# Dünya genelinde gıda fiyatlarında büyük artış uyarısı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dunya-genelinde-gida-fiyatlarinda-buyuk-artis-uyarisi-72749h/
- Yayımlanma: 2021-10-16T13:19:36+03:00
- Yazar: Selim Soydan

BBC Türkçe’nin haberine göre Dünya Gıda Günü’nde Birleşmiş Milletler gıda fiyatlarında
beklenen dev artışların “eşi benzeri görülmemiş, felaket düzeyinde bir gıda güvenliği
sorunu” yaratacağı uyarısı yaptı.

BM açıklamasında “Şu anda Etiyopya, Madagaskar, Güney Sudan ve Yemen’de yarım milyona
yakın insan kıtlık benzeri koşullarda yaşıyor. Son bir kaç aydır Burkina Faso ve
Nijerya’da da korumasız bir kesim bu koşullarda yaşamaya başladı” deniyor.

Daha da vahimi çeşitli ülkelerde 41 milyon insanın daha açlık koşullarına düşme 
tehdidiyle karşı karşıya olduğunu tahmin eden BM derhal yardım kampanyası başlatılmasını
istiyor.

İngiltere merkezli The Hunger Project (Açlık Projesi) adlı yardım kuruluşunun tahminlerine
göre ise dünyada 690 milyon insan kronik açlık koşullarında yaşıyor ve bunların 
yüzde 60’ı kadın. İlaveten, 850 milyon insan da Covid-19’un etkisiyle yoksulluk 
sınırının altına düşme tehlikesiyle karşı karşıya.

Gıda fiyatlarının yükselmesinin dünyanın dört bir yanında insanların günlük yaşamları
açısından ne anlama geldiğine ve gıda yoksulluğuyla mücadele konusunda ne tür seçeneklerin
değerlendirildiğine bakıyoruz.

**Fiyatlar neden yükseliyor?**

Çokuluslu gıda şirketi Kraft Heinz yakınlarda, pandemi sonrası her yerde birden 
enflasyonun yükselmesiyle, insanların artık yüksek gıda fiyatlarına alışması gerektiği
yolunda bir uyarı yaptı.

Hindistan’da Mumbai’deki Raah Vakfı kurucu ve yöneticisi Dr Sarika Kulkarni, gıda
fiyatlarının yükselmesinin süreceği konusunda Heinz gıda şirketi patronu Miguel 
Patricio’ya katılıyor. 

Dr Kulkarni ve Raah Vakfı Hindistan’ın yerel toplumlarının yaşam kalitesini ve sağlık
koşullarını yükseltecek çalışmalar yapıyor.

Pandemi döneminde bir çok ülkede tahıl ve diğer tarım ürünlerinden yarı işlenmiş
tarım ürünlerine çoğu gıda maddesinin üretiminde düşüş yaşandı. Virüsün kontrol 
altına alınması ve salgının yayılması tehdidine karşı alınan önlemler de gıda naklini
sınırladı.

Şimdi ekonomiler yeniden canlanmaya ve bu ürünleri sunmaya başladı ama üreticilerin
büyük bir kısmı bu aşamada çok yükselmiş olan talebi karşılayamıyor ve bu da fiyatların
yükselmesine yol açıyor. Ücretlerin ve enerji girdisi fiyatlarının da yükselmesi
üretici ve imalatçının üzerindeki fiyat baskısını artırıyor.

Yoksullukla mücadele uzmanı Dr Kulkarni “Fiyatlar arz ve talebin doğrudan bir ürünü.
Nüfus artar ve gıda talebi sürekli artarken, ekilebilir tarım alanları, su sıkıntısı,
toprak fakirleşmesi, iklim değişikliği ve aşırı iklim olaylarının sıklığı ve çeşitlerinin
artışı, yeni kuşakların meslek olarak çiftçiliği seçmek istememesi gibi bir dizi
sorun nedeniyle daralıyor” diyor.

“Çiftçilerin karşılaştıkları çoklu sıkıntılar da gıda fiyatlarına yansıyor ve yükseliş
devam ediyor” diye ekliyor.

**‘Yiyecek karşılığı seks’**

Birleşmiş Milletler’in İnsani Yardım’dan sorumlu yetkilisi Martin Griffiths “Açlık
kapısı bir kez açıldı mı belki de diğer tehditlerden farklı olarak büyük hızla yaygınlaşır”
diyor. 

Yoksullaşma ve açlık tehdidi ve yükselen gıda fiyatları karşısında kadınlar ve kız
çocukları özellikle daha korumasız.

