# Dünya Bankası’na göre büyüme yüzde 3,5 gerileyecek

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dunya-bankasina-gore-buyume-yuzde-35-gerileyecek-11315h/
- Yayımlanma: 2016-04-29T10:05:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Dünya Bankası, Türkiye Düzenli Ekonomi Notu’nu yayınladı.

Dünya Bankası Ekonomik Notuna göre güçlenen büyüme istihdamda artışa yol açtı ancak
yine de işsizlik oranı çok az değişti. Dördüncü çeyrekte tarım dışı işgücü 413.000
kişi arttı. Aynı zamanda, özellikle sanayi sektörü olmak üzere tüm sektörlerde yaşanan
geniş tabanlı toparlanma sayesinde, üçüncü çeyrekte 41.000 olan tarım dışı istihdam
artışı dördüncü çeyrekte 386.000’e yükseldi. Sonuç olarak, dördüncü çeyrekte tarım
dışı işsizlik oranı yüzde 12,4’te kaldı. 2016 yılının ilk çeyreğinin başlarına ilişkin
veriler istihdam artışında hafif bir yavaşlama olduğunu, ancak işgücü artışındaki
yavaşlama sayesinde işsizlik oranında bir iyileşme olduğunu gösteriyor.

Düşen enerji fiyatları cari açığın azaltılmasına yardımcı oldu. 2015 yılı ortasından
itibaren, azalan enerji açığı, artan çekirdek cari açığı (enerji ve altın hariç)
telafi etmenin de ötesine geçti ve daha önceki eğilimi tersine çevirdi. Fakat, ihracat
büyümekte zorlandı ve çekirdek cari açık aynı seviyelerde kaldı bu durum dış pozisyondaki
düzelmenin temel olarak yapısal reformlardan ziyade konjonktürel faktörlerden kaynaklandığını
gösteriyor.

Dalgalı gıda ve akaryakıt fiyatları hariç enflasyon halen yüksektir ancak istikrara
kavuşan lira sayesinde önümüzdeki birkaç aya ilişkin görünüm daha fazla umut vaat
ediyor. Ocak ayında zirveye ulaşan 12 aylık manşet enflasyon, düşen gıda enflasyonu
sayesinde mart itibariyle 2,1 puan düşerek yüzde 7,5’e geriledi. Ancak, söz konusu
dönemde 12 aylık çekirdek enflasyon sadece 0,1 puanlık marjinal bir düşüş gösterdi
ve yüzde 9,5’de kaldı. Kurdaki istikrar, dövizdeki zayıflığın enflasyona olan yansıma
etkisini önümüzdeki dönemde sıfıra indirecektir. Bu gelişme enflasyon görünümünün
iyileşmesine yardımcı oluyor.

Merkez Bankası mart ve nisan aylarında para politikasını gevşetti. Petrol fiyatlarındaki
rallinin ve Fed’in son zamanlardaki yatıştırıcı mesajlarının gelişmekte olan ülkelerdeki
varlık fiyatlarını desteklemesi ile birlikte, Türkiye’deki finansal piyasalar Şubat
ayının sonlarından itibaren tekrar yükselişe geçti. Güçlenen portföy girişleri ve
azalan döviz satış ihaleleri sonucunda, Merkez Bankası’nın Şubat 2016’da 110,5 milyar
ABD$ olan brüt rezervleri nisan başı itibariyle 116,6 milyar ABD Doları’na ulaştı.
Uygun küresel ortam sayesinde, Merkez Bankası mart ve nisan toplantılarında gecelik
borç verme faiz oranını kümülatif olarak 75 baz puan azaltarak yüzde 10’a indirdi,
1 haftalık repo faiz oranını ve gecelik borçlanma oranını ise değiştirmedi.

2015 yılında dengede olan genel yönetim bütçesinin, 2016 yılında yüzde 1,8 açık 
vermesi bekleniyor. Seçim vaatlerinin uygulamaya konulması sonrasında yılın ilk 
aylarında harcama baskıları oluşurken, vergi gelirleri yavaşladı. Hükümetin revize
edilen Orta Vadeli Programı, seçim vaatleri sebebiyle harcamalarda kayda değer bir
artış olacağını, ancak açıktaki artışın sınırlı kalacağını (GSYH’nin yüzde 0,7’si)
öngörüyor. Belirlenen hedef, yüzde 4,5’lik GSYH büyemesi varsayımına bağlı olarak
güçlenen bir gelir performansını yansıtmaktadır. Buna karşın, biz daha yavaş GSYH
büyümesi projeksiyonumuza bağlı olarak daha zayıf bir gelir performansı öngördüğümüz
için, 2016 yılında daha büyük bir bütçe açığı bekliyoruz.

