# Erdoğan: Faiz sebep, enflasyon neticedir tezim değişmedi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogan-faiz-sebep-enflasyon-neticedir-tezim-degismedi-75863h/
- Yayımlanma: 2021-11-29T14:18:22+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin
sorularını yanıtladı.

Erdoğan, kur artışlarının oluşturduğu sorunları milletin lehine yatırım, istihdam
ve üretimle çözeceklerini belirterek, “Büyüyeceğiz, büyüdükçe milletimiz kazanacak.
Şunu Bizi kendi istedikleri çizgiye çekmek isteyenlerin kur, faiz oyunlarına prim
vermedik, vermiyoruz. Büyüme yolculuğumuzda yatırım, üretim, istihdam, ihracat hep
önceliğimiz oldu. Felaket tellallarına, mandacı iktisatçılara, ekonomik tetikçilere
aldırış etmeden hedeflerimize yürümeyi sürdüreceğiz. Bu ülke bizden önceki yıllarda
dünya ortalamalarının çok üstünde oranlarla, yüksek maliyetlerle borçlanmak zorunda
bırakıldı. Bu bağımlılık demekti. Ekonomik olarak bağımlı bir ülke kendi politikalarını
elbette hayata geçiremez. Belirlenmiş çizginin dışına çıkmaya çalıştığınız zaman
karşılaşacağınız şey şantajdır. Buna karşı koyacak dirayetiniz yoksa istikrarsızlığa
mahkum edilirsiniz. İşte biz ülkemizi bu durumdan kalıcı olarak kurtarmak için son
19 yılda sergilediğimiz güçlü siyasi irade ve özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sistemi sayesinde bu mücadeleyi gösterebilecek dirayete, imkana kavuştuk.” diye 
konuştu.

### “Faiz sebep, enflasyon neticedir”

Erdoğan, “Son günlerde kur üzerinde iktisadi temelleri bulunmayan hareketler nedeniyle
yaşanan fiyat artışlarının oluşturduğu sorunları da milletimizin lehine yatırım,
istihdam ve üretimle çözeceğiz. Büyüyeceğiz, büyüdükçe milletimiz kazanacak. Şunu
çok açık net söylemem gerekiyor. İktidara geldiğimiz ilk günden bu yana ekonomideki
tezimiz özellikle düşük faizdir ve bir de faiz-enflasyon ilişkisini ben devamlı “
faiz sebep, enflasyon neticedir” diye işlemişimdir. Bu tezim değişmedi. Bugün de
ben yine aynı tezi savunuyorum ve buna inanıyorum. Eğer ben de ekonomi tahsili görmüşsem
ve bu ekonomi tahsilinden de öte bazı değerler silsilesi içerisinde de inandıklarım,
bilgim varsa, faiz sebeptir, netice değildir; enflasyon neticedir.

Tabi burada bazıları bunun tam aksini savunuyorlar. Bunlar enflasyonun sebep, faizin
netice olduğunu savunuyorlar. Peki öyleyse dünyaya şöyle bir bakalım; şu anda küresel
ekonominin egemen olduğu dünyada acaba enflasyon sebep, faiz netice midir; yoksa
faiz mi sebep, enflasyon mu neticedir? Şu anda işte Amerika’da enflasyonun geldiği
nokta ortada. Avrupa’da enflasyonun geldiği nokta ortada. İsrail’e bakalım… İsrail’de
faiz nedir, enflasyon nedir, oranlar ne durumdadır? Buna bakalım. Buna baktığımız
zaman bizim tezimizin doğru olduğunu oralarda zaten görüyoruz. Şu anda da ben yine
iddiamdayım. Son dönemlerde ülkemizde bu konuyla ilgili yapılan spekülasyonlar var.
Burada en önemlisi, hatırlayın geçmişte Türkiye’de gecelik faizlerin 7.500’lere 
vardığını gördük. O dönemde iktidarda CHP vardı. CHP’nin olduğu bir dönemin faturasını
bu millet ödedi. Tabi şimdi 18 yaş altı genç kesim, genç kuşak bunları yaşamadı 
ama bunları biz yaşadık, gördük. Şu anda bu CHP’nin Sözcüsü de o dönemin faillerindendir.
Hatırlayın Bay Kemal grup konuşmalarında “faizi 1’e indirin, biz de gelip sizi destekleyeceğiz”
dedi. Bir insan akşam sabah bu şekilde bir değişiklik gösteremez. “Faizi 1’e indirin,
biz de gelip sizi destekleyeceğiz” diyeceksin, ondan sonra da kalkıp şimdi de faiz
indirimine tepki göstereceksin. Tayyip Erdoğan’ın böyle zikzakları yok. Tayyip Erdoğan,
zaten en başından beri düşük faizden bahsediyor ve “Bu faiz inecek” diyor. Ben hiçbir
zaman faizin yükseltilmesini savunmadım, savunmuyorum ve savunmayacağım. Farklı 
düşünenler de çıksa Tayyip Erdoğan aynı noktadadır. Asla bu konudan taviz vermem.
Çünkü bu benim aynı zamanda değerler silsilesi içindeki yapımdır. Bundan taviz veremem
ve vermeyeceğim. Bu şekilde gidişle de biz bu işi başaracağız. Göreceksiniz enflasyon
inşallah seçim öncesi nerelere düşecek; çok açık net bütün delilleriyle her şeyiyle
ortada. Çünkü faiz lobileri kuduruyor. Ben ne dedim TÜSİAD’a? “Hadi buyurun, para
sizde, finans sektörü sizde. Niye yatırım yapmıyorsunuz? Arkadaş sen zengin misin,
para sende mi, finans sende mi? Biz sizden bir şey istiyoruz; yatırım, istihdam,
üretim, ihracat, büyüme… Ama biz size bunu söyleyince siz tam aksini söylüyorsunuz.”“
Faizi düşürelim”, yok… Başta kamu bankaları olmak üzere biz yatırım yapacak olanlara
gerekli destekleri vermeye hazırız. Yeter ki yatırım yapın, mevcut yatırımlarınızı
büyütün ve bununla birlikte de istihdam oluşsun. İşsizliğin en önemli çözümü istihdam,
üretim, ihracat. Arkadan da büyüme geliyor. Büyümede de biz şu anda gayet iyi bir
konumdayız ve bu böyle gidecek. Bu işi de başaracağız.” dedi.

