# Economist: Piyasaların kaygısı ‘ilerleyen otokrasi değil siyasi karışıklık’

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/economist-piyasalarin-kaygisi-ilerleyen-otokrasi-degil-siyasi-karisiklik-22192h/
- Yayımlanma: 2017-04-20T08:51:22+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Economist’in analizinde, demokratik olmayan sistemlerde de ekonomik büyümenin mümkün
olabileceği ancak uzun vadede “ideolojik ayrımın keskin olduğu” bir ortamda yatırımcıların
olası siyasi çalkantılardan endişe edeceği uyarısı yapıldı.

Yazıda 16 Nisan referandumunda “Erdoğan’ın zaferinin yorumcular tarafından otokrasi
yolunda bir adım” olarak görüldüğü ancak Türk lirası, piyasalar ve tahvillerin referandum
sonuçları gelirken kazanç sağladığı belirtildi.

Yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Bu, piyasalar ve demokrasi arasındaki ilişkinin kaya gibi sert olmadığına ilişkin
bir hatırlatmaydı. Serseri ruhlu kocalar gibi, yatırımcılar da demokrasiye olan 
bağlılığını yineler ancak yedekte başka birini tutmaya yanaşırlar.”

“Türkiye’de yatırımcılar Erdoğan’ın anayasa teklifinin yenilgiye uğraması halinde
ülkede karışıklık çıkabileceğinden korkmuş olabilir. Eski ama oldukça güvenilir 
bir klişedir: Yatırımcı belirsizliği sevmez. Ancak Erdoğan iktidarı, İstanbul piyasalarında
yüzde 760 kazanç ve hızlı ekonomik büyüme getirdi.”

“Otoriter” bir hükümetin, en azından kısa vadede “belirlilik” getireceği belirtilen
yazıda şu görüşler dile getirildi:

“Ekonomistlere göre, İtalya’da Mussolini 1922’de iktidara geldiğinde o yıl ülkede
hisse senetleri piyasası yüzde 29, devlet tahvilleri ise yüzde 18 kazanç sağladı.
Hitler yükselirken Almanya’nın hisselerinin geri dönüşü yüzde 14, tahvilleri yüzde
15’ti.”

‘Demokratik sistem olmadan da büyüme mümkün’

“Dünyanın en gelişmiş ekonomileri, çoğunlukla demokratik ülkeler ve bunlar ticaret
ve yabancı yatırımlara daha açıklar. Öte yandan, Çin örneğinde olduğu gibi, demokratik
bir sistem olmadan da hızlı ekonomik büyüme mümkün. Hong Kong’la beraber Çin piyasaları,
bu milenyumun en iyileri arasında.

Economist’te yer alan bir başka görüş, demokrasilerin her zaman piyasa dostu politikalar
çıkarmadığı, sokaktaki seçmenin çıkarlarıyla uluslararası yatırımcıların çıkarlarının
her durumda aynı çizgide olmayacağı yönünde.

“Eğer seçmenler gümrük vergisi, şirket ve en yüksek maaşlılara daha yüksek vergiler
ve kamulaştırmayı desteklerse, bu durumda piyasalar ve döviz hareketleri zorlanır.”

ABD seçimleri, Brexit ve Türkiye referandumu benzer

Yazıda, ABD seçimleri, Brexit oylaması ve Türkiye’nin anayasa referandumu arasında
da benzerlikler olduğuna dikkat çekildi.

Bu üç örnekte de, seçmenler arasında ‘keskin bir bölünme’ olduğu ve zaferin oylar
arasındaki küçük bir farkla yakalandığı hatırlatıldı.

“Üç örnekte de, zafer kazanan taraf desteği kırsal kesim ve küçük şehirlerden alırken
büyük şehirlerdeki seçmen diğer tarafa oy verdi.

“Kazanan taraflar da çoğunluğu dar bir farkla kazandıklarını görmezden gelerek, 
radikal bir siyasi değişim için yeterli yetkiyi aldıklarını savundular.”

‘Piyasaları rahatsız edecek radikal değişimler getirir’

Yazıda, demokrasilerin ancak belli bir mutabakat ortamı olduğunda ve seçmenin yasal
olarak kendi tarafının yenilgisini kabul ettiği durumlarda en iyi çalıştığı ifade
edildi.

Economist’e göre, ideolojik ayrımın keskin olduğu ve seçim sisteminin “kazanan her
şeyi alır” mantığıyla sonuç verdiği durumlarda bu çok daha zor.

“Bu durum, piyasaları rahatsız edecek daha radikal siyasi değişimlere neden olur.
Genel akış daha otoriter, yaşam standartları durgunlaşmış olan seçmenlere çekici
gelen milliyetçi politikaların olduğu bir yapıya doğrudur.”

Bu politikaların ticari ortaklar ve komşu ülkeler üzerinde ters etki yapacağı belirtilen
yazıda, yatırımcıların yine de bazı otoriter liderlerin kısa dönem vergiler gibi
politikalar oluşturabileceğine inanabilecekleri vurgulandı.

Yazıda, “uzun vadede bu gelişmeler yatırımcıları büyük ölçüde kaygılandıracaktır”
denildi.
