# Dow Jones tahvil baskısıyla geriledi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dow-jones-tahvil-baskisiyla-geriledi/
- Yayımlanma: 2026-09-29T23:55:33+03:00
- Yazar: Selim Soydan

New York borsasında [Dow Jones](https://www.borsatek.com/sp-500-nasdaq-yukselisle-acildi/)
endeksi, ABD Hazine tahvili getirilerinin son 20 yılın en yüksek seviyelerine tırmanması
ve ABD Merkez Bankası ([Fed](https://federalreserve.gov)) yetkililerinin para politikasında
sıkılaşmanın sürebileceğine işaret etmesiyle günü düşüşle tamamladı. Kapanışta Dow
Jones endeksi yüzde 0,26 azalarak 51.349,92 puana indi.

Dow Jones ile birlikte S&P 500 endeksi yüzde 0,17 azalışla 7.670,84 puana gerilerken,
teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi de yüzde 0,09 değer kaybıyla 26.797,54 puana 
indi. Orta Doğu’daki jeopolitik tansiyonun hafiflemesiyle petrol fiyatlarında sert
düşüş kaydedilmesine karşın, borçlanma maliyetlerindeki hızlı yükseliş hisse senedi
piyasaları üzerinde belirgin bir baskı oluşturdu.

![Dow Jones](https://i1.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/12/Analistlerin-
faiz-ve-Dow-Jones-beklentisi-1024x559.webp)

## Dow Jones endeksi üzerinde tahvil getirileri ve makroekonomik verilerin yarattığı baskı

Dow Jones dahil küresel finans piyasalarının odağında yer alan ABD Hazine tahvili
faizleri, enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları yeniden tırmandırabileceği
kaygısıyla uzun yılların zirvesine ulaştı. Gösterge niteliğindeki ABD 10 yıllık 
hazine tahvili faizi gün içinde yüzde 5,29 seviyesinin üzerine çıkarak son 19 yılın
en yüksek oranını test etti. Uzun vadeli borçlanma maliyetleri açısından kritik 
kabul edilen 30 yıllık hazine tahvilinin faizi ise yüzde 5,62 düzeyine kadar yükselerek
2002 yılından bu yana görülen en yüksek seviyeyi kaydetti. Borçlanma maliyetlerindeki
bu sert tırmanış, şirketlerin sermaye maliyetlerini doğrudan artırırken, riskli 
varlıklardan risksiz sabit getirili araçlara doğru kayda değer bir portföy geçişine
yol açtı.

![Dow Jones](https://i1.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/12/dow-jones-kapanis-
wall-street-1024x572.webp)

S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones üzerinde faiz baskısı yoğunlaşırken makroekonomik göstergeler
ekonomik aktivitenin ivme kaybettiğine işaret eden karışık sinyaller verdi. ABD’de
konut piyasasının seyrini gösteren S&P CoreLogic Case-Shiller Ulusal Konut Fiyat
Endeksi, temmuz döneminde yıllık bazda yüzde 1,9 oranında sınırlı bir artış kaydetti.
Konut fiyatlarındaki artış hızının ivme kaybetmesi, hanehalkı harcamalarının yüksek
faiz ortamından etkilendiğini ortaya koydu. İstihdam piyasasında da gevşeme sinyalleri
belirginleşti; JOLTS açık iş sayısı ağustos ayında 7 milyon 79 bine gerileyerek 
piyasa beklentilerinin altında kaldı. Açık iş pozisyonlarındaki bu düşüş, iş gücü
piyasasındaki talep fazlasının kademeli olarak dengelendiğini gösterdi. Tüketici
cephesinde ise moral bozukluğu derinleşti. Conference Board Tüketici Güven Endeksi
eylül ayında 81,9 seviyesine inerek 2014 yılından bu yana kaydedilen en zayıf düzeyine
geriledi ve piyasa öngörülerinin oldukça altında gerçekleşti.

Enerji piyasalarında ise Orta Doğu kaynaklı risk priminin hafiflemesiyle aşağı yönlü
bir fiyatlama takip edildi. ABD ile İran arasındaki gerilimin sonlandırılması amacıyla
uluslararası arabulucuların temaslarını sürdürdüğü haberleri ve bölgeden petrol 
sevkiyatının kesintisiz devam ettiğine ilişkin veriler, fiyatları geriletti. Uluslararası
gösterge Brent ham petrolünün vadeli varil fiyatı yüzde 2,6 düşüşle 102,50 dolara
indi. ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı ise yüzde 3,8 değer kaybıyla
89,11 dolardan işlem gördü. ABD Başkanı Donald Trump konuya ilişkin yaptığı açıklamada,
Tahran yönetiminin ekonomik ve askeri bakımdan zor bir konumda olduğunu belirterek,
çatışma sürecinin kısa bir süre içinde çözüme kavuşacağını ve petrol fiyatlarının
gerileyeceğini savundu. Ancak ham petrol fiyatlarındaki bu gevşemeye rağmen, son
aylardaki yüksek enerji maliyetlerinin genele yayılan fiyat artışlarına zemin hazırladığına
yönelik piyasa endişesi canlılığını korudu.

