# Erdoğan: Yeni göç dalgalarını karşılamaya gücümüz yok

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogan-yeni-goc-dalgalarini-karsilamaya-gucumuz-yok-71086h/
- Yayımlanma: 2021-09-21T23:10:41+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Konuşmasına, Genel Kurul’a katılanları selamlayarak başlayan Erdoğan, Birleşmiş 
Milletler 76’ncı Genel Kurulu’nun ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile 
olmasını diledi.

Erdoğan, 2 yıl sonra tekrar Genel Kurul’da bulunmaktan ve burada hitap etmekten 
büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, geride bırakılan yaklaşık 2 yılda tüm insanlığın
sancılı günler geçirdiğini anımsattı.

“Son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen Kovid-19 salgınında, aralarında
dostlarımızın, yakınlarımızın, sevdiklerimizin de olduğu 4.6 milyon insanı kaybettik.”
diyen Erdoğan, gösterilen onca çabaya ve aşılamada alınan mesafeye rağmen salgının
olumsuz etkilerinin halen devam ettiğine dikkati çekti.

Birleşmiş Milletler 76’ncı Genel Kurulu’nun da işte böyle bir atmosferde gerçekleştiğini
ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Burada vereceğimiz dayanışma ve iş birliği mesajlarının, salgınla mücadeleyi desteklemenin
yanı sıra, zor günler yaşayan milyarlarca insanın umutlarını artıracağına da inanıyorum.
Genel Kurulumuzun, uluslararası toplumun meselelerinde çözümüne daha etkin katkı
sağlaması için güçlendirilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda verimli çalışmalar yapan
75’inci Genel Kurul Başkanı Sayın Volkan Bozkır’a şükranlarımı sunuyorum. 76’ncı
Genel Kurul Başkanlığını üstlenen Sayın Abdullah Şehid’in devraldığı bayrağı çok
daha yukarılara taşıyacağına inanıyorum. Türkiye olarak, Genel Kurul’un faaliyetlerini
en verimli şekilde icra etmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeyi
sürdüreceğiz. Bu vesileyle, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini bir 
kez daha üstlenen Sayın Guterres’i tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.”

Bu yılki Genel Kurul’un “Umutla Dayanaklılığı İnşa Etmek” temasıyla düzenlenmesinin
fevkalade isabetli olduğunun altını çizen Erdoğan, “Öncelikle, acı da olsa, bir 
gerçeği ifade etmek istiyorum. İnsanlık olarak bize büyük bir aile olduğumuzu tekrar
hatırlatan bu salgında, ne yazık ki, küresel dayanışma açısından iyi bir imtihan
verilemedi. Bilhassa az gelişmiş ülkeler ve yoksul toplum kesimleri, salgın karşısında
adeta kaderlerine terk edildi.” dedi.

## **‘TURKOVAC’ı tüm insanlığın istifadesine sunacağız’**

Dünya genelindeki can kaybının yüksekliğinde, küresel sistemin artık çözüm yerine
sorun çıkaran, sorunları derinleştiren, sorunları çözümsüzlüğe mahkum eden çarpık
yapısının da payının bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, 10 milyonlarca insanın virüsün pençesinde
kıvrandığı bir dönemde, aşı milliyetçiliğinin farklı yöntemlerle halen sürdürülüyor
olması, insanlık adına yüz kızartıcıdır. Kovid-19 salgını gibi küresel bir felaketin
üstesinden, ancak uluslararası iş birliği ve dayanışmayla gelinebileceği açıktır.
Tüm ülkeler bu salgından kurtulmadan, herhangi bir ülkenin tek başına güvenle hayatını
sürdürmesi mümkün değildir. Genel Kurul’da ortaya konacak iradenin, bu hakikatin
anlaşılması bakımından bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Salgın döneminde
küresel iş birliğinin önemi yanında tıp biliminin ulaştığı yüksek seviyeyi de görme
imkanı bulduk. Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanan ilk aşının Almanya’da yaşayan
Türk kökenli iki bilim insanı tarafından geliştirilmesinden gurur duyduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” inancıyla
ilk günden itibaren eldeki imkanları dost ve kardeş ülkelerle paylaşmaya çalıştıklarını
belirterek, Türkiye’nin bir taraftan vatandaşlarına en iyi sağlık hizmetini sunarken,
diğer taraftan da 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım gönderdiğini
anımsattı.

“Yerli aşımız TURKOVAC’ı yakın zamanda milletimizle birlikte tüm insanlığın istifadesine
sunacağımızı ifade etmek istiyorum.” diyen Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütünün güçlendirilmesi
ve salgınlara karşı sözleşme hazırlanması girişimlerini desteklediklerini vurguladı.

