# Erdoğan, Yahudi cemaatine ne önerdi

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogan-yahudi-cemaatine-ne-onerdi-9857h/
- Yayımlanma: 2016-02-15T10:13:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

ABD’deki 51 büyük Yahudi kuruluşunun çatı örgütü olan ‘Başkanlar Konferansı’ geçen
hafta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la Beştepe’de bir araya geldi. 35 kişilik heyette
yer alan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen Malcolm 
Hoenlein görüşmenin içeriğine dair ayrıntılar verdi. Erdoğan’ın 8 maddelik bir plan
sunduğunu doğrulayan Hoenlein, paketin ağırlıklı olarak Gazze’ye enerji götürmek
üzerine olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Gazze’den İsrail’e kazılan tüneller üzerine tartıştıklarını
da söyleyen Hoenlein “Şüphesiz ki biz Hamas’ı terör örgütü olarak görüyoruz. Gazze
halkına karşı yaptıkları ve Gazze dışında inşa ettikleri tüneller vasıtasıyla insan
kaçırmaları hep terördür” diye konuştu. Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Malcolm
Hoenlein, “Biz bu tünellerin kesinlikle ekonomik maksatla değil terör için kullanıldığını
anlattık. İsrail’e açılan tünellerin tek bir amacı var; terör faaliyetleri için 
ülkeye sızmak. Sonuçta bu konularda Sayın Cumhurbaşkanı ile anlamlı bir tartışma
yaptığımızı söyleyebilirim” dedi.

Cansu Çamlıbel’in Malcolm Heinlein ile yaptığı söyleşi şöyle:

– Erdoğan’ın önerdiği planın spesifik olarak Gazze’ye ablukanın kaldırılmasıyla 
ilgili olduğunu tahmin ediyorum. Doğru mu?

Bu ele aldığımız temel konulardan biriydi ama başka konular da konuştuk. Heyetimizde
Türk Yahudi cemaatinden konuklar da vardı. Dolayısıyla Türkiye’nin iç politikasını
ilgilendiren bazı konuları da ele aldık. Cumhurbaşkanı Erdoğan Yahudi karşıtlığını
ve İslamofobi’yi güçlü bir şekilde kınadı. Suriye’ye ilişkin birtakım kaygılarını
dile getirdi. Dolayısıyla pek çok konu konuştuk aslında. Plan ise büyük ölçüde Gazze’ye
enerji götürmeyi hedefleyen bazı somut önerilerle ilgili. Gazze’ye götürülecek malların
içeriğine dair sorumluluk ve o malların sadece amacına uygun kullanılacağına dair
garantiler içeriyor ki bugüne kadar durum böyle değildi.

– Türkiye’ye yaptığınız ziyaretle ilgili İsrail basınında pek çok yazı okudum. Çoğu
haber ve yorumda sizden arabulucu olarak bahsediliyor. Nasıl bir misyonla gittiniz
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeye?

Bahsettiğiniz haberleri ben de gördüm ancak emin olun çoğu spekülasyon. Zira insanların
ziyaretimizle ilgili hiçbir fikri yoktu çünkü biz Sayın Erdoğan’ın ofisi basın açıklaması
yapana kadar kimseye bilgi vermedik. Öte yandan, Amerikan Yahudi toplumunun lideri
olarak Başbakan Netanyahu ile de İsrail’deki diğer liderlerle de dünya liderleriyle
de zaman zaman görüştüğüm doğru. Ama Türkiye’ye bir ulak ya da arabulucu olarak 
gitmedim. Biz oraya Yahudi toplumunun temsilcileri olarak karşılıklı anlayış için
köprüler kurmaya gittik ve sanıyorum bunda başarılı olduk.

– Kurumunuzun internet sitesine bu ziyaretle ilgili koyduğunuz kısa açıklamada Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın 8 maddeden oluşan önceliklerini sizinle paylaştığını belirtmişsiniz. 
Nedir o 8 madde?

Kendisinin konuşmasında ağırlıklı konu Gazze için yapılabileceklerdi. Gazze’nin 
ekonomik durumunun iyileştirilmesine dair güçlü vurgular yaptı ki biz de İsrail 
devleti de bu görüşü paylaşıyor zaten. Özellikle inşaat malzemelerinin geçişlerine
ilişkin beklentileri dile getirdiler. Zaten her gün İsrail’den Gazze’ye 800–900 
kamyon malzeme götürüyor. O anlamda bir abluka yok yani. Ancak kısıtlamalar tamamen
terörizm tehdidinin sonucu. Gazze’yi yöneten teröre başvurmaktan kaçınmayan Hamas
rejimi nihayetinde. Sayın Erdoğan da farklı başlıklarda terörle ilgili kaygılarını
dile getirdi. Sonuçta terörizm Ortadoğu’da genel bir sorun.

