# “Erdoğan ittifak teklif etti, kabul etmedim”

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogan-ittifak-teklif-etti-kabul-etmedim-75286h/
- Yayımlanma: 2021-11-21T09:35:41+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşen Saadet Partisi
Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Biz beraber olmalıyız’ dedi kendisi. Ben de 
dedim ki; ‘Bizim itirazımız sistemin denetlemez olmasından. Denetlenmeyen bir sistemin
içinde bulunmayı biz arzu etmeyiz.’ Geçen sefer de böyle oldu, Başkanlık Sistemi
referandumundan önce konuştuk, “Denetlenmeyen bir başkanlık sistemine destek vermemiz
mümkün değil” dedik.” açıklamasını yaptı.

Karamollaoğlu, Sözcü gazetesi yazarı Ruhat Mengi’nin sorularını yanıtladı. 

-Sayın Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmenizle ilgili olarak “Sadece yüzde
50+1 konusu doğru, diğer söyledikleri gerçeği yansıtmıyor” dedi. Sayın Erdoğan cumhurbaşkanının
yüzde 50+1 oy çoğunluğuyla seçilmesini kendisi istemişti, şimdi neden bu kadar sıkıntı
duyuyor sizce?

Yüzde 50+1’i Tayyip Bey istedi, ne için istedi, “Nasıl olsa benim dışımda bunu yakalayacak
kimse olmaz” kanaatiyle istedi. Ama şimdi görüyor ki kendisine destek verenlerin
sayısı azalıyor. O zaman bu 50+1 problem çıkarıyor, bundan dolayı da diyor ki “En
fazla oyu alan şahıs kim ise o cumhurbaşkanı olabilmeliydi”, söylediği bu. Alternatifler
şu olur, seçime gidersiniz, seçimde 3-5 aday çıkar, bunların hiçbiri yüzde 50’yi
geçemez ama sona kalan iki kişi içinde bir tercihte bulunulur, kim daha fazla oy
almışsa o seçilmiş olur. Bunların hepsine rıza gösterilebilir ama esas mesele cumhurbaşkanı
kim olursa olsun denetlenebilmelidir, sorguya çekilebilmelidir, hesap verebilmelidir.

-Belki de bütün muhalefet partilerinin bu sisteme ve kendisine karşı birleşeceği
aklına gelmemişti. Sizin için “50+1 dışında söyledikleri gerçeği yansıtmıyor” dedi,
siz de “Ne söylemişim de doğru değil” dediniz, sonra size iade-i ziyaret yapmaktan
vazgeçtiği haberi duyuldu. Peki, gerçekten 50+1 dışında aranızda nasıl bir konuşma
geçti de sizin konuşmanıza bu kadar tepki gösterdi?

“Bu denetim meselesi önemlidir” dedim. Yani, Başkanlık Sistemi meselesinde bu olmadan
olmaz. Ne olursa olsun başta bulunan kişi, daha doğrusu bütçeyi yapan, emanet edilen
parayı harcayan kişi mutlaka denetlenebilmeli. Bu denetim halk tarafından, sizin
gibi gazeteciler vasıtasıyla da yapılır, sorular sorulur ama esas denetlemeyi bir
denetim kurulu olan Sayıştay yapar. Bütün hesapları önüne koyar, inceler, burada
bir usulsüzlük, yolsuzluk var mı ona bakar.

-Evet, ama merak edilen şu; siz onun hangi sözünü yanlış yansıtmış olabilirsiniz?

Hiçbir şey yok ki. O lafı da kendisi doğrudan doğruya açıklamadı, bir toplantıda
söylenmiş diye aktarıldı. Dolaylı olarak deniyor ki “Bunun dışında hiçbir şeyi doğru
söylemedi”, peki neyi doğru söylememişim (gülüyor), bunu kendisinin söylemesi lazım
o zaman. Dostça bir toplantı oldu, gayet rahat şekilde konuştuk. Ben endişelerimi
dile getirdim, kendisi de endişelerimin yersiz olduğunu, Türkiye’de ne işsizlik,
ne de geçim sıkıntısı diye bir problem olduğunu söyledi. Bunun dışında “SİHA’lardan(
silahlı insansız hava aracı) dolayı savunma sanayiinde müthiş bir atağımız var, 
satıyoruz, bu bize döviz de getiriyor”, “Cezayir’den 1 milyar 400 milyon dolarlık
bir yatırım gelecek”, “Birleşik Arap Emirlikleri’yle aramız düzeliyor” filan dedi.
Bunların dışında da olmayan bir şey söylemedim ki, sadece anlaşamadığımızı söyledim.
Yok, “Biz anlaştık” dediyse onu bilmiyorum.

-Cumhurbaşkanı’nın size ittifak teklif ettiği ama kabul etmediğiniz iddiası dile
getirildi. Bu doğru mu?

“Biz beraber olmalıyız” dedi kendisi. Ben de dedim ki; “Bizim itirazımız sistemin
denetlemez olmasından. Denetlenmeyen bir sistemin içinde bulunmayı biz arzu etmeyiz.”
Geçen sefer de böyle oldu, Başkanlık Sistemi referandumundan önce konuştuk, “Denetlenmeyen
bir başkanlık sistemine destek vermemiz mümkün değil” dedik.

