# Düşük büyüme dinamikleri zayıflayabilir

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/dusuk-buyume-dinamikleri-zayiflayabilir-11500h/
- Yayımlanma: 2016-05-09T10:30:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

JCR Eurasia Rating Başkanı Orhan Ökmen, son gelişmelerin yarattığı siyasi belirsizlik
ve kargaşa kapsamında gündeme gelen yeni seçim olasılıkları ve referandumun, düşük
büyüme dinamiklerini daha da zayıflatabileceğini, özel sektörün yavaş yavaş canlanmaya
başlayan yatırım bütçelerini kesintiye uğratacağını iletti.

Yazılı bir değerlendirmede bulunan Ökmen, “Yatırım ortamını bozmaya devam eden bölgedeki
ve ülke içerisindeki askeri şiddete, siyasi belirsizlik halinin de eklemlenmiş olması,
yeni seçim olasılıklarının belirmesi, düşük büyüme dinamiklerini ve yapısal reform
aktivitelerini iyice zayıflatabilecektir. Fiilen yaratılmış olan İcracı bir cumhurbaşkanının
sistem değişikliği gerektiren hukuksal yapısını başkanlık sistemi adı altında referanduma
götürecek çoğunluğun normal koşullarda mevcut parlamento içerisinde sağlanabileceğini
beklemiyoruz. Dolaysıyla Türkiye’nin erken seçim riskiyle tekrar karşı karşıya kalması
yüksek olasılıktır” diye konuştu.

Ökmen, şunları söyledi:
“Uluslararası ve bölgesel ilişkilerde ayrık ve zayıf bir
pozisyonda konumlanan, iç politikada ise yükselen askeri şiddet veartan toplumsal
gerilimlerle karşı karşıya kalan Türkiye’nin politik kırılganlığı, son gelişmelerle
yeniden bir üst safhaya çıkmıştır.

**Anayasal ve sistem değişikliği üzerinde mutabakat sağlama girişimlerinin başarı
şansı azalmıştır.

Türkiye yapısal sorun alanlarını netleştiremeden ve bunlara ilişkin çözümlerini 
ortaya koyamadan, yerli ve uluslararası
yatırımcılar ile hükumet arasındaki uyum
süreci tam olarak şekillenmeden yavaşlayan piyasa oynaklığı tekrar artmaya başlamıştır:

Mevcut konjonktürde piyasa oynaklığının azalmış olması, günlük piyasa iniş ve çıkışların
yavaşlamış olması, Türkiye’nin yapısal sorun alanlarını ve bunlara ilişkin çözümlerini
ortaya koymasına yönelik fırsat yaratmış iken, yeni seçim olasılıklarını ve referandumu
tekrar gündeme getirecek ani bir siyasi belirsizliğin oluşması piyasa oynaklığını
artıracaktır. Türkiye’nin yapısal sorun alanlarını netleştirmesini ve bunlara ilişkin
çözümlerini ortaya koymasını bekliyoruz.

Türkiye’deki siyasal yapıdaki kargaşa hali yatırımcı tereddüdünü artırmakta ve direkt
olarak TL’nin değeri üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırmaktadır.

Türkiye varlıklarına karşı son bir kaç gün içerisinde dış dünyada artan risk algısı,
Türkiye’nin yüksek risk primini daha da
artıracaktır.

Türkiye’nin dış fonlama devamlılığı stresli alandan çıkamamaktadır: Türkiye’nin 
yüksek risk priminin yatırımcıların
cesaretini kırması, dış fonlama devamlılığının
Türkiye açısından stresli alanından çıkamamasına neden olmaktadır. Ancak, Turizm
sektörünün durgunluğu giderilir ve yapısal reformlar devam ederse orta vadede Türk
ekonomisinin yüksek dış finansman bağımlılığının ve cari açık probleminin yönetilebilir
ve ihmal edilebilir ılımlı bir seviyeye düşebileceğini öngörüyoruz.

**Enflasyonda kalıcı bir iyileşme, kısa vadede ortaya çıkmayacaktır:**

2016 büyümesinin temel dayanağını güçlü bir iç talebin destekleyeceğini ve dolayısıyla
enflasyonda kalıcı bir iyileşmenin
kısa vadede ortaya çıkmayacağını bekliyoruz.

