# Dövize endeksli mevduat ne anlama geliyor?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dovize-endeksli-mevduat-ne-anlama-geliyor-77265h/
- Yayımlanma: 2021-12-20T23:19:25+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[Merkez Bankası](https://www.borsatek.com/merkez-bankas%C4%B1-haberleri)’nın ([TCMB](https://www.borsatek.com/TCMB-haberleri))
faiz indirimleriyle rekor üstüne rekor kırdan döviz kurlarında bu gece sert gerileme
ve dalgalanma yaşanıyor.

Güne 16,50’den başlayıp akşam saatlerinde 18,36 ile rekor kıran dolar/TL’de, Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın açıkladığı ancak ayrıntıları belli olmayan yeni finansal araçla sert 
düşüş görüldü.

Sözcü’nün haberine göre gündüz tarihi bir yükseliş kaydeden [dolar](https://www.borsatek.com/dolar-haberleri)
kuru, gece de tarihi düşüşle 12,27 seviyesine kadar geriledi.

Peki döviz kurlarını bu kadar sert şekilde düşüren yeni finansal araç ne?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada şunları
söyledi:

* Kurdaki dalgalanmayı durdurarak, nispi bir istikrarı sağlamak için serbest piyasa
ekonomi kuralları çerçevesinde yeni araçları devreye alıyoruz. Şimdi sizlere bu 
çerçevede önümüzdeki günlerde hayata geçireceğimiz yeni tedbirleri başlıklarıyla
ifade etmek istiyorum.

* Tasarruflarını değerlendirirken kurdaki yükselişten kaynaklanan kaygılarını gidermek
isteyen vatandaşlarımıza yeni bir finansal alternatif sunuyoruz. İnsanlarımızın 
bankadaki TL varlığının mevduat kazancı, kur artışından yüksekse bu getiriyi elde
edecek. Ama kur getirisi mevduat kazancının üstünde kalırsa aradaki fark doğrudan
vatandaşımıza ödenecek. Bu kazanç stopaj vergisinden de muaf tutulacak.

* Bundan sonra hiçbir vatandaşımızın kur daha yüksek olacak diye mevduatını TL’den
dövize geçirmesine ihtiyaç kalmayacak.

Bu aracın ayrıntıları henüz belli değil ancak ‘dövize endeksli TL mevduat’ konusunda
ekonomist Dr. Murat Kubilay, deneyimli bankacı Kerim Rota ve Prof. Dr. Cem Başlevent,
sozcu.com.tr’nin sorularını yanıtladı ve olası getiriler ile riskleri anlattı.

“Mevcut uygulanan politikalar dövize talebi artırıyor ve bu durum hem dövizin fiyatının
artmasına hem de yurt dışına ve yastık altına döviz çıkışına neden oluyor. Bu durumların
ilki yüksek enflasyona ikincisi ise finansal sistemin sarsılmasına neden oluyor”
sözleriyle mevcut durumu anlatan Kubilay, yeni açıklanan araç için şunları söyledi:

“Döviz olmayan ama döviz benzeri getiri sağlayan enstrümanlar kullanılmak isteniyor.
Böylece uluslararası karşılığı olan döviz banknotları yerine, yalnızca Türkiye’de
kabul edilen ama gerçek döviz kadar getiri sağlayan finansal araçlar yatırımcılara
sunuluyor. Kurumlar için döviz endeksli tahvil ve daha çok bireyler için döviz getirili
mevduat ön plana çıkıyor.”

“Nasıl bir sözleşme olacağı kesin bilinmemekle birlikte; muhtemelen TL mevduat getirisinin
üstüne, varsa dövizin ek getirisi, eklenecek (götürüsü varsa düşülmeyecek). Tabii
bu durum, dövizin yükselmeye devam etmesi halinde, bankalarda ciddi bir yük bırakacak.
Bu kısmı da Hazine üstlenecek.”

Eğer bu tedbire rağmen döviz kurları hızlı bir şekilde yukarı giderse, Hazine’nin
bu getirileri TL cinsi ödeyeceği için çok ciddi TL üretimi, yani parasal genişleme
gerekeceğini dile getiren Kubilay, riskleri şu sözlerle anlattı:

“Sistemin kritik noktası güven; yani döviz mi yoksa dövize endeksli ama TL cinsi
bir enstrüman mı sorusuna vatandaşın vereceği cevap.

Eğer doğrudan dövize talep sürerse, o zaman bu tahvil ve mevduatlar için ödenmesi
gerekecek faiz yükü çok artar; önce devlet bütçesi bozulur ardından da ödenebilmesi
için yaratılan TL’den dolayı enflasyon iyice patlar.

