# Erdoğan: Hayır diyenleri demokrasi müzesinde süs eşyası olarak saklarız

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogan-hayir-diyenleri-demokrasi-muzesinde-sus-esyasi-olarak-saklariz-21603h/
- Yayımlanma: 2017-04-04T23:26:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda NTV-Star TV ortak yayınında
açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, 71 askerin şehit olduğu Fırat Kalkanı Harekâtı’nın birincisi aşamasının
bittiğini söyledi ve “Bundan sonra tabii ki bu bir yol haritası var. Bu yol haritasının
söylenmeyen adı konmayan ikinci üçüncü etapları olacak” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz için “kontrollü darbe” iddiasına
değinen Erdoğan, “İspat edemiyorsa bu gayri ahlaki olmanın ötesinde benim edebimde
ifade edemeyeceğim bir sıkıntıdır. 15 Temmuz’un şehidide bunu lanetleyecektir” dedi.

Erdoğan, 16 Nisan’da yapılacak referandum için “Son iki hafta ‘evet’ tırmanışını
artıracaktır” tahmininde bulundu.

Referandumda iş dünyasının önemine değinen Erdoğan, “Şimdi bakıyorsun, modern bir
Diyarbakır var. Bu Diyarbakır’ı biz inşa ettik” diye konuştu.

Yeni anayasa için “tek adamlık” eleştirilerinin yoğun olduğu hatırlatılması üzerine
Erdoğan, “Burada tek adamlık söz konusu değil. Yasama organı kalkmıyor yargıya daha
fazla üye atıyor. Seçimin olduğu yerde tek adamlık olmaz” ifadesini kullandı.

Sarıyer’de CHP’nin “Hayır” çadırına yaptığı ziyarette gerçekleşen konuşmaları aktaran
Erdoğan “Yavuz Sultan Selim Köprüsü için ne dese beğenirsin? Niye Tayyip Erdoğan
adını koymadınız da bu ismi koydunuz? Benim ne kadar mütevazi olduğumu anlayacaksın
dedim. Ama siz ayrımcılık yaptınız dedi. İşte Alevi-Sünni meselesi. Buna üzüldüm.
Aklımızın ucundan böyle bir şey geçmedi. Şu köprünün üstünden Alevi vatandaşım geçmeyecek
mi?” diye konuştu.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un açıklamalarına tepki gösteren Erdoğan, “
Kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesi gerekiyor” dedi. Erdoğan, “Biz hayır
diyenleri denize dökmeyiz, biz onlara demokrasi müzesi yapacağız, onları objelerle
süs eşyası olarak saklarız” diye konuştu.

Fırat Kalkanı: İkinci ve üçüncü etapları olacak

Erdoğan’ın açıklamasından satırbaşları şöyle:

Soru: Fırat Kalkanı bitti yeni harekat notum vardı. Siz bugün Sincar’ı Kerkük’ü 
işaret ettiniz ve oyunlar oynandığını söylediniz. Ne gibi oyunlar oynanıyor ve Türkiye’nin
çıtaları var mı? 

Erdoğan: Fırat Kalkanı Harekatı’yla alakalı bu işin aslında isim olarak birinci 
etap diye nitelendirdiğim kısım bitti. Bu yol haritasının adı konmayan 2. 3. etapları
olacak. Olay sadece Suriye boyutunda giden bir harekat değil. Bu olayın Irak boyutu
var. Bir Telafer olayı var Sincar olayı var, Musul’da aynı şekilde soydaşlarımız
var. Orada şu anda üs olarak çalışmalarını yürüten askerimiz var. Musul’da DEAŞ’a
çok ciddi darbeler indirdi onlara. Şu anda da bu üssümüzde Ninova muhafızları dediğimiz
muhafızları yetiştirme görevi devam ediyor. Musul’un bundan önceki valisi şu anda
Ninova muhafızlarının komutanı. Musul ağırlıklı Arap kardeşlerimizden oluşuyor. 
Bu üs bölgemiz buraya çok yakın mesafede ve 700’e yakın bir timimiz var. Onlar bu
muhafızları yetiştirme çalışmalarını devam ettiriyor. Bu eğitimlerle zaman geldi
peşmergelere de eğitimler yaptırıldı. Bu süreç için DEAŞ ciddi darbeler aldı.

