# Dow Jones günü sınırlı yükselişle kapattı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dow-jones-gunu-sinirli-yukselisle-kapatti-3/
- Yayımlanma: 2026-09-02T23:51:07+03:00
- Yazar: Selim Soydan

New York borsası (S&P 500, [Nasdaq](https://nasdaq.com), [Dow Jones](https://www.borsatek.com/dow-jones-yukselirken-abd-borsasinda-yon-arayisi/)),
tahvil faizlerindeki hafif geri çekilmenin ardından teknoloji ve sanayi hisselerine
gelen alımlarla günü yükselişle tamamladı. Kapanışta Dow Jones endeksi yüzde 0,56
artış kaydederek 53.061,95 puana ulaştı.

Dow Jones ile birlikte S&P 500 endeksi yüzde 0,46 yükselerek 7.666,60 puana, teknoloji
ağırlıklı Nasdaq endeksi ise yüzde 0,45 primle 26.217,83 puana çıktı. Orta Doğu’da
tırmanan jeopolitik gerilim ve enerji arzı risklerine rağmen, borçlanma maliyetlerindeki
sınırlı gevşeme hisse senedi piyasalarında kayıpların telafi edilmesinde belirleyici
rol oynadı.

![Dow Jones](https://i1.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/10/DOW-JONES-NASDAQ-
SP-500-1-1024x503.webp)

Dow Jones

## Tahvil faizlerindeki geri çekilme ve piyasalara etkisi

New York borsası (S&P 500, Nasdaq, Dow Jones) genelinde işlem gören hisse senetleri,
tahvil piyasasında yaşanan dalgalanmanın hız kesmesiyle rahat bir nefes aldı. ABD
10 yıllık Hazine tahvili faizi, gün içinde yüzde 4,82 seviyesine ulaşarak Kasım 
2023’ten bu yana en yüksek düzeyi test etmesinin ardından kapanışa doğru yüzde 4,78
seviyesine geriledi. Tahvil getirilerinde görülen bu sınırlı gevşeme, özellikle 
şirketlerin borçlanma maliyetlerini doğrudan etkilediği için sermaye piyasalarında
alımları destekledi. Piyasa aktörleri, faiz oranlarının uzun süre yüksek kalma olasılığını
fiyatlarken, getirilerdeki dört baz puanlık düşüş dahi hisse senedi değerlemeleri
üzerindeki baskıyı hafifletmeye yetti.

New York borsası yatırımcıları, bir yandan tahvil getirilerini takip ederken diğer
yandan makroekonomik verilerden gelen sinyalleri değerlendirdi. ABD’de açıklanan
son istihdam göstergeleri, iş gücü piyasasında belirgin bir yavaşlamaya işaret etti.
Özel sektör istihdamı ağustos ayında 38 bin kişi artış göstererek ekonomistlerin
tahminlerinin belirgin şekilde altında kaldı. İstihdam piyasasındaki ivme kaybı,
faiz artışı beklentilerini kısmen frenlese de ekonomik büyümenin genel seyri üzerindeki
soru işaretlerini artırdı. Buna karşılık, imalat sanayi yeni siparişlerinin temmuzda
aylık bazda yüzde 0,9 artış kaydetmesi, üretim ayağında dayanıklılığın sürdüğünü
göstererek piyasaların taban bulmasına katkı sağladı.

![Dow Jones günü sınırlı yükselişle kapattı Borsatek](https://i1.wp.com/www.borsatek.
com/app/uploads/2025/12/dow-jones-dusus-nyse-1024x590.webp)

Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) son yayımladığı Bej Kitap raporu da New York borsası
üzerinde etkili olan bir diğer temel unsur oldu. Ülke ekonomisindeki mevcut duruma
ışık tutan raporda, ekonomik faaliyetin son haftalarda ılımlı bir artış sergilediği
kaydedildi. Bununla birlikte raporda, özellikle yüksek enerji fiyatlarının maliyetler
üzerindeki baskısına, izlenen para politikalarının etkilerine ve uluslararası çatışmaların
yarattığı belirsizliklere dikkat çekildi. Yüksek seyreden enerji maliyetlerinin 
işletmelerin kar marjlarını daralttığı ve tüketici harcamalarında temkinli duruşu
pekiştirdiği ifade edildi.

New York Fed Başkanı John Williams, para politikasının geleceğine ilişkin yaptığı
değerlendirmede temkinli bir duruş sergiledi. Williams, mevcut para politikasının
enflasyonu gelecek bir ya da iki yıl içinde hedeflenen düzeye geri döndürmek için
yeterli olup olmadığı konusunda net bir işaret bulunmadığını ifade etti. İlaveten
yeni adımların gerekip gerekmediğini anlamak adına zamana ihtiyaç duyulduğunu belirten
Williams, piyasa dinamiklerinin yakından izlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu
açıklamalar, piyasalarda gevşeme adımlarının hızla gelmeyeceği, ancak aceleci bir
sıkılaşma hamlesinin de gündemde olmadığı şeklinde yorumlandı.

