# Dünya ticaretinde yeni dönem: Tarifeler ve misillemeler

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dunya-ticaretinde-yeni-donem-tarifeler-ve-misillemeler-34398h/
- Yayımlanma: 2018-04-03T13:10:54+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

ABD Başkanı Donald Trump ithal çeliğe yüzde 25 ve alüminyuma ise yüzde 10 gümrük
tarifesi uygulayacağını 9 Mart’ta açıkladı ve ABD Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer’ı
bu vergilere yönelik alternatif arayan ülkelerle müzakere etmek için görevlendirdi.
Kanada ve Meksika’nın bu gümrük vergilerinden muaf tutulacağı bildirildi. Ülkelerden
gelen görüşme talepleri neticesinde, 21 Mart tarihinde Avrupa Birliği, Avustralya,
Arjantin, Brezilya ve Güney Kore’ye de 1 Mayıs tarihine kadar muafiyet tanınacağı
açıklandı. Bu süreli muafiyet kararı tabii ki Avrupa Birliği’ni memnun etmedi, Avrupa
medyasında günü kurtaran geçici bir zafer olarak yorumlandı ve süresiz muafiyet 
isteği hem Almanya Başbakanı Angela Merkel hem de Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarafından
yenilendi.

**– Çelik ve alüminyum vergisindeki artışın sebebini ABD nasıl açıklıyor?**

Beyaz Saray’ın 22 Mart 2018 tarihinde yayınladığı Başkanlık Mutabakatı’nda, Çin’e
karşı yürütülen soruşturma kapsamında, Çin’in yabancı sermayeye kısıtlamalar getirdiği,
Çin’de yatırım yapan ABD’li firmalara teknoloji transferi konusunda baskı uyguladığı
ve pazar serbestliğini Çin firmaları lehine yabancı firmalar aleyhine bozduğunun
tespit edildiği belirtiliyor. Ayrıca bu belgede, yüksek teknoloji firmalarının satın
alınması konusunda Çin hükümetinin sistematik bir şekilde yatırımları desteklediği
ve ABD bilgisayar ağlarından yetki dışı yollarla teknik bilgileri çaldığı ifade 
ediliyor.

Beyaz Saray aleni bir şekilde Çin’e tavır almasını bir yandan bu argümanlarla temellendirirken,
diğer yandan da karşılıklı ticaret rakamlarına bakarak Çin’e karşı büyük bir ticaret
açığı verdiklerini, çelik ve alüminyumdan başlayarak farklı fasıllarda yeni düzenlemeler
yaparak bu ticaret açığını 100 milyar dolara kadar düşürmeyi hedeflediklerini söylüyor.
2017 yılı Trademap verilerine göre, ABD Çin’e 115,8 milyar dolarlık ihracat yaparken
481,8 milyar dolar ithalat yapmış ve Çin’e karşı 366 milyar dolar açık vermiş.

Trump bu yeni tarifelerle yerli üreticiyi koruyacağını, ABD sanayicisinin ithal 
yerine yerli çelik kullanacağını ve böylece ABD içinde üretimin ve istihdamın artacağını
savunuyor. Zaten bunlar Trump’ın seçim kampanyasında da dile getirdiği ve hayata
ne zaman geçireceği tartışılan söylemleriydi. Ancak şöyle bir iktisadi gerçek var
ki bir ülkenin yerli üreticisi bir üründe yeterince verimli ve etkin değilse, o 
ürünü en ucuza üretenden alması daha ekonomik. Siz zaten verimli bir şekilde üretemeyen
bir sektörü dışarıdan destekle ayakta tutmaya çalışırsanız, oraya fazladan para 
yatırmanız ve milletin vergisini verimsiz bir sektöre akıtmanız gerekir. Ayrıca,
üretimde etkin olmayan firmaların ürettiği mal, yerli sanayicinizden başlayarak,
tedarik zincirinin en sonundaki tüketicinize kadar herkese fiyat artışı olarak yansır.
Belki istihdamı artırırsınız, ama tüketiciden alınacak vergi ve (çelik üreticileri
hariç diğer tüm üreticilerin ve tüketicinizin ödeyeceği) yüksek fiyat pahasına bunu
yapmış olursunuz. ABD’li çelik üreticilerinin, Kanadalı ve Koreli çelik üreticileriyle
rekabet edebilecek kadar iyi olmadığını herkes biliyor.