Bu Haşdi Şabi meselesi üzerinde durmamız lazım. Bu terör örgütü Irak Meclisi’nden
terör örgütü olmadığı şeklinde bir oylama ile geçti. Biz Haşdi Şabi’yi kullanırsanız
sıkıntı olur dedik. Telafer’de bizim 400 bin Türkmen var. Sincar’ın durumu çok daha
berbat. İkinci bir Kandil oluşturmanın gayreti var. Irak’ta aslında mezhebe dayalı
Pers milliyetçiliğine yakın İran’a bir destek oluşturuluyor. Bir mezhep anlayışıyla
bunu yayıyorlar. Bunu yayarken Pers milliyetçiliğine dayanıyorlar. İran’da bugün
Azeriler de var ama Pers ağırlıkta. Uluslararası camiada bu işin çok daha farklı
yerlere kaydığını göreceğiz. Onun için Suriye’de olayı yine mezhebi olarak ele aldığımızda
mezhebi tutarlılığı olsa da olmasa da diyemeyiz. Zira bugün Suriye’nin başında bulunan
kişi Şia değildir onun durumu çok daha farklı. Orada Şia olan Hizbullah var mesela.
Bunlar Esed’le aynı değil. Bütün bu yapı içinde Suriye’de devam eden mücadelede 
DEAŞ sürekli zemin kaybediyor. Fakat merkezi yönetim kimin zemin kaybettiğine bakmıyor
ben ne kazanıyorum buna bakıyor. Mesela Münbiç meselesinde DEAŞ diye bir şey kalmadı
orada. Ama oraya bazı güçler zorla PYD ve YPG’yi sokmaya çalışıyor. Ama son dönemde
insani yardım adıyla Rusya, Amerika ve Türkiye olarak biz de girdik. Bazı oradaki
mahalleleri vesaire bizler de almış durumdayız. Ama derdimiz orada bayrak göstermek
değil.

Münbiç’in gerçek sahipleri ağırlıklı yüzde 85 civarında Araplar. Biz oraya Münbiçli
yerleşsin istiyoruz. Sayın Putin’e de bunu söyledik Amerikalı yetkililere de bunu
söyledik. Şu anda müttefik diyebileceğimiz ülkelerden bu konuda hatırı sayılır görüntü
çıkmıyor. Önce Münbiç sorununu halledelim sonra Rakka ile ne yapacağız kimlerle 
yapacağız bakalım. Eğer YPG ve PYD ile yapılacaksa biz böyle bir planın içinde olmayız.
Türkiye’nin teröristle işi olmaz. Biz isteriz ki Amerika’nın da olmasın. DEAŞ’ı 
buralarda atmaya bizim gücümüz yetmiyor mu ki kalkacağız PYD’yi YPG’yi yanımıza 
alacağız. Bunlar hala genelkurmay başkanlarımız nezdinde konuşuluyor. Nihai bir 
karar henüz yok görüşmeler devam ediyor. Bugün sayın Putin’le görüşmem vardı bu 
konularda hem de taziyelerde bulunduk.

“Buraya Araplar yerleşsin istiyoruz”

Mekanlar ilk etapta Cerablus, Rai, Dabık, Bab buralar bitti. Ama buradan doğuya 
Münbiç’e doğru bir çalışmanın yapılıyor olması, Münbiç noktasında ortak harekat 
kararı verildiği anda zaten Münbiç’te ciddi manada DEAŞ potansiyeli yok orada PYD
ve YPG var. Onların biz Fırat’ın doğusuna ötelenmesini istiyoruz buraya Araplar 
yerleşsin istiyoruz. Ondan sonra asıl hedef Rakka’dır. Rakka DEAŞ’ın şu anda en 
önemli merkezi. Burada da onların varsın 5 bin olsun örgütlü gücü olduğu söyleniyor.
Bunu Amerika’sı, Rusya’sı, Türkiye’si koalisyon güçleri hep birlikte hallederiz.

Kerkük’te bayrak krizi

Soru: Önce bayrak konusu çıktı ardından da Kent konseyi IKBY’ye ilhak kararı aldı.
Sizlerde tepkinizi ortaya koydunuz. Orada Türkiye neye göre izliyor olan biteni?

