# Erdoğan’dan banka patronlarına sert mesaj

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogandan-banka-patronlarina-sert-mesaj-18795h/
- Yayımlanma: 2017-01-17T14:29:26+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Paranızı bankada tutun’ dendiği zaman, bilin ki ‘
Parayı gitmek bankaya yatır, patron kimlerse onlar da vurgun yapsın’ denmek isteniyordur.
Finans sektörünün sahibi durumunda olanlar iş adamlarına, yatırımcılara gerekli 
kredi musluklarını açmıyorsa karşısında bizi bulacaktır” diye konuştu.

Tayyip Erdoğan, “Sosyal güvenlik Türkiye’nin yaşadığı büyük değişimin en önemli 
işaretlerinden sadece biridir. Rakamlar ortada, yatırımlar ortada, eserler ortada,
hizmetler ortada. İşte sizler burada Türkiye’nin dört bir yanından gelen kardeşlerimizsiniz.
Hepiniz bu işin içindesiniz” dedi. Erdoğan, “Demokraside de çok ilerleme kaydettik.
Milli irade kavramına bizim kadar sahip çıkan bir siyasi kadro ve dönem daha yoktur”
diye konuştu.

Erdoğan, Reina saldırganının yakalanmasıyla ilgili olarak “Yılbaşında Ortaköy’de
yaşanan terör saldırısının failinin dün gece güvenlik güçlerimizin operasyonuyla
yakalandı. daha önce de ifade ettim, artık bu ülkede kimsenin yaptığı yanına kar
kalmayacak. Hukuk devleti sınırları içerisinde herkesten hesap sorulacaktır. Teröristin
yakalanmış olması, bu güvenlik anlayışının önemli bir tezahürüdür” dedi.  Erdoğan,“
Ülkemizin ve milletimizin yaşadığı bunca badireye rağmen ayakta kalmasını tüm mağdurlara
ve mazlumlara sahip çıkmasına, bu şekilde aldığımız dualara borçluyuz. Milletimizin
duasını aldıktan sonra Allah’a şükür üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur”
diye konuştu.

SGK binalarının açılış töreninde konuşan Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları
şöyle:

Kaza sebebiyle yaşanan kayıplardan dolayı üzüntülerimi iletiyorum. Yılbaşında Ortaköy’de
yaşanan terör saldırısının failinin dün gece güvenlik güçlerimizin operasyonuyla
yakalandı. daha önce de ifade ettim, artık bu ülkede kimsenin yaptığı yanına kâr
kalmayacak. Hukuk devleti sınırları içerisinde herkesten hesap sorulacaktır. Teröristin
yakalanmış olması, bu güvenlik anlayışının önemli bir tezahürüdür.

“Ülkenin gücü buradan geliyor”

Değerli kardeşlerim, 46 SGK binası ile 5 İŞ-KUR hizmet binasının hayırlı olmasını
diliyorum. Bu binaların kurumların hizmet kalitesini artıracağına inanıyorum. Bir
ülkenin gücü, kuvveti bu mekanlardan gelmektedir. Ve oralarda çalışan personelin
de güç kaynağı bu tür fiziki mekanlardır. 

“Toplam 241 milyon liralık yatırım”

Toplam 241 milyon liralık bir yatırımla, ülkemize kazandırılan bu tesislerin faaliyete
geçmesinde emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Geçtiğimiz 14 yılda en büyük reformları
hayata geçirdiği alanda sosyal güvenlik geliyor. Temelde hepsi aynı işi yapan ama
farklı isim ve statülerde faaliyet gösteren sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı
altında birleştirilmesi bile tarihi bir reformdur.