Söyleşinin tamamı şu şekilde:

Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Berdimuhamedov’un davetine icabetle yaptığımız
ziyareti verimli bir şekilde tamamladık. 27 Kasım’da öncelikle ziyaretimizin ikili
boyutunu icra ettik. 28 Kasım’da da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 15. Liderler Zirve
Toplantısı’na iştirak ettim.

Resmi ziyaretim çerçevesinde Sayın Berdimuhamedov ile Türkiye-Türkmenistan arasındaki
ilişkileri ele aldık. Türkmenistan’ı ilk tanıyan ülke olarak kadim kardeşliğimizi
her alanda geliştirmeye önem veriyoruz. Özellikle enerji, ulaşım, ticaret, eğitim,
güvenlik, altyapı alanlarında münasebetlerimizi ilerletme gayreti içerisindeyiz.
İkili ticaretimizi en kısa sürede 5 milyar dolara ulaştırma hedefini koyduk. Atacağımız
ortak adımlarla bu hedefe ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ziyaretimde şahsıma
tevdi edilen Türkmenistan Devlet İşbirliği Nişanını da kabul ettik. İkili ilişkilerimizi
geliştirme irademizi gösteren ortak bildiriyle beraber bu seyahatte toplam 9 anlaşma
imzaladık. Ayrıca ülkelerimizi ilgilendiren bölgesel ve küresel konularda fikir 
teatisi yaptık. Kıymetli dostum Sayın Berdimuhamedov ile işbirliğimizi her alanda
ilerletmekte kararlıyız.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 15. Zirvesini de Türkmenistan’ın ev sahipliğinde
icra ettik. Aşkabat Zirvesi ile aynı zamanda iki yılı aşkın bir süredir yürüttüğümüz
Teşkilatın Zirve Dönem Başkanlığını da Türkmen kardeşlerimize devrettik. Zirve kapsamında
teşkilatın etkinliğinin artırılması ile bölge içi ticaretin geliştirilmesini mütalaa
ettik. Salgın kısıtlamalarından olumsuz etkilenen ulaştırma sektörünün sorunlarının
giderilmesi hususunu görüştük. Zorlu salgın şartlarını geride bırakabilmek için 
bölgesel ve uluslararası dayanışma ruhunun güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çektik.
Özellikle terörle mücadele ve düzensiz göç meselesinde işbirliğimizi artırmamız 
gerektiğini de vurguladık. Bölgemizde ticaret ve ulaştırma ağlarının güçlendirilmesi
başta olmak üzere teşkilatın gündemindeki temel konuları ele aldık. Yayınladığımız
Aşkabat Eylem Mutabakatı ile de bu yöndeki irademizi ve atacağımız adımları ortaya
koyduk. 

Zirve marjında İran Cumhurbaşkanı Sayın İbrahim Reisi, Tacikistan Cumhurbaşkanı 
Sayın İmamali Rahman, Pakistan Cumhurbaşkanı Sayın Arif Alvi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı
kardeşim İlham Aliyev ile ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Bu vesileyle gündemimizdeki
konuları samimiyetle değerlendirme fırsatı bulduk.

Son derece başarılı geçen ziyaretimin hem Türkmenistan’la hem de Ekonomik İşbirliği
Teşkilatı içerisindeki ilişkilerimize katkı sağlamasını ümit ediyorum. Türkmenistan
Devlet Başkanı Sayın Berdimuhamedov’a samimi misafirperverliği için ülkem, milletim
ve heyetim adına teşekkür ediyorum.

