# Dünya Bankası: Türkiye’nin büyümesi yavaşlıyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dunya-bankasi-turkiyenin-buyumesi-yavasliyor-13175h/
- Yayımlanma: 2016-07-15T09:26:15+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Dünya Bankası’nın bugün Ankara’da açıklanan Temmuz ayı Türkiye Düzenli Ekonomi Notu’na
göre iç tüketimdeki artışa rağmen, büyüme hız kaybeden stok artışı sebebiyle birinci
çeyrekte yavaşladı.

Yayınlanan Ekonomi Notu’na göre, Türkiye ekonomisi 2015 yılının tamamında yüzde 
4 büyüdükten sonra, ilk çeyrekte yavaşlayarak geçen yılın son çeyreğinden bu yılın
ilk çeyreğine mevsim etkisinden arındılmış rakamlarla yıllıklandırılmış olarak yüzde
3,3 büyüdü.

Ekonomi Notu’nda şöyle denildi: “Önceki çeyrekte büyümeyi sürükleyen stok artışı,
birinci çeyrekte önemli oranda yavaşladı ve büyüme rakamını aşağıya çekti. Kamu 
yatırımları belirli ölçüde azalarak cari harcamalardaki artışı dengelerken, özel
yatırımlarda da azalma kaydedildi. İstikrarlı kur ve güçlenen iç tüketim sebebiyle
ithalatın ihracattan daha hızlı artması sonucunda, net ihracat büyümeye olumsuz 
katkı yaptı.

Öte yandan, önceki çeyrekte yaşanan daralmanın ardından ihracat birinci çeyrekte
toparlanma işaretleri gösterdi ve büyümeye olumlu katkıda bulundu. Diğer taraftan,
asgari ücretteki yüzde 30’luk artış, tüketici kredilerindeki toparlanma ve gıda 
fiyatlarındaki düşüş sayesinde özel tüketim güçlenirken, kamu harcamaları seçim 
vaatleri sayesinde önemli ölçüde artış kaydetti.

Dünya Bankası Ekonomik Notuna göre gıda enflasyonundaki düşüşün etkisiyle, enflasyon
son aylarda önemli ölçüde geriledi. 12 aylık manşet enflasyon, Ocak 2016’da zirveye
ulaştıktan sonra 1,9 puan düşerek Haziran ayında yüzde 7,6 olarak gerçekleşti. İyi
hava koşulları sayesinde güçlenen tarım üretimi ve Rusya’nın tarım ürünlerine uyguladığı
yaptırımlar, 12 aylık gıda enflasyonunun yüzde 6,3’e gerilemesini sağladı ve manşet
enflasyonu 1,2 puan düşürdü. Çekirdek (gıda ve enerji hariç) enflasyon halen manşet
enflasyondan yüksek olmasına rağmen, istikrarlı Lira enflasyonist baskıların hafifletilmesine
yardımcı oldu.

Notta ayrıca petrol fiyatlarının sürüklediği dış dengelenmenin sona erdiği belirtiliyor.
Düşük petrol fiyatları sayesinde enerji açığında sağlanan 12,4 milyar $’lık azalma
sayesinde, 12 aylık altın hariç cari açık Temmuz 2015 ile Nisan 2016 arasında 13,3
milyar $ azalarak 29,9 milyar $’a (veya GSYH’nin yüzde 4,2’sine) geriledi. Bununla
birlikte, 12 aylık altın ve enerji hariç cari açık söz konusu dönemde çok fazla 
bir değişiklik göstermedi. 2016 yılının ilk dört ayında, mevsim etkisinden arındırılmış
rakamlar bu eğilimde bir tersine dönüşe işaret ediyor. Pozitif bir gelişme olarak,
Aralık 2015’te uygulamaya konulan yaptırımlar sonrasında Rusya’ya yapılan ticari
mal ihracatı serbest düşüşe geçmiş olmasına rağmen, AB ve MENA piyasalarına ihracatın
güçlenmesi sebebiyle altın ve enerji hariç ihracat artış kaydetti.

