# Efkan Ala’nın istifası hakkında bomba iddia

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/efkan-alanin-istifasi-hakkinda-bomba-iddia-14682h/
- Yayımlanma: 2016-09-01T20:59:13+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Efkan Ala’yı Adil Öksüz spekülasyonları mı götürdü? Fehmi Koru, kişisel sitesinde
gündeme bomba gibi düşen İçişleri Bakanı’nın istifasını yazdı

İşte Fehmi Koru’nun yazısından dikkat çeken bölümler:

Hadi bakalım, bir tane de buradan yakın.

“Dere geçilirken at değiştirilmez” özdeyişinin bütün spekülasyonların önünü kesmeye
yaradığı güzel ülkemde, sürünün en sadık, en muti, en gözü pek atı, hem de derenin
öteki kenarına yakın bir yerde, değiştiriliyor…

Efkan Ala İçişleri Bakanlığı’ndan istifa ediyor ve yerine Süleyman Soylu getiriliyor…

Neden?

Zihnimde yeşeren benzeri onlarca soruya cevap bulurum diye, –tatsız tuzsuz milli
maçı izlemekten vazgeçip– gece boyu TV ekranlarında sörf yaptım, sabahın köründe
gazetelerde ‘o bilmezse kim bilecek’durumdaki yazar ve muhabirlerin ‘eserleri’ne
göz attım; ııh, spekülasyondan bir milim öte açıklama göremedim.

Böyle ortamlarda fısıltı gazetesi devreye girer.

İster inanın ister inanmayın, fısıltı gazetecileri bile donup kalmıştı Efkan Ala
konusunda…

Görürsünüz, yakında, bu da ‘Adil Öksüz’ konusuna döner…

Üste 3 gece 2 gün

Süleyman Özışık, internethaber.com sitesinde, “Yoksa Adil Öksüz…” diye kuşku belirten
bir yazı yazmıştı. Bir yerlerden aldığı, Öksüz’ün Akıncılar Üssü’nden çıkışı ile
Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ın rehin tutulduğu aynı üsten serbest bırakılmasının
neredeyse aynı dakikalarda gerçekleştiği bilgisinden hareketle,“Yoksa bir takas 
mı söz konusuydu; ‘Bizim adamımızı bırakırsanız, biz de sizinkini…’ takası…” diye
soruyordu.

Öyle ya; tavan aralarında, samanlıklarda, yaylalarda gizlenmiş bir tek ‘FETÖ’cü’
bırakılmayan bir ülkede, fotoğrafları hepimizin hafızasına kazınmış birinin bulunamaması,
yer yarılmış da içine girmiş manzarası, hayli tuhaf kaçıyor.

Her tuhaflık spekülasyon davet eder.

Nitekim Özışık’ın merak gıdıklayıcı sorusuna burada dikkat çektim ve ertesi gün 
Abdülkadir Selvi (Hürriyet) devreye girdi; o sayede serbest bırakılmanın aynı dakikalarda
olmadığını öğrendik.

Bir şeyi daha…

En iyisi, Selvi’nin “Yoksa korunuyor mu?” diye sormasına yol açan bilgiyi kendisinin
sözcükleriyle aktarayım:“Hulusi Akar, 16 Temmuz günü saat 10.45’te kurtuldu; Adil
Öksüz ise 18 Temmuz sabah 05.40-06.00 arasında adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.”

Fark etmişsinizdir herhalde: Adil Öksüz savcı tarafından hemen sorgulanmış, ardından
hâkim karşısına çıkarılıp 21 dakikada serbest bırakılmış değil… Gazeteler “Akıncılar
Üssü’nde bir de ilâhiyatçı profesör yakalandı”haberini verdiği ve hepimiz “Vay canına”
heyecanına kapıldığımız iki gün boyunca adam gözaltındaymış…

Öyle hemencecik değil, 3 gece 2 gün üste tutulduktan sonra serbest bırakılmış…

Garip, garip, garip…

Ali Kaya da ellerinizden öper

Sadece Adil Öksüz’ün durumu mu garip?

Öksüz’ün kaybolmasıyla irtibatlı bir kişi vardı: Ali Kaya… Kaçak Öksüz’ü Atatürk
Havaalanı’na kadar götürüp yurtdışına uğurladığı söylenen o kişi, sonunda birilerinin
ihbarıyla, İzmir’de yakalandı.

Aaaa o da ne, meğer Öksüz’ün yurtdışına kaçtığını düşünmemize yol açan o hikâye 
de yanlışmış… Ali Kayadenilen şahıs, cebinden 15 Temmuz günü ve gecesi Almanya’da
olduğuna dair bir ‘belge’ çıkarıvermiş ve serbest bırakılmış…

Omuzumdan bakıp gazetedeki haberi benimle birlikte okuyan biri, öylesine sıradan
bir adam, “İyi de, madem öyle bir belgesi vardı, fotoğrafı gazeteler ve televizyonlarda
yayımlanır yayımlanmaz Emniyet’e gidip ‘belge’ ile kendini aklattırmak yerine, neden
yakalanmayı beklemiş?” diye sormasın mı?