**– ABD’nin en önemli dış ticaret partnerleri ve çelik ticareti**

2017 yılı Trademap verilerine göre, ABD’nin ihracatında ilk beşi sırasıyla Kanada,
Meksika, Çin, Japonya ve Birleşik Krallık oluşturuyor. Dünyanın en büyük ithalatçısı
konumundaki ABD’ye en çok ithalat yapan ülkeler ise sırasıyla Çin, Meksika, Kanada,
Japonya ve Almanya. Daha spesifik olarak ABD çelik ticaretine baktığımızda, (Census.
gov ve IHS Global Trade Atlas verilerine göre) ABD’nin en büyük 10 çelik tedarikçisi
olarak Kanada, Brezilya, Kore, Meksika, Rusya, Türkiye, Japonya, Almanya, Tayvan
ve Hindistan’ı görüyoruz. Yani aslında ilk 10 ülke arasında Çin yok.

Diğer yandan, alüminyum ithalatında Kanada yüzde 56 ile ABD’nin ithalatının yarısından
fazlasını tek başına teşkil ediyor. Diğer önemli tedarikçi ülkeler ise sırasıyla
Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin.

Bu rakamlara bakıldığı zaman, ABD’nin sadece Çin ile mücadele etmek ve dış ticaret
açığını kapatmak adına çelik ve alüminyum ithalatıyla ilgili bir adım atması ilginç
görünüyor. Zira en büyük çelik ve alüminyum tedarikçisinin muaf olduğu ve Çin’den
yapılan ithalatın diğer ülkelere göre daha az olduğu bir durumda, dış ticaret açığını
Çin’e karşı yaptırım uygulayarak kapatma planından bahsediyoruz.

**– ABD’nin çelik ithalatında Türkiye 6. sırada**

ABD’nin 6. büyük çelik ithalatçısı olan Türkiye’de mesele değerlendirilirken, ABD’den
Türkiye’ye yapılan pamuk ithalatına kısıtlama getirilebileceği farklı mecralarda
dillendirildi. Ancak Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi konuya temkinli yaklaşarak bu
ihtimali güçlendirici açıklamalarda bulunmadı. Sadece, ABD’nin bu ilave vergi kararlarının
gerekçesi olarak sunduğu dış ticaret dengesizliğinin Türkiye için geçerli olmadığını,
gerçek olmayan bu gibi gerekçelerle Türkiye de bu karara muhatap olursa bunda ancak
kasıt aranabileceğini belirtti.

Ekonomi bakanlığı verilerine göre, Türkiye’nin ABD’ye ihracatı 2017 yılında, bir
önceki yıla göre yüzde 30,7’lik bir artış gösterdi. ABD’ye en çok ihraç edilen ürünler
demir-çelik ürünleri ve otomotiv aksamı oldu. Türkiye’nin ABD’den ithalatında ise
ilk sıraları yine demir çelik ürünleri, hava taşıtları, uzay araçları ve pamuk aldı.

ABD’nin uygulayacağı yüzde 25 oranındaki vergi Türkiye’nin toplam demir-çelik ihracatının
yüzde 11’ini kapsayacak. Bu durum Türk üreticilere hem ABD pazarında rekabet sıkıntısı
yaşatacak hem de ABD pazarındaki genel daralmayla, dünyanın ve Çin’in çelik üreticileri
tüm dünya pazarlarında daha agresif bir rekabet içine girecekler. Buna Türkiye’nin
iç pazarında yaşanacak olan çelik arzı fazlası da dahil edilirse, Türk üreticilerin
önemli ölçüde zarar göreceğini tahmin etmek zor değil.

**– Dış ticaret teorileri ve Trump**

ABD Başkanı Donald Trump’ın, seçim kampanyasından başlayarak günümüze dek sürdürdüğü,
ABD dış ticaretiyle ilgili söylemleri dikkat çekti. Zira küresel ekonomide ülkeler
o kadar iç içe ki dünyanın en büyük ithalatçısı olan ABD’nin dış ticaretiyle ilgili
herhangi bir kararın dolaylı veya doğrudan etkilemeyeceği pek az ülke olabilir.

