# Economist: “Türkiye diktatörlüğe sürükleniyor”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/economist-turkiye-diktatorluge-surukleniyor-21876h/
- Yayımlanma: 2017-04-12T23:34:22+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

İngiltere’de yayımlanan haftalık Economist dergisi, bu hafta Türkiye’de düzenlenecek
referandumu kapağına taşıdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının kullanıldığı kapakta, “Türkiye
diktatörlüğe sürükleniyor” manşeti atıldı.

Türkiye ile ilgili üç makalenin yer aldığı sayıda “Türkiye diktatörlüğe sürükleniyor”
başlıklı yazıda, Erdoğan’ın ‘son yıllarda görülen en büyük baskıyı uyguladığı ve
Batı’nın Türkiye’yi yalnız bırakmaması gerektiği’ belirtildi.

Türkiye’nin hem tarihi hem de jeopolitik açıdan önemine vurgu yaparak başlayan makalede,
Türkiye’nin ‘Erdoğan liderliğinde son yıllarda geriye gittiği’ kaleme alındı.

![e1-001.jpg](https://www.borsatek.com/d/other/e1-001.jpg)

“Güçlü bir başkanın hiçbir sorunu yok; ancak Türkiye’nin yeni anayasası bunu aşıyor.
Ülke, parlamento tarafından çok az kısıtlanan bir 21’inci yüzyıl sultanıyla karşı
karşıya kalabilir. ‘Evet’ Türkiye’yi Erdoğan’ın seçilmiş diktatörlüğüne mahkum edebilir.‘
Hayır’ ise Türklerin Erdoğan’ı sınırlamasını sağlayabilir” denen makalede 2003 yılında
ekonomik ve siyasi olarak Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iyi bir iş çıkardığı,
ancak son dönemlerde ülkenin sorunlarının arttığı vurgulanıyor.

Yazı şöyle devam ediyor:

“Suriye iç savaşının gölgesinde cihatçılar ve Kürt militanlar Türkiye devletine 
karşı savaş açmış durumda. Geçen yaz, ordu bir darbe girişiminde bulundu. Darbe 
girişimi muhtemelen ABD’de yaşayan dini lider Fethullah Gülen’in bürokrasiye, yargıya
ve orduya sızmış ve sayıları on binleri bulan destekçileri tarafından düzenlenmişti.
Bir zamanlar ülkenin güçlü yanı olan ekonomi, adam kayırmalar, kötü idare ve turizmde
yaşanan çöküşle yavaş büyüyor.”

**‘Başkanlık sistemiyle gelen istikrar boş’**

Başkanlık sistemiyle geleceği iddia edilen istikrarın ‘boş’ olduğunu söyleyen makale,
başarılı demokrasilerin güçler ayrılığını hayata geçirip, hükümetlerin karar alma
süreçlerini yavaşlattığını belirtiyor. Başkanlık sistemiyle idare edilen ABD anayasasının
da başkanı bir kral gibi davranmaktan alıkoyduğu vurgulanıyor.

“Türkiye, seküler, muhafazakar, ulusalcılar arasında bölündüğü gibi, Türkler, Kürtler,
Aleviler, kalan bir avuç Rum, Ermeniler ve Yahudilerden oluştuğu için bütün gücü
elinde toplayan bir hükümete özellikle uygun değil” diyen makalede muhafazakar bir
yönetimin kendisiyle aynı fikirde olmayan kesimleri dışlamasıyla ülkenin hiçbir 
zaman istikrar kazanamayacağı yazılıyor.

‘Erdoğan’ın olağanüstü hal ile gücünü suistimal ettiğini’ öne süren yazıda “Sorunun
siyasi İslam’da değil Erdoğan ve yakın çevresinde olduğu” iddia ediliyor.

Ancak Türkiye’nin NATO müttefiki olması, Suriye ve mülteci krizinde önemli bir rol
üstlenmesi, Avrupa’nın önemli bir ticaret ortağı olması sebebiyle dış dünyanın Türkiye’den
vazgeçmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Yazı şu sözlerle noktalanıyor:

“Türkiye 16 Nisan’dan sonra da önemli bir rol oynamaya devam edecek. Eğer Erdoğan
kaybederse, Türkiye zor bir geleceği olan zor bir müttefik olacak. Ama eğer kazanırsa
ülkeyi seçilmiş bir diktatör gibi yönetebilecek.”

**‘Türkiye karanlık bir döneme giriyor’**

Dergide yayımlanan bir diğer makale ‘Darbe girişiminin mirası’ başlığını taşırken
üçüncü makale ise ‘Türkiye demokrasisinin kaderini belirleyecek oy’ adıyla yer aldı.

‘Türkiye demokrasisinin kaderini belirleyecek oy’ başlıklı makalede referandum yarışının
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş gibi muhalif liderlerin hapiste olması 
nedeniyle adil bir ortamda gerçekleştirilmediği belirtiliyor.

Erdoğan’ın ‘bütün muhalifleri düşman olarak gördüğü’ aktarılarak Erdoğan’ın darbenin
ardından topladığı destek ile ‘Evet’ oyunu alacak gibi göründüğü kaleme alınıyor.

Yazının sonunda ise “16 Nisan’da ne sonuç çıkarsa çıksın Türkiye karanlık bir döneme
giriyor. ‘Evet’ ülkeyi seçilmiş bir diktatöre mahkum ederken ‘Hayır’ oyu Türk demokrasisini
kurtaracak. Ancak mücadele etmek için yeni bir gün başlayacak” deniyor.