 Erdoğan: Tarihi itibariyle baktığımız zaman biz biliriz ki bir Türkmen şehridir
Kerkük. Daha sonra burada tabi çok ciddi bir değişiklikler oldu zorlamalar oldu 
ve nüfus değişikliklerine gidildi. Bütün bunlara rağmen bugün Kerkük’te Türkmen’iyle,
Arap’ıyla ve Kürtler ciddi bir değişime gittiler. Şu anda yaptıkları iş bana göre
bir işgal hareketidir çok çirkindir. Irak parlamentosunun aldığı kararı ben çok 
çok yerinde buluyorum. Aynı kararı bizler de paylaşıyoruz. Münasebetlerimizin bu
kadar iyi olduğu bir dönemde bunun adı ateşle oynamaktır. Burası Irak’ın milli bayrağının
dalgalandığı Meclis olarak çalışmasına devam etmelidir ve kardeşçe burada Arap, 
Türkmen, Kürt birlikte yaşamalısınız. Burası benimdir diye bir adım atarsanız bunun
bedeli gelecekte farklı olur. 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun iddası

Çok iddialı çok gayriahlaki bir yaklaşımdır. Şehitlerimize çok ciddi bir saygısızlıktır.
Benim Marmaris’ten hareket ettiğim andan önce yaptığım bir açıklama var. Kontrollü
darbe girişiminin sinyalini kimden nasıl nerede aldığımı bütün bunları kendisinin
ispat etmesi lazım. Fakat bu zat yalana maruf bir kişidir. Eğer ispat edemiyorsa
bu gayriahlaki olmanın ötesinde benim edebimle ifade edemeyeceğim bir sıkıntıdır.
15 Temmuz’un şehidi de gazisi de bunu lanetleyecektir. Acaba kendisi ben mesela 
Marmaris’te kaldığım yerden ayrılıyorum helikopterle ve ayrılmadan önce kaldığım
yerin ev sahibi bana tabi isterseniz elimizde başka imkanlarımız var sizi farklı
yere götürebiliriz dediğinde hayır dedik. İşte o zat ortada. Ben şu anda ulaşabilirsem
açıklamayacağım ya Ankara ya İstanbul’a ulaşacağım. Helikoptere binerken kaptanımla
birkaç şey konuştuk ve hareket ettik. Ne zaman biz Dalaman’a indik meğer bizden 
önce oraya gelmişler ve Dalaman’daki uçaklarımızı da aramışlar. Bizim üç noktada
uçağımız vardı. Hep havada nereye gideceğimizi belirliyoruz. Uçağımıza bindikten
sonra pilot nereye gidiyoruz diye soruyor. “Sen dedim şimdi buradan Ankara İstanbul
arası bir kertiz al ben mesafe yaklaştıkça son anda söyleyeceğim sana” dedim. Ben
ekrandan takip ediyorum, “şu anda İstanbul’un durumu ne Ankara’nın durumu ne” diye
sordum kaptana. “İstanbul’da pistler karartılmış vaziyette” dedi. “Peki sen bu haliyle
inebilir misin?” “İnerim ama çok riskli, pistin üzerine bir şeyler koymuş olabilirler”
dedi. “Sen dedim oraya bir yönel gerekirse bir alçak uçuşla geç pisti sonra bir 
iniş yap” dedim.

Biz piste gelmeden önce bu arada İstanbul Emniyet Müdürü’nü aradık durum için. Kule
o anda işgal altındaydı. “Şu anda biz operasyon hazırlığındayız kule için” dedi.
Kuleyi hemen hallettiler sağolsunlar, anında da pist aydınlatıldı. Biz haberi alınca
piste indik. Piste inince alan herkes aprona çıkmış fakat uçaklar üstümüzde uçuyorlar.
Ben tabi eşim, kızım, damadım, torunlar birlikte arabaya bindik ve apronda vatandaşlarımızın
arasına karıştığımız anda milletimle iç içe oldum. İsterdim ki aynı anda orada başkaları
da olsaydı. Biz içerde oturduk konuştuk dediler ki saat 23’te de buraya Kılıçdaroğlu
indi. Bizden önce oraya inmiş. Nerede şimdi diye sordum bilmiyoruz dediler. Meğerse
Bakırköy ilçe başkanı mı belediye başkanı mı ne evine gitmiş. Burada bütün millet
varken sen neredesin? Eğer örtülü bir darbe girişimiyse bunu sana kim söyledi? Belediye
başkanının evine niye gidiyorsun? Hani diyordun ya bir zamanlar bir darbe girişimi
olsa tanka ilk ben çıkarım. Niye çıkamadın? Bu iş lafla olmuyor bu iş inanç işi.
Şu anda da her zamanki yalanlarından birini daha söylüyor. Buradan bir kez daha 
söylüyorum dürüstsen, haysiyet sahibiysen örtülü darbe girişimiyle ilgili elinde
hangi belge varsa bunu açıkla. Yargıya da yardımcı ol bize de yardımcı ol. Zerre
kadar vatanseversen zerre kadar milliyetperversen yardımcı ol.