Eğer bu talep durursa, Hazine’ye yük kalmadan kur artışı durdurulur; olağan TL mevduat
faiz yükünü sadece bankalar öder. Yani asıl mesele gerçek dövizle döviz benzeri 
arasındaki getiri farkı olmayacağına ikna olunması ve uluslararası geçerlilik olmamasının
önemsenmemesi.”

İçinde bulunduğumuz durumun bir güven krizi olduğunu, yani sorunun TL’nin yetersiz
getirisini aşmış durumda olduğunu belirten Kubilay, “Bu nedenle bu tip enstrümanlarla
kur artışını tümden durdurmak zor, yavaşlatmaksa mümkün ama bütçedeki bozulma ve
enflasyondaki artış pahasına” dedi.

Yatırımcılar bu enstrümanı tercih ederse, devletin en büyük getirisinin yastık altına
giden dövizi durdurmak olacağına işaret eden Kubilay, “Böylece finansal sistemin
aşırı fiziki döviz talebiyle sarsılma ihtimali ve neticesinde sermaye kontrolü endişesi
gündemden düşer. Ancak tüm sistem güvene dayalı olduğu için, Erdoğan’ın seçime yaklaşan
dönemde popülist politika uygulama ihtimali bulunduğu için, toplumda da Erdoğan’ın
finansal tercihlerine ilişkin genel bir kanı olduğu için, iktidarın arzuladığı sonuçlara
muhtemelen ulaşılamayacak. Özetle, mevcut döviz mevduatlarında bir çözülme zor, 
ancak dövize olan yeni talepte bir yavaşlama ihtimal dahilinde” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı da olan Kerim Rota, buna benzer bir uygulamanın‘
dövize çevrilebilir mevduat’ adıyla 1967-1977 arasındaki 10 yılda yurt dışındaki
işçi dövizleri ve şirketlerin döviz gelirleri için uygulandığını ancak devalüasyonlar
olunca Hazine’nin o dönem için büyük bir rakam olan 2,5 milyar dolar zararla bu 
uygulamaya son verdiğini hatırlattı.

Eğer yeni uygulama yaygın ve ulaşılabilir bir ürün olursa TL ya da döviz mevduat
yapan herkesin buna geçebileceğini ve ilk etapta kur düşüşü olabileceğini belirten
Rota, ancak bu ürünün olası kur artışlarına karşı Hazine’ye büyük yük getirebileceğini,
büyük tehlike oluşturacağını, tüm finansal sistemin dolarize olması anlamına geleceğini
vurguladı.

Rota, yeni uygulamayla birlikte TL kredilerde de faiz oranı belirlemenin çok zor
olabileceğini, bankaların kredi faizlerinde ciddi artışa gidebileceğini belirtti.

Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Başlevent, bu ürünü özel bankaların
sunmasının zor olduğunu, Merkez Bankası’nın kararlarından dolayı ortaya çıkabilecek
maliyetleri karşılama şanslarının olmayacağını, ancak kur farkını Hazine karşılarsa
mümkün olabileceğini belirtti.

Kamu bankaları bu ürünü sunmaları durumunda tüm talebi karşılayıp karşılamayacaklarının,
açılan hesapların vadesinin ne olacağının, örneğin bu tür bir hesap açan mudiden
parasını en az 1 yıl tutmasının istenip istenmeyeceğini görmek gerektiğini belirten
Başlevent, “Bu soruların yanıtı, ne kadar cazip olacağını belirleyecek. Günümüzün
karmaşık finansal piyasalarında ne gibi sonuçlara yol açacağını, öngörmek çok kolay
değil” dedi.

Öte yandan, TCMB’nin eski başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara da yeni açıklanan uygulamaya
dair yorumunu sosyal medya hesabından paylaştı.

Kara, “Son yıllarda döviz borçlanma, TCMB rezerv satışları ve dövizli ödeme garantileri
ile merkezi hükümet sistemin kur riskini üzerine almıştı. Listeye dövize endeksli
mevduat ve ihracatçıya ileri vadeli kurun eklenmesiyle kamu kesimi yakın tarihin
en dolarize bilançosuna sahip oldu” dedi.

İktisatçı Refet Gürkaynak, Twitter hesabından paylaştığı değerlendirmede “Adına 
faiz artışı denmeyerek epik faiz artışı yapıldı. Merkez Bankası yüzde 14 ile para
vermeye devam edecekse bu da işe yaramaz. Temel iktisat ile kavgaya girip bütün 
ülkenin kafasını gözünü yardırdılar” dedi.