Diğer taraftan, güçlenen iç talep sonucunda altın ve enerji hariç ithalat, ihracattan
daha hızlı bir şekilde toparlandı ve 3 aylık çekirdek ticaret açığında bozulmaya
yol açttı. Rusya’nın uyguladığı yaptırımlar ve güvenlik ile ilgili endişeler sebebiyle
yaşanan turizmdeki çöküş, olumuz ticaret gelişmelerini daha da kötüleştirdi. Ek 
olarak, küresel petrol fiyatlarının yeniden yükselmeye başlaması yılın ikinci yarısında
enerji açığındaki düşüşü yavaşlatacak ve sonunda tersine çevirecektir.

Uygun enflasyon ortamı karşısında, Merkez Bankası para politikasını gevşetti. Gıda
fiyatları sayesinde hızla düşen enflasyon ve portföy girişlerindeki toparlanma, 
Merkez Bankası’nın faiz oranlarını düşürmesi için elverişli bir ortam yarattı. Merkez
Bankası Mart ile Haziran ayları arasında gecelik borç verme oranını 175 baz puan
düşürerek yüzde 9’a indirirken, 1 haftalık repo ve gecelik borçlanma oranlarını 
değiştirmedi. Merkez Bankası finansmanının ortalama maliyetindeki düşüş, tüketici
kredilerinde 70 baz puanlık ve ticari kredi oranlarında 100 baz puanlık bir azalma
olarak bankaların kredi faiz oranlarına yansıdı. Temel mali göstergeler iyileşti
ancak altta yatan mali dinamikler hakkında endişeler mevcut.

Ocak – Mayıs döneminde merkezi yönetim bütçe fazlası 9 milyar TL olarak gerçekleşdi
ve bir yıl önceki 2,4 milyar TL’lik açık tersine çevrildi. Bununla birlikte, iyileşen
temel göstergeler, kötüleşen mali dinamikleri yansıtmamaktadır. Harcamalar tarafında,
kamu yatırımları ve faiz giderlerindeki önemli azalma, cari transferlerdeki ve ücret
faturasındaki önemli artışı dengelemenin de ötesinde geçti.

Gelir tarafında, vergi dışı gelirlerdeki artış, vergi gelirleri artışındaki yavaşlamadan
daha hızlı oldu ve gelir performansında bir iyileşme sağladı. Dolayısıyla, münferit
faktörler şu ana kadar ortaya çıkan gelişmeleri maskeledi, ancak hem gelir hem harcama
tarafı üzerinde ortaya çıkan baskıların uzun vadeli mali zorluklar yaratması olasıdır.

Notta, Banka’nın 2016 için yüzde 3,5’lik büyüme projeksiyonu korunuyor. Nisan 2016’
da yayınlanan TREN sayısında açıklanan baz senaryoya uygun olarak, büyüme birinci
çeyrekte yavaşladı ve ikinci çeyreğe ilişkin ilk göstergeler de yavaşlamanın sürdüğüne
işaret ediyor. Yılın geri kalanında, özel tüketimin ivmesini koruması ve büyümenin
ana sürükleyicisi olmaya devam etmesi bekleniyor. Liranın bu yıl istikrarlı bir 
seyir izlemesi kaydıyla, Lira önemli ölçüde değer kaybederken değer kazanan döviz
mevduatları sebebiyle, 2015 yılında özel tüketimi destekleyen refah etkisinin bu
yıl tekrar yaşanması muhtemel görünmemektedir. Benzer şekilde, 2015 yılında düşük
petrol fiyatlarının sağladığı gelir etkisinin de tekrar yaşanması beklenmemektedir.
Bununla birlikte, asgari ücretteki yüzde 30’luk artış sonucunda güçlenen reel ücret
artışı, tüketici kredilerindeki toparlanma ve düşen gıda enflasyonu, azalan refah
ve gelir etkilerini telafi edecektir. Birinci çeyrekte görüldüğü gibi, kamu harcamaları
büyümeye önemli ölçüde katkıda bulunmaya devam edecektir. Özel yatırımlar yılın 
geri kalan bölümünde belirli ölçüde toparlanacaktır, ancak 2016 yılının tamamında
büyümeye katkısı marjinal düzeyde kalacaktır.