Not 2016 yılında dış talepteki zayıflık devam edeceğini öngörüyor. Türkiye’nin AB’ye
reel ihracatı bu yılın ilk aylarında ivme kaybetti ve yılın kalan döneminde hafif
bir artış kaydetmesi bekleniyor. MENA bölgesindeki jeopolitik sorunlar devam ediyor
ve Türkiye’nin bu bölgeye ihracatı yine zayıf kalması bekleniyor. Rusya’daki ekonomık
daralmanın devam etmesi ve iki ülke arasındaki gerginliklerin çözüme kavuşturulamaması
halinde, 2016 yılında Rusya’ya yapılan ihracatın azalmaya devam etmesi bekleniyor.
Ayrıca, Rusya’dan gelen ziyaretçilerin sayısının keskin bir şekilde azalacağı ve
Avrupa’dan gelecek ziyaretçi sayısının da azalacağı beklentisi ile, turizm gelirlerindeki
aşağı yönlü eğilimin 2016 yılında devam edeceği öngörülüyor.

Son dört yıldır özel yatırımlar durgun bir seyir izliyor. Özel yatırımlardaki zayıflık
artık konjonktürel değil yapısal bir sorun haline geldi. Küresel kriz sonrasında
şirketler kesimindeki kaldıraç oranı hızlı bir şekilde yükseldi dolayısıyla borç
finansmanına dayalı büyüme için alan oldukça daraldı. Öte yandan, liranın değer 
kaybı bilançoları zorladı ve büyük döviz riski bulunan şirketler kesiminin borç 
servisi yükünü ağırlaştırdı. Bu faktörler, kurumların kalitesi ve iş ortamı hakkındaki
yaygın bozulma algısı ile birlikte, yatırımcı güvenini zedeleyerek özel yatırımları
ciddi bir şekilde baskıladı.

**Enflasyonun yüzde 8.5 olacağı öngörülüyor**

İthalat beklenenden erken bir şekilde, 2015 yılının dördüncü çeyreğinde toparlanmaya
başladı ve 2016 yılı boyunca bu ivmeyi koruması bekleniyor. Dış zorluklar 2016 yılında
ihracat artışını oldukça düşük bir oranda tutacaktır. Asgari ücretteki artışın özel
tüketimi arttıracağını ve 2016 yılında büyümenin ana sürükleyici etkenlerinden birisi
yapacağına değiniyor. Kamu harcamalarının azalan bir hızda olsa da büyümeye katkıda
bulunması bekleniyor. Yukarıda belirtilen yapısal sorunlar sebebiyle, özel yatırımların
2016 yılında yine nispeten zayıf bir seyir izlemesi bekleniyor. Son zamanlarda terör
eylemlerinde yaşanan artış ve Güneydoğudaki huzursuzluklar büyüme tahminimize ilişkin
aşağı yönlü riskler oluşturuyor. Düşük petrol fiyatlarının sürmesi 2016 yılında 
cari açığın GSYH’nin yaklaşık yüzde 4,1’i seviyesine indirilmesine yardımcı olacaktır.
Liranın istikrar kazanmaya başlaması ile birlikte, dövizin yansıma etkisi yavaş 
yavaş ortadan kalmaktadır, ancak güçlü tüketim sebebiyle yılın ikinci yarısına doğru
talep baskıları artabilir ve dezenflasyon sürecini yavaşlatabilir. 2016 sonunda 
enflasyonun yüzde 8,5 olacağını öngörülmektedir.

Dünya Bankası’nın Türkiye’deki çalışmaları 2012-2016 dönemini kapsayan ortak Ülke
İşbirliği Stratejisine (CPS) dayanmaktadır. CPS, beş yıllık dönemde sağlanması öngörülen
6,45 milyar dolarlık finansman, politika analizleri ve danışmanlık hizmetleri yoluyla
Türkiye’nin yüksek gelirli ülke statüsüne geçişini desteklemeyi amaçlamaktadır. 
CPS’in başlıca amaçları arasında rekabet gücünün ve istihdamın arttırılması, eşitliğin
ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın derinleştirilmesi
yer almaktadır. Dünya Bankası’nın Türkiye ile olan işbirliği daha geniş bir uluslararası
kitle ile bilgi ve deneyim paylaşımını da kapsayacak şekilde gelişmektedir. 

 