-Mevcut sisteme itirazınıza rağmen bu ziyarette size kapalı bir “ittifak” teklifi
yapmış ama onu söylüyorsunuz.

İşte bu şekilde yaptı…Tabii, tabii bir cümleyle ama ben de bu cevabı verdim, “Böyle
bir sistemde yer alamayız” dedim.”

Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener ortak bir açıklama ile Tayyip Erdoğan’a “Ülkeyi
yönetemiyorsun, acil olarak erken seçim kararı al” çağrısı yaptılar. Siz de erken
seçim olması gerektiğini düşünüyorsunuz ama acaba bu çağrıların bir yararı olacak
mı?

Şu anda onlar psikolojik bir mesaj veriyorlar. Türkiye’nin gidişatı hiç iç açıcı
değil. Tayyip Bey kolay kolay kazanamayacağını düşündüğü bir erken seçime gitmez.
Bundan dolayı erken bir seçim olacağı ihtimalini şu anda düşünmüyorum ama zamanında
da yapılmaz. Eğer Seçim Kanunu’nda değişiklik yaparlarsa ki bunu planlıyorlar, bir
yıl geçmesi lazım. Kemal Bey ve Meral Hanım gidişata bakarak mümkün olduğunca öne
alınmasını sağlamaya çalışıyorlar.

-Ziyareti siz istemişsiniz, anlaşamazken nasıl bir yarar umuyordunuz?

Kendisine söyledim, bütün parti başkanlarını ziyaret etmeyi arzu ettim. Benim düşüncem
şu, bütün siyasi parti başkanlarının birbirleriyle medeni insanlar gibi konuşabilmeleri
icap eder. Bu olmazsa, vatandaşlar arasında da hakaretler, kavgalar başlıyor. Bunu
Cumhurbaşkanı’na doğrudan doğruya anlatmamın gerekli olduğunu düşünerek gittim. 
İtibar eder, etmez o ayrı bir konu. Bütün bu düşüncelerimi, dış politikadaki gelişmelerde,
endişe duyduğumuz hukuki konulardaki düşüncelerimi, bunun yanında ülkenin ekonomik
yönden düştüğü durum, işsizlik bir taraftan, geçim sıkıntısı bir taraftan bunları
söyledim.

Bir aylık dış ticaretin fazla vermesi onu çok ümitlendirmiş, ben “Dış ticaretin 
bir aylık artı vermesi bizim bütün ekonomimizin düzeldiği manasına gelmez” dedim.
Şunu da söyledim; “Siz toplu sözleşmeye gireceksiniz, enflasyonun altında bir rakam
verirseniz bu zam sayılmaz. Çalışan bir insan enflasyonun altında zam alacaksa, 
geçen seneye göre fakirleşecek manasına gelir…” O diyor ki “Hayır, herkes memnun…”

Sayın Cumhurbaşkanı hakikaten şu anda Türkiye’de yaşanan krizin farkında değil. 
Bundan dolayı da “Farklı bir politika izleyerek belki vatandaşın güvenini kazanabilirim”
diye bir ruh hali içine girmiş. Eğer Merkez Bankası Başkanı istifa ederse, benzer
başka istifalar olursa bu ipin ucunun tamamen kaçtığı manasına gelir. İzin vermezler
diye düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı’nı daha büyük sıkıntıya sokar. Berat Albayrak
nasıl gittiyse bunlar da ayrılıp ortadan kaybolabilirler.

-İktidara yakın gazeteciler şimdi medyada “Acaba yeni bir sistem yerine bu sistemde
revizyona gidilse, parlamenter sisteme tam değil de şöyle bir yarım dönse muhalefet
partilerinden kabul eden olmaz mı” benzeri bir tartışmayı gündeme getirmekteler.
Böyle bir teklif gelse masaya oturur musunuz?

Zaten parti genel başkanlarını ziyaret etmemin temel sebebi bu. Ama bu sadece seçime
gitmek için yapılan bir çalışmaysa olmaz. “Bu sistem nasıl değişir” diye bir teklifleri
varsa getirsinler. Böyle bir yaklaşımla devlet idare edilmez, bu ciddi bir iş. Bunu
Sayın Kılıçdaroğlu da, Sayın Akşener de söylüyor. Yani onlar bir teklif getirdiler
de bizden fikir almak istediler de biz “yok” mu dedik. Sayın Bahçeli “Kesinlikle
hiçbir değişiklik yapılmayacak, bu dünyanın en iyi sistemidir” diyor, ne konuşacağız?

Sürekli olarak “Efendim Cumhur İttifakı’ndan koptunuz mu” deyip duruyorlar, biz 
Cumhur İttifakı’na nasıl gireriz? Ne yolsuzluklara ortak oluruz, ne israfa, ne dış
politikadaki bu dağınıklığa ortak oluruz. Bir cümle yakalayıp bizimle oyun oynamak
istiyorlar, biz oyuna gelmeyiz, bu iş ciddi bir iş. Kimse milleti aldatma yoluna
girmesin.
