# Dünya borç rekoru kırdı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dunya-borc-rekoru-kirdi-48517h/
- Yayımlanma: 2019-11-15T18:27:42+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Küresel borç seviyesi bu yılın ilk yarısında 7,5 trilyon dolar artarak 250,9 trilyon
dolara ulaştı ve tüm zamanların rekorunu kırdı.

AA muhabirinin Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) yayınladığı “Kürsel Borç 
Monitörü” raporundan derlediği bilgilere göre, bu yılın ilk yarısında küresel borç
tutarı 7,5 trilyon dolar artarak (yüzde 60’dan fazlası ABD ve Çin kaynaklı) 250,9
trilyon dolara yükseldi.

IIF, yavaşlama belirtisi göstermeyen küresel borcun bu yıl sonunda 255 trilyon doları
geçmesini bekliyor.

Rapora göre, toplam borcun dünyadaki gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) üç katını
aşarak yüzde 320’sine ulaşması dikkati çekti.

IIF raporunda, merkez bankalarının parasal genişleme politikalarından dolayı borçlanma
maliyetlerinin düşük olmasının gelişmekte olan ülkeleri yeni borç almaya teşvik 
ettiği belirtilerek, bu ülkelerde kamuya ait işletmelerin finansal olmayan kurumsal
borcun yarısından fazlasına sahip olduğu bildirildi.

Rapora göre, toplam GSYH’ye oranları dikkate alındığında, hane halkına ait borçlar
yüzde 59,9, finansal olmayan şirketlere ait borçlar yüzde 92, kamuya ait borçlar
yüzde 87,7 ve banka gibi finansal şirketlere ait borçlar da yüzde 80,4 düzeyinde
gerçekleşti.

Gelişmekte olan ülkelerin borcu 71,4 trilyon dolar ile rekor kırdı

Düşük küresel faiz oranlarıyla teşvik edilen döviz borçların, gelişmekte olan piyasalarda
tekrar yükselişe geçtiğine vurgu yapılan IIF raporunda, Hindistan, Brezilya ve Türkiye
gibi gelişmekte olan ekonomilerin hane halkı ve şirketlerin borcunu içeren toplam
borcunun bu yılın birinci çeyreğinde 71,4 trilyon dolara ulaşarak rekor kırdığı 
bildirildi.

Raporda, “Şeffaflık eksikliği, bazı kamu borçluları için riskleri daha da arttırabilir.
Ağır borç yükü, özellikle bazı gelişmekte olan ve düşük gelirli ülkelerde, iklim
değişikliğini azaltmak için gösterilen çabalara yük olabilir.” ifadesine yer verildi.
Japonya, Singapur, Güney Kore ve ABD’nin yüksek borç seviyesine işaret edilerek,
borcun iklim riski için endişe kaynağı olduğu belirtildi.

Bu yılın ilk yarısında Şili, Güney Kore ve Arjantin’in geçen yıla göre borç seviyesinde
en büyük artışı gösterdiklerine yer verilen raporda, gelişmekte olan ülkelerin toplam
borcunun gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 220’sine ulaştığı bildirildi.

IIF raporunda, bazı gelişmekte olan ekonomilerde döviz borcunun rekor seviyede yüksek
olmasından dolayı, büyümede yavaşlama olursa, bu ekonomilerde risklerin artabileceği
uyarısı da yapıldı.

– Çoğunluğu ABD federal hükümetinin borcu

Rapora göre, geçen yıl 65,7 trilyon dolara ulaşan kamuya ait küresel borçlar bu 
yıl, çoğunluğu ABD federal hükümetinin borcundaki artıştan kaynaklı olmak üzere,
70 trilyon doların üzerine yükselecek.

IIF, finansal olmayan şirketlere ait borçların da bu yıl yüzde 6 artarak 75 trilyon
dolara ulaşmasını bekliyor.

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün raporunda, 2020’de dünya ülkelerinin yüzde 60’
dan fazlasının potansiyelin altında bir büyüme gerçekleştirmelerinin beklendiği,
uyumlaştırıcı para politikaları, şirketlerin ve kamunun düşük oranlarda borçlanma
olanakları hatırlatılarak, “Düşük büyüme, risk oluşturuyor.” değerlendirmesi yapıldı.

“Borç artışı hem devletleri hem de bireyleri riske atabilir”

Gelişmiş ülkelerde kamu borçlanmasının İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görülmeyen 
seviyelere çıktığına işaret eden uzmanlar, yükselen piyasa ekonomilerindeki kamu
borcunun ise 1980’lerdeki borç krizi sırasında görülen seviyelere yükseldiğini belirtiyor.

Uluslararası Para Fonu Direktörü Kristalina Georgieva, 7 Kasım’da yaptığı açıklamada,
küresel borcun önemli bir kısmının özel sektöre ait olduğunu belirterek, borç yükündeki
artışın ekonomilerdeki büyümenin yavaşlaması halinde hem devletleri hem de bireyleri
riske atacağına işaret etmişti.

Borçlanmanın daha sürdürülebilir hale getirilmesi için önlemler alınması gerektiğini
belirten Georgieva, kredi verme mekanizmalarının daha şeffaf hale getirilmesi ve
geleneksel olmayan kaynaklarla borç yapılandırmaya hazırlanılması gerektiğini vurgulamıştı.