_**HACI YAKIŞIKLI: Türkmenistan özelinde Türk Devletleri Teşkilatı ile ilgili bir
soru sormak istiyorum. Sizin dünya çapında verdiğiniz 19 yıllık bir mücadele var,
bir emek var. “Dünya 5’ten Büyüktür” ve “Birlikte Daha Adil Bir Dünya” çağrılarınız
var. Burada da “Birlikte Geleceğe” temasını işlediniz. Sizin bu verdiğiniz mücadele
içerisinde Türk Devletleri Teşkilatı bu mücadeleye yeni bir ivme katar mı? Türk 
Devletleri Teşkilatı’nın dünyada oluşturduğu yankı nedir?**_

Türk Devletleri Teşkilatı olarak liderler bazında Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ndaki
zirvemiz üst düzeyde gerçekleşmiş olan bir toplantıydı. Türkmenistan’da da Sayın
Berdimuhamedov liderleri üst düzeyde toparlayabilme başarısı gösterdi. Burada bir
şeyi özellikle vurgulamam lazım. Küresel dünyada özellikle işbirliklerinin, birlikte
hareket etmenin, dayanışmanın en önemli göstergesi bu tür buluşmalardır. Bunlar 
pek olağan buluşmalar değil ama biz hamdolsun bu dönemde bunu başarabildik. Türk
Cumhuriyetleri’nin hepsi liderler olarak buradaydılar. Burada bir konu daha var.
Kan bağı ve tarihi, kültürel bağları bulunan kadim Türk milletinin bu adımları atmış
olması, aramızdaki bağların çok daha güçlenmesine vesile oluyor. Böylece dünyada
çok farklı bir oluşumu gerçekleştirmeye doğru gidiyoruz. Bunlar tabi bizim için 
hakikaten gurur vesilesi oluyor. 2013 senesinde benim bir ifadem vardı, “21’inci
yüzyıl Türkiye’nin yüzyılı olacak” demiştim. Bu aynı zamanda tabi dünyada Türklerin
böyle bir yüzyılı inşa edeceklerinin bir ifadesiydi. Biz bunu şu anda yakalamış 
vaziyetteyiz. Liderlerin bu noktada önemli bir konumu var. Türkmen kardeşlerimiz
bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Bizlere olan muhabbetleri çok çok farklı. Türkiye’ye
karşı muhabbetleri çok çok farklı. İnşallah bu bir vesiledir ve bu vesileyle de 
ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkartabileceğimiz bir Türkiye-Türkmenistan ilişkileri
bizleri geleceğe çok daha farklı ulaştıracaktır.
 _**SEVİL NURİYEVA: Sayın Cumhurbaşkanım,
Türk dünyasının birliği fikri daha önce de vardı ama sizinle birlikte fiili olarak
elle tutulur, gözle görülür bir şekilde harekete geçti. Dolayısıyla bugüne kadar
Türk birliği ile ilgili söylenen sözler, atılan adımlar kimseyi tedirgin etmemişti
ama şimdi siz el atınca coğrafyadaki birtakım ülkeler bunu gündem ettiler. Özellikle
Rusya’dan bunu tehdit olarak algılayanlar oldu. Türkiye açısından Türk birliğinin,
Türk Devletleri Teşkilatının nihai hedefi ve muradı nedir ve bunu tehdit olarak 
görenlere mesajınız nedir?**_

Özellikle Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ndaki toplantımızda biliyorsunuz Türk Konseyi
adını Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirdik. Bütün liderler bu yeni oluşuma
çok sıcak baktılar ama tabi dışarıda bundan rahatsız olanlar olmadı değil, olmuştur
da hatta. Bu konuda Rusya rahatsız oldu diyemem. Çünkü cuma günü İlham Aliyev kardeşimizin
de Rusya’da görüşmesi vardı. Paşinyan’la birlikte Sayın Putin’in riyasetinde orada
bir toplantı gerçekleştirdiler. Bu toplantıyla ilgili olarak İlham Aliyev kardeşimle
yaptığım görüşmede bu toplantının gayet iyi ve verimli geçtiğini söyledi. Bu toplantı
vesilesiyle de şu anda Aras Nehri boyunca demiryolu, karayolu yapımı konusu da çözüldü.
Bu atılacak adımla beraber ayrıca Iğdır’a kadar gelecek otoban konusu var. Otoban
konusuyla da özellikle Nahcivan sıkıntısını aşmak, diğer taraftan da Ermenistan 
topraklarından geçmek suretiyle burada Azerbaycan’ın Iğdır ile buluşmasının da gayet
başarılı bir adımı atılmış olacak. Bunun yanında gerek karayolu gerek demiryolu 
ile insan ve yük taşımacılığında da önemli bir adım atılmış olacak. Daha önce 6’
lı platformu gündeme getirmiştik. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, İran ve
kabulü halinde Gürcistan’la bu 6’lı platformun devreye girmesi, bölge barışını, 
bölge sulhunu çok açık net ispatlamış olacak ve bu konuda da olumlu gelişmelerin
olduğunu öğrenmiş olduk.