Asgari ücret artışı fiyat istikrarı üzerinde önemli bir risk oluşturmuştur: Asgari
ücret artışının harcama yönünden büyümeye
katkısı olmasına rağmen, popülist amaçla
yapıldığını düşündüğümüz bu asgari ücret artışını fiyat istikrarı açısından önemli
bir risk olarak değerlendiriyoruz.

**Özel sektörün yüksek dövizli borç yapısı Türkiye’nin en önemli kırılganlık unsuru
olarak devam etmektedir.

TL’nin değer kaybı, imalat sanayinin aşırı kapasiteye sahip alanlarında arz güvenliğini
tehlikeye soktu: TL’nin değer kaybı
ihracatçı bir rekabet avantajı yaratmadığı gibi
dolar cinsinden küresel piyasalarda ucuzlayan fiyatların ithalat üzerindeki yarattığı
avantajı da yok ederek üretici karlarını azalttı. Ayrıca, TL’nin değer kaybı, imalat
sanayinin aşırı kapasiteye sahip alanlarında arz güvenliğinin tehlikeye girmesine
sebep olmuş durumdadır.

Türk bankacılık sektörünün ve reel sektörün fonlama yapısının dış finansmana yüksek
bağımlılığı nedeniyle küresel likidite koşullarındaki değişikliklerden ve güven 
kaybından kaynaklanacak risklerin bulaşıcılığına her iki sektör de oldukça açıktırlar.

**Makroekonomik ortam Türk bankacılık sektörünün aktif kalitesi üzerinde aşağı yönlü
baskı kurmuş durumdadır.

Orta vadede Türk bankacılık sektörü, ek sermaye artışları yapmadan ve/veya varlık
kategorilerinde ECAI’ler tarafından derecelendirilen alacaklar için tespit edilen
risk ağırlıklarını kullanmadan mevcut yüksek sermaye yeterlilik seviyelerini koruyamayacaktır:
Aktif kalitesindeki bozulmalarla baş edebilecek yüksek sermaye, yeterli likidite,
operasyonel kapasite ve gerekli yönetim kalitesine sahip olması kısa vadede Türkiye
bankacılık sektörünün görünümünü istikrarlı kılmaktadır. Ancak, orta vadede bankaların
ölçek büyüklüğünü güncelleyip geliştirmek, karlılığını koruyup büyümek, TL’nin devam

etmesi muhtemel olan değer kayıplarının neden olacağı erozyonları telafi edebilmek
için sermaye artırmalarına ihtiyacı olacaktır.

Türkiye, bütçe ve kamu borç dinamiklerinin sağlıklı yapısını korumaktadır: Maliye
politikası disiplininin devamlılığına dayalı olarak, uzun süren seçim atmosferinin
bozucu etkilerine karşı bütçe ve kamu borç dinamiklerinin dayanıklılıkları test 
edilmiş ve sağlıklı yapılarını korumaya devam etmiştir.

Türkiye’nin döviz kazanım olanaklarını, ekonominin uluslararası entegrasyonunu ve
kamu ihalelerindeki şeffaflığı artıracak olan AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği’nin
genişleme süreci, son siyasi belirsizlik sebebiyle gecikecektir: AB ile Türkiye 
Hükumeti arasında Gümrük Birliği’nin genişletilmesine yönelik görüşmelerin fiiline
hayata geçirilmesi halinde, Türkiye’nin rekabetçi gücüne bağlı olarak Tarım hariç
diğer hizmet ve sanayi dallarında Türkiye için nette önemli bir döviz kazanım olanağı
yaratacağını, Türkiye’nin uluslararası entegrasyonunu ve kamu ihalelerindeki şeffaflığını

artıracağını öngörüyoruz. Ancak, tarım alanında Türkiye’nin rekabet gücündeki eksiklikler
giderilmeden AB ile Türkiye’nin arasındaki Gümrük Birliğinin Türkiye lehine avantajlı
olacağını öngörmek oldukça zor. Ancak her şeye rağmen, içeride Batı’ya karşı artan
negatif tansiyon AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği’nin genişleme sürecini olumsuz
etkilemektedir.” 