“Vatandaş dere tepe aşmıyor”

Tamamen ayrı çalıştıkları bir dönemden 79 milyon vatandaşımızın tamamının tek tip
hizmet aldığı noktaya geldik. Bizi engellemeye çalışanlar oldu, ama “Hayır” dedik,“
Bu yapılacak”. İster işçi olun ister memur aynı statüye sahipsiniz. Artık mali açıdan
şeffaf, hesap verebilir ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemine sahibiz.
Kurumlarımız artık yatırım yapabiliyor, hizmet vermenin ötesinde hizmet kalitesini
artırmanın yolunu alıyor. Vatandaş artık hizmet için dere tepe aşmıyor, devlet artık
hizmeti vatandaşın ayağına getiriyor. Buralara kolay gelmedik. İşte bu medeni olmanın,
çağı yakalamanın, muhasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmanın mücadelesidir.

“Asgari ücret 184 liraydı…”

Sosyal güvenlik, e-devlet sisteminde en çok hizmet sunulan ve en yoğun kullanılan
alanların başında geliyor. Hizmetlerin kullanımının kolaylığını ağlarken emekli 
maaşında tarihi zamlara imza attık. Asgari ücret 184 liraydı, bugün 1404 lira. Aynı
dönemde en düşük SSK işçi emeklisi maaşı 257 liraydı, bugün nerelere geldi. En düşük
emekli sandığı emeklisi maaşı 377 liraydı, bugün 1757 liraya yükseldi.

“Emekliler sefalete mahkûmdu”

Dünkü Türkiye’de emekli olmak sefalete mahkûm olmak demekti. Şu gerçeği kabul etmek
lazım, bugün ülkemizde yaşı gelip emekli olan kimsenin mağdur olması söz konusu 
değildir. Sadece emeklilerin değil, dul, gazi, yetim gibi tüm vatandaşlarımıza da
devlet olarak sahip çıktık. 

“İcraat nerede, icraat yok”

Bugün ülkemiz sınırları içerisinde yaşayıp da sosyal güvenlik sisteminin dışında
kalan kimse yoktur. İmkanı olan kendi primlerini ödüyor, imkanı olmayanın yanında
da devlet var. Anayasa’daki sadece o cümleyle değil, icraatla yapıyoruz bunu. Sadece
kendi vatandaşlarımızla kalmıyoruz, ülkemizde yaşayan 3 milyonun üzerindeki sığınmacının
da temel ihtiyaçlarını biz karşılıyoruz. Batı, GSYH olarak bizden çok üstte olmasına
rağmen mültecileri ülkelerine almıyorlar. Bize verdiğiniz sözleri yerine getirin
diyoruz, atılan adım yok. Ama Aylan bebeğin resmini dergilere kapak yapıyorlar. 
Ümran’ın o halinin hemen fotoğrafını alıp onu da dergilerine hemen kapak yapabiliyorlar.
Tamam da icraat nerede, icraat yok. Ama biz tarihimiz itibariyle o aldığımız sorumluluğun
bize yüklediği sorumluluğu nedeniyle her zaman darda kalanın yanında olduk, olmaya
da devam edeceğiz.

“Türkiye’nin ayakta kalmasını aldığımız dualara borçluyuz”

Değerli kardeşlerim, ülkemizin ve milletimizin yaşadığı bunca badireye rağmen ayakta
kalmasını tüm mağdurlara ve mazlumlara sahip çıkmasına, bu şekilde aldığımız dualara
borçluyuz. Milletimizin duasını aldıktan sonra Allah’a şükür üstesinden gelemeyeceğimiz
hiçbir sorun yoktur. 

“ABD başaramadı”

Bizler 14 yılda ülkemize çağ atlattık. İnşallah bundan sonra da 2023 hedeflerimize
ulaşarak yeni Türkiye’nin inşasını da hızlandıracağız. Ülkemizde uygulanan genel
sağlık sigortası belki de dünyadaki tek örnektir. Bu örneğin çok dar bir modelini
ABD uygulamaya kalktı, başaramadılar, vazgeçtiler. Biz bu genel sağlık sigortasını
ilk getirdiğimizde “Batarsınız, bitersiniz” dediler, önümüzü kesmeye çalıştılar.
Ama işte görüyorsunuz 5 yıl geride kaldı, sistem tıkır tıkır işliyor. Biz “insanı
yaşat ki devlet yaşasın” dedik. İşte bu anlayışımızın en somut tezahürlerinden biri
olan bu uygulamayı incelemek için dünyanın her yerinden heyetler geliyor. 