_**YUSUF ERİM: Medyaya yansıyan raporlara göre Ukrayna sınırında 100 bine yakın 
Rus askeri birikmiş durumda. Birçok ülke şu an çok tedirgin bu durumdan. NATO da
çok tedirgin. Türkiye’nin sınırdaki artan gerilime bakış açısı nedir? Hem Rusya 
hem Ukrayna ile iyi ilişkileri olan Türkiye arabuluculuk rolü oynayabilir mi?**_

Burada bizim tavrımız belli. Biz özellikle başta Kırım Türkleri ile alakalı yaklaşım
olmak kaydıyla, bölgede bir barışın egemen olmasından yanayız. Dost Rusya’yla ve
özellikle Sayın Putin’le bu tür konuları bu şekilde müteaddit defalar görüştük, 
görüşüyoruz. Temennimiz odur ki bu bölge savaşın egemen olduğu bir bölge olmasın.
Bu bölge barışın hakim olduğu bir bölge olarak geleceğe yürüsün. Bu konudaki tavrın
olumlu istikamette gelişmesi arzumuzdur. Bununla ilgili arabuluculuk olur, kendileriyle
bu konuyu görüşmek olur, gerek Ukrayna’yla gerek Sayın Putin’le bu görüşmeleri geliştirerek
inşallah bunun çözümünde bizim de bir payımızın olmasını isteriz.
 _**BETÜL SOYSAL
BOZDOĞAN: Ekonomi başlığına dair bir soru sormak istiyorum. Üretim, istihdam ve 
ihracatı güçlendirmeye yönelik yeni bir ekonomi modelini hayata geçirdiniz. Yerleşik
ekonomi düzenini, parayı yöneten sivil fakat dışa bağlı vesayet odaklarını derinden
sarsan uygulamaları görmekteyiz. Faizi olabildiğince düşük tutmayı hedefliyorsunuz.
19 yıllık iktidarınızda hangi şartların olgunlaşmasıyla bu modeli hayata geçirdiniz?
Yeni modelin artıları yakın vadede ortaya çıkar mı? Bu süreçte dar gelirleri rahatlatacak
yeni adımlar olacak mı acaba?**_

İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, belki de tarihimizde ilk kez kendi ihtiyaçlarımıza,
önceliklerimize ve gerçeklerimize uygun bir ekonomi politikası izledik. Buna da 
aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Yani biz ekonomik olarak da bağımsızlaşma mücadelesi
verdik. Bu adımları attıkça, içeriden dışarıdan vesayetçilerin dirençleriyle, ekonomimize
yönelik türlü saldırılarla karşılaştık. Bunların her birini milletimizle birlikte
bertaraf ettik. Bizi kendi istedikleri çizgiye çekmek isteyenlerin kur, faiz oyunlarına
prim vermedik, vermiyoruz. Büyüme yolculuğumuzda yatırım, üretim, istihdam, ihracat
hep önceliğimiz oldu. Felaket tellallarına, mandacı iktisatçılara, ekonomik tetikçilere
aldırış etmeden hedeflerimize yürümeyi sürdüreceğiz. Bu ülke bizden önceki yıllarda
dünya ortalamalarının çok üstünde oranlarla, yüksek maliyetlerle borçlanmak zorunda
bırakıldı. Bu bağımlılık demekti. Ekonomik olarak bağımlı bir ülke kendi politikalarını
elbette hayata geçiremez. Belirlenmiş çizginin dışına çıkmaya çalıştığınız zaman
karşılaşacağınız şey şantajdır. Buna karşı koyacak dirayetiniz yoksa istikrarsızlığa
mahkum edilirsiniz. İşte biz ülkemizi bu durumdan kalıcı olarak kurtarmak için son
19 yılda sergilediğimiz güçlü siyasi irade ve özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet
Sistemi sayesinde bu mücadeleyi gösterebilecek dirayete, imkana kavuştuk.

