# Ekonomide 2017 tamam 2018 alarm veriyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ekonomide-2017-tamam-2018-alarm-veriyor-28004h/
- Yayımlanma: 2017-10-12T10:52:08+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

KPMG Türkiye’nin üç ayda bir yayımladığı Bakış, makroekonomik veriler ışığında geride
kalan üç çeyreği değerlendirdi, gelecek yıla dair öngörülerde bulundu. Bakış’a göre,
beklendiği gibi 2016’dan sonra güçlü bir toparlanma yaşanan Türkiye’de yıl sonuna
kadar tablo pozitif görünüyor. Ancak 2018’le ilgili beklentiler alarm veriyor. Risk
unsurlarının da etkisiyle büyüme, enflasyon, cari açık, işsizlikle ilgili sinyaller
kritik. 

KPMG Türkiye’nin hazırladığı Bakış, dünyada ve Türkiye’de ekonominin nabzını tuttu,
yakın dönem seyir rotasını çizdi. Bakış’a göre, geride kalan üç çeyrekte küresel
ticaret ve finans piyasalarında yaşanan gelişmelerle dünya ekonomisi 2017’de bir
önceki yıla göre daha iyi bir performans sergiledi. Küresel ekonominin 2018’deki
seyrini ise ABD-Kuzey Kore gerilimi, Almanya’da koalisyon sancısı, Katalonya’daki
bağımsızlık hamlesi, Ortadoğu’da yaşanan hareketlilik ve sınır bölgesindeki gibi
kriz potansiyeli yüksek başlıklar belirleyecek. 

Bakış, risk merkezlerinin yanı başındaki Türkiye için de temkinli bir tablo çiziyor.
Bakış’ta “Reel sektör dışındaki güven endeksleri sonbahara dönük karamsar bir başlangıcı
işaret ediyor. Reel sektör güven endeksinde dış ticaretteki canlılığın etkisiyle
yüzde 0,5’lik artış olsa da tüketici güven endeksi yüzde 3,0 geriledi. Hizmet ve

perakende sektörlerinde güven endeksleri yüzde 2,0 ve 2,3 gerilerken, inşaat sektöründe
güven kaybı yüzde 5,5 oldu. Düşüşler kısmen jeopolitik belirsizlikler ve finansal
piyasalardaki çalkantıları yansıtsa da Türkiye ekonomisine güvenin kısa sürede güçlendirilmesi
gerekiyor. Bazı eleştirilerle karşılanmasına rağmen OVP’deki düzenlemelerin uygulamaya
konması ve hedeflerin geniş kitlelerce benimsenmesi için çaba gösterilmesi gerekiyor”
denildi. 

**Büyüme yavaşlayabilir**

2016’dan sonra alınan tedbirlerin de etkisiyle bu yılın ilk yarısını güçlü şekilde
tamamlayan Türkiye’nin, Bakış’a yansıyan görüntüsü şöyle:

İlk yarıda yüzde 5,1 seviyesinde büyüyen ve G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen
ekonomilerden biri olan Türkiye’nin, üçüncü çeyrekte daha yüksek büyüme oranı yakalaması
bekleniyor. Ancak son çeyrekle ekonomide yavaşlama belirtileri görüleceğine ilişkin
endişeler var. Bununla birlikte, ekonominin yıl genelinde yüzde 5’in üzerinde 
büyüyeceği,
2018’in ise daha zorlu geçeceği, büyümenin yüzde 5’in altına inebileceği tahminleri
yapılıyor. Büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirliğine yönelik soru işaretleri de
devam ediyor. 

Vergi gelirlerindeki kademeli toparlanmaya rağmen, büyümeyi desteklemek üzere alınan
tedbirler bütçe performansını olumsuz etkilemeyi sürdürdü. Bütçe açığını finanse
etmek üzere Hazine yıllık borçlanma tavanına henüz yıl bitmeden ulaştı.

2016 ikinci yarıdan bu yana büyümeyi desteklemek üzere kamu harcamaları artırılırken,
yeni yılda bazı ürünlerde yapılan KDV indirimleri ve istihdam seferberliği nedeniyle
2017 başında vergi gelirlerinde ciddi kayıplar yaşandı. Bu nedenle ilk yarıda merkezi
yönetim bütçe dengesi ciddi biçimde bozuldu. Yılın kalan döneminde vergi gelirlerinin
güçlü performansını koruyabileceği ve mali dengedeki bozulmayı bir miktar frenleyebileceği
öngörülüyor. 

**Yapısal reformlar hayati önemde**

Güçlü ilk yarı sonuçlarının ve küresel büyümedeki kademeli toparlanmanın verdiği
destek ile hükümet yol haritasını ve ekonomik önceliklerini içeren 2018-2020 Dönemi
Orta Vadeli Programı’nı (OVP) yayımladı. Büyümenin hızlandırılmasını, istihdamın
artırılmasını ve gelir dağılımının iyileştirilmesini amaçlayan program, çok sayıda

yapısal reformu gerekli kılıyor. 