“Namaz kıldıktan sonra geldiler…”

Hatta çok enteresandır, Sultanahmet Camii’de namaz kıldık, ABD’li turist heyeti 
arkamızda duruyor. “Siz” dediler, “bu genel sağlık sigortasını nasıl hallettiniz.
Obama sizin arkadaşınız, ona söylesenize ABD’de de bu işi halletsin”. Ama işte hallolmadı.
Çünkü bu toplumu hazırlama noktasında da maharet istiyor. 

“Bir gün trafik kazası geçirdim…”

Evinizin yanında SSK hastanesi varsa hatırlayın siz memursanız oraya gidemiyordunuz.
Gidip bir devlet hastanesi bulup oraya başvurmanız gerekiyordu. Ben bunu yaşadım,
bir trafik kazası geçirdim, Bolu’da arkadaşlar yanlışlıkla devlet hastanesine getirmiş.
Böyle hayal meyal duyuyorum, serum bağlı. Sigortalı mı, memur mu. Arkadaşlar da 
bilmiyorlar. Sigortalı olduğumu ben onlara hayal meyal söyleyince kabul edemeyiz
dediler. Hemen beni sigorta hastanesine götürdüler. Böyle garip bir yapıdan bu günlere
geldik.

“40 yaş üstü bilir”

Kurum hastanelerinden diğer vatandaşların yararlanması zaten mümkün değildi. Biz
ne yaptık, hepsini birleştirdik. Artık ülkemizde devlet hastanesi, üniversite hastanesi
ve özel hastane dışında ayrım kalmamıştır. Vatandaşlarımız hepsinden hizmet alabilmektedir.“
Hastane kapısına kim gelirse gelsin müdahale yapılacaktır, asla geri çevrilemez.
Çeviren olursa karşısında bizi bulur” dedik. Vatandaşlarımıza muayene olacağı doktoru
seçme şansı getirdik. Eskiden ne mümkün. Gençler eski Türkiye’yi bilmediği için 
bu anlattıklarımı kavramakta güçlük çekiyor olabilirler. Ama şöyle 40 yaş üstü bu
çileyi nasıl çektiğimizi biliyorlar
 

“Ana muhalefetin başındaki zat…”

Şimdi geleceğe farklı bakıyoruz. Bütün bu tesisler eksikliklerin giderilmesine yöneliktir.
Şimdi Yozgat’ta bir şehir hastanesi açılıyor, bu bizim ne günlerden ne günlere idealimizdi.
Derdik ki “Öyle hastaneler yapacağız ki vatandaş içine girdiği zaman ‘Allah bu devletten
razı olsun’ desin” Bir keresinde şu an ana muhalefetin başında olan zat SSK’nın 
başındaydı. Savaş Ay onunla yaptığı röportaj için bazı hastanelerden görüntüler 
çekmişti. Hastanelerde maalesef yanlış iğne vurmak suretiyle ölen bir yavrunun dramı
anlatılıyordu. SSK’nın başındaki o zat o zaman “Hükümete anlattım ama dinletemedim”
diyordu. Ne demek anlatamadım. Sorumluluk makamında olan sensin. O makamın hakkını
vereceksin, veremiyorsan o makamın hakkını verecek biri gelsin alsın götürsün.

“Yozgat’a şehir hastanesi açıyoruz”

Kimin aklına gelirdi ya Yozgat’a böyle bir şehir hastanesi gelecek diye. Şimdi inşallah
Mersin’e açıyoruz. Sedyeyle oradan oraya koş yok, ne varsa hepsi orada halledilecek.
Bunlar sıradan hastaneler değil. İlk hedef 30 büyük şehirde şehir hastanesi kurmak.
Bu hastaneler bizi muhasır devletler seviyesine çıkaracak. Bu çok önemli, çünkü 
insan önemli de onun için. Eksiklerimizi bu uğurda süratle gidermemiz lazım. Her
alanda sürekli bu muhasebeyi yapmalı, adımlarımızı da ona göre atmalıyız.