Sahi neden?

Peki ya fotoğraf, hani havaalanında ikisini yanyana gösteren fotoğraf?

Kendi sorularım üzerinde düşünürken aklıma yıllar önce bir polis şefinden dinlediklerim
geldi.

Yeşil’in hikâyesi

Polis şefimiz o zamanlar henüz vali olmamış; Ankara’nın Emniyet Müdürü… Aylardan
Ramazan ve o da çoğumuz gibi iftarı evinde ailesiyle yapmayı seviyor…

Ancak sofraya oturur oturmaz, iftar topu gibi, Ankara’nın bir yerlerinde bombalar
patlıyor ve tabii Emniyet Müdürü, çoğu kez iftarını bile açmaya fırsat bulamadan,
olay mahalline koşmak zorunda kalıyor.

Hani bir akşam olsa neyse; birkaç akşam üst üste…

Düşünüyor ve “Bu, Yeşil’in işi olabilir” düşüncesi hâkim geliyor. Astlarına, “Herif
Ankara’ya geldiğinde Ulus’taki filânca pavyona takılır; bakın, oradaysa getirin”
talimatını veriyor.

Yeşil o akşam pavyonda derdest edilip karakola getiriliyor…

Susurluk sonrasında ismi ‘fâili meçhuller’ ile özdeş hale gelen Yeşil kodadlı tetikçi,
devletin arşivindeki en geniş ifadesini o gece Ankara Emniyeti’nde veriyor…

Tabii, pavyondan palas pandıras çıkartılması, Yeşil’in nâm-ı hesabına karanlık işleri
yaptığı kurumun yöneticilerinin kulağına da geliyor. Gece boyu iki kurum arasında
telefon trafiği yaşanıyor…

“Biz” demişti Emniyet Müdürü, “İfade alma işlemimizi tamamlar tamamlamaz, Yeşil 
denilen kişiyi, Yeni Mahalle’deki kurumun ana kapısının önüne bırakıverdik…”

Ülkemizde o gün bugündür çözülememiş muamma Yeşil’in nerede olduğudur… Bir zamanlar,
gündem şimdiki gibi cevabı bir türlü alınamayan muammalarla dopdolu değil iken, 
muhabir arkadaşlarımız, önünü kesebildikleri istihbaratçılara, “Yeşil öldü mü, yoksa
yaşıyor mu?” diye sorarlardı.

Öldü mü, ölmedi mi?

İster ölsün, ister yüzü-gözü değiştirildikten sonra bir yerlerde hayatını sürdürüyor
olsun, gerçek değişmiyor: Yeşil artık ortada yok.

Ortadan kaybolduktan sonra da kendisine ihtiyaç duyulmuş ve birilerini daha ortadan
kaldırmak üzere kısa süreli görevler üstlenmiş midir?

Nereden bilebilirim?

Efkan Ala neden istifa ettirildi? Yoksa sebep…?

Tıpkı gece boyu arayıp “Efkan Ala neden istifa ettirildi?” diye soran dostlarıma
da söylediğim gibi…

Onlara şunu söyledim: “İstifa etti” dense de istifanın kendiliğinden olmadığı anlaşılıyor.
İstifası açıklanana kadar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım
onun yerine getirilecek Süleyman Soylu ileSoylu’nun boşaltacağı bakanlığa atanacak
Mehmet Müezzinoğlu’nu arayıp görüşmüşler; Efkan Ala ile ise konuşulmamış…

Doğruysa bu, bir kızgınlık söz konusudur…

Zihnim şu sıralar en fazla Akıncılar Üssü’nden buharlaşan Adil Öksüz konusuyla meşgul
olduğundan, Efkan Ala’nın istifa ettirildiği gün gazeteye yansıyan “Aslında üste
21 dakika kalmadı, 18 Temmuz sabahına kadar, yani 3 gece 2 gün boyunca orada tutuldu”
bilgisinin istifasıyla ilişkisi olabilir diye düşündüm.

Boşboğazlık…

Efkan Ala’nın istifasını TV’de yorumlayanlar arasında Abdülkadir Selvi yoktu dün
gece; bugünkü yazısı da istifa üzerine değildi, yine “Yoksa çift taraflı mı çalışıyor?”
sorusu eşliğinde Adil Öksüz’ü yazmıştı.

Spekülasyon mu? Evet bu da benim spekülasyonum.

Konu üzerinde çene yarıştırırken, bir yakınım, “Süleyman Özışık yazdı, sen yazdın,
Abdülkadir Selvi yazdı, ama medyanın diğer isimlerinin sütunlarında, gazetelerin
bütününde en ufak bir haber veya yorum yok. Bu nasıl gazetecilik?” diye sordu.

Cevap veremedim.
