# Erdoğan ve Türkiye için önemli an

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogan-ve-turkiye-icin-onemli-an-6632h/
- Yayımlanma: 2015-05-29T14:06:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

İngiliz Economist dergisi Türkiye’de yaklaşan genel seçimle ilgili olarak “Türkiye’nin
bir yol ayrımında olduğuna” vurgu yapan yapan bir makale yayınladı.

“Erdoğan ve Türkiye için büyük bir an” başlığı kullanılan yazıda, AKP hükümetinin
dış politikası, ekonomi ve Kürt politikası ayrı başlıklar altında inceleniyor.

Economist’in yazısı “Dış politika bir kibir felaketi. Ekonomi yavaşladı. Ama bunlar
Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulmuş olan AK Parti’yi seçimi kazanmaktan alıkoymayacak”
ifadeleriyle başlıyor ve hemen ardından Türkiye sokaklarının seçim öncesi görünümü
tasvir ediliyor:

“Türkiye’ye demokrasinin tehdit altında olduğu eleştirileri yöneltiliyor, ama seçim
zamanı sokaklar böyle görünmüyor. Köylerde yüzlerce, kentlerde onbinlerce kişi, 
siyasilerin konuşmalarını dinlemek için sokaklara iniyor. Ülke [siyasi partilerin]
bayraklarıyla bezeli. Son seçimlere katılım oranı %80’in üzerindeydi- ve sık sık
sandıkta hile yapıldığı iddiaları ortaya atılsa da- seçimler büyük ölçüde adil”.

![Erdoğan ve Türkiye için önemli an Borsatek](store/file/images/bbc3.jpg)

7 Haziran seçiminin galibinin büyük olasılıkla AKP olacağının belirtildiği makalede,
AKP’nin 2001’den bu yana aralıksız kazandığı seçimlerin de bir dökümü de yapılıyor.

Ancak ardından AKP’nin sorun yaşamaya başladığı konulara değiniliyor; son 10 yıl
güçlenmiş olan ekonominin durgunluğa girdiği, işsizliğin arttığı, dış politikanın
büüyk bir yenilgi olduğu ve Kürtlerle hükümet arasındaki barış sürecinin de bıçak
sırtında olduğu hatırlatılıyor.

Tüm bunlara ek olarak Erdoğan’ın anayasayı değiştirerek güçlü bir başkanlık sistemi
kurmak istediğinı belirten dergi, “Genel seçim Erdoğan’ın bunu yapıp yapamayacağını
belirleyeceği için, Türkiye’nin geleceği açısından çok şey ifade ediyor” yazıyor.

**“Ekonomik büyüme yavaşladı”**

Economist, AKP’nin popülerliğinde ekonominin büyük bir önemi olduğuna dikkat çekiyor:“
AKP’nin en güçlü atağı, ülkeyi neredeyse iflasın eşiğine sürüklemiş olan koalisyon
hükümetlerinden sonra ve IMF’nin 2001 kurtarma planı döneminde göreve gelmiş olmasıydı.”

2001’den bu yana enflasyonun düştüğü, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) ve dış
yatırıımların arttığı, Türkiye’nin 10 yıl içinde dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri
olma hedefi olduğu belirtiliyor.

Ancak Economist bu olumlu verileri sıraladıktan sonra, ekonomik büyümenin hızlı 
bir düşüş yaşadığını vurguluyor.

![Erdoğan ve Türkiye için önemli an Borsatek](store/file/images/bbc4.jpg)

 Bir grafik eşlinde, GSYH ve Türk lirasının dolar karşısındaki düşüşü yavaşlamaya
örnek olarak gösteriliyor. Makalede, Türkiye ekonomisinin emlak ve inşaat sektörüne
bağımlılığı bir zayıflık olarak yorumlanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na
yönelik çıkışlarının da yabancı yatırımcının güvenini zedelediği belirtiliyor ve“
Kredi derecelendirme kuruluşlarının, Türkiye’nin puanını gözden geçirmesi sürpriz
değil” deniliyor.

İçgücüne katılım oranının düşüklüğü ve yüksek teknoloji ürünlerin üretilmemesi, 
Türkiye ekonomisiyle ilgili sıralanan diğer olumsuz noktalar arasında.

**“Türkler geliyor”**

Türkiye’nin dış politikasının da incelendiği yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış
politikayı, ülke içinde destek toplayabilmek amacıyla şekillendirdiği yorumu yapılıyor.

