# EBRD Türkiye büyüme beklentisini revize etti

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ebrd-turkiye-buyume-beklentisini-revize-etti-16411h/
- Yayımlanma: 2016-11-03T17:38:18+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

EBRD, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme beklentisini 2016 yılı için yüzde 3.2’den
yüzde 3’e, 2017 yılı için yüzde 3.4’ten yüzde 3’e düşürdü.

EBRD raporunda, “2016 yılının ilk yarısında görece istikrarlı görünümün devamında
15 Temmuz’da darbe girişiminin, olağanüstü hal uygulamasının, S&P ve Moody’s’in 
not indirimlerinin yaşanması ve bölgesel gerilimlerin artmasıyla 3’üncü çeyrekte
Türk lirasındaki oynaklık arttı.” ifadesine yer verildi.

EBRD baş ekonomisti Sergei Guriev, “Türkiye siyasi türbülanstan muzdarip, yatırımcılar
endişeli” dedi.

Guriev, “Türkiye’de ekonomik büyümede yavaşlama öngörüyoruz. Türkiye yine de yüzde
3 düzeyinde büyüyecektir. Ancak Türkiye eskiden yüzde 4 büyüyordu. Bu yavaşlama 
yurtiçindeki siyasi gelişmelere bağlıydı.” dedi.

Raporda, Türkiye’de cari açık oranının düşük petrol fiyatlarının etkisiyle 2014 
sonundaki yüzde 5,7 seviyesinden bu yılın ağustos ayında yüzde 4,3 seviyesine gerilediği,
ancak mevcut seviyenin halen yüksek olduğu belirtildi.

EBRD açıklamasında, Türkiye büyümesine ilişkin olarak, sermaye akımları ve petrol
fiyatlarının etkisine bağlı olarak aşağı yönlü riskler bulunduğu ifade edildi.

Guriev, Türkiye’de bankacılık sektörünün istikrarlı, takipteki kredilerin düşük 
olduğunu ve kamu borcunun yüksek olmadığını söyledi.

Gelecek 2 yıla ilişkin riskler…

Raporda, Türkiye’nin ekonomik görünümüne ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye’de dış finansman ihtiyacının 2016’da Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde
25’i seviyesinde seyretmesi tahmin ediliyor. Buna ek olarak, 2016 yılı eylül ayı
itibarıyla enflasyon oranının yüzde 7,3 seviyesine gelmesiyle enflasyon, 5 yıl peş
peşe Merkez Bankası’nın yüzde 5 hedefinin üzerinde gerçekleşmiş oldu. 2016 yılının
geri kalanında ve 2017’de ekonomik büyüme, yakın zamanda sunulan makroihtiyati tedbirler
yoluyla (kredi kartlarına ilişkin düzenlemeler, turizmdeki iyileşme, Rusya ile charter
uçuşların yeniden başlatılması) desteklenen tüketim ile sağlanacak.

Önümüzdeki 2 yıla ilişkin görünümde aşağı yönlü riskler petrol fiyatlarında beklenenin
üzerinde artışın yaşanmasından, yapısal reform çabalarını hız kesmesinden, reytinglerin
düşürülmesinin sonucunda beklenenden daha büyük bir sermaye çıkışının yaşanmasından
ya da bölgesel gerilimlerin artmasından kaynaklanabilir. Eğer devam ederse yapısal
reformların uygulanması konusundaki siyasi uzlaşma bu risklerin bir kısmını azaltabilir,
daha yüksek uzun vadeli büyüme potansiyeline ulaşılmasına sağlayabilir.”

Türkiye’nin bankacılık ve kamu finansmanı görünümünün istikrarlı olduğu vurgulanan
raporda, takipteki kredilerin oranının ağustos ayı itibariyle yüzde 3,3 seviyesinde
bulunduğu, dış finansmanın ise ülke ekonomisi için kilit hassasiyette olduğu belirtildi.

“Yunanistan ekonomisi zorlu kavşağı geride bıraktı”

Bankanın faaliyet gösterdiği Güney ve Doğu Akdeniz, doğu ve merkez Avrupa bölgelerinin
ortalama büyümesinin bu yılın sonu itibarıyla yüzde 1,6 oranında gerçekleşmesinin
beklendiği kaydedilen raporda, Rusya ve Yunanistan’ın resesyonda çıkış emareleri
gösterdiği, ancak her iki ekonominin de bu yılın ilk yarısında daralmaya devam ettiği
bildirildi.

Yunanistan ekonomisinin zorlu kavşağı geride bıraktığı, Rusya’nın da evreye çok 
yakın olduğu belirtilen raporda, Yunanistan’ın bu yılın sonunda büyüme kaydetmemesi,
gelecek yıl ise pozitif büyümeye geçmesinin beklendiği kaydedildi.

Güneydoğu Avrupa’da ekonomik büyümenin artış ivmesinde olduğu, Sırbistan ve Romanya’da
ortalama büyümenin hız kazandığı, Makedonya’nın siyasi krizden negatif olarak etkilendiği
ifade edilen raporda, Azerbaycan’ın düşük petrol fiyatlarından, Beyaz Rusya’nın 
ise Rusya’daki resesyondan olumsuz etkilendiği, her iki ülkede 2017’de büyümenin
artmasının beklendiği belirtildi.

Raporda, İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı almasının EBRD’nin faaliyet gösterdiği
ülkelere olan sermaye akışını artırdığı, yatırımcıların daha yüksek getiri beklentisiyle
yönünü gelişmekte olan ekonomilere çevirdiği kaydedildi.
