir dille ifade edilmişti. Bu nedenle iktisatçılar arasındaki
yaygın görüş, kurdaki baskıların önce hafif sonra daha ağır sermaye kontrolleriyle
bertaraf edilmeye çalışılacağı şeklinde idi.

[Sermaye kontrolü](https://www.borsatek.com/Sermaye%20Kontrol%C3%BC-haberleri) endişesinin
bankacılık sisteminden çıkışları başlattığı, hızla artan oynak kurun ekonomide ciddi
tıkanıklıklara sebep olduğu, iş dünyası temsilcilerinin art arda endişelerini dile
getirdiği bir noktada Dövize Endeksli Mevduat enstrümanı ilan edildi.

Bu yeni enstrüman, tasarrufların TL olarak tutulmasını, eğer TL’de dövize karşı 
değer kaybı olursa bu farkın tasarruf sahiplerine ödenmesini öngörüyor. Bu şekilde
TL’deki hızlı değer kaybının önüne geçilmesi hedefleniyor. Eğer DEM’e geçiş DTH’lardan
gelirse aradaki kazanç farkı [TCMB](https://www.borsatek.com/TCMB-haberleri) tarafından,
TL mevduatlardan gelirse Hazine tarafından ödenecek.

Riskin bu şekilde garantiye alınması bedelsiz değil elbette. TCMB’nin para basması
enflasyon, Hazinenin kaynak aktarımı ise vergi gelirlerimizin mevduat sahiplerine
aktarılması demek. 

Sermaye kontrollerine gidilmeden, DEM yolu ile TL talebinin artırılmaya çalışılması
piyasalar tarafından olumlu karşılandı. Ancak burada da iyi ve kötü senaryolar mevcut.
İyi senaryo DEM’in yolun bundan sonrasında dövize geçişleri azaltması ve bu şekilde
TL’deki değer kaybının yavaşlaması olur.

Kötü senaryoda DEM döviz talebindeki artışı durduramaz. Bu durumda kur artışı Hazineyi
ve TCMB’yi ciddi bir genişleme zorunda bırakır. Şayet vergilerde bir artış olmazsa(
ki seçim öncesi bu olasılık yok denecek kadar az) bütçe açığı artar. Bu durum, sonu
hiperenflasyona kadar giden bir süreçle sonuçlanabilir. 

**TL’nin değer kazanması beklenirse****:**

Tasarruf sahiplerinin ellerindeki dövizi satıp DEM’e geçmeleri büyük ölçüde beklenti
ve güven ile ilintili. Şayet döviz kurundaki hareketin spekülatif olduğuna ve TL’nin
değer kazanacağına dair bir inanç oluşursa o zaman döviz yüksekken satıp DEM’e geçmek
tasarruf sahibi açısından mantıklı olur. Ancak son üç ay içerisinde ciddi bir enflasyon
ve kur şoku ile karşılaşmış, alım gücünün günlük olarak erimesini seyretmek durumunda
kalmış hane halkının sarsılmış olan güvenini yerine koymak sanıldığı kadar kolay
olmayabilir.

**TL’nin değer kaybetmesi beklenirse****:**

Bir taraftan kurdan ve maaşlara yapılan zamlardan gelecek enflasyon, bir yandan 
da ABD merkez bankası Fed’in 2022 yılında üç faiz artışına gitmesi beklentisinin
TL üzerinde baskı yaratması kaçınılmaz. Kurdaki artış beklentisi, yüzde 15 civarındaki
mevduat faizinden yüksek olursa o zaman elinde halihazırda döviz tutanların DEM’e
geçmesinin bir avantajı olmaz. Ama yine de yeni döviz talebine karşı DEM makul bir
alternatif olur. 

İdeal olan, TL’deki değer kayıplarının politika faizini yukarı çekerek giderilmesi
olurdu. Böyle bir kararın DEM uygulamasına göre avantajları şunlar olurdu:

 * Faiz artırımı, bir yandan TL’ye değer kazandırırken, bir yandan da enflasyonla
   mücadeleye karşı atılmış en somut adım olurdu. DEM ile sadece TL’nin değer kazanması
   hedeflenirken enflasyonu azaltmak şöyle dursun bilakis para basarak hiperenflasyonu
   tetikleme potansiyeli var. Yani ortodoks politika enflasyonu düşürürken mevcut
   politika enflasyonist baskıları daha da artırıyor.