Referanduma son 12 gün 

Soru: Kamuoyu anket çalışmaları neyi gösteriyor referanduma dair? 

Erdoğan: Her geçen gün evet tırmanıyor. Ömrüm meydanlarda geçti dilini biraz bilirim
meydanların. Meydanlarda bunu gösteriyor. Ben inanıyorum ki bu hafta çok daha belirleyici
olacak. Örneğin yarın Bursa’dayım, sonra Balıkesir’deyim, Cumartesi İstanbul var,
Pazar günü İzmir var. Bu arada akşamları televizyon programları da devam edecek.
Sayın Başbakanın aynı şekilde gerek meydan mitingleri, sayın Bahçeli’nin meydan 
mitingleri var öyle sanıyorum televizyon programları da olacak. Bu haftayı bu şekilde
geçirdikten sonra önümüzdeki hafta aynı yoğunlukta bu süreci sürdüreceğiz. Son iki
hafta inanıyorum ki evet tırmanışını yükseltecektir. Bakan arkadaşlarımız, milletvekili
arkadaşlarımız arazideler. 16 Nisan inşallah bir milat olacaktır ve bu miladı milletimiz
özellikle de en kısa zamanda görmeye başlayacaktır. Bir şey karıştırılmamalı 17 
Nisan’dan itibaren Türkiye’de bir anayasa değişikliği tümüyle uygulamaya girmeyecek.
Birkaç maddesi girecek ama asıl uygulama 2019 seçimiyle birlikte olacak. 

Şu anda bu teklif özellikle iktidar partisi ile birlikte hareket eden Milliyetçi
Hareket Partisi’nin müşterek kararlarıyla olur. Başbakanımız filanda söyledi biz
erken seçim düşünmüyoruz dedi. Erken seçim düşünülmediğine göre böyle bir şey gündem
de değildir. 

Tek adamlık eleştirisi 

Tabi tek adamlık kavramı burada çok çok çirkin ve bunlarda yaklaşımlarını yaparken
çok çirkin yapıyorlar. Bir defa burada tek adamlık söz konusu değil. Burada yasama-
yürütme-yargı bir defa bunların yanlış yaklaştıkları yer yasama organını kaldırıyorlar
diyorlar. Soruyorum, yasam organı kalkıyor mu? Sayısı 550’den 600’e çıkıyor. Yasama
organı şu ana kadar HSYK olarak ifade edilen kurula oradan bir aday atama yetkisi
yokken şimdi Hakimler Savcılar Kuruluna 7 üyeyi Meclis atıyor. Hemen yürürlüğe girecek
olanlardan birisi bu. Cumhurbaşkanı 4 tane atıyor. O diğer iki ise birisi Adalet
Bakanı birisi müsteşar. Sen nasıl yasam organı ortanda kaldırılıyor diyorsun. Aynı
şey Anayasa Mahkemesi ile alakalı. 2010 öncesi üye sayısı 11 asıldı. Cumhurbaşkanı
11 üyeyi atıyordu. 2010 sonrasında 17 asıl üyenin TBMM 3 tanesini 14 tanesini Cumhurbaşkanı
atıyordu. Şimdi üye sayısı 15’e düşüyor. 3 tanesini yine meclis atıyor, cumhurbaşkanının
atadığı sayı düşüyor 12’ye. Şimdi hala Meclis niye bu işin içinde yok diyorsunuz.
Sadece bununla kalmıyor Meclis bir başka yetkisi de tüm yasaları yapma yetkisi parlamentoya
ait. Sadece bütçe kanunu ile ilgili cumhurbaşkanının yetkisi vardır. Reddetmesi 
halinde de bir çıkış noktası konuldu. Bir önceki yılın bütçesi neyse onu TEFE, TÜFE
veya başka bir ayarlama ile düzenlenecek ki bütçesiz kalmasın. Yasama organı nasıl
yok dersin. Bir kere fesih diye bir olay olmaz. Mesela seçimlerin yenilenmesi gibi
bir durum meydana geldi. Eğer cumhurbaşkanı böyle bir yola tevessül edecek olursa
ki bu pekte akıl karı bir iş değil, olması halinde o zaman Meclis’te Cumhurbaşkanlığı
seçimi aynı anda yapılıyor. Kendisi de seçime girecek yani. Dünyada da çok benzeri
yok bunun. Denetim mekanizması itibariyle meclis çok daha farklı bir konuma geliyor.
Şu anda biliyorsunuz devlete ihanetten ancak Cumhurbaşkanı yargılanabiliyor. Fakat
yeni dönemde kişisel suçlar sebebiyle de Parlamento’daki belli çoğunluklarla Yüce
Divan’a kadar götürülebilir. Sen tek adamı nasıl yargılarsın. Seçimin olduğu yerde
tek adamlık olmaz. 