Griffiths “Kadınlar bize, ailelerini besleyebilmek için umarsızca hangi yollara 
başvurduklarını anlatıyor. Bunlar arasında yakında gittiğim Suriye’de duyduğum, 
gıda karşılığında seks, erken evlilik ya da çocuk evliliği de var”diyor.

Farm Radio International (Uluslararası Çiftçi Radyosu) adlı kuruluşun Proje Geliştirme
bölümü başkanı Karen Hampson da küresel düzeyde en fazla gıda sıkıntısı çeken insanların
bazılarının küçük çiftçiler olduğunu söylüyor.

“Yaşadığımız yükselen gıda fiyatları kadınlar için iki ucu da kesen bir bıçak gibi.
Bir yandan tarımla uğraşan ailelerin kendi üretmedikleri gıda ürünlerini satın almaları
gerekiyor, dolayısıyla hem maliyetleri yükseliyor hem de gıdaya erişimleri azalıyor.
Bu da açlık ve yetersiz beslenmeye yol açıyor.”

“Diğer yandan ise, en azından teorik olarak gıda ürünlerindeki fiyat artışının aslında
sattıkları ürünlerden daha iyi bir gelir elde etmeleri anlamına gelmesi lazım. Ama
çoğu zaman -en fazla da Afrikalı küçük çiftçiler açısından- gıda ürünlerinin fiyat
artışları gelir artışına tahvil olmuyor” diyor.

Hindistan’dan Dr Kulkarni yoksulluğun doğrudan fiyatlarla orantılı olduğunu, bir
yandan yoksulluk artarken ne yazık ki aynı zamanda fiyatların da artmaya devam ettiğini
ve yoksulların küçük bütçelerinin kalan kısmını da ellerinden aldığını anlatıyor.

“Yüksek gıda fiyatları, daha yoksul toplum kesimleri içerisinde yetersiz beslenme,
açlık ve çok sayıda sağlık sorununa yok açıyor. Gıda fiyatlarının yüksek olması 
toplumların acımasız bir açlık, hastalık ve yoksulluk sarmalına saplanıp kalmasına
yol açıyor” diyor.

Yoksullukla, eşitsizlikle mücadele ve bunlara karşı direncin güçlendirilmesi amacıyla
veri ve belge toplayan Development Initiatives (Kalkınma Girişimleri) adlı küresel
örgütlenmenin CEO’su Harpinder Collacott da Dr Kulkami ile aynı görüşte.

“Aşırı yoksulluk, temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için gereken gelir düzeyine
göre hesaplanıyor ve bu temel ihtiyaçların önemli bir kısmını da gıda oluşturuyor.
Eğer gıda fiyatları yükselirse, insanların temel ihtiyaçları için gereken miktar
da yükseliyor. Bu yükselmeyince, insanlar aşırı yoksulluğa ya da o sınırın da altındaki
derinliklere itilmiş oluyorlar.

**Ne yapılabilir?**

Gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlar gıda fiyatlarındaki yükseliş karşısında, bütçelerindeki
temel ihtiyaç sayılmayan maddelerden, tatillerden vazgeçebilme, harcamalarını kısabilme
imkanına sahip. Ama gelişmekte olan ve yoksul ülkelerde yaşayan insanların çoğu 
bu seçeneğe sahip değil. 

BM, yerel kurumlar ve hükümetler insanları yoksulluk uçurumundan çıkarmak, yükselen
gıda fiyatlarıyla baş etmek için daha geleneksel yöntemler benimserken, dünyanın
dört bir yanında faaliyet gösteren yardım kuruluşları yaratıcı yaklaşımlara odaklanıyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun başkanı Qu Dongyu “Gıda ve gelir yardımı eşgüdümlü
bir şekilde sağlanmalı” diyor.

“Tarımsal gıda sistemlerini desteklemek ve uzun vadeli yardımlar, insanların anlık
sağ kalmasını sağlamanın ötesinde ekonomilerin düzelmesi ve direncin yükselmesinin
yolunu açar. Bir an bile boşa harcanmamalı” diye sürdürüyor.

Fakat yardım kuruluşu Development Initiatives’in CEO’su Harpinder Collacott, gıda
yoksulluğunun sadece parayla çözümlenebilecek bir sorun olmadığını vurguluyor ve“
İnsanların yoksullaşmasına sebep olan sistemlerin ve yapıların radikal bir şekilde
değişmesi gerekiyor” diyor.