En başından itibaren “dış ticarette korumacılık geri mi geliyor” sorusu soruldu.
Ticaretin tarihine bir bakış attığımızda, dönem dönem farklı görüşlerin hakim olduğunu
görürüz. Merkantilistlere göre bir ülkenin yapması gereken iş, kasasını bol altınla
doldurmaktı. Bunun için ise mümkün olduğunca dışarıya mal satması, ama iç piyasayı
da yabancı ülke üreticilerine kapatması gerekirdi. Ticarette korumacılık ise her
ülkenin “kendi yağıyla kavrulması”, dışarıdan ne mal alması ne de satması olarak
tarif edilir. Bu nedenle Trump’ı veya ABD’nin tutumunu korumacı olarak nitelendiremeyiz.
Çünkü Trump bir yandan kendi ülkesinin gümrük duvarlarını ek tarifelerle yükseltirken
diğer yandan da Çin’e bir liste gönderiyor ve ABD’den daha fazla yarı iletken çip
satın almasını ve Amerikan otomobilleri üzerindeki gümrük vergilerini düşürmesini
talep ediyor. Buna da biz Türkler “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” deriz. Ama
ticaret teorisi buna (Ömer Faruk Çolak’ın tanımıyla) “yeni merkantilizm” der. Çünkü
Trump kendi ülkesi ve yerli sanayisi için korumacı; ama diğer ülkelerin ABD’ye karşı
mümkün olduğunca az ticari engel koymasını istiyor.

**– Çin’deki yansıması nasıl?**

23 Mart 2018 Cuma günü ABD Çin mallarına 60 milyar dolar değerinde yeni tarifeler
uygulayacağını bildirdi. Buna cevap olarak Çin de ABD mallarına 3 milyar dolar değerinde,
128 farklı ürünü kapsayan bir liste için tarife uygulayacağını açıkladı. Bu tarifeler
dün, yani 2 Nisan 2018 itibariyle yürürlüğe girdi. Çin kaynakları, Çin’in şu an 
ikinci ve üçüncü bir listeyi de hazırlamakta olduğunu bildiriyor. Çin’in Global 
Times adlı haber kaynağına göre, ABD’nin uygulayacağı tarifeler Çin ekonomisine 
tabii ki zarar verecek ama en çok ABD ekonomisini yıpratacak. Çin’in hazırladığı
tarife listeleri özellikle ABD’yi yıpratma amaçlı. Örneğin, Trump’ın en çok oy aldığı
bölgenin ürünü olan soya fasulyesine kasıtlı olarak vergi uygulanacak.

Çinli kaynaklar “ABD’ye bir ders verilecekse bunu en iyi Çin yapar” diyor. Tabii
ki Çin ekonomisi de böyle bir ticaret savaşından etkilenir; ama bir yandan da Çin’in
tam potansiyelini gerçekleştirmesine ve ticarette ABD’ye alternatifler bulmasına
da yardımcı olur diyorlar.

**– Dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor?**

Çelik sektöründeki problemin asıl kaynağı olarak, Çin’de oluşan kapasite fazlası
çelik gösteriliyor. Bir malın arzı arttıkça fiyatlar doğal olarak aşağı çekilir.
Dünya çelik üretiminin yüzde 50’si Çin’de yapıldığı için, Çin’deki arz fazlası dünya
çelik fiyatlarını da düşürüyor. AB liderleri böyle bir problemin varlığını kabul
ettiklerini, ancak Trump’ın yaptığı gibi tek taraflı ve kimseye danışmadan yapılan
bir vergi artışıyla bunun çözülemeyeceğini söylüyorlar.

Amerikalı ünlü iktisatçı Stiglitz de bu tarifelerin ABD’de yaşam maliyetini artıracağı
konusunda ABD hükümetini uyarıyor, yüksek ithalat vergilerinin yavaşlayan ekonomi,
artan faizler ve işsizlikle sonuçlanacağını tahmin ediyor.

Bu yıl gerçekleşen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek,
1929 büyük buhranının ve İkinci Dünya Savaşı’nın dünyada artan korumacılık ve dünya
ticaretinde gerçekleşen daralmanın sonucu olarak gerçekleştiğini söyledi ve dünya
ekonomisinin zaten yavaşlayan bir büyüme dönemine girdiği konusunda uyarılarda bulundu.

Bütün bu süreci izlerken, tüm dünyaya karşı oldukça agresif davranan bir ABD ve 
buna ölçülü bir şekilde cevap veren ama henüz saldırganlaşmayan bir Çin görüyoruz.
Çin’in ABD kararlarından etkilenecek çelik ihracatı, toplam çelik ihracatının sadece
yüzde 1,1’i. Bu bakımdan, Çin gibi büyük bir ekonomi sakin kaldığı sürece bu kararlardan
çok fazla etkilenmeyebilir. Ancak olay karşılıklı tarife atışmasına döner ve tarife
yükseltmeler bir zincir gibi birbirini izlerse, işte o zaman zaten büyümesi çok 
yavaşlayan dünya ekonomisi bir de ticareti kısıtlanacağı için en iyimser tarifle
durgunlaşır. Durgunlaşmanın ve büyüyememenin devamının gelmesini ise hiç kimse arzu
etmez.
