# Economist: Türkiye’nin diplomatik krizi hızla ekonomik krize dönüşüyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/economist-turkiyenin-diplomatik-krizi-hizla-ekonomik-krize-donusuyor-39201h/
- Yayımlanma: 2018-08-10T14:19:49+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

İngiliz The Economist dergisi bu haftaki sayısında ABD’nin iki Türk bakana yaptırım
kararı almasının Türkiye ekonomisinde bardağı taşıran son damla olabileceğini yazdı.
Dergiye göre, Türkiye’nin diplomatik krizi ekonomik krize doğru gidişi hızlandırıyor.

Economist, yazıya “Amerikan Kongresi, Rusya’da yolsuzlukları açıklayan birinin öldürülmesinden
sorumlu Kremlin yetkililerine baskı yapmak amacıyla 2012’de Magnitsky Yasası’nı 
geçirdiğinde ve hatta yolsuzluk ve insan hakları ihlallerine karışan yabancı yetkilileri
de dâhil etmek için yasayı genişlettiğinde, pek az kongre üyesi bunun NATO müttefiki
bir ülkenin hükümetine karşı kullanılacağını hayal edebilirdi” diyerek başlıyor.

“1 Ağustos’ta, ABD Hazine Bakanlığı iki üst düzey Türk yetkilinin, içişleri ve adalet
bakanlarının, Amerikalı pastör Brunson’un uzayan tutukluluğunda oynadıkları rol 
nedeniyle mal varlıklarını dondurduğunda olan tam da buydu” ifadelerini kullanan
dergi, “Türkiye’nin de beklendiği gibi Başkan Donald Trump’ın kabinesindeki iki 
bakana yaptırım açıkladığını” hatırlatıyor.

Economist, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dahil iki tarafın da krizden çıkış
için bir yol bulunabileceğini ifade ettiğini ancak piyasaların bu görüşü paylaşmıyor
göründüğünü yazıyor.

TL’nin Dolar karşısındaki değerinin 6 gün üst üste rekor derecede değer kaybettiğini
vurgulayan Economist, devlet tahvili faizlerinin rekor seviyelere çıkmasıyla ekonominin
kriz tehdidiyle karşı karşıya geldiğini söylüyor.

“Daha 2 hafta önce Türkiye ve Amerika bir dizi karmaşık sorunda ilerleme kaydetmenin
yolunu açabilecek bir anlaşmanın eşiğindeydi. Türkiye, 2016 sonundan beri bir dizi
saçma terör suçlamasıyla tutuklandığından beri cezaevinde bulunan Pastör Andrew 
Brunson’ı serbest bırakacaktı. Amerika da İran’a yönelik ambargoları ihlal etme 
suçlamasından hüküm giyen Türk bankacı Hakan Atilla’nın cezasının geri kalanını 
Türkiye’de çekmesine izin verecekti. Uzlaşmanın Türk Dışişleri Bakanı’nın ek talepleriyle
bozulduğu, Amerikalı yetkililerden, Atilla’nın çalıştığı devlet bankası Halkbank’a
yönelik soruşturmalara son verilmesini istediği belirtiliyor. Brunson, serbest bırakılmak
yerine ev hapsine alındı.”

Amerika’da Türk hükümetine duyulan öfke düşünüldüğünde, yaptırım kararının sürpriz
olmadığını söyleyen dergi, ABD Başkanı’nın Erdoğan’la geçen yıl yaptığı ilk görüşmeden
bu yana üç kez Brunson’ı durumunu gündeme getirdiğini ve Trump yönetiminin bıkıp
usanmadan Brunson’ın serbest bırakılması çağrısında bulunduğunu hatırlatıyor.

Uzlaşma için manevra alanı kaldı mı?
Economist, ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım
kararının bir uyarı atışı mı olduğunu, yani hala bir uzlaşma için manevra alanı 
bulunup bulunmadığını ya da yeni yaptırımların kaçınılmaz olup olmadığını görmek
için çok erken olduğunu belirtiyor ve dergi baskıya girerken, görüşmelerin hala 
devam ettiğini aktarıyor.

Ancak “çok sayıda yaptırımın şimdiden yolda” olduğunu kaydeden dergi, “Senato’da
geçtiğimiz günlerde onaylanan bir yasada, Rusya’dan füze savunma sistemi satın alınmasına
misilleme olarak, Erdoğan hükümetine 100 F-35 savaş uçağının teslim edilmesini engelleme
tehdidinde bulunulduğunu” hatırlatıyor.