“Demokraside çok ilerleme kaydettik”

Değerli kardeşlerim, sosyal güvenlik Türkiye’nin yaşadığı büyük değişimin en önemli
işaretlerinden sadece biridir. Rakamlar ortada, yatırımlar ortada, eserler ortada,
hizmetler ortada. İşte sizler burada Türkiye’nin dört bir yanından gelen kardeşlerimizsiniz.
Hepiniz bu işin içindesiniz. Demokraside de çok ilerleme kaydettik. Milli irade 
kavramına bizim kadar sahip çıkan bir siyasi kadro ve dönem daha yoktur.

Daha da önemlisi Türkiye tarihinde ilk defa bir darbe girişimini vatandaşlarının
kararlı duruşuyla boşa çıkarmayı başarmıştır. Şu külliyenin etrafında 29 şehidimiz
var. Benim milletim, benim vatandaşım, benim sevgili kardeşlerim “Hadi meydanlara”
dediğimiz zaman neden acaba hemen buraya geldi. Benim sevgili vatandaşlarımın elinde
bayraktan başka silah yoktu. Onun en büyük silahı bayrağımızdı. 

“Vatandaşımız yılmadı”

F-16’lar hemen şu kavşağa bombalar yağdırırken bizim vatandaşımız kaçmadı. Çünkü
onlar şehadete yürümeye karar vermişlerdi. Yılmadılar, hele hele bir tanesinin kuzenine
telefon edişini unutamıyorum “Kuzenim ben şehadete gidiyorum, hakkını helal et” 
diyordu. Bu bambaşka bir şey. Hani İstiklal Marşımızda var ya “Siper et gövdeni 
dursun bu hayasızca akın” diye. Benim vatandaşlarım gövdesini siper etti bu hainlere
karşı. Onlar yılmadılar, tankın topun üzerine, o F-16’ların üzerine öyle gittiler.
Onun için bu millet çok aziz bir millet.

Ondan diyorum biz muhasır medeniyetler seviyesinin üzerine Allah’ın izniyle çıkacağız.
İstiklalimizi ve istikbalimizi kanlarımızla savunduğumuz bu darbe girişimi demokrasi
tarihimizde TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920, çok partili hayata geçtiğimiz 1950 
seçimleri kadar önemlidir. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’yla aynı çizgide görmemiz
gerektiğine inanıyorum.

“2023’ü sabote etmek istiyorlar”

2013’te bu yana ardı ardına yaşadığımız hadiseler göstermektedir ki Türkiye adeta
yeni bir İstiklal Harbi ile karşı karşıyadır. Türkiye’nin önünü kesmek, ayağına 
pranga vurmak ve 2023 hedeflerini sabote etmek istiyorlar, edemeyecekler. Biz göremeyeceğiz
ama inşallah 2053’ü de bu milletin evlatları gerçekleştirecek 2071’i de. 

“Diyarbakır’da kanı bozuklar
güvenlik güçlerimize saldırdı”

İşte Diyarbakır’da o kanı bozuklar güvenlik güçlerimize saldırdılar. Utanmadan sıkılmadan
parlamentoda çıkıp şunu söyleyebiliyorlar. Benim polisime, askerime ve korucularımıza
hala utanmadan saldırabiliyorlar. Kimi savunuyorlar, Diyarbakır’da polislerimizi
şehit edenleri savunuyorlar. Kimi savunuyorlar, Gaziantep’te 56 kardeşimizi şehit
edenleri savunuyorlar. İstanbul’da, stadın hemen üstünde şehitlerimizi vuranları
savunuyorlar. Siz hangi akla bu ifadeleri kullanabiliyorsunuz ya, birer maşasınız.
Siyaset yapacaksanız seçtiğiniz kelimeleri, cümleleri dikkatli seçeceksiniz. Aksi
taktirde şu anda bu ülkenin yönetimi, devletiyle, hükümetiyle hukuk içerisinde gereğini
yapacaktır, yapmaktadır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. 

