# Erdoğan: Dünyanın çivisi çıktı demekten başka ne söylenebilir

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogan-dunyanin-civisi-cikti-demekten-baska-ne-soylenebilir-36070h/
- Yayımlanma: 2018-05-14T13:34:11+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin satır başları şöyle:

Shakespear hayatta olsa ve Hamlet adlı eserini tekrar yazsa idi inanıyorum ki Prens
Hamlet’e aynı şeyi söyletirdi: Dünyanın çivisi çıkmış…

Bir gün evlerine dönebilme ümidiyle yaşayan, yaklaşık 3,5 milyonunu da ülkemizde
misafir ettiğimiz mültecilerin trajedilerine bakıp da ‘dünyanın çivisi çıkmış’ demekten
başka ne söz edilebilir? Somali’deki Yemen’deki milyonlarca insan için ülkelerindeki
içler acısı durumu anlatma konusunda kelimeler kifayetsiz kalıyor. Bu sorunların
çözümüne öncülük etmekle sorumlu uluslararası toplum ise henüz terörizm ile mücadelede
ortak bir paydada buluşmayı dahi başaramadı. ‘Senin teröristin kötü, benim teröristim
iyi’ mantığıyla bırakın sorunların çözümünü, yeni sorunlar ortaya çıkartılıyor.

**“KARŞIMIZDA BAŞKA BİR TERÖR ÖRGÜTÜ DAHA VAR”**

DEAŞ ile mücadelede en etkin operasyonu dünyada Türkiye yapmıştır. Fırat Kalkanı
harekatında 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirerek bu ülkede Suriye’de en büyük 
darbeyi biz vurduk. Bununla da kalmadık, DEAŞ ile bağlantılı 63 binden fazla kişiye
ülkemize giriş yasağı koyduk. Yasa dışı yollarla ülkemize giriş yapan 6200 şahsı
sınır dışı ettik. DEAŞ ve el kaide mensubu 11 binden fazla kişiyi gözaltına alarak
bunlardan 3563’ünü tutukladık. Ama bizim karşımızda bir başka terör örgütü daha 
var. Sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturmaya çalışan PYD YPG teröristlerine
karşı mücadelemizde, karşımızda güya müttefikimiz güya terör karşıtı ülkeler çıkıyor.
Zeytin Dalı harekatıyla Afrin bölgesinden bu teröristleri temizledik, temizliyoruz.
Şimdi sıra diğer bölgelerdedir.

**‘KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMEDİKLERİ İÇİN DÖNMÜYORLAR’**

Bugüne kadar sığınmacılar için 31 milyar dolar para harcamamıza rağmen, AB başta
olmak üzere diğer ülkelerden ciddi bir destek alamadık. Türkiye’nin güvenli hale
getirdiği yerlere yüz binlerce insanlar yerleşerek, hala müttefiklerimizin desteklediği
terör örgütü kontrolündeki yerlere geri dönen kimse yoktur. Kendilerini güvende 
hissetmedikleri için dönmüyorlar.

Siz bakmayın bu terör örgütünün Kürt kimliğini istismar ettiğine. Ama adını Kürtlerle
kamufle etmek suretiyle dünyayı aldatmanın gayreti içerisindeler. Ayn El Arab, Kobani
denen bölge YPG PYD’nin kontrolündedir. Mesele terörizm meselesidir. Biz mücadelemizi
sonuna kadar sürdüreceğiz. Ülkemizde teröre karşı sürdürdüğümüz mücadelenin hedeflerinden
biri de FETÖ terör örgütüdür. 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere, FETÖ’nün
işlediği suçlar buzdağının görünen yüzüdür. Ülkemizde bu örgütle ilgili kapsamlı
davalar açılmıştır. İngiltere dahil, tüm ülkelerden bu örgüte karşı adım atmalarını,
sınırları içindeki örgüt mensuplarının ülkemize iadesini bekliyoruz.

Biz kendi bölgemizde bu krizlerle uğraşırken, Batı’da çok tehlikeli bir süreç işliyor.
Avrupa’nın göbeğinde insanlar inançları, hayat biçimleri yüzünden ötekileştiriliyor.