## **‘Afgan halkının huzura kavuşmasını temenni ediyoruz’**

Kamu sağlığının korunması ile sosyal ve ekonomik hayatın devamı arasında makul bir
denge kurulması gerektiğine işaret eden Erdoğan, “Yaşadığımız hadiseler bize bazı
gerçekleri tekrar hatırlatmaktadır. Sevinçlerimiz gibi hüzünlerimiz, acılarımız 
gibi başarılarımız, sorunlarımız gibi çözümlerimiz de ortaktır.” dedi.

**“Ben yaptım oldu”** mantığıyla hareket edildiğinde, bunun faturasını sadece belli
başlı ülkelerin değil, tüm insanlığın ödediğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sahadaki gerçekleri ve sosyal dokuyu dikkate almayan dayatmacı yöntemlerle meselelere
çözüm üretilemeyeceği, en son Afganistan’da, hem de çok acı bir şekilde görülmüştür.
Afganistan halkı, 40 seneden fazladır süren istikrarsızlık ve çatışmaların sonuçlarıyla
baş başa bırakılmıştır. Siyasi süreçten bağımsız olarak Afganistan’ın uluslararası
camianın yardımına ve dayanışmasına ihtiyacı bulunuyor. Ülkede bir an önce barış,
istikrar ve güvenliğin tesis edilerek, Afgan halkının huzura kavuşmasını temenni
ediyoruz. Türkiye olarak, bu zor günlerinde Afgan halkına karşı kardeşlik görevimizi
yerine getirmeyi sürdüreceğiz.”

Erdoğan, İsrail ile Filistin arasındaki barış süreci için ‘iki devletli çözüm vizyonu’
önerisini getirerek, “Barış süreci ve iki devletli çözüm vizyonu, daha fazla gecikmeksizin
yeniden canlandırılmalıdır” dedi.

## **‘Türkiye’nin yeni göç dalgalarını karşılamaya ne imkanı ne de tahammülü vardır’**

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Suriye’de ‘siyasi çözüm için güçlü
irade ortaya koyması’ gerektiğini vurgulayarak, “Uluslararası toplum bir 10 yıl 
daha Suriye krizinin devam etmesine izin veremez. Suriye krizinde insanlık onurunu
kurtaran bir ülke olarak, artık yeni göç dalgalarını karşılamaya ne imkanımız, ne
de tahammülümüz vardır” diye konuştu.

Suriye’nin kuzeybatısına Türkiye üzerinden ulaştırılan BM insani yardım mekanizmasının
12 ay süreyle uzatılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Erdoğan, “Bu konuda
sergilenen uzlaşmacı yaklaşımın, siyasi sürecin ilerletilmesi ve sığınmacıların 
gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde geri dönüşlerinin sağlanması için de ortaya konulmasını
temenni ediyoruz. Bölgedeki terör örgütleri arasında ayrım yapılmasının, bunların
taşeron olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu, huzurlarınızda tekrar ifade
etmek istiyorum.” diye konuştu.

Afganistan’daki gelişmeler sebebiyle son dönemde, bu ülkeden de göç akını ihtimaliyle
karşı karşıya olunduğunu kaydeden Erdoğan, “Suriye krizinde insanlık onurunu kurtaran
bir ülke olarak, artık yeni göç dalgalarını karşılamaya ne imkanımız ne de tahammülümüz
vardır. Adil yük ve sorumluluk paylaşımı temelinde, tüm paydaşların bu konuda üzerine
düşeni yapmasının vakti çoktan gelmiştir. Artık 1951 Cenevre Sözleşmesini ve uluslararası
insani hukuku aşındıranlara karşı somut bir tavır ortaya konulmalıdır.” ifadelerini
kullandı.

Libya’da uluslararası meşruiyete verilen güçlü destek sayesinde ateşkesin tesis 
edildiğini ve ardından da Başkanlık Konseyi ve Milli Birlik Hükümeti kurulduğunu
hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Milli Birlik Hükümetinin, kamu hizmetlerinin sağlanması, tüm kurumların birleştirilmesi
ve seçimlerin zamanlıca düzenlenmesi çabalarına destek vermeye devam edeceğiz. Uluslararası
topluma Libya’nın tüm bölgelerini temsil eden meşru hükümetin yanında durulması 
çağrımı tekrarlıyorum. Bölgemizde istikrarsızlığı körükleyen, barış ve güvenliği
tehdit eden en önemli sorunlardan biri de İsrail-Filistin ihtilafıdır. Filistin 
halkına yönelik zulüm sürdükçe, Orta Doğu’nun kalıcı barış ve istikrara kavuşması
mümkün değildir. Bunun için işgal, ilhak ve yasa dışı yerleşim politikalarına mutlaka
ve derhal son verilmelidir. Kudüs’ün 1947 tarihli Birleşmiş Milletler kararına dayanan
uluslararası statüsüne, Harem-i Şerif’in mahremiyetine ve Filistin halkının haklarına
yönelik ihlallere karşı durmayı sürdüreceğiz. Barış süreci ve iki devletli çözüm
vizyonu, daha fazla gecikmeksizin yeniden canlandırılmalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1967 sınırları temelinde, özellikle başkenti Kudüs olan, 
bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti’nin kurulmasının, öncelikli
hedefleri arasındaki yerini koruduğunu belirtti.