Son günlerde kur üzerinde iktisadi temelleri bulunmayan hareketler nedeniyle yaşanan
fiyat artışlarının oluşturduğu sorunları da milletimizin lehine yatırım, istihdam
ve üretimle çözeceğiz. Büyüyeceğiz, büyüdükçe milletimiz kazanacak. Şunu çok açık
net söylemem gerekiyor. İktidara geldiğimiz ilk günden bu yana ekonomideki tezimiz
özellikle düşük faizdir ve bir de faiz-enflasyon ilişkisini ben devamlı “faiz sebep,
enflasyon neticedir” diye işlemişimdir. Bu tezim değişmedi. Bugün de ben yine aynı
tezi savunuyorum ve buna inanıyorum. Eğer ben de ekonomi tahsili görmüşsem ve bu
ekonomi tahsilinden de öte bazı değerler silsilesi içerisinde de inandıklarım, bilgim
varsa, faiz sebeptir, netice değildir; enflasyon neticedir. Tabi burada bazıları
bunun tam aksini savunuyorlar. Bunlar enflasyonun sebep, faizin netice olduğunu 
savunuyorlar. Peki öyleyse dünyaya şöyle bir bakalım; şu anda küresel ekonominin
egemen olduğu dünyada acaba enflasyon sebep, faiz netice midir; yoksa faiz mi sebep,
enflasyon mu neticedir? Şu anda işte Amerika’da enflasyonun geldiği nokta ortada.
Avrupa’da enflasyonun geldiği nokta ortada. İsrail’e bakalım… İsrail’de faiz nedir,
enflasyon nedir, oranlar ne durumdadır? Buna bakalım. Buna baktığımız zaman bizim
tezimizin doğru olduğunu oralarda zaten görüyoruz. Şu anda da ben yine iddiamdayım.
Son dönemlerde ülkemizde bu konuyla ilgili yapılan spekülasyonlar var. Burada en
önemlisi, hatırlayın geçmişte Türkiye’de gecelik faizlerin 7.500’lere vardığını 
gördük. O dönemde iktidarda CHP vardı. CHP’nin olduğu bir dönemin faturasını bu 
millet ödedi. Tabi şimdi 18 yaş altı genç kesim, genç kuşak bunları yaşamadı ama
bunları biz yaşadık, gördük. Şu anda bu CHP’nin Sözcüsü de o dönemin faillerindendir.
Hatırlayın Bay Kemal grup konuşmalarında “faizi 1’e indirin, biz de gelip sizi destekleyeceğiz”
dedi. Bir insan akşam sabah bu şekilde bir değişiklik gösteremez. “Faizi 1’e indirin,
biz de gelip sizi destekleyeceğiz” diyeceksin, ondan sonra da kalkıp şimdi de faiz
indirimine tepki göstereceksin. Tayyip Erdoğan’ın böyle zikzakları yok. Tayyip Erdoğan,
zaten en başından beri düşük faizden bahsediyor ve “Bu faiz inecek” diyor. Ben hiçbir
zaman faizin yükseltilmesini savunmadım, savunmuyorum ve savunmayacağım. Farklı 
düşünenler de çıksa Tayyip Erdoğan aynı noktadadır. Asla bu konudan taviz vermem.
Çünkü bu benim aynı zamanda değerler silsilesi içindeki yapımdır. Bundan taviz veremem
ve vermeyeceğim. Bu şekilde gidişle de biz bu işi başaracağız. Göreceksiniz enflasyon
inşallah seçim öncesi nerelere düşecek; çok açık net bütün delilleriyle her şeyiyle
ortada. Çünkü faiz lobileri kuduruyor. Ben ne dedim TÜSİAD’a? “Hadi buyurun, para
sizde, finans sektörü sizde. Niye yatırım yapmıyorsunuz? Arkadaş sen zengin misin,
para sende mi, finans sende mi? Biz sizden bir şey istiyoruz; yatırım, istihdam,
üretim, ihracat, büyüme… Ama biz size bunu söyleyince siz tam aksini söylüyorsunuz.”“
Faizi düşürelim”, yok… Başta kamu bankaları olmak üzere biz yatırım yapacak olanlara
gerekli destekleri vermeye hazırız. Yeter ki yatırım yapın, mevcut yatırımlarınızı
büyütün ve bununla birlikte de istihdam oluşsun. İşsizliğin en önemli çözümü istihdam,
üretim, ihracat. Arkadan da büyüme geliyor. Büyümede de biz şu anda gayet iyi bir
konumdayız ve bu böyle gidecek. Bu işi de başaracağız.

_**BETÜL SOYSAL BOZDOĞAN: Ufak bir ekleme yapmak istiyorum. Cumhuriyet tarihinde
ezber bozan bir söylem ortaya koyuyorsunuz. Bu noktada bir gazeteci olarak arz etmek
isterim, halkta güven noktasında bir sorun yok fakat daha fazla bilgi ihtiyacı olduğunu
söylüyorlar, anlamaya çalıştıklarını söylüyorlar. Bu noktada bu ekonomik argümanı
bir model şeklinde aktaracak mısınız halka, yoksa eylem düzeyinde mi kalacak?**_