– Sizinle birlikte görüşmeye gelen Türk Yahudi cemaati temsilcileri Türkiye’de yükselişte
olan Yahudi karşıtlığından duyulan kaygıları dile getirdiler mi?

Cumhurbaşkanı zaten bu durumun farkındaydı. Kendisi Hanuka’nın ilk defa Ortaköy 
meydanında kamuya açık bir şekilde kutlandığını anlattı. Pek çok başka konu da konuşuldu.
Biz de Türk Yahudi toplumuna olan desteğimizi vurguladık. Türkiye’ye gitme amaçlarımızdan
biri de buydu zaten; dayanışma göstermek. Cumhurbaşkanı’na şunu söyledik; Yahudi
cemaati küçük bir cemaat olsa da tarihi olarak çok önemli bir cemaattir. Aktif ve
gururlu bir cemaattir.

Emsalsiz bir andan geçiyoruz

– Son dönemde Türkiye ile İsrail arasında yaşanan görüşme trafiğini medyada olası
bir doğalgaz boru hattı anlaşmasına bağlama eğilimi var. Enerji projeleri de Türkiye
ziyaretinizin gündeminde miydi?

Elbette. Biliyorsunuz enerji alanında yeni arayışlar ve keşifler söz konusu. Kıbrıs,
Yunanistan ve İsrail arasındaki üçlü görüşmelere değinildi. Akdeniz’de herkes yeni
ittifaklara bakıyor. Türkiye’ye ulaşacak oradan da Avrupa’ya gidecek bir boru hattına
ilişkin konuşmalar yapıldı. Orada gerçek bir fırsat var. Bana kalırsa Suriye üzerinden
yaşanan sıkıntılar bütün ülkelere büyük yükler bindirdi. Bu ortamda bütün ülkelerin
işbirliği için arayış içine girmesi ve köprüler kurması teröristlere verilecek en
iyi yanıt.

İsrail ile Türkiye arasındaki ticaret en zor zamanlarda bile olumsuz etkilenmedi.
Bu iki ülke insanının birlikte çalışma arzusunun bir tezahürüdür. İki ülkenin de
birbirine sunabileceği çok fırsat var. Biz de buna yardımcı olmayı hedefliyoruz 
ve umuyoruz ki ziyaretlerimizin faydası olur. Zira çeşitli sebeplerden dolayı emsalsiz
bir andan geçiyoruz ve bu fırsatı kaybetmemek gerekir. IŞİD, PKK gibi çok sayıda
sorun var evet ama bu sorunların varlığı da işbirliğini daha elzem ve acil hale 
getiriyor.

– PKK da gündeme geldi o halde görüşmede.

Cumhurbaşkanı Erdoğan birkaç kez gündeme getirdi.

– PKK ile mücadelede İsrail’den beklentileri mi var?

Amerika Birleşik Devletleri’nden beklentisi olduğunu söylemek daha uygun olur. Ve
tabii ki Batı’dan.

Doğalgaz boru hattı yakınlaşma fırsatı olabilir

– Doğalgaz boru hattı konusuna dönersek… İsrail’in zaten uzun zamandır bu projeye
çok sıcak baktığını biliyoruz. Erdoğan bu konuda olumlu sinyal verdi mi?

Erdoğan’la görüşmemizde de bölgedeki diğer görüşmelerimizde de bu konunun gündeme
geldiğini söyleyebilirim. Bence herkes bunun nasıl gerçekleştirilebileceğine ciddiyetle
bakıyor. Bu insanları ve ülkeleri birbirine yaklaştırıp birleştirecek bir fırsat
yaratabilir. İnsanların yaşam kalitesini arttırmak onların terörle mücadele kabiliyetini
de arttırabilir.

– Türk hükümetinin Mursi’nin devrilmesinden sonra Mısır’la ilişkilerinin geçirdiği
gerilimli dönem düşünülünce sizin heyetinizin Ankara’dan sonra Kahire’ye gitmiş 
olması manidar bulunabilir. Suriye konusunda Sisi yönetimi ne mesaj veriyor?