## **‘Azerbaycan, öz topraklarındaki işgali sona erdirmiştir’**

Kafkasya’daki istikrar bakımından yakın dönemde önemli adımların atıldığını hatırlatan
Erdoğan, “Azerbaycan, meşru müdafaa hakkını kullanarak, Güvenlik Konseyi’nin yıllardır
uygulanmayan kararlarına konu olan öz topraklarındaki işgali sona erdirmiştir. Bu
gelişme, bölgede, kalıcı barış adına yeni fırsat pencerelerinin açılmasına da imkan
sağlamıştır.
Tarafların atacağı her olumlu adımı desteklemek kararındayız. İlhakını
tanımadığımız Kırım dahil, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasına
önem veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çin’in toprak bütünlüğü perspektifinde Müslüman Uygur Türklerinin temel haklarının
korunması hususunda daha çok çaba gösterilmesi gerektiğine inandıklarını belirten
Cumhurbaşkanı Erdoğan,** Keşmir’de 74 yıldır süregelen sorunun,** taraflar arasında
diyalog yoluyla ve ilgili BM kararları çerçevesinde çözülmesinden yana olan tavırların
sürdüğünü ifade etti.

Bangladeş ve Myanmar’daki kamplarda zor şartlarda yaşayan Rohingya Müslümanlarının
anavatanlarına güvenli, gönüllü, onurlu ve kalıcı şekilde geri dönüşlerinin sağlanmasına
da destek verdiklerini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm, ancak sonuç odaklı, gerçekçi
bir yaklaşımla mümkündür. BM’nin eşit olarak kabul ettiği Ada’daki iki halktan birinin
lideri sizlere hitap edebilirken, diğer liderin bu platformda sesini duyuramaması
adil değildir. Çözüm için Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin
ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerekiyor. Kıbrıs Türk halkının 
ortaya koyduğu yeni çözüm vizyonunu destekliyoruz. Buradan, uluslararası topluma
Kıbrıs Türklerinin görüşlerini açık fikirlilikle ve önyargısız bir şekilde değerlendirme
çağrısında bulunuyorum. Doğu Akdeniz’deki sükunet ortamının devamı ortak çıkarımızadır.
Deniz yetki alanlarının paylaşımına ilişkin sorunların uluslararası hukuk ve iyi
komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözülmesini temenni ediyoruz. Bunun için öncelikle
Doğu Akdeniz’de en uzun kıyıya sahip Türkiye’yi bölgede yok sayan anlayıştan vazgeçilmesi
şarttır. Diyalog ve iş birliği için bölgedeki tüm aktörlerin yer alacağı ‘Doğu Akdeniz
Konferansı’ düzenlenmesi önerimiz hala masadadır.”

## **‘Paris İklim Anlaşması onaylanacak’**

Erdoğan, Paris İklim Anlaşması’nın Meclis’te onaylanacağını belirterek konuyla ilgili
şunları söyledi:

“Dünya iklim değişkliği nedeniyle milyonlarca insanın göç etmesine hazırlıklı değildir.
İklim değişikliğiyle ilgili sorumluluğu olan ülkeler taşın altına eline koymalıdır.

Şayet etkin önlemler alınmaz ve sera gazı emisyonları artmayı sürdürürse yüz yılımızın
sonunda deniz seviyelerinin 1 metreden fazla yükselmesi bekleniyor. Bu durum beraberinde
yeni ve devasa kitlelerden oluşan göç dalgalarını da getirecektir.

Saydığım tüm bu sorunlar sadece sıcaklıktaki 1.1 santigratlık artışla ortaya çıkmıştır.
Tüm bu gelişmeler üzerine dünya devletleri olarak ilim değişikliğiyle mücadele için
2015 yılında bir araya gelerek Paris İklim Anlaşması konusunda mutabık kaldık. Koronavirüs
salgının önüne aşılarla geçmek belki mümkün olabilecek ama iklim konusunda böyle
bir laboratuvar çözümü söz konusu değildir. Bunun için her fırsatta dile getirdiğimiz
dünya 5’ten büyüktür ifademizi iklim konusunda da tekrarlıyorum.

Doğamıza kim en çok zararı verdiyse iklim değişikliğiyle mücadeleye en büyü katkıyı
da onlar yapmalıdır. Kimsenin ‘Ben güçlüyüm, faturayı ödemem’ deme hakkı yoktur 
çünkü iklim değişikliği insana oldukça adil davranıyor. Paris İklim Anlaşması’na
ilk imza atan ülkelerden biriyiz.”