Başka hangi yaptırımlar gelebilir?
Bir diğer yasa tasarısında da, Pastör Brunson
ve Amerikan Konsolosluğu’nun geçen yıl gözaltına alınan üç yerel çalışanı serbest
kalana dek, Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası gibi uluslararası mali
kuruluşların Türkiye’ye yönelik kredileri askıya almaya zorlanmasının teklif edildiği
belirtiliyor:

“Sermaye akışına bağımlı, şirketlerinin üzerinde 220 milyar dolarlık borç yükü olan
ve şimdi de büyüyen bir para krizine giren bir ülke için yeni yaptırımlar yıkıcı
olur.”

Economist ayrıca, “iki Türk bakana yönelik büyük ölçüde sembolik önlemlerin, Amerika’nın
Türkiye’den 1,7 milyar dolarlık vergiden muaf ürün ithalatını gözden geçireceği 
haberleriyle birleşmesinin bile, TL’nin son 10 yıldaki en kötü performansını göstermesine
yeterli olduğunu” söylüyor.

Dergi, 6 Ağustos’ta, TL’nin 2001’den bu yana bir gündeki en büyük kaybını yaşadığını,
son bir yılda TL’nin değerinin üçte bir azaldığını, Erdoğan’ın 2003’te başbakan 
olmasından bu yana da yüzde 70 değer kaybettiğini belirtiyor.

‘Sorun sadece kur değil’
Economist, daha genel anlamda da ekonominin bir süredir
sorunlu olduğunu belirtiyor.

Ucuz kredi bolluğu ve kamu harcamalarıyla enflasyonun inatla yükseldiği ve geçen
ay yüzde 16’yla 2003’ten bu yanaki en yüksek seviyesine çıktığı belirtiliyor. Dergi,
TL’deki çöküşün bir dizi önde gelen Türk şirketini milyarlarca dolarlık borçlarını
yeniden yapılandırmaya zorladığını ve moratoryum ilan etmenin eşiğinde olduklarını
düşünenlerin bulunduğunu aktarıyor ve ekliyor:

“Ekonomistler, bilim insanları arasında ‘Dünya düzdür’ söylemine denk bir yeri olan‘
Yüksek faizin enflasyonu tırmandırır’ inancında olan ve bedeli ne olursa olun ekonomik
büyümede ısrar eden Erdoğan’ın baskısıyla, Merkez Bankası hasarı kontrol altına 
almak için tutarlı olarak çok az ve çok geç adım attı. Merkez Bankası, çoğu uzmanı
şaşırtan bir şekilde, 24 Temmuz’daki son toplantıda faiz artırmadı.”

Ekonomi yönetimindeki değişiklikler

Economist’in görüşlerine yer verdiği Capital Economics uzmanı William Jackson, “
enflasyon artarken, Türk ihraç ürünlerinin rekabet gücünü koruyabilmesi için TL’nin
biraz daha değer kaybetmek zorunda kalabileceğini, büyük olasılıkla Merkez Bankası’nın
başarmayı umabileceği tek şeyin de TL’nin erimesini yönetmek olabileceğini” söylüyor.

Dergi, yatırımcı güveninin azaldığını ve 18 Temmuz’da Olağanüstü Hal uygulamasının
kaldırılmasının da bu duyguyu beklendiği kadar değiştirmediğini belirtiyor. Yazı
şu satırlarla sona eriyor;

“Yargıçları ve memurları muğlak ulusal güvenlik gerekçeleriyle görevden almak da
dahil, hükümetin olağanüstü hal yetkileri, yeni güvenlik yasasında yerini buldu.
Erdoğan’ın yürütmedeki gücünü artıran, üst düzey yetkilileri istediği gibi atayıp,
görevden almasını sağlayan ve parlamento denetimini zayıflatan diğerleri düzenlemeler
de anayasaya girdi. Seçim zaferinden yeni çıkan güçlü Türk lideri para ve mali politikada
kontrolünü daha da artıracak gibi görünüyor. Erdoğan eski ekonomi ekibini, görevden
alarak, yerlerine Maliye ve Hazine Bakanı olarak atadığı damadı Berat Albayrak da
dahil, görece denenmemiş sadık adamlarını atadı. Bu hamlelerin hiçbiri yatırımcı
güvenini yükseltmeyecek.”
