# Dünya Bankası borçlu ülkeleri uyardı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dunya-bankasi-borclu-ulkeleri-uyardi-1417h/
- Yayımlanma: 2014-02-21T15:20:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Dünya Bankası,  küresel finansal koşulların süratle sıkılaşması ve uluslararası 
finansın kıt hale gelmesi durumunda, ağır borcu bulunan gelişmekte olan ekonomilerin
aniden sermaye akışının durması riskine maruz kalabileceği uyarısında bulundu.

Dünya Bankası’nın resmi internet sitesinde yayımlanan “Finansal Piyasalar Görünümü-
Şubat 2014” isimli raporunda, finansal piyasaların önemli bir geçiş sürecinden geçtiği
belirtilerek, gelişmiş ekonomilerde meydana gelen güçlü büyümelerle bu ülkelerde
alınan ekstra önlemlere son verildiği kaydedildi.

Raporda, para birimi ve iç enflasyon baskılarından dolayı bazı gelişmekte olan ülkelerin
para politikasında daralmaya gittiği anımsatılırken, Türkiye’de özellikle politika
faizinin sert bir şekilde artırıldığına değinildi.

Geçen yılın ilkbahar ve yaz aylarında, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) parasal genişleme
politikasına karşı finansal piyasaların tepki verdiği vurgulanan raporda, bunun 
aksine Fed’in 18 Aralık’ta tahvil alımlarının azaltımına gitmesine piyasaların tepki
vermediği aktarıldı.

Raporda, Arjantin’in ocak ayında Peso’da yüzde 16 oranında devalüasyona gitmesi 
ve Çin’deki yavaş büyüme endişeleriyle kış aylarındaki sakin dönemin sona erdiğine
işaret edilerek, şöyle denildi:

“Bunun ardından, küresel özsermaye piyasaları keskin bir şekilde düşüş gösterdi.
2013 yılı boyunca gelişmiş ülkelerde normalleşmeye dair belirtiler yoğun oldu. ABD,
Japonya ve Avro bölgesindeki büyüme tahminlerinin artmasıyla gelişmiş ve gelişmekte
olan ülkeler arasındaki büyümeye yönelik tahminlerdeki farklılıklar da azaldı. Fed’in
mayıs ayında parasal genişlemeyi azaltamasıyla birlikte, gelişmekte olan ülkelere
sermaye girişi yüzde 45 oranında azaldı. Brezilya, Hindistan, Endonezya, Malezya,
Türkiye ve Güney Afrika iç ve dış dengesizlikler yaşadı. Peru ve Meksika ise tam
tersi olarak fazla kırılganlık yaşamadı.”

Raporda, gelişmekte olan ülkelere gerçekleşen sermaye akışının eylül ayında dengelendiği
dile getirilirken, sermaye akışının bu ülkelerde 2013 yılının 4. çeyreğinde güç 
kazandığı aktarıldı.

**“Politik istikrarsızlık gelişmekte olan ülkeler için önemli bir risk”**

 

Dünya Bankası raporunda, 2014 yılında küresel piyasalarda normalleşme süreci yaşanırken,
gelişmekte olan piyasalara gelen sermaye akışlarının aşağı yönlü risklerle karşı
karşıya olduğu aktarılarak, şu ifadelere yer verildi:

“2014 yılında gelişmekte olan piyasalara yapılacak olan sermaye akışının, 1 trilyon
65 milyar dolara gerileyeceği öngörülüyor. Ayrıca, dış borç ve banka kredi akışlarının
da gelişmekte olan piyasalarda etkilenmesi bekleniyor. Hindistan ve Çin’de ise portföylerdeki
özsermaye akışının artması bekleniyor. Ancak küresel piyasalarda devam eden normalleşme
sürecinden dolayı gelişmekte olan piyasalara gerçekleşecek olan portföy akışı olumsuz
etkilenecek. Bu etki bölgelere göre ise değişecek. Küresel finansal koşullar süratle
sıkılaşır ve uluslararası finans kıt hale gelirse, ağır borcu bulunan gelişmekte
olan ekonomiler aniden sermaye akışının durması riskine maruz kalabilir. Gelişmekte
olan ülkeler, 2014 yılında kısa ve uzun dönem borçlarını geri ödeme yükümlülüğünü
karşılamak için 1,4 trilyon dolara ihtiyaç duyuyor.”

Özel sektör dış borç seviyesinin gelişen Avrupa’da yüksek olduğu vurgulanan raporda,
dış finansman koşullarındaki değişiklik ile para birimi uyumsuzluğu risklerine karşı
artan hassasiyete işaret edildi.

Buna ek olarak birçok ekonomide önceki krizden kalan yüksek seviyeli takipteki alacaklar
nedeniyle bankacılık sektörünün zayıf kalmayı sürdürdüğü dile getirilen raporda,“
Daha genel olarak, düşük faiz koşulları altında özel sektör kredileri çok hızlı 
bir şekilde yükselen ülkeler, artan takipteki kredilerin bazı aşırı durumlarda bankacılık
sektörü istikrarını tehdit edebileceği riskiyle, küresel faiz oranlarındaki yükselmeye
savunmasız olabilir” denildi.

Raporda, başlıca gelişmekte olan ülkelerde yapılacak olan seçimlerin eklediği belirsizliğe
de değinilen raporda, politik istikrarsızlığın gelişmekte olan ülkeler için önemli
bir risk olduğu aktarıldı.

**ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, önemli portföy ayarlamasını tetikledi**

 

Raporda, Fed kararlarının finansal piyasalar üzerindeki etkisine değinilerek, şunlar
anımsatıldı:

“ABD’nin parasal teşvikten çekilmesinin olası beklentileri, ABD 10 yıllık tahvil
faizlerini 130 baz puandan fazla yükseltti. ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, önemli
portföy ayarlamasını tetikledi. Gelişen ülkelerdeki tahvil faizleri mayıs başı ve
ağustos sonu arasında 80 baz puanlık yükselişle başlayarak, 210 baz puana yakın 
yükseldi. Kriz sonrası dönemde ABD tahvil faizleri oldukça düşük bir oranda yükselirken,
gelişen ülkelerde sermaye akışlarının bir kısmında görülen çıkışlar ABD’de faizlerin
yükselmesini sağladı. 2009’dan beri küresel sabit gelirli hisselerde gelişen ülkelerin
tahvil piyasalarının paylaşılması 2013’ün ilk yarısını kapsayan dönemde, son 10 
yıldaki yüzde 7 seviyelerinden yükselerek yüzde 10 seviyelerinden fazla yukarı çıktı
ve son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 

ABD bütçe görüşmelerindeki pozitif görüşmeler ve hedef enflasyonu altında, son aylarda
işgücü piyasası verileri ve güçlü ABD ekonomisinin sürmesi nedeniyle Fed geçen yıl
aralık ayında varlık alım programında azaltıma başlama kararı aldı. Aralık açıklamasıyla
birlikte, 2015 ortasından önce Fed’in gerçekleşmesini beklediği yüzde 6,5 hedef 
olarak belirlenen işsizlik oranına gerilemeden önce Fed, politika faiz oranını sıfıra
yakın seviyede tutma kararını da korudu.”