İki seçimin aynı anda yapılması

Soru: İki seçimin neden bir arada yapılması öngörüldü? 

Erdoğan: Bunun en önemli sebebi bir defa bizim çok seri bir üretim içinde olmamız
lazım. Öyle yıllar oldu ki aynı yıl içinde parlamento, belediye ve cumhurbaşkanlığı
seçimi olmuştur. Bunlar uzun aralıklarla da olsa aynı yıl içine tesadüf ettiği yıllar
olmuştur. Bir defa iki seçim aynı zamanda olacak. Ülke kendisine hedefler belirleyecek
biz 5 sene sonra Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimini yapacağız. Bizim iki sihirli
kavramımız var. İstikrar ve güven. Bununla biz istikrar ve güveni yakalayacağız.
İki sandık olacak sadece. Vatandaş gelecek iki sandıkta oyunu kullanacak. Aynı günün
akşamı ikisini de görecek. Cumhurbaşkanı eğer yüzde 50 artı 1’i alamazsa o zaman
15 gün sonra sadece cumhurbaşkanı seçimi olacak.

“16 Nisan aslıdan Türkiye iş dünyasının kaderini ilgilendiren bir seçimdir”

 Şimdi normal zamanda da cumhurbaşkanı için, başbakan için, hükümetler için aynı
tepkiler konulabilir. Ama yeni bir seçime gitmenin şartları var. Burada da 5 seneyi
bekleyeceksin. Veya parlamento böyle bir imkana sahipse böyle bir adımı Cumhurbaşkanı
ile görüşerek belki atma yoluna gidebilir ama istikrar için şu anda böyle bir yol
yok. İstikrarın en önemli şartı siz hedeflerinizi ona göre koyacaksınız. İşadamları
hedeflerini buna göre koyacak. Şu anda böyle bir hedef koyabilme imkanı olabiliyor
mu? Bizden önce olamıyordu. 16 ayda bir seçim olmuş. 16 ayda bir seçimin olduğu 
ülkede yatırımın istikrarı olur mu? Onun için biz gelene kadar özellikle yurtdışı
Türkiye’ye gayrisafi hasılanın girişinin ortalaması 1 milyar dolardı yıllık. Biz
geldik trafik yükselmeye başladı. Benim başbakanlığım döneminde mesela bir yıl 22
buçuk milyar dolara kadar çıktık. Bu dönemde de yine geçen yıl 12 buçuk milyar dolar
gibi bir rakamı yakaladık. Güveniyor yurtdışından gelen sermaye. Seyahatlerimde 
soruyorlardı hep seçim var mı? Şimdi seçim 2019’un Kasım’ında. O zaman göre gelecek
bütün planlamasını yapacak. Bizim 16 Nisan aslıdan Türkiye iş dünyasının kaderini
ilgilendiren bir seçimdir. Yatırımı yapan sensin. Ben siyasetçi olarak senin önünü
açmaya çalışıyorum. Sizlerin patronları da hep bize yurtdışındaki işadamlarını getirirler
konuşuruz görüşürüz ve hep memnuniyetle ayrılırlar. Kavganın gürültünün olduğu yere
işadamları yatırım yapmaz. Şimdi bizim niye Güneydoğu’da yatırım yapmıyorlar. Terörden
dolayı. Son Diyarbakır seyahatimde bu havayı gördüm. Ben şimdi 15 sene önceki Diyarbakır’ı
düşünüyorum nerede şimdi modern bir Diyarbakır var. PKK destekli birileri değil 
biz inşa ettik bunu. Şimdi yeni o bombalanan çukurların açıldığı yerlerde kentsel
dönüşümle elden geçiyor şimdi. Oralarda bittiği andan itibaren çok daha farklı bir
hale gelecek. 