Dergi Erdoğan’ın söyleminde Batı karşıtlığının giderek artırdığını, mezhepsel Sünni
ve milliyetçi duygulara oynadığını belirtiyor.

![Erdoğan ve Türkiye için önemli an Borsatek](store/file/images/bbc2.jpg)

Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi’nden (EDAM) Sinan Ülgen’in ” Erdoğan yerel
amaçları için dış politikayı gaspetti” ifadesine de yer veriliyor.

Yazı şöyle devam ediyor: “Üç yıl önce Erdoğan’ın dış politikası Batı ve Orta Doğu’dan
alkış almıştı. Ama şimdi bu politikanın bazı kolları başarısızlığa uğradı. Suriye’deki
Kürtleri desteklemekteki isteksizliği Batı’da ayıplandı. Mısır’da Mursi darbeyle
indirilmiş ve Suriye’de yönetim hala Esad’ın elindeyken, Türkiye Arap dünyasına 
model ülke olarak görülmekten uzaklaşıyor. Şu an Mısır, İsrail, Libya ve Suriye’de,
ayrıca Ermeni Soykırımı’na yönelik tartışmalar yüzünden Avusturya ve Vatikan’da 
elçisi bulunmayan garip bir pozisyonda”.

Yazıda bu durumun, Erdoğan’ın ülke içinde destek kaybetmesine de neden olduğu ifade
ediliyor.

K**ürtlerin parlamentoda sandalyesi olacak mı?**

Makalenin son ve Kürtlerle ilgili olan bölümü, Erdoğan’ın ülkedeki 15 milyon Kürtle
barış girişiminin takdir edilmesi gerektiğini ifade ederek başlıyor: “Erdoğan, PKK’nin
tutuklu lideri Abdullah Öcalan ile görüşerek, Kürtlerle anlaşma sağlayabilmek için
önceki liderlerden çok daha fazlasını yaptı. […] Ancak Öcalan ile gecelekte yapılacak
görüşmeler, hükümet gerçek bir yetki devri teklif etmediği sürece- meyve vermeyebilir.”

Yetki konusunda kilidin de Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) parlamentoya girmesiyle
çözüleceği belirtiliyor.

![Erdoğan ve Türkiye için önemli an Borsatek](store/file/images/bbc5.jpg)

Economist’e göre HDP’nin %10 barajını aşıp meclise girmesi halinde Kürtler anaakıma
yaklaşabilir; ancak mecliste temsilcileri olmazsa barış süreci sona erebilir.

Yazıda “HDP seçim barajını aşamaz da oyları diğer partilere dağıtılırsa, Erdoğan
nihai ödülüne, yani anayasayı değiştirecek milletvekili sayısına ulaşıp güçlü bir
başkanlık sistemine kavuşabileir” deniyor.

1982’de askerler tarafından yazılmış olduğuna dikkat çekilen anayasanın değiştirilmesinin
çok da kötü bir fikir olmayacağı belirten Economist, devamında ise şöyle bir eleştiride
bulunuyor:

![Erdoğan ve Türkiye için önemli an Borsatek](store/file/images/bbc6.jpg)

“Erdoğan’ın güçlü başkanlık planları tedirgin edici. Gücünü kontrol edebilecek mekanizmaları
ortadan kaldırdı. Yaklaşımı çoğunlukçu ve ayrıştırıcı. […] Kendisini eleştirenleri
eziyor. Eleştiride bulunan gazetelere vergi cezaları getiriliyor, köşe yazarları
işten kovuluyor. Türkiye, geçen yıl 40 gazeteci salıverilene kadar, dünyada en fazla
tutuklu gazetecinin olduğu ülkeydi.”

Yazıda hükümetin sosyal medya ve internet yasaklarına, 2 yıl önce yaşanan Gezi protestolarına
sert müdahalesine, Gülen cemaati ile arasındaki çatışmaya, yolsuzluk iddialarına,
hükmetin hukuk ve polis üzerindeki kontrolünü artıran yeni yasalarada değiniliyor,
ve Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğu ifade ediliyor:

“Bir tarafta Türkiye’deki karşıtlarını daha da çok ezip, Batılı müttefiklerine daha
da çok meydan okuyabilecek güçlü bir otokratik başkan; diğer tarafta ise ülkedeki
muhalifleri de içine alacak, ekonomiyi reforme etmeye gönüllü, daha uzlaştırıcı 
bir hükümet ihtimali var. Bazı Türkler ve Kürtlerin fark ettiği üzere, ikinci yolu
kolaylaştırmanın yolu, HDP’nin meclise girmesinden geçiyor”.

 