**“DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKTIYSA, O ÇİVİYİ YERİNE SOKACAK OLAN SERT BİR ÇEKİÇ DARBESİ
DEĞİLDİR, UMUTTUR DİYALOGDUR, PAYLAŞMAKTIR”**

Kitle imha silahlarının yayılmasının önüne geçme konusunda elde edilen diplomatik
başarılar tek taraflı heba ediliyor. Yine iç siyasi hesaplarla, üç semavi dinin 
de kutsalı olan Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik adımlar tüm itirazlara rağmen
bugün hayata geçiriliyor. Bu tablo karşısında kendimizi ikinci dünya savaşı öncesinin
karanlık günlerinde hissetmekten alı koyamıyoruz. İnsan insanın kurdudur sözünü 
haklı çıkartmaya çalışan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bize ve tüm insanlığa dayatılmaya
çalışılan bu tabloya biz itiraz ediyoruz. “Dünya beşten büyüktür “ haykırışımızın
gerisinde, bu haksızlıklara, çifte standartlara yönelik eleştirilerimiz bulunuyor.
Biz BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üye ile dünyayı yönetmesini asla kabul etmiyoruz.
Eğer adaleti arıyorsak ve BM adalet üzere tesis edilmişse bunun gereğini yapmalıyız.
Susmak yerine, ‘banane’ demek yerien dayatmaları kabul etmek yerien mücadeleyi tercih
ediyoruz. Dünyanın çivisi çıktıysa, o çiviyi yerine sokacak olan sert bir çekiç 
darbesi değildir, umuttur diyalogdur, paylaşmaktır.

İşte bu noktada bir seçim yapmak gerekiyor. Ya birbirimizin kurdu olup birbirimizi
yiyip tüketeceğiz ya da dertlerimize derman bulacağız. Önümüzdeki tüm milli, bölgesel
meselelerin çözümünde erdem irade ve cesaretle hareket etme sözünü milletimize vermiştik.
Burada aynı ahdi tüm insanlığa da ifade ediyoruz.

**“TÜRKİYE OLARAK DÜNYANIN EN CÖMERT ÜLKESİYİZ”**

Türkiye olarak girişimci ve vicdani bir dış politika izliyoruz. İnsani yardım konusunda
dünyada en ön sıralarda yer alıyoruz. Dünyada insani yardım konusunda ABD birinci
sırada, biz ikinci sıradayız, İngiltere üçüncü sırada. Milli gelire oranla baktığımızda
Türkiye birinci sırada, ABD ikinci sırada. Türkiye olarak dünyanın en cömert ülkesiyiz.
Çok taraflı işbirliği bu bakımdan önemlidir.

En başından itibaren Suriye ihtilafının çözümü yolundaki gayretlere biz dahil olduk.
Cenevre sürecine aktif katkıda bulunduk. Cenevre’nin tamamlayıcı unsuru olarak gördüğümüz
Astana toplantılarından somut sonuçlar çıkması için gayret sarf ettik. Fırat Kalkanı
Harekatı ve Zeytin Dalı harekatı ile toplamda 4 bin kilometre kare alanı teröristlerden
temizledik.

**“BİZ SİVİLLERE ASLA ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE OPERASYONLARIMIZI YÜRÜTÜYORUZ”**

Duma’da yaşanan vahşete engel olamamanın ise derin üzüntüsü içerisindeyiz. Türkiye,
rejim başta olmak üzere diğer herkesten farklı bir yöntem kullanıyor. Biz sivillere
asla zarar vermeyecek şekilde operasyonlarımızı yürütüyoruz. Gerektiğinde biz kayıp
vermeyi göze alıyoruz ama sivillere kesinlikle zarar vermiyoruz. Buna karşılık hem
rejim güçleri, hem teröristler, hem de ülkelerin güçleri kesinlikle böyle bir hassasiyete
sahip değildir. çoğunluğu çocuk kadın yaşlı olmak üzere 1 milyona yakın insan hayatını
kaybetmiş, tarihi şehirler yerle bir edilmiştir.

