# Enflasyon faiz indirimleriyle nasıl artıyor?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/enflasyon-faiz-indirimleriyle-nasil-artiyor-78086h/
- Yayımlanma: 2022-01-04T11:02:08+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[BBC Türkçe](https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-59863597)‘nin haberine 
göre bu durum, 2002 sonrası dezenflasyon döneminde ödediğimiz ağır bedelin sil baştan
yeniden ödenmek zorunda kalınması anlamına geliyor. Çünkü [enflasyon](https://www.borsatek.com/enflasyon-verisi-aciklandi-son-19-yilin-en-yuksegi-77997h)
derinleştikçe hem toplumda yarattığı tahribat artarken hem de düşürebilmek için 
ödenecek bedel artıyor.

Bir doktor çok ilerlemiş bir vaka ile karşılaşsın. Erken aşamalarda teşhis koymuş
olsa belki ayakta tedavi edilebilecekken, bugün hastayı yoğun bakıma alması gerekiyor.
Hala tedavisi mümkün, çünkü çok bilinen ve ilacı olan bir hastalık. Ancak hastanın
alternatif tıp tercihi tedaviyi geciktiriyor. Tedavi geciktikçe hastalık ilerlediğinden,
uygulanacak dozun yan etkileri de büyüyor.

Enflasyon rakamı bende böyle bir his uyandırıyor.

2013 sonrası dönemde enflasyonun giderek dikleşen yukarı yönlü bir trend izlediğini
görüyoruz. Bu trend, Merkez Bankası üzerinde [faiz](https://www.borsatek.com/israil-faizi-degistirmedi-78039h)
indirimi konusundaki siyasi söylemlerin artışına paralel bir trend. Bu neden önemli?
Çünkü siyasi baskılarla hareket eden bir Merkez Bankası faiz indirimlerinde acele
ediyor. Vaktinden önce gelen faiz indirimleri ise enflasyonu besliyor.

Eylül 2021 sonrası dönemde politika faizi 5 puan indirilirken, enflasyonun 16 puan
arttığına şahit olduk.

Normalde politika faizinin enflasyona etkileri zamana yayıldığı için çıplak gözle
aradaki negatif ilişki bu kadar net görülemez. Araya başka gelişmeler girer. Ancak
ekonomik dengeler çok bozulduğunda geçişkenlik de arttığından hızlı çekimle sürecin
sonuçlarını da gözlemlemiş olduk.

Hükümet faiz indirimlerinin er geç enflasyonu da düşüreceğini savunuyor. Ancak iktisat
yazını öyle demiyor. Faiz indirimlerinin enflasyonu tetikleyeceği çıkarımı iktisatta
geçerliliği sorgulanan ve kamplaşma oluşturmuş bir sonuç değil. Bilakis, etkinliği
yıllarca araştırılmış, uluslararası veri ile desteklenmiş farklı aktarım kanalları
ile sağlaması yapılmış bir sonuç.

Biraz teknik olmakla birlikte derslerde öğrencilerimize anlattığımız bu kanalları
kısaca özetlemekte fayda olabilir. Çünkü bu kanallar iktisattaki “Faiz düşerse enflasyon
yükselir” öğretisinin altını dolduran, tüm dünya Merkez Bankalarının kararlarına
zemin oluşturan kanallardır.

Arz kanalı 

Faiz indirimleri yerli para biriminin değer kaybetmesine neden olur. Üretim yapısı
ithal ara malına dayalı olan ülkelerde bu durum ithal ara mallarının fiyatını artırdığı
için üretim maliyetlerini artırarak enflasyonu tetikler.

Yeni Ekonomik Model’de ifade edilen “rekabetçi kur” söylemi ile ithal ara mallarının
fiyatının artması, bu şekilde eskiden ithal edilen bu malların içeride üretilmesi
teşvik edilmek isteniyor. Üretim yapısında gerçekleşecek bu dönüşüm sonucunda enflasyonist
etki yaratan “arz kanalının” ortadan kalkması hedefleniyor. Ancak:

Üretim yapısında değişiklik için para politikası değil maliye politikası kullanılması
gerekir
Arz kanalı tamamen ortadan kaldırılsa bile aşağıda özetlediğim talep kanalarının
etkileri ve yapışkanlık etkisi nasıl bertaraf edilebilir?Faiz indiriminin enflasyon
yaratacağını gösteren beş talep kanalı:

Faiz kanalı: Faiz indirimi borçlanma maliyetini düşürür. Daha fazla kredi, yatırım
ve hane halkı harcamalarını artırır. Bu şekilde toplam talep artar.

Net ihracat kanalı: Faiz indirimi yerli para birimini değersiz kılar. İhracat artar,
ithalat azalır. Bu şekilde toplam talep artar.

Kredi kanalı: Faiz indirimi sırasında Merkez Bankası piyasadaki likiditeyi artırır.
Bu likidite banka mevduatlarını ve buradan da banka kredilerini artırır. Kredi arzındaki
artış yatırım ve tüketim harcamalarını artırır.

Nakit akım kanalı: Faiz indirimi piyasadaki ve firmaların elindeki likiditeyi artıracağı
için kredi arzı artar. Bu durum yatırım ve tüketimi artırır.