Bütün ülkelerin kendine has bir perspektifi ve öncelikleri var ama hepsi için temel
prensipler aynı. Kimse terörizm istemiyor, terör örgütlerini istemiyor. Herkes insanların
vatanlarında istikrar içinde yaşamasını ve diğer ülkelere milyonlar halinde kaçmamasını
istiyor.

– Heyetinizin yeterince kapsayıcı olmadığını ileri sürenler oldu. Anti-Defamation
League (İftira ile Mücadele Birliği) 2005 yılında Erdoğan’a verdiği Cesaret Ödülü’nü
ilişkiler bozulunca iade etmesini talep etmişti, o da iade etmişti. Anti-Defamation
League Başkanı aranızda yoktu.

Yoktu çünkü gelemedi. Ama ABD Yahudi Dernekleri Başkanları Konferansı’na mensup 
bütün liderleri davet ettik. Heyetimize çok geniş bir katılım oldu; 35 kişiydik.
Başka mesuliyetleri yüzünden gelemeyenlerin büyük kısmı Kudüs’teki buluşmada bize
katıldı.

– İsrail ile kriz sürecinde Amerika’daki Yahudi derneklerinin Erdoğan’ın kullandığı
retorikten büyük rahatsızlık duyduğu sır değil. Hatta kendisine Yahudi karşıtlığı
konusunda kaygılarınızı ileten bir mektup da yazmıştınız. Kaygılar giderek tepkiye
dönüştü ve Yahudi lobisi Washington’da Türkiye’ye desteğini çekti. ABD Kongresi’nden
çıkan bazı kararlarda bunun etkisini gördük. Türkiye ziyaretinizin ardından cemaatinizin
Türkiye’ye bakışında bir yumuşama söz konusu olacak mı?

Bu bir süreç. Tek bir ziyaretle olacak işler değil. Ancak ziyaretimizin yeni bir
anlayış zeminine, yeni bir diyaloğa ve yeni işbirliği alanlarının keşfedilmesine
katkıda bulunacağını düşünüyorum. Katkıda bulunabileceğimiz ölçüde yardıma hazırız.
İki ülke açısından da önemli bütün konular tartışılmalı. Bütün tarafların gündemi
dikkate alınmalı.

– ‘Diğer tarafların gündemi de dikkate alınmalı’ vurgusu yapmaya neden ihtiyaç duydunuz?

Hep Erdoğan’ın ne istediğinden konuştuk. İsrail ve ABD’nin de olmasını istediği 
şeyler var. Mesela ABD, sınır kontrolleri konusunda Türkiye’den daha fazla çaba 
göstermesini istiyor. Elbette Türkiye’nin de Suriye’deki mülteci krizi konusunda
büyük yük taşıdığını söyleme hakkı var. Eğer doğru atmosfer söz konusu olursa bütün
taraflar kendi kaygılarını dile getirip sağlıklı bir biçimde tartışabilir. Doğru
atmosfer ise retoriğe bağlı, eylemlere bağlı ve insanların değişim niyeti olup olmamasına
bağlı. Doğru atmosfere şu anda gerçekleşmekte olan diyalog kanalıyla ulaşılabilir.
İsrail zaten özür ve tazminat konusundaki tavrıyla doğru atmosfer açısından yardımcı
bir tavır sergiledi.

– Mavi Marmara’da hayatını kaybedenler için üzerinde anlaşılmak üzere olan tazminat
bedelinin 20 milyon dolar olduğu doğru mu?

Bu konuda karar varmak tarafların işi. Bir şey söyleyemem.

– Ama tazminat rakamının Gazze konusu kadar önemli bir pürüz olmadığını doğrulayabilirsiniz
sanırım, değil mi?

Türkiye’yi daha iyi anladık

– Cumhurbaşkanlığı ziyaretinizi kamuoyuna açıklayana kadar sizin tarafınızdan bir
bilgilendirme yapılmadığına vurgu yaptınız. Erdoğan’ın görüntülerin servis edilmesine
onay vermesine şaşırdınız mı?

Hayır. Tabii bundan memnuniyet duydum. Bunu yapmayı uygun bulmalarına çok mutlu 
oldum. Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşme son derece samimi ve verimli bir
görüş alışverişi oldu. Bölgesel ve ikili konuların yanı sıra ABD’yi ilgilendiren
pek çok konuyu masaya yatırma fırsatımız oldu. Türkiye’yi daha iyi anlamış olarak
dönüyoruz. Belki de Türk hükümetiyle birlikte çalışarak bazı olumlu adımlara önayak
olabiliriz. Sorunları çözmeye başlamak için doğru olan önce farklılıklarımızı anlamak
ve bu yönde açık, samimi tartışmalar yapabilmek. Cumhurbaşkanı Erdoğan bizimle doğrudan
konuştu. Anlamlı bir diyalog için oldukça çok zaman tanıdı.

