# EPGİS: Kâr payı yüzdeye çevrilmezse kapanmalar başlayacak

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/epgis-kar-payi-yuzdeye-cevrilmezse-kapanmalar-baslayacak-79493h/
- Yayımlanma: 2022-01-28T19:02:18+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Son dönemde artan akaryakıt fiyatları ve akaryakıt istasyonlarının durumunu değerlendirmek
için [Blooomberg HT](https://www.bloomberght.com/epgisaktas-kr-payi-yuzdeye-cevrilmezse-kapanmalar-baslayacak-2297702)
yayınına bağlanan [EPGİS](https://www.borsatek.com/epgisten-akaryakit-istasyonlarina-uyari-79113h)
Başkanı Fesih Aktaş akaryakıt istasyonlarının çok zor durumda olduğunu ve mevcut
fiyatlandırmalarla kapanmaya doğru ilerledikleri konusunda uyardı.

Şu anda zararına çalıştıklarını ve acilen yeni bir fiyatlamaya ihtiyaç olduğunu 
belirten Aktaş, “Son dönemde dünyada akaryakıt fiyatlarının aşırı yükselmesi, ülkemizde
de doların aşırı yükselmesi yüzünden yurtiçinde pompa fiyatları daha önce öngöremediğimiz
seviyelere geldi. Bu konuda akaryakıt sektörü istasyon işletmeciliği olarak herhangi
bir dahlimiz yok. Fiyat mekanizmasının hiçbir noktasında biz yokuz.

### “Akaryakıt fiyatları artsa da bizim kârımız sabit”

Bizim maktu bir kârımız var. Bu kâr da her akaryakıt fiyatının artışında bize de
zarar yazıyor çünkü ortaya bir sermaye artışı ihtiyacı doğuyor. Kar marjımız da 
sabit olduğu için litresi beş lirayken de şu anda 14 lirayken de dağıtım firmaları
ve istasyonların toplam marjı 97-98 kuruş arasında. Burada da en adil dağıtım yüzde
50-50 olarak paylaşım yapıldığında bayinin payına aşağı yukarı 48,63 kuruş düşüyor
ama her şeye inanılmaz zam geldi.

Giderlerimiz inanılmaz arttı. Asgari ücret, elektrik, bankalardan borçlanma oranımız
hepsi çok yükseldi. Toplama baktığımızda bir bayinin litrede şu anda 94 kuruş gideri
var yani elimize geçen 48,63 kuruşla karşılaştırıldığında litre başına eksi 45 kuruş
gibi bir maliyet ortaya çıkıyor. Son birkaç aydır akaryakıt bayileri can çekişiyor.
Bu yüzden kâr marjlarımızla ilgili çok ciddi sıkıntılar çekmekteyiz. Bu konunun 
çözümü için de uğraşmaktayız” dedi.

### “Anlaşamazsak kapanmalar başlayacak”

Yetkili kurumlarla acil bir anlaşma ihtiyacının buluduğunu belirten Aktaş görüşmelerle
ilgili, “Kurumlarla asgari müşterekte buluşmaya çalışıyoruz ama bunun bir an önce
olması gerekiyor. Akaryakıt bayilerinin çok fazla dayanma gücü kalmadı. Olumlu sinyaller
alıyoruz ama bunların mutlaka piyasaya yansıması gerekiyor. Aksi takdirde akaryakıt
istasyonlarının kapanmaları başlayacak.

Örneğin Adana’nın göbeğinde 60 yıllık iki tane firma şu anda atıl, kapalı durumda.
Bunlarda günlük ortalama satışlar 20 bin litre gerçekleşiyordu. Ülkemizde büyük 
şehirlerde böyle büyük akaryakıt istasyonlarının kapanışlarını maalesef görmeye 
başlıyoruz.

Öncelikle talebimiz şu, dağıtım şirketiyle birlikte 98 kuruşluk payımızın ilk etapta
kademeli olarak 50 kuruş artırılmasını istiyoruz. Akabinde de bunun en az yüzde 
15 olmak üzere bir yüzde hesabına çevrilip bu konunun kamu kurumlarıyla bir sorun
olmaktan çıkarılmasını istiyoruz.

Yüzde 15 olduğu takdirde hem dağıtım şirketi hem istasyonlar bu işi rahatlıkla çevirebilir
hale geleceğiz. Aksi takdirde şu andaki 50 kuruşluk talebimiz bile durumu kısa vadeli
idare edecek bir çare olarak kalacak” ifadelerini kullandı.

Bayilerin alması gereken pay konusunda EPDK’nın belirlediği bir sistem olduğunu 
fakat başka ülkelerdeki sistemlere de bakılabileceğini belirten Aktaş ülkenin mevcut
şartlarında birçok haklarından geçici olarak vazgeçtiklerini ama daha fazla dayanacak
güçleri kalmadığını vurguladı. Yüzdelik pay uygulaması için iki yol olduğunu belirten
Aktaş, “Bu iki şekilde yapılabilir. Birincisi bu artış tüketicinin cebine yansıyacak.
İkincisi ise pek ihtimal dahilinde değil fakat kamunun aldığı verginin bir kısmında
feragat etmesi gerekecek.

