# Enerji sektöründe finansman riski artıyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/enerji-sektorunde-finansman-riski-artiyor-11606h/
- Yayımlanma: 2016-05-12T12:20:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Mehmet Göçmen, Türkiye’nin, enerji sektöründe
önemli bir karar noktasında olduğunu belirterek, “Sektör şu anda yerli bankalara
50 milyar dolardan fazla borçlu ve bunun yarattığı bir risk var. Son tüketici fiyatını
artırmadan liberalizasyonu sağlamak ve yatırım ortamını iyileştirilmek için tüm 
sektör paydaşlarının birlikte çalışması gereken bütünsel bir vizyona ihtiyaç var.”
dedi.

 Göçmen, yaptığı açıklamada, Türkiye’de yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının,
dışa bağımlılığı azaltmak ve arz güvenliğini sağlamak için önemli bir yere sahip
olduğunu söyledi.

 Türkiye’de yerli kömür rezervinin fazla olmasına rağmen kalitesinin düşük olduğunu
anımsatan Göçmen, “Böyle olunca buna yapılan çevreci yatırımların maliyeti de çok
yüksek oluyor. Kömürde, normal bir enerji santralinin bir birimi için yapılan yatırımın
yaklaşık iki misline yakın bir yatırım yapılıyor. Bu yatırımların geriye dönebilmesi
için bugünkü fiyat seviyeleri uygun değil. Bu seviyenin 7 dolar/sentin üzerinde 
olması lazım ki bu yatırımlar ödenebilsin.” diye konuştu.

 Göçmen, yatırımcının kar edebilmesi için kömürde kilovatsaat başına fiyatın 8 sentin
üzerinde olması gerektiğini vurgulayarak, “Bugünkü arz-talep dengesi bizi 4 dolar/
sente getirdi. Günümüz piyasa fiyatlamaları ile Türkiye’de yerli kömüre yatırım 
yapmak ya da yerli kömüre yatırım yapanların fizibl olmasına imkan yok.” değerlendirmesinde
bulundu.

 **– “Faiz aralığı gibi elektrik fiyat aralığı”**

 Enerji yatırımlarının önünün açılabilmesi için gerçekçi bir fiyat mekanizmasına
ihtiyaç olduğunu vurgulayan Göçmen, sektörün önünü açacak yeni fiyat dinamiklerinin
belirlenmesi gerektiğini söyledi.

 Elektrik fiyat aralığında Merkez Bankası örneğini veren Göçmen, şöyle konuştu:

 “Merkez Bankasının faiz aralığı gibi Türkiye’de de bir elektrik fiyat aralığı tanımlanabilir.
Bütün bu YEKDEM ve yerli kömür tartışmalarını da bırakırız. Dolayısıyla Türkiye’de
iki fiyat aralığında son müşteriye bunu yansıtmayacak ama verimliliği de ön plana
çıkaracak bir model sektörün önünü açabilir. Sistemdeki mevcut verimsizlikler son
müşteriye bir fiyat tarifesi olarak gidiyor. Verimsizliklerin önüne geçecek yeni
kaynaklara yatırım yapıldığı taktirde, son müşterinin fiyatını değiştirmeden Türkiye’nin
yerli ve yenilenebilir kaynaklara dönebileceği bir modelin var olduğunu biliyoruz.”

 Bu tür bir fiyat mekanizması oluşturulmasının çok önemli olduğunu anlatan Göçmen,
Türk enerji sektörünün yerli bankalara şu an 50 milyar dolardan fazla borçlu olduğunu
ve bu durumun sektör üzerinde ciddi baskı ve risk oluşturduğunu ifade etti.

 Sektördeki tüm paydaşların birlikte çalışması gereken bütünsel bir vizyona ihtiyaç
olduğunu dile getiren Göçmen, Türkiye’nin, büyüyen bir ülke olduğu için ‘verimli’
yatırımlara devam etmesi gerektiğini belirtti.

 Göçmen, bugünkü fiyatların yeni yatırımcı için uygun ortam oluşturamadığına dikkati
çekerek, “Hem eski yatırımları ödemekte zorlanan hem de yeni yatırımları yeterince
özendiremeyen bir durumla karşı karşıyayız. Zaten, Sayın Bakan’ın geldiği günden
beri bizleri de dahil ederek yaptığı en önemli çalışma, bu ortamın nasıl iyileştirilebileceği
üzerine oldu. Dolayısıyla yerli kömürün de destek olmadan yatırıma dönüşmesi pek
mümkün değil.” diye konuştu.

 Devletin kömür yatırımlarına alım garantisi verdiğinde, Türkiye Elektrik Ticaret
AŞ’nin (TETAŞ) elinde önemli bir miktar enerji birikeceğine işaret eden Göçmen, 
şöyle konuştu:

 “Bir taraftan da son tarifeler eğer liberal olacaksa, serbest tüketici limitleri
sıfırlanacaksa TETAŞ bu malı nereye satacak? Dolayısıyla bir tarafı düzeltmeye çalışırken,
diğer yönde bir sıkıntı oluşabiliyor. O yüzden bütünsellik içeren bir modele ihtiyacımız
var ama önemli bir karar noktasındayız. Böyle bir dönemde aktif bir enerji yönetiminin
olmasını da şans olarak değerlendiriyorum.”

 **– “İklim değişikliği yanlış anlaşılıyor”**

 Göçmen, kömür denilince iklim değişikliğinin akla geldiğini ama bu konunun da büyük
oranda yanlış anlaşıldığını ifade etti.

 İklim değişikliğinin sadece sera gazı etkisinin azaltılması, yenilenebilir kaynaklarının
ve fosil dışı kaynakların daha fazla kullanılması olarak anlaşılmasının eksik bir
tanımlama olduğuna işaret eden Göçmen, iklim değişikliğinde asıl konunun verimliliğin
artırılması olduğunu belirtti.

 Göçmen, Türkiye’de üretim, iletim ve dağıtım sektöründe ciddi bir verimsizlik olduğunu
dile getirerek, “Kullanıcıda da verimsizlik var. Enerji verimliliğine Türk sanayisi
de uzun süredir yatırım yapmak istiyor. Bütün bunları beraber düşündüğümüzde, Türkiye
arz güvenliğini sağlamak için bir taraftan fosil yakıta, bir taraftan da enerji 
verimliliğine yatırım yaparak bir denge oluşturabilir ve Türkiye Paris Anlaşması’nda
verdiği sözü yerine getirebilir.” değerlendirmesinde bulundu. 

  