Güçlü iç tüketim ve istikrarlı Lira ithalatı desteklemeye devam ederken, ihracat
pazarlarındaki sorunlar 2016 yılında ihracat artışını sınırlayacaktır. Olumlu enflasyon
rakamlarına rağmen, enflasyonun 2016’nın ikinci yarısında artması bekleniyor. Manşet
enflasyon, son aylarda hızlı bir şekilde geriledi ve çekirdek enflasyonun da önümüzdeki
birkaç ay düşmesi bekleniyor. Bununla birlikte, ekonomide enflasyonist baskılar 
oluşuyor ve bunlar yılın sonlarına doğru daha görünür hale gelecektir. Asgari ücretteki
yüzde 30’luk artış daha şimdiden tüm sektörlerde ücret artışına yol açmaya başladı.
Şirketlerin artan işgücü maliyetlerini, fiyatlara yansıtmaları beklenmektedir, ancak
bunun ne zaman ve hangi boyutlarda olacağı belli değildir ve piyasa güçlerine bağlı
olacaktır.

Öte yandan, güçlenen ücret artışı tüketici kredilerindeki toparlanma ile birlikte
özel tüketimi desteklemekte ve talep kanalı yoluyla fiyatlar üzerinde baskı yaratmaktadır.
Ek olarak, son birkaç yılda gıda fiyatları dalgalı bir seyir izledi ve hava koşullarının
kötüleşmesi halinde gıda fiyatlarında yeniden artış yaşanması mümkündür. Bu baskılar
henüz görünür olmamakla birlikte, fiyat istikrarı yönündeki kararlılığı yeniden 
teyit etmek için daha ihtiyatlı bir para politikası gerekmektedir.

Türkiye Düzenli Ekonomi Notu’na ek olarak yayınlanan Odak Notu ise “ Türkiye’de 
Verimlilik Dinamikleri ” üzerine. Nota göre özel sektör yatırımlarının ve verimlilik
artışının durgunlaşması sebebiyle, Türkiye’nin ekonomik büyümesi 2011 yılından bu
yana yavaşladı. Bu durum, toplam faktör verimliliği (TFV) artışının, GSYH artışına
ciddi katkıda bulunduğu geçmiş on yıllık dönem ile keskin bir tezat oluşturmaktadır.
Dolayısıyla, verimlilik dinamikleri, büyümedeki yavaşlamanın sebeplerini ve bunu
tersine çevirmenin yollarını araştıran araştırmacılar ve politika yapıcılar tarafından
dikkate alınmalıdır.

Bu odak notu, 2003-2014 döneminde verimlilik dinamiklerini incelemek amacıyla, imalat
sektöründen toplanan firma verilerden elde edilen kanıtları kullanmaktadır. Yapılan
analiz aşağıdaki tespitleri ortaya koymaktadır:

• Mevcut firmaların yaşadığı verimlilik kaybı ve daha az verimli firmaların piyasaya
giriş yapması, TFV artışını 2011 sonrasında negatife çevirdi.

• 2008-09 küresel finansal ve ekonomik krizi sonrasında reform momentumunun yavaşlaması
ve 2012 sonrasında kurumların kalitesinde ve iş ortamında yaşanan bozulma, negatif
TFV artışını açıklamaya yardımcı olmaktadır.

• Piyasaların daha iyi işlemesine ve firmalar arasında daha fazla dinamizm yaratılmasına
yardımcı olacak şekilde tasarlanan önlemler, TFV artışının yeniden başlamasına yardımcı
olabilir.

Dünya Bankası’nın Türkiye’deki çalışmaları 2012-2016 dönemini kapsayan ortak Ülke
İşbirliği Stratejisine (CPS) dayanmaktadır. CPS, beş yıllık dönemde sağlanması öngörülen
6,45 milyar dolarlık finansman, politika analizleri ve danışmanlık hizmetleri yoluyla
Türkiye’nin yüksek gelirli ülke statüsüne geçişini desteklemeyi amaçlamaktadır. 
CPS’in başlıca amaçları arasında rekabet gücünün ve istihdamın arttırılması, eşitliğin
ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın derinleştirilmesi
yer almaktadır. Dünya Bankası’nın Türkiye ile olan işbirliği daha geniş bir uluslararası
kitle ile bilgi ve deneyim paylaşımını da kapsayacak şekilde gelişmektedir.”