Elbette aktaracağım. İnşallah, 15’er gün arayla bazı televizyon gruplarında ortak
yayınlara bizzat çıkacağım. Bazı arkadaşlarımı ayrıca çıkaracağım. Onlar da bazı
açıklamalar yapacaklar. Şu anda biz mesela ihracatta hiçbir dönemde olmayan bir 
sıçramayı yaptık. Çıkacak Ticaret Bakanım ve bunlarla ilgili nereden nereye geldiğimizi
anlatacak. Aynı şekilde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanım çıkacak, enerjide neredeydik,
nerelere geldik, bunu gösterecek. Düşünün, enerjide bırakın bir gemiyi bir sandal
yoktu. Şimdi sismik araştırma gemilerimiz var. Üç tane sondaj gemimiz vardı, şimdi
ona bir de dördüncüyü ilave ettik ve bu dördüncü de sıfır kilometre. Bunları gayet
uygun fiyatlarla aldık ve bunlar kendimize ait. Böyle bir şey yoktu. Kiralama ile
gidiyorduk. Diyelim ki BP ile anlaşıyorduk, BP geliyordu bizde araştırma yapıyordu.
Ama tabi uyanıklık bizdeydi; biz para vermezdik, araştırmayı yap, kazanırsan yarısı
senin yarısı benim. Shell’e de aynısını söylerdik. Ama şimdi biz kendi gemilerimize
sahip çıktık. Onlarla birlikte kendi sularımızda hamdolsun keşifler yapıyoruz. Dünyaya
da gemilerimizi kiralama yaparız ve bu kiralamayla yine paramızı kazanmaya devam
ederiz.
 _**BANU EL: 1  Aralık itibarıyla asgari ücret komisyonu toplanacak ve çalışmalarına
başlayacak. Vatandaş asgari ücretin ne olacağı konusunda merak içinde. Sizin açıklamalarınız
oldu, Bakan Bilgin’in açıklamaları oldu. Sayın Özhaseki’nin “Cumhurbaşkanımız asgari
ücreti açıklayacak” dedi. Bu da haliyle beklentiyi yükseltti. Asgari ücretle çalışan
vatandaşlar, asgari ücretin artması ile iş verenin, patronun işçiyi çıkartıp çıkartmayacağı
konusunda bir korku da besliyor. Bu konudaki değerlendirmenizi almak isterim. Böyle
bir olasılığı ortadan kaldırmak için ne gibi tedbirler alınacak? **_

Görüşmelerin akışına göre inşallah biz de kararımızı hayırlısıyla vereceğiz. Asgari
ücret arttı diye işçi çıkarma gibi bir durumla karşılaşacağımızı da zannetmiyorum.
Biz alt gelir grupları başta olmak üzere milletimizin bütün kesimlerinin hayat şartlarını
iyileştirmek için mücadele ediyoruz. İstenmeyen durumların oluşmasını engellemek
için elimizdeki araçları kullanırız. Kimsenin mağdur olmasına müsaade etmeyiz.

ZAFER ŞAHİN: Son dönemde özellikle un ve şeker gibi bazı gıda maddeleri dahil, hatta
hizmet ve üretim sektöründe bazı mal ve hizmetlerin piyasada bulunamadığına -ki 
üretimde bir sıkıntı yok aslında- karaborsacılığın ve stokçuluğun yaygınlaştığına
dair çokça şikayet var hem vatandaştan hem iş dünyasında görüştüğümüz isimlerden.
Bu konuda bir ek tedbir yapılabilir mi cezai yaptırımların artmasına yönelik?

Bu konuyla ilgili başta Ticaret Bakanlığımız gerekli tedbirleri alıyor, adımları
atıyor. Bu tür stokçuluğun yapılması kesinlikle yasaktır. Örneğin şekerle ilgili
yapılan açıklamaların ardından Tarım ve Orman Bakanlığımız depolarda ne kadar şeker
olduğunu oralarda göstermek suretiyle herhangi bir sıkıntının olmadığını çok açık
net ortaya koydular. Böyle bir sıkıntı yok. Bunun dışında sanayide bakıyorsunuz 
bazı parçaların, yedek parçaların vesaire satışı veya bunların piyasaya sürülmesi
noktasında da ne yazık ki depolama yöntemiyle bunu piyasadan çeken ve bu konularda
da üretimi engelleyen ahlaksızlar var, edepsizler var. İlgili Bakanlıklarımızla 
bütün bunların üzerine gitme kararlılığımız var. Arkadaşlara şunu da söyledim; eğer
cezai müeyyideleri düşükse, bunların cezai müeyyidelerini artırmak suretiyle biz
bu işin üzerine gidelim. Stokçuluk dinimizde de yasaktır.

_**ÜMMÜ GÜLSÜM DURMUŞ: Z kuşağı diye bir kavram var. Z kuşağına ne mesaj vermek 
istersiniz?**_

Bizim Teknofest kuşağına ihtiyacımız var. Teknofest kuşağı zekalarıyla, teknolojik
ve bilimsel çalışmalarıyla şu anda çok ciddi bir yarış içerisinde ve maşallah her
tarafı duman ediyorlar. Teknofest’in Azerbaycan’da da önemli bir programı olacak.
Samsun’da da bir program var. Teknofest’i özellikle devam ettireceğiz. Şu nokta 
da çok çok önemli; biz geldiğimizde seçme ve seçilme yaşı 30’du. Biz bu seçme ve
seçilme yaşını önce 25’e, sonra 18’e indirdik. Gençleri düşünen, gençlerle yatıp
gençlerle kalkan parti AK Parti’dir. Niye bizden önce 25 ve 18 yaş grubu gündeme
gelmedi? Biz getirdik. Bütün belgeler, tarih her şey ortada. Çünkü bizim hareket
merkezimiz şuydu; bizim ecdadımız Fatih İstanbul’un fethini 21 yaşında gerçekleştirdi.
Bu milletin büyükleri 20’li yaşlarında büyük bir fetih gerçekleştiriyorsa bu milletin
tevarüs ettiği emanetle biz Allah’ın izniyle her işi başarırız.