Beklenmeyen fiyat kanalı: Faiz indirimi sonrasında fiyatlarda beklenti üzerinde 
bir artış olursa firmaların borcu reel olarak azalmış olur. Net varlıktaki bu artış
kredi arzını artırır.

Bu beş kanalın ortak noktası şu: Faiz indirimi sonucunda artan talep, potansiyel
üretim artışından hızlı olduğu sürece enflasyonist baskılar beslenir (Bu kanallara
ilave olarak hisse senedi fiyatları üzerinden çalışan dört kanaldan burada bahsetmedim).
Potansiyel üretim kapasitesindeki artış ise para politikası ile değil rekabetçilik,
inovasyon ve verimliliğe dayalı maliye politikası adımları ile şekillenir.

2021 yılında gerçekleşen yüzde 36’lık enflasyon oranı hem arz kanalından, hem de
pozitif çıktı açığının beslediği talep kanallarından geldi.

### Neden düşük faiz isteniyor?

Dünya genelinde, özellikle seçim öncesi dönemlerde düşük faizle büyümeyi desteklemek
hükümetlere cazip gelir. Çünkü büyümenin sonuçları kısa vadede alınabilirken düşük
faizin enflasyonist etkilerini görmek zaman alır.

Özellikle enflasyonun çok yüksek olmadığı ve düşük faiz politikasının dozunun da
çok abartılmadığı durumlarda seçim sonrası dönemde yaşanacak bir iki puanlık enflasyon
artışının bedeli çok da yüksek görülmeyebilir.

Bununla beraber, düşük faiz politikasının dozu arttıkça enflasyonist etkilerin fiyatlara
yansıma süreci de hızlanır. Enflasyon, talebi geriye çekerek büyüme yolunda elde
edilmesi arzulanan kazanımları geri alır. Gerek üretici gerekse tüketici üzerinde
oluşan ağır maliyet, bu politikanın seçim öncesi dönemde yaratması beklenen kazançların
sorgulanmasına sebep olur.

### Yüksek enflasyon seçmeni küstürüyor

Enflasyon arttıkça hem daha hızlı hayatımıza giriyor hem de hissedilmesi daha kolay
oluyor.

İşte bu nedenle ABD’de enflasyonun yüzde 7’lere çıkması iktidardaki Demokrat Parti’yi
endişelendiriyor. Demokrat Parti, enflasyondaki artışın ve getirdiği hayat pahalılığının
faturasının ABD Başkanı Joe Biden’a çıkmasından ve Biden’ın yeniden seçilme şansını
yok etmesinden korkuyor. Bu nedenle de, bizdekinin tersine, enflasyonun düşmesi 
için Amerikan Merkez Bankası’na (Fed) faiz artırımlarına gitmesi çağrısı yapılıyor.

Son anketler bizde de benzer endişeleri dile getiriyor. Metropoll’ün Aralık anketinde
hissedilen enflasyonun yüzde 100 ve üzeri olduğunu söyleyen seçmenin muhalefet partilerine
oy verme eğiliminde olduğunu görüyoruz.

### Üreticiye maliyet

Enflasyondaki artış üreticinin talepteki artışı doğru değerlendirememesine sebep
olur. Enflasyonist bir ortamda tüm ürünlerin fiyatları artarken kendi sattığınız
ürünün fiyatındaki artışın sizin ürününüze özel bir talep artışını yansıtıp yansıtmadığını
kestirmekte zorlanırsınız.

2021 son çeyreğindeki yüksek enflasyon ortamında şirketler ileriye yönelik üretim
ve yatırım planlaması yapmak yerine “sermayenin enflasyona karşı erimesini önlemek”
telaşına kapıldılar. Önlerini göremedikleri için yatırım kararlarını ertelediler.
Fiyatlama yapamadılar. Yüksek enflasyonun beklenen yan etkilerinden olan bu durum
ciddi üretim ve verimlilik kayıplarına yol açıyor.

### Hane halkına maliyet

Bireyler açısından enflasyonun en büyük maliyetini sabit gelirliler ve sınırlı tasarrufunu
bankada değerlendirmek isteyenler ödüyor. Türk Lirası tasarruflara enflasyonun altında
faiz ödenmesi alım gücünü eritiyor. Sabit gelirli kesimin maaşı enflasyona endekslenmediği
sürece reel olarak azalıyor.

Nitekim Pazartesi açıklanan yüzde 36’lık 2021 enflasyonunun ardından memur maaşlarında
yüzde 28 oranında artış yapıldığı haberi reel olarak memurların 2022’ye daha fakir
olarak başlaması anlamına geliyor. Buna sene içindeki enflasyonist riskler ve ölçülen
enflasyon ile hissedilen enflasyon arasındaki farkı eklersek sabit gelir kesimlerinin
mağduriyeti daha da açık ortaya çıkıyor.

Son gelen rakamlarda üretici fiyat endeksinin yüzde 80’e vurmuş olması, ileriki 
dönemde üretim maliyetlerindeki bu artışın tüketiciye yansımasını kaçınılmaz yapıyor.