İlk etaptaki talebimiz tüketiciye de aniden bir yük bindirmemek adına 50 kuruşluk
bir artış olması. Bu artış bize bir iki ay nefes aldıracak ve görüşmelere zemin 
hazırlayacaktır. Akabinde bu yüzdesel pazarlığı görüşebiliriz. Aslında şöyle bir
şey var. EPDK’nın akaryakıt bayiler ve dağıtım şirketlerinin payına dair bir metodolojisi
var ve Avrupa’daki dört tane ülkenin rafineri çıkış fiyatlarıyla vergili fiyatları
arasındaki farkın gözetilmesiyle anlatabileceğim bir sistem var.

Bunu baz aldığımızda zaten bizim o sistematikle 1,90 kuruş civarında hali hazırda
bir kârımızın olması gerekiyor. Her ne kadar serbest piyasa koşullarında olduğumuzu
konuşuyorsak da ülkenin şartlarından dolayı bu formülün uygulanmamasını şimdilik
göz ardı ediyoruz fakat bu durum bizim batışımıza doğru gidiyor. Örnek vermek gerekirse
Haziran ayında 10 bin litre akaryakıt satan bir istasyonun ürünü yerine koymak için
2 milyon 36 bin liralık bir sermaye ihtiyacı vardı. Bugün aynı ürünün maliyet 3 
milyon 864 bin lira. Bizde bu sermayeler de yerden bitmiyor. Ya kredi çekiyoruz 
ya da elimizdeki varlıkları satarak sisteme koymaya çalışıyoruz. Mevcut ekonomide
dayanacak gücümüz kalmadı açıkçası” yorumunu yaptı.

### Taşıt tanıma sisteminde vergi kaçakçılığı iddiası

Taşıt tanıma konusunda son günlerde çıkan bayilerin bu araçları tanımadığı konusuna
da değinen Aktaş sorunun sanıldığı kadar basit olmadığını söyleyerek, “Taşıt tanıma
konusuna geldiğimizde kurum bizi buradan vurmaya çalışıyor ama biz akaryakıt bayileri
olarak bu sistemin sadece akaryakıt servis hizmeti tarafında varız. Bu işin pazarlanmasında
ve oranlanmasında hiçbir şekilde biz yokuz. Burada dağıtım şirketleri ve yeni türeyen
distribütörler var. Bu iki taraf bizim bilmediğimiz ya da kanunen şeffaf olması 
gerekirken şeffaf olmayan bir şekilde yüzeysel bir anlaşma yapıyorlar.

Dağıtım şirketleri bize sormadan yaptıkları yüzdesel anlaşmalara geldiğimizde bırakın
işletme masrafımızı bu işin nakliyesini bile kurtaramıyoruz. Bu taşıt tanıma sistemleri
akaryakıt istasyonlarına külliyen zarar olmaya başladı. Buradan da ilgili kurumları
ve vergi dairesini bu yeni oluşan distribütörleri incelemeye davet ediyorum.

Normal şartlarda taşıt tanıma sistemlerinde şirketlerin araçlarının olması gerekiyor
fakat distribütörlerin ilanlarına baktığımızda bireysel araçları bile sisteme katmaya
başladıklarını görüyoruz. Burada da vergisel bir kaçakçılık söz konusu. Taşıt tanıma
sistemindeki bu oranlarda alamamalarının sebebi de bizim bu düşüşlerimiz kaynaklı.
Üyelerimiz açıkçası bu taşıt tanıma sisteminin servisini yapmak istemiyor” değerlendirmesinde
bulundu.

Aktaş yapılan taşıt tanıma anlaşmalarında servis vermek harici hiçbir noktasında
bulunmadıklarını belirterek anlaşmaları başkaları yaparken zararı kendilerinin karşıladıklarını
iddia etti. Anlaşma feshi konusuna da değine Aktaş, “Açıkçası bize kalsa biz hemen
feshederiz ama bu dağıtım şirketi distribütör ve müşteri arasında yapılan bir anlaşma.
Biz burada sadece bu işin servisini yapıyoruz. Bu işin servisini yaparken de bize
yüzdesel bir pay verilmesi gerekiyor ki o yüzdesel pay ile bırakın kârını nakliye
parasını karşılayamıyoruz.

Her şeyin yükünü biz çekiyoruz ama zararı bize oluyor. Parayı kazanan dağıtım şirketi
ve distribütörler oluyor. Özellikle bu distribütörler kavramını sizin aracılığınızla
tekrar kamuya şikayet etmek istiyorum. İsim vermeyelim ama yemek dağıtım şirketleri
dahi bir köy istasyonu lisansı alarak distribütörlük adı altında firmalara gidip
bu işin satışını yapmaya başladılar. Bir yemek dağıtım şirketinin akaryakıt bayisiyle
dağıtım şirketi arasında işi ne?

Teknik olarak baktığınızda dağıtım şirketinin bunu bünyesinde halletmesi gerekiyor.
Araya ikinci bir firma daha koyarak kar paylaşımında bayinin hakkı olması gereken
kısmı bir nevi kısarak bayiye haksızlık ediyor” dedi.