_**DENİZ TÜYSÜZ: Birleşik Arap Emirlikleri Prensi’nin ülkemize bir ziyareti oldu.
Bir dizi anlaşmaya imza atıldı. BAE ile yeni bir döneme girildi diyebilir miyiz,
nasıl değerlendirirsiniz?**_

Muhammed Bin Zayed’le 2011 yılında bir görüşmemiz olmuştu. Ondan sonra bazı değişik
dönemler yaşadık. Ama biz tamamen ipleri koparmadık. En azından istihbarat teşkilatları
karşılıklı olarak görüşmelerine devam etti. Bu arada ticari olarak da ilişkilerimiz
devam etti. Arzu edilmeyen gelişmeler olmasına rağmen sonunda iş iyi bir noktaya
geldi. Önce kardeşini gönderdi ve onlar bizim ilgili birimlerimizle görüşmeler yaptılar.
Yatırım Ofisimiz’le bazı görüşmelerde bulundular. Türkiye’de yatırım için hazır 
olduklarını söylediler. Daha sonra da Muhammed Bin Zayed kendisi özellikle ziyaret
etmeyi arzu ettiğini söyledi ve bu ziyareti de bu şekilde gerçekleştirdik. Hakikaten
adeta bir aile hassasiyeti içerisinde bir ziyaret oldu. Bu ziyarette de bu anlaşmaları
gerçekleştirdik. Bu anlaşma metninde olan maddeler inanıyorum ki Türkiye ile Birleşik
Arap Emirlikleri arasında yeni bir dönemin başlamasına ve bunu kalıcı kılmaya vesile
olan bir adım oldu. Gerek ikili gerek heyetler arasındaki görüşmelerimiz çok çok
iyi geçti ve orada imzaları attık. Bundan sonraki sürece yönelik de nasip olursa
şubat ayı içerisinde benim bir iade-i ziyaretim olacak. Benden önce gerek Dışişleri
Bakanım gerek Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımın ziyaretleri olacak. Ön hazırlıklar
olacak. Arkasından şubatta da inşallah ben geniş bir heyetle gideceğim ve bazı adımları
çok güçlü şekilde atacağız. 10 milyar dolarlık bir yatırım planı sundular. Bu yatırım
planını da uygulamaya koymak suretiyle çok daha farklı bir geleceği inşa etmiş olacağız.
Bu konuda da güzel gelişmeler olacak. Tabi Bay Kemal saçma sapan şeyler konuşup 
duruyor. 

_**MAHMUT ÖVÜR: Birleşik Arap Emirlikleri ile başlayan ilişki ister istemez İsrail
ve Mısır’la ilişkileri akla getirdi. Siz bu ilişkilere nasıl bakıyorsunuz? İsrail
ve Mısır’a büyükelçileri atayacak mısınız? **_

Şimdi zaten kararımızı verdiğimiz zaman tabi ki büyükelçileri de belli bir takvim
içinde atama durumunda olacağız. Bu söylediğiniz ülkelerin kiminde maslahatgüzar
olarak atılmış bazı adımlar var. Büyükelçi yok ama maslahatgüzar var. Bu adımları
da peyderpey belli takvim içinde atmış olacağız. Birleşik Arap Emirlikleri ile aramızda
nasıl bir adım atıldıysa, diğerleriyle de buna benzer adımları atacağız.

_**ÖMER ÖZKÖK: Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ziyarete ilişkin sosyal medya paylaşımında“
hakiki Müslümanların sarayın yanında yeri yoktur” ifadelerini kullandı. Bu paylaşımından
bir gün önce de zatıalinizin gayri milli olduğunu ve sizi destekleyenlerin de gayri
milli olduğu yönünde bir açıklama yaptı. Bu sizi hedef almanın ötesinde sizin seçmeninizi,
sizi destekleyenleri hedef alma şeklinde yorumlandı. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz
nelerdir? **_

Her şeyden önce bu aralar Bay Kemal helalleşmeden bahsediyor. Bir sorun bakalım 
helal nedir, haram nedir? Madem helalleşmeden bahsediyorsun, helalleşmek isteyen
kalkıp da helalleşmek istediklerine bu şekilde gayri milli diye hitap eder mi? Gayri
milli diye hitap ettiğin kişiye oy verenler, bu ülkede yüzde 52. Yüzde 52 ile Erdoğan
Cumhurbaşkanı seçildi mi? Seçildi. O sebeple “Helalleşmek nedir Bay Kemal?” diye
sormak lazım. Helal ve haramı öğrenmesi lazım. Şu anda parti kuran eski arkadaşları
bile Bay Kemal’e hakkımı helal etmeyeceğim diyorlar. Yani Tayyip Erdoğan’a kalkıp
bunu söyleyen adam, sen kiminle helalleşeceksin? Bir defa önce benim sana hakkımı
helal etmem lazım. Neden? Kazandığım davalar var. Avukatlarıma dedim ki “daha üzerine
gitmeyeceğim, bu davaları iptal edin.” Ben böyle yaklaşmış birisiyim. Ama görüyorum
ki sen şu anda bana ve bize oy veren tabanımıza gayri milli dersen biz seninle asla
helalleşemeyiz. Bu şekilde saygısızlık yapan, bizden asla helallik beklemesin.