Erdoğan Gazze için 8 şart sundu

– Erdoğan’ın görüşmede dile getirdiği 8 madde neydi?

Sayın Cumhurbaşkanı kendi önerdiği adımları içeren bir plan sundu. Eminim bu plan
şu anda Türk ve İsrailli diplomatlar arasında devam eden görüşmelerde tartışılacaktır.

– Erdoğan’ın önerdiği planın spesifik olarak Gazze’ye ablukanın kaldırılmasıyla 
ilgili olduğunu tahmin ediyorum. Doğru mu?

Bu ele aldığımız temel konulardan biriydi ama başka konular da konuştuk. Heyetimizde
Türk Yahudi cemaatinden konuklar da vardı. Dolayısıyla Türkiye’nin iç politikasını
ilgilendiren bazı konuları da ele aldık. Cumhurbaşkanı Erdoğan Yahudi karşıtlığını
ve İslamofobi’yi güçlü bir şekilde kınadı. Suriye’ye ilişkin birtakım kaygılarını
dile getirdi. Dolayısıyla pek çok konu konuştuk aslında. Plan ise büyük ölçüde Gazze’ye
enerji götürmeyi hedefleyen bazı somut önerilerle ilgili. Gazze’ye götürülecek malların
içeriğine dair sorumluluk ve o malların sadece amacına uygun kullanılacağına dair
garantiler içeriyor ki bugüne kadar durum böyle değildi.

– İki ülke arasındaki diplomatik görüşmelerden sızan bilgilere göre Türkiye Türk
gemilerinin Gazze’ye gidişine izin verilmesini de talep ediyor. Erdoğan’ın paketindeki
önerilerden biri de bu mu?

Tam olarak bu şekilde söylemedi. Bazı kişilere ve enerji kaynaklarının geçişine 
izin verilmesinden bahsetti.

– Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi önerilerini içeren planı sizinle paylaştığı günlerde
Cenevre’de Türk ve İsrailli diplomatlar görüştü. Paralel bir çabanın söz konusu 
olduğu anlaşılıyor. Sizce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerisi normalizasyonun bir parçası
olarak İsrail tarafından kabul edilebilecek bir öneri mi?

Ben bütün bunların tartışılabileceğini düşünüyorum. Elbette her kim olumlu bir katkı
sunmak isterse genel resme bakıp neler olabilir neler olamaz tartışılabilir. Biz
terörizm üretenlerle birlikte çalışmak istemiyoruz. Ama bir yandan da İsrail’in 
insanların yaşam koşullarının düzeltilmesinden yana olduğunu göstermek istiyoruz.
İsrail’in çekilmesinden sonra orada demokratik ve özgür bir toplum kurulmasına yönelik
fırsatın kullanılması yerine insanların Hamas rejimine maruz kalmış olmasından üzüntü
duyuyoruz. Dolayısıyla da sorunuza yanıtım evet. Bana kalırsa bütün bu konular tartışılabilir.
Güven oluştukça ve diplomatik ilişkiler de ilerledikçe daha fazla adım için temel
atılması mümkün olacaktır.

O tüneller terör tüneller

– Nasıl Gazze’ye ablukanın kaldırılması Türkiye açısından bir önkoşulsa, Hamas meselesi
de İsrail açısından benzer önemde bir önkoşul oldu bugüne kadar. İsrail, Ankara’dan
Hamas’ın Türkiye’deki faaliyetlerine tamamen son verilmesini bekliyor. Hatta Salah
Aruri bu sürecin bir meyvesi olarak Türkiye’den gönderilmişti. Siz Erdoğan’la görüşmede
Hamas’ın Türkiye’deki faaliyetleri konusunu gündeme getirdiniz mi? Getirdiyseniz
Erdoğan’ın yanıtı ne oldu?