 * Dövizin değer kazanmasının devamı durumunda DEM bütçeye önemli bir yük bindirecek.
   Oysa faiz artışının bütçeye bir maliyeti yok. Bütçe disiplini son 20 yılda enflasyon
   ve cari açık gibi kronik kırılganlıklarımıza rağmen ekonomimizin en sağlam göstergelerinden
   biri olarak yer almıştı. DEM ile bu ekonomik avantajımızı da kaybetmemiz ülke
   risk primi ve borçlanma maliyetimiz açısından önemli bir tehdit.

DEM’deki iyi senaryo durumunda kurdaki değer kayıpları yavaşlar. Bu durumda yüzde
15 civarındaki TL mevduat faizi ve yüzde 40’u aşan enflasyonun sonucunda tasarruf
sahibi yüzde -25’yi aşan ciddi bir negatif reel getiri ile seneyi kapatmak durumunda
kalır. Yani TL tasarrufların yaklaşık dörtte biri enflasyona karşı eriyebilir. 

DEM’deki kötü senaryo durumunda TL dövize karşı değer kaybını sürdürür. Bu durumda
önemli miktarda vergi geliri mevduat sahiplerine aktarılır. Mevduat sahipleri reel
olarak kazançlı çıkıyor gibi görünse de makroekonomik açıdan ciddi bir kriz yaşanır.
TCMB para basar, enflasyon tetiklenir. Yani hem iyi senaryo hem de kötü senaryo 
net kayıplarla sonuçlanır.

Buna karşılık, geleneksel politika izlenir ve faiz artırılırsa hem Hazineden kaynak
aktarılmaz, hem enflasyona karşı mevduat sahiplerinin reel getirisi korunur hem 
de ileriye dönük enflasyonist baskılara karşı mücadele başlar. Şüphesiz ki faiz 
artırım acı reçetedir ve kısa vadede ekonomi üzerinde yavaşlatıcı bir etkisi olacaktır.
Ancak bir kere fiyat istikrarı sağlandıktan sonra gelir dağılımı düzelecek, yoksulluk
azalacak, öngörülebilirlik artacak, yatırımlar ve istihdam yükselecek, cari açık
daha makul seviyelere inecektir. Enflasyonu göz ardı etmek ve mücadele etmekten 
kaçınmak daha da artan bir enflasyon olarak geri gelir.

Enflasyon pahasına büyüme amaçlı politikalar ise er ya da geç geri teper. Oluşan
problemlere karşı geliştirilen DEM türü çözümler kalıcı bir rahatlama sağlamadığı
gibi enflasyon sorununu öteleyerek problemlerin daha da derinleşmesine sebep olur.

DEM kurdaki değer kayıplarını sakinleştirmeyi ve belki bir alt sınır oluşturmayı
amaçlıyor. Diyelim ki DEM başarılı oldu ve Dolar kurunun görece daha makul 13 TL
seviyelerinde sakinleşmesini sağladı. Peki bu durum YEM ile hedeflenen fiyat avantajı
ile çelişmeyecek mi? Yani YEM TL’yi zayıflatmayı hedeflerken DEM bunu engellerse
o zaman yolun bundan sonrasında YEM nasıl işleyecek? Bir taraftan enflasyonist baskılar
artarak devam ederken kurda eğer enflasyon üzerinde bir değer kaybı olmazsa kur 
giderek rekabetçiliğini kaybetmeyecek mi? Durum böyle iken TCMB hangi gerekçe ile
faiz indirebilecek? Eğer faiz indirimleri sonrası TL talebi azalmazsa bu durumda
faiz indirimlerinin amacı ne olacak?

DEM mevduat sahiplerine örtük bir faiz artışı sağlıyor. Ancak bunu geleneksel para
politikası ile gelen faiz artışı ile karıştırmamak lazım. Merkez bankası faiz artırdığı
zaman bankaların fonlama maliyeti artar. Bunun sonucunda mevduat faizi ve kredi 
faizi yükselir. DEM ile gelen faiz artışı ise bankanın fonlama maliyetine yansıyan
bir artış değil. Bu nedenle artan enflasyonist baskı ve riskler haricinde söz konusu
örtük faiz artışının ekonomi üzerinde dezenflasyonist bir etki yaratmasını beklemem.

Bilakis TL’deki değer kaybı genişlemeci para ve maliye politikasını devreye sokarak
enflasyonist etkileri artıracaktır. Kötü senaryo durumunda ise bu durum hiperenflasyon
riskini beraberinde getirecektir.