“Statükoyu değiştirmek ve bazı insanların aşağılara itilmesine dur diyebilmek için,
bütün hükümetleri, kurumları, iş dünyasını, sivil toplum örgütlerini kapsayacak 
ve en yoksul insanları yaklaşımının odağına yerleştirecek küresel bir çabaya ihtiyacımız
var” diye sürdürüyor.

Hindistan’dan yoksullukla mücadele uzmanı Dr Kulkarni de iklim değişikliğine uyarlanmış
akıllı tarımın geliştirilmesi, örneğin yağmur suyu toplama kapasitelerinin, ürün
depolama kapasitelerinin geliştirilmesi, tohum ve diğer tarım girdilerinin fiyatlarının
düşürülmesi, çiftçilerin ürünlerinin yeterli bir kısmını kendi tüketimleri için 
saklamaya teşvik edilmesi gibi yöntemlerden söz ediyor.

Onun kurucusu olduğu Raah Vakfı son yedi yıl içerisinde 30 bini aşkın insanın yaşadığı
105 yoksul köyde, uyarlama projeleri geliştirerek yıl boyu yeterli suya kavuşulmasını
sağlamış.

“Gençleri tam zamanlı meslek olarak çiftçiliğe yönelmesini ve daha iyi verim ve 
daha iyi gelir elde etmeyi sağlayacak daha planlı tarımsal koridorlar yaratılmasını
teşvik ediyoruz” diyor. 

Farm Radio International’dan Karen Hampson’a göre ise gıda yoksulluğunun sebeplerinden
biri, gelişmekte olan ülkelerde kırsal kesimlerde yaşayan hanelerin, farklı piyasalardaki
ürün fiyatlarıyla ilgili doğru bilgilere yeterince erişememesi. Bu nedenle aracılar
ve toptancı tüccarlarla iyi pazarlık edemiyorlar. Aynı şekilde gelişkin tarım yöntemleri
ve bölgesel hava durumu tahminlerine erişim eksikliğinin de önemli olduğuna işaret
ediyor.

Kanada merkezli bir sivil kuruluş olan Farm Radio International, interaktif radyo
yayınları yoluyla, Sahra altı Afrika’da küçük ölçekli tarım yapanların iletişim 
ve bilgilendirme ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

Hampson “Radyoda yayınlanan tarım programları, çiftçilere ürünlerine nasıl daha 
iyi fiyat alabileceklerini anlatarak ya da doğru zamanda başka doğru bilgiler aktarmak
suretiyle bu durumu değiştirebilir. Örneğin, yakında Tanzanya’da iklim hizmetleri
konulu bir projeyi takip eden dinleyicilerin yüzde 58’i, artık iklimle ilgili bilgilerini
tarımsal faaliyetlerini iyileştirmek için daha iyi kullandıklarını söylediler. Dinleyicilerin
yüzde 73’ü ise radyo programlarını dinledikten sonra, tohum ekimi yöntemlerini geliştirdiklerini
bildirdi” diyor.

**Neler olabilir?**

Dünyanın çeşitli yerlerinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayan insanlar
artan gıda fiyatlarıyla nasıl baş edeceklerini düşünedursun, bu sahada çalışmalar
yürütenler, dünya liderleri hızlı ve iyi düşünülmüş adımlar attığı takdirde bu durumun
bir krize dönüşmesinin engellenebileceği konusunda umutlu olduklarını söylüyorlar.

Hampson “Şahsen ben her zaman umut olduğunu düşünürüm” diyor ama şu koşullarla:

“Kadınları, erkekleri ve genç çiftçileri dinleyip, onların başı çekmesine sorunlarını
ifade etmesini sağlayıp, onları politik karar süreçlerine katarsak, kooperatifler
yoluyla, çiftçi ve kadın grupları oluşturmak, ve buluşlar geliştirmek yoluyla çabalarını
desteklersek olur. Biz odağımıza iklim değişikliğine karşı atılacak adımları ve 
marjinal grupların desteklenmesini, özellikle de piyasalara, kredilere, bilgiye 
eşit erişim ihtiyaçlarına cevap verilmesini odağa koyuyoruz.”

Dr Kulkarni de benzer bir görüşte:

“Açıkların nerede olduğu bilindiği ve tanımlandığı için bunlara çözüm geliştirmek
için hala zaman olduğu umudunu taşıyoruz. Fakat onları görmezden gelirsek, sorunlarımız
var demektir ve o zaman umut etmek de güçleşebilir.”