Biz Hamas konusunu gündeme getirdik. Bir terör örgütünün nasıl tanımlandığı konusunda
görüş ayrılığı var. Şüphesiz ki biz Hamas’ı terör örgütü olarak görüyoruz. Gazze
halkına karşı yaptıkları ve Gazze dışında inşa ettikleri tüneller vasıtasıyla insan
kaçırmaları hep terördür. Biz bu tünellerin kesinlikle ekonomik maksatla değil terör
için kullanıldığını anlattık. İsrail’e açılan tünellerin tek bir amacı var; terör
faaliyetleri için ülkeye sızmak. Sonuçta bu konularda Sayın Cumhurbaşkanı ile anlamlı
bir tartışma yaptığımızı söyleyebilirim. Apaçık ortada ki bu konularda kendisiyle
tam olarak aynı sayfada değiliz. Ama tartışabilmek de çok önemli.

– Sözlerinizi doğru mu yorumluyorum, netleştirmek adına sormak isterim. Cumhurbaşkanı
Erdoğan söz konusu tünellerin ekonomik maksatlı kullanıldığı yönünde mi görüş beyan
etti?

Büsbütün olarak değil ama evet. Mısır’daki tünellerin o tür bir maksatla kaçakçılık
için kullanıldığını söyleyebilirsiniz. Ama İsrail’deki tüneller kesinlikle ekonomik
maksatlı kullanılmıyor. Mal falan geçirildiği yok. Tek bir amaçları var; askerleri
ve sivilleri kaçırmak. Yani terörizm!

– Ve anladığım kadarıyla bu Cumhurbaşkanı Erdoğan ile mutabık kalamadığınız noktalardan
biri. Doğru mu?

Tartışılan bir alan diyelim.

O özür de fırsattı

– İsrail Başbakanı Netanyahu geçen hafta içinde heyetinizin ziyareti hakkındaki 
soruları yanıtlarken sizin isminizi zikrederek ‘Ona ne anlattıklarını duymak isterim’
demişti. İsrail’e gidince kendisiyle görüştünüz mü?

Öncelikle belirteyim, ben Türkiye’ye bir rapor hazırlamak ya da önerilerde bulunmak
üzere gitmedim. Ama Sayın Başbakan ile görüşme fırsatımız olacak. Pazar akşamı (
dün akşamı kastediyor) dünyadaki bütün Yahudi cemaatlerinin toplanacağı Kudüs’teki
konferansta kendisini dinleyeceğiz.

– O halde birebir görüşüp izlenimlerinizi aktarma fırsatınız da olacak.

Liderlerden duyduklarımızı, ortaya atılan fikirleri kendisiyle tartışma fırsatım
olacak ki eminim o da çok anlayışlı biçimde yaklaşacak. Hep bu tür değerlendirmelere
açık olmuştur zaten. İsrail’in rolünün bölgede nasıl algılandığını anlama gibi bir
hedefi var.

– Netanyahu 2013 Mart’ında Mavi Marmara baskını için Erdoğan’dan özür dilediğinde
de çoğu kimse o anın normalleşme için emsalsiz bir fırsat olduğunu düşünmüştü. Neredeyse
3 yıldır çok büyük bir ilerleme kaydedilemedi. Bu sefer gerçekten normalleşmeye 
yakın olduğumuza inanıyor musunuz?

Ülkelerin karşı karşıya olduğu sorunlar ve ödedikleri bedeller ortada. Dolayısıyla
böyle bir dönemde iki ülkeyi bir araya getirebilecek fırsatlar olduğunu düşünüyorum.
Türkiye bölgede önemli bir oyuncu ve bence Netanyahu bunu görüyor, özür de diledi.
Tazminat ve diğer konular üzerinde çalışılıyor. Ancak talepler sonsuz olamaz. Yine
de önemli fırsat var. Evet özür de bir fırsattı. Ama bugün başka faktörler de devreye
girdi. Terör tehdidi, yer değiştiren toplumlar, teröristlerin daha ileri silahlar
kullanmaları, İran’la yapılan anlaşma… Bunların hepsi artık bir faktör.

– Suriye’de PYD konusundaki tutumunuz nedir?

Bu konuda bir tutum almış değiliz. Biz genel anlamda terör faaliyeti içinde olan
her kimse ona karşıyız ama spesifik olarak bu konuda bir tutumumuz yok.

– Türkiye PYD’yi terör örgütü olarak görüyor, ABD ise IŞİD’e karşı mücadele Suriye’deki
en etkin ortağı olarak. PYD’ye bakışınız Amerikan yönetimininkine yakın mı?

Bu konuyu daha yakından takip edeceğiz ve Amerikan hükümetiyle tartışacağız.

 