_**ÜNAL KAYA: Helalleşme tartışmasıyla alakalı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu 
çağrısına terör örgütü FETÖ ve PKK’dan olumlu çağrı geldi. Selahattin Demirtaş’ın
muhalefet genel başkanlarına miting çağrısı oldu. Bu çağrının aynı gününde Meral
Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu miting yapma kararı aldı. “Erken seçim için elimden
gelen her şeyi yapacağım” dedi. Neler söylersiniz?**_

Elinden gelen her şey neymiş? Şu anda AK Parti Genel Başkanı olarak ben, MHP Genel
Başkanı olarak Sayın Bahçeli, aynı şekilde Büyük Birlik Başkanı olarak Sayın Destici
açıklamalarımızı yaptık. Bu işin tarihi Haziran 2023 dedik. Bu değişmeyecek. Bunu
bir kere de değil, defaatle söyledik. Kulağı var duymuyor, gözleri var görmüyor!
Bunları bu kadar açık söyledik. Sizin gücünüz bu ülkede bir erken seçim kararı almaya
yeter mi yetmez mi? Yetmez! Daha neyi konuşuyoruz, neyi tartışıyoruz. Her şey bu
kadar açık ve net ortada. Boşuna uğraşıyorlar. Adeta boş teneke çalıyorlar. Allah
nasip ederse Haziran 2023 seçim tarihidir. Türkiye artık ilan edilmiş olan seçim
tarihlerine alışacaktır.

_**TACEDDİN KUTAY: İyi Parti kurulduğu günden beri agresif diliyle dikkati çekiyor.
Suriyelilere karşı bir pozisyonları var. Hatta Bayırbucak Türkmenleri, Irak’lı Türkmenler
ya da Afganistan’dan gelen soydaşlarımız bundan masun kalmadı. Demek ki kan bağı
yabancı karşıtlığına mani değilmiş. Sayın Akşener son olarak Sağlık Bakanımızın 
Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’deki tedavilerine yönelik çalışmalarına
da karşı çıktı. İlk defa olarak vatandaşlarımız yabancı gibi hedef alındı. Yani 
vatandaşlarımıza yönelik yerli karşıtlığını da sahneye koydu. Bu siyasal kültürümüzde
olmayan bir şey. Siyasal kültürümüz mü dönüşüyor? Bu iş nereye varacak? **_

Bizim böyle bir derdimiz yok. Olsa olsa Millet İttifakı’nın böyle bir yaklaşımı 
olabilir. Bunlar da kimdir Bay Kemaldir, Bayan Meral’dir, HDP’dir. Bunlarda nedense
mültecilere karşı, ülkemize gelen göçmenlere karşı böyle bir düşmanlık var. Biz 
ise böyle bir düşmanlığı yapamayız. Şu anda ülkemizde yaklaşık 5 milyon civarında
mülteci var. Bunlara karşı da biz ev sahipliğimizi yapıyoruz, elimizden gelen ilgiyi
alakayı gösteriyoruz. Çünkü bu milletin değerleri içerisinde ev sahipliği farklı
bir yer tutar. Bunu da biz devam ettiriyoruz. Bundan sonra da devam ettireceğiz.
Biz şu anda Suriye’nin kuzeyinde tek katlı briket evler yapıyoruz. Bu briket evler
öyle bir ateşleme meydana getirdi ki, şimdi bazı ülkeler diyorlar ki bize bir proje
bize sunun, tek katlı değil iki katlı, üç katlı konutlar yapalım; Türkiye’ye gelmiş
olan mültecilerin kendi yurtlarına, kendi topraklarına dönmesini sağlayalım. Şimdi
arkadaşlarımızla birlikte bunun çalışması içindeyiz. İçişleri Bakanlığımız bu işi
yakından takip ediyor. İnşallah bu adımları da atacağız. Biz o merhametsizliği yapamayız.

_**Merve İlayda ATLAS: Daha önce gasp ve yaralama gibi birçok suçtan kaydı bulunan
bir kişinin hiçbir kontrol olmadan bir metroya bıçakla girebiliyor olması, kamusal
alanda şiddetin önlenmesiyle ilgili endişeleri artırdı. Daha önce şiddete karışmış
bireyleri HES kodu benzeri bir sistemle kamusal alanın çeşitli alanlarından alıkoymak
mümkün olabilir mi? **_

Bu söylediğiniz İçişleri Bakanlığımızın gündeminde. Her türlü tedbiri alacağız. 
Yoğun bir şekilde bunların üzerine gideceğiz. Giriş kontrollerini ya da içeride 
polisiye tedbirleri artırmak noktasında gerekli adımlar atılıyor, atılacak. 