OVP’deki rakamsal hedefler çok iddialı görünmese de bu hedeflerin çoğuna ulaşmak
kolay değil. Zira küresel ekonomideki orta vadedeki olumlu tabloya karşın, riskler
önemini koruyor. 2017 için yüzde 5,5 olması hesaplanan GSYH büyüme oranının gelecek
üç yılda da bu seviyede gerçekleşmesi hedefleniyor.

**İşsizliğe karşı nitelikli büyüme**

Öte yandan bu seviyede bir büyüme ile işsizlik oranının 2017 sonunda olması öngörülen
yüzde 10,8’den her yıl bir milyona yakın istihdam artışı kaydederek, program dönemi
sonunda yüzde 9,6’ya ineceği tahmin ediliyor. Gelecek üç yılda işsizlikte iyileşme
sağlayabilecek bir büyümenin istihdam artıran yatırımlar öncülüğünde olması gerekiyor.
Yani, işsizlikte düşüşü sağlamak için büyümenin niceliği değil, niteliği önemli 
kazanıyor.

**Gelir dağılımında eşitsizlik artıyor**

Gelir adaleti ve bölgesel gelir dağılımındaki olumsuz tablo devam ediyor. TÜİK’in
2015 gelirlerini esas alan 2016 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırmasına göre,
en zengin yüzde 10’un geliri ile en yoksul yüzde 10’un geliri arasındaki uçurum 
da 1,77 puan artarak 38,52 kata yükseldi. Son iki yılda yüzde 5’lik gelir dilimlerine
göre tüm gelir gruplarının payı azalırken, sadece en zengin yüzde 5’lik dilimin 
payı arttı. En zengin yüzde 5’in payı iki yılda 1,80 puan artarken, 
toplam gelirden
aldığı pay ise nüfusun yüzde 45’inin gelirinden fazla.

**Açıklar genişliyor **

Geçtiğimiz iki yılda petrol fiyatlarında yaşanan düşüş, dış ticaret açığında ciddi
daralma getirdi. 2017 başından bu yana ise emtia fiyatlarındaki artışın yanı sıra
yurtiçindeki güçlü altın talebi ile açık genişliyor. 

Cari açıktaki iyileşme, 2014 ve 2015’teki olumlu tablonun ardından 2016’da turizmdeki
sorunlarla duraksadı. 2017’nin ilk yedi ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde
20,8’lik genişleme yaşandı. Turizm gelirlerindeki kademeli toparlanmaya karşın enerji
ve altın ithalatındaki artışlar ile dış ticaret açığındaki genişleme, cari açığın
genişlemesinin nedenleri olarak görülüyor. 2017 sonunda 39 milyar dolara ulaşması
beklenen cari açık için 2018 tahmini 42 milyar dolar.

**Turist sayısı artıyor, gelirler zayıf**

Turizmde toparlanma var. Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısı Ağustos’ta yüzde
46,35, Ocak-Ağustos döneminde ise yüzde 26,41 arttı. Rusya’dan Temmuz’da gelen turist
sayısında ise yüzde 670,8 artış görüldü. İlk altı ayda zayıf bir performans sergilese
de Alman turistlerde de Ağustos ayında yüzde 3,9’luk bir iyileşme gözlendi. Öte 
yandan yılbaşından bu yana turist sayısındaki toparlanmaya karşın turizm gelir artışları
sınırlı kaldı. İlk yedi ayda turizm 
gelirlerindeki artış oranı yüzde 5,5. Bu eğilimin
yıl sonuna kadar devam etmesi halinde turist sayısı açısından 2016’daki kayıplarının
telafi edilebilmesi beklenebilir. Gelirler açısından ise ancak üçte birinin telafisi
mümkün. Turist sayısında 2015 seviyesini yakalamak ancak 2018’de mümkün olacak. 
Turizm gelirlerinde 2015’teki seviyeler ise en erken 2019’da yakalanabilecek gibi
görünüyor. 

**Enflasyonda çift hane baskısı**

Temmuz’da yüzde 9,79’e inen TÜFE yıllık enflasyonu, Ağustos’ta yüzde 10,68 ile tekrar
çift haneli seviyelere yükseldi. Ağustos’taki hızlanmada enerji fiyatları etkili
oldu. TÜİK’in yılbaşında yaptığı yöntem değişikliği de enflasyonda öngörülmeyen 
hareketlere yol açıyor. TCMB, bu etki ile Eylül-Ekim ve Kasım döneminde enflasyonda
yukarı yönlü bir baskı olacağını öngörüyor. 

Üçüncü çeyrekte bankacılık sektöründe kredi büyümesi hız kesse de makroekonomik 
zayıflıklar nedeniyle faizlerde düşüş sağlanamıyor. Bu da kredi maliyetleri üzerinde
yukarı yönlü baskı yapıyor. Büyümenin finansmanı ve sürdürülebilirliği açısından
soru işaretleri oluşuyor. 

 