Hisse senedi piyasalarındaki (S&P 500, Nasdaq, Dow Jones) geri çekilmeye karşın 
Fed yetkililerinin sözlü yönlendirmeleri, sıkı para politikasının tahmin edilenden
daha uzun süre masada kalacağını teyit etti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr,
enflasyonu hedeflenen yüzde 2 bandına çekme sürecinde yukarı yönlü risklerin güç
kazandığını, buna karşılık iş gücü piyasasındaki risklerin dengelendiğini ifade 
etti. Para politikasının mevcut konjonktüre göre yeniden ayarlanması gerektiğini
belirten Barr, fiyat istikrarını makul bir sürede tesis etmek amacıyla ilave politika
ayarlamalarının gündeme gelebileceğini açıkladı. New York Fed Başkanı John Williams
ise son faiz adımlarının ardından acil bir karara ihtiyaç duyulmadığını belirtmekle
birlikte, ekonomik gidişatın beklentilerle uyumlu sürmesi halinde yıl sonuna doğru
politika faizinde yukarı yönlü yeni bir artış yapılmasının uygun olabileceğini değerlendirdi.
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de çekirdek fiyat baskılarının hedefin üzerinde
uzun süredir kalmasını eleştirerek, enflasyonist unsurların kalıcı biçimde ortadan
kalktığına dair somut veriler görmeleri gerektiğini vurguladı. Yatırımcılar, merkez
bankasının gelecek dönem politika adımlarını netleştirmek adına açıklanacak istihdam
ve enflasyon raporlarını yakından izlemeyi sürdürüyor.

## Küresel piyasalarda yüksek faiz dengesi ve hisse senetlerinin seyri

Uluslararası sermaye piyasalarında yaşanan bu geri çekilme, küresel merkez bankalarının
son kırk yılın en agresif parasal sıkılaştırma döngüsünü geride bırakırken “daha
uzun süre yüksek faiz” patikasına sadık kalacağını netleştirmesinden kaynaklanıyor.
Finansal varlıkların değerleme modellerinde risksiz getiri oranı olarak kabul edilen
ABD Hazine tahvillerinin getirisindeki her artış, küresel ölçekte şirketlerin gelecekteki
nakit akışlarının bugünkü değerini düşürüyor. Bu gelişme, özellikle Dow Jones endeksi
içinde yer alan sanayi, finans ve tüketim devlerinin kâr marjları ile hisse değerlemeleri
üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Yüksek faiz oranları şirketlerin finansman 
maliyetlerini yükseltirken, tüketicilerin harcama eğilimlerini sınırlandırarak reel
ekonomik talebi zayıflatıyor.

![Dow Jones](https://i1.wp.com/www.borsatek.com/app/uploads/2025/09/dow-jones-baslik-
1024x585.webp)

Piyasaların seyri açısından kritik önem taşıyan temel unsur, enflasyon ile resesyon
riski arasındaki hassas dengenin nasıl yönetileceği sorusudur. Conference Board 
verilerinin 2014 yılından bu yana en düşük tüketici güvenine işaret etmesi ve JOLTS
istihdam rakamlarının gerilemesi, faiz artışlarının reel sektöre gecikmeli etkilerinin
net biçimde yansımaya başladığını belgeliyor. Buna karşılık, enerji maliyetlerinin
yüksek platosunu koruması ve Fed yetkililerinin şahin tondaki açıklamaları, borçlanma
maliyetlerinde kısa vadede belirgin bir rahatlama yaşanmayacağını teyit ediyor. 
Tahvil faizlerinin 2000’li yılların başındaki zirvelerine yerleşmesi, sermayenin
hisse senedi piyasalarından getiri garantisi sunan devlet tahvillerine yönelmesini
hızlandırıyor.

Gelecek dönem dinamiklerine bakıldığında, uluslararası finans çevreleri jeopolitik
gelişmelerin küresel arz zincirleri ve emtia fiyatları üzerindeki etkilerini birincil
risk faktörü olarak takip ediyor. Ham petrol fiyatlarında arabuluculuk girişimleriyle
görülen gerilemenin kalıcı olup olmayacağı, imalat ve taşımacılık maliyetlerinin
rotasını belirleyecek temel faktör olarak öne çıkıyor. Yatırımcılar, Fed’in faiz
patikasında atacağı adımların zamanlamasını kestirebilmek için gelecek aylarda açıklanacak
tarım dışı istihdam, tüketici fiyat endeksi ve kişisel tüketim harcamaları raporlarını
yakından izlemeye devam edecek. Analistler, hisse senedi piyasalarında volatilite
seviyelerinin yüksek kalmayı sürdüreceğini ve tahvil faizlerindeki zirve arayışı
tamamlanmadan piyasalarda kalıcı bir yükseliş trendinin başlamasının zor olacağını
değerlendiriyor.