Türkiye’nin güvenli haline getirdiği yerler, Doğu Guta başta olmak üzere Suriyelilerin
sığındığı yerler haline dönüştü.

Son günlerde giderek tırmanan bir başka alan da İran konusudur. Biz İran’ın yapıcı
katkılarından istifade etmekte yarar görüyoruz. Siyasi diyaloğumuzun uluslararası
toplumun da menfaatine olduğunu düşünüyoruz. İran’ın kapsamlı eylem planı, korunması
gereken diplomatik başarıdır. Atom enerjisi ajansının, tüm raporlarında İran’ın 
bu plana uyduğu belirtiliyor. Seçimlerin henüz yeni yapıldığı bu ülkede, uzlaşma
ilkeleri çerçevesinde bir hükümetin kurulmasını bekliyoruz.

Yemen’deki kriz 4’üncü yıla gelmiştir. Ülkedeki kaos en çok DEAŞ ve El Kaide gibi
terör örgütlerine yarıyor. Türkiye olarak Yemen’in toprak bütünlüğü temelinde kapsayıcı
siyasi çözümden yanayız. Libya da normale dönmeyi hak eden bir ülke. Libya’da uzlaşmayı
sağlamak ve ülkeyi yeniden inşa etmek için çalışan Libya halkını ve milli mutabakat
hükümetini destekliyoruz.

Körfez ülkeleri arasındaki gerilimi de yakından takip ediyoruz.

**“BU KARARI BİR KEZ DAHA REDDEDİYORUZ”**

İsrail Filistin gerilimi Ortadoğu bölgesini on yıllardır istikrarsızlığa sürükleyen
en önemli sorunların başında geliyor. Biz 1697 sınırları dahilinde, başkenti Doğu
Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının, bölgede kalıcı barış için
yegane yol olduğunu hep söyledik. Bugün ABD’nin büyük elçiliğini Kudüs’e taşıma 
yönündeki kararını özellikle de uygulama noktasında çok çok talihsiz buluyoruz. 
Bu kararı bir kez daha reddediyoruz. Amerika sorunun bir parçası olmayı tercih ederek,
Ortadoğu barış sürecindeki arabuluculuk rolünü yitirmiştir. Bu atılan adımın insanlığın
barışına hizmet etmediğini tam aksine, bölgenin ve insanlığın birbirine düşmesi 
için bölgeyi karıştırmak için adeta bir fitil ateşlemesi olduğunu hatırlatmak isterim.

**“MÜZAKERE SÜRECİ, SİYASİLEŞTİRİLMİŞ ZORLAŞTIRILMIŞTIR”**

Avrupa Birliği’ne tam üyelik, her şeye rağmen stratejik hedefimiz olmayı sürdürüyor.
Türkiye olarak üzerimize düşeni en başından itibaren samimi bir gayretle yerine 
getirdik. Müzakere süreci, siyasileştirilmiş zorlaştırılmıştır. Diğer yandan Türkiye’de,
Arnavutluk nüfusundan daha fazla Arnavut yaşıyor. Buna rağmen bölgeye sınırı dahi
bulunmayan bazı ülkeler Türkiye’yi balkanlarda hasım bir güç olarak göstermeye çalışıyor.
Böyle şey olur mu ya? Biz balkanları işbirliği alanı olarak görüyoruz.

**“BUNU AÇIK VE NET SÖYLÜYORUM”**

Kıbrıs Türk tarafı, Türkiye’nin güçlü desteğiyle yarım asırdır hep çözüm yönünde
çaba harcamıştır. Kıbrıs Rum tarafı ise bir türlü Kıbrıslı Türklerle siyasi eşitlik
temelinde ortaklık kurmaya yanaşmamıştır. Rum tarafı Doğu Akdeniz’deki tek taraflı
hidrokarbon faaliyetlerini sürdürmekte ısrar ederse, bölgedeki güvenlik ve istikrar
sürekli tehlikede olacaktır. Bunu açık ve net söylüyorum.

Bir başka önemli kriz alanı olan Güney Kore ve Kuzey Kore geriliminin yerini barış
atmosferine bırakmasından memnuniyet duyuyorum.