New York borsası katılımcıları için tahvil faizlerinin yönü, sadece finansman maliyetlerini
değil, şirket karlarının bugünkü değerini de belirliyor. Özellikle teknoloji ve 
büyüme odaklı şirketler, iskonto oranlarının yükselmesi sebebiyle faiz artışlarına
karşı daha duyarlı hareket ediyor. Gün içindeki işlemlerde tahvil faizlerinin zirve
seviyelerden dönmesi, mega sermayeli teknoloji şirketlerine yönelik risk iştahını
yeniden canlandırdı. Yatırımcılar, yüksek enflasyon ve sıkı para politikası ikilemi
arasında dengelenmeye çalışan ekonomik verileri ayrıştırarak pozisyon almayı sürdürüyor.

## Orta Doğu gerilimi ve petrol fiyatlarının piyasalara yansıması

Küresel piyasaların ve New York borsası fiyatlamalarının merkezinde, Orta Doğu’daki
askeri hareketlilik ve petrol arzına dair gelişmeler yer alıyor. ABD’nin İran’a 
yönelik son saldırı dalgasını gerçekleştirmesinin ardından bölgede tansiyonun yeniden
yükselmesi ve Tahran’ın ABD müttefiklerine yönelik karşı hamlelerde bulunduğuna 
dair haber akışı, seans başında sert satış baskısı yarattı. Bölgedeki krizin geniş
coğrafyaya yayılma ihtimali, emtia piyasalarını doğrudan etkileyerek varlık fiyatlarında
volatiliteyi artırdı.

![S&P 500, Dow Jones, Nasdaq](https://i3.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/
10/SP-500-Dow-Jones-Nasdaq-d-1024x521.webp)

Washington cephesinden gelen açıklamalar krizin seyrine dair kritik bilgiler sundu.
ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te basın mensuplarına yaptığı açıklamada, İran’a
istedikleri zaman yeniden askeri adımlar atmaya hazır olduklarını kaydetti. Trump,
küresel petrol ticareti için hayati bir deniz yolu olan Hürmüz Boğazı’nın tamamen
ABD kontrolü altında bulunduğunu savundu ve çok sayıda petrol tankerinin günlük 
geçişlerine güvenli bir şekilde devam ettiğini belirtti. Bu açıklamalara rağmen,
jeopolitik risk primi petrol fiyatlarını yukarı taşımaya devam etti. Brent petrolün
vadeli varil fiyatı yüzde 0,4 yükselişle 95 dolar seviyesine ulaştı. Batı Teksas
türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,2 artış göstererek 90,36 dolardan
alıcı buldu.

Petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareket, New York borsası analistleri tarafından
enflasyon dinamiklerini doğrudan tehdit eden bir risk faktörü olarak nitelendiriliyor.
Enerji maliyetlerindeki tırmanışın manşet enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği
ve bu durumun Fed’i faiz oranlarını beklenenden daha uzun süre yüksek tutmaya zorlayabileceği
vurgulanıyor. Akaryakıt ve taşımacılık giderlerindeki artış, genel üretim maliyetlerini
tetikleyerek tüketici fiyatlarına yansıma potansiyeli taşıyor. Bu sarmalın derinleşmesi
halinde, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girmesinin zorlaşacağı değerlendirmesinde
bulunuluyor.

Jeopolitik belirsizliklerin odağında, Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz yollarının
açık kalması ve küresel tedarik zincirlerinin aksamaması yer alıyor. Günlük küresel
petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu koridordaki herhangi bir kalıcı
aksama, enerji piyasalarında daha sert fiyatlamaları beraberinde getirebilir. Piyasa
uzmanları, ham petrol fiyatlarının 90-95 dolar bandında kalıcı olması durumunda 
sanayi şirketlerinin kar beklentilerinde aşağı yönlü revizyonların gündeme gelebileceğine
işaret ediyor.

Orta Doğu’daki kırılgan ateşkes ihtimalleri ve askeri gerilim, New York borsası 
yatırımcılarının güvenli liman arayışını da şekillendiriyor. Tahvil faizlerindeki
geri çekilmeye karşın hisse senedi piyasalarında kalıcı bir ralli yaşanması, doğrudan
jeopolitik risklerin seyrine ve petrol fiyatlarının istikrar kazanmasına bağlı görünüyor.
Yatırımcıların odak noktası, önümüzdeki günlerde açıklanacak enflasyon verileri 
ile enerji piyasasındaki arz güvenliğine ilişkin resmi açıklamalarda kalmaya devam
edecek.