“Bin yıldır kesintisiz kan döküyoruz”

Biz bu topraklar için bin yıldır kesintisiz kan döküyoruz. Bayrağımızın rengi estetik
durduğu için değil, şehitlerimizin kanıyla sulandığı için kırmızıdır. Minarelerden
okunan ezanlar, salalar sadece insanımızı ibadete çağırmıyor, aynı zamanda bu toprakların
ilelebet bizim vatanımız olduğunu her gün dünyaya haykırıyor. Bunu böyle bilin.

“Yapısal reformlar zaten gündemimizdeydi”

Dün başta Başbakanımız olmak üzere bakan arkadaşlarımızla bir çalışma yaptık. Ve
geçtiğimiz 14 yılda ekonomimizin geçirdiği yapısal dönüşüm ortadadır. 2023 hedeflerimize
ulaşabilmek için gereken yapısal reformlar zaten bizim gündemimizdeydi. 2013 yılından
beri maruz kaldığımız tüm saldırılar ekonomik boyutuyla uygulanmakta ve sergilenmektedir.
Sanayicilerimize “Yatırım yapmayın” söylemlerine kadar pek çok emaresi ortadadır.

“Muslukları açmıyorlarsa karşılarında bizi bulacaklar”

Sevgili kardeşlerim “paranızı bankada tutun” dendiği zaman, bilin ki “Parayı gitmek
bankaya yatır, patron kimlerse onlar da vurgun yapsın” denmek isteniyordur. Burada
bir şeyi ifade etmek istiyorum, finans sektörünün sahibi durumunda olanlar iş adamlarına,
yatırımcılara gerekli kredi musluklarını açmıyorsa karşısında bizi bulacaktır. 

Düşük faiz çağrısı

Verilen krediler insanı çıldırtırcasına yüksek değil de düşük faizle olduğu zaman
yatırımcıların elini rahatlatacaktır, teşvik edecektir. Benim bu sözlerim tabii 
birilerinin hoşuna gitmez. Bundan memnun olmazlar. Bazıları da cumhurbaşkanı olarak
siz söylemeyin başkaları söylesin diyor. Ya olur mu canım sorumluluk makamıyım ben.
Ben milletimin haklarını sonuna kadar korumaya mecburum.

“Ekonomik terör…”

Acımasız parayı kullananları ben ekonomik terör estiriyorlar diye vasıflandırıyorum.
Terör örgütlerinin eylemlerine ve hedeflerine baktığımızda işin gerisinde ekonomik
bir mesaj bulunduğunu görürsünüz, oradan sizi vurmak isterler. Türkiye’nin en önemli
markası olan İstanbul’da bir gün bölücü örgüt diğer gün DEAŞ tarafından saldırılması
tesadüf değildir. Döviz kurundaki hızlı artışın rasyonel şartlara dayanmadığını,
meselenin tüketiciyi rahatsız etmek olmadığını kim söyleyebilir.

“Çiftçimiz dikkatli olsun”

Dedik ki bu işe kesinlikle bir çözüm bulmamız lazım. Biz gençken “Aracı tefecilere
lanet olsun” derdik. Buradaki ifade aslında buralara dayanıyor. Ben çiftçime sesleniyorum.
Bir yıl önceden gelip senin tarlanı satın alanlar noktasında dikkatli ol. Gıda Tarım
Bakanımız, kendisi de burada tedbirini alması lazım. Başbakanlığım döneminde fındıkta
ne oyunlar oynadılar. Fındığı depolara yığıp parasını önceden ödeyenler vardı. Bunlar
vatandaşın fındığını alındı, vatandaş da tabii parayı nakit alıyorum diye verirdi.
Alavere dalavere, gelin dedim devlet olarak depolar kuralım, biz devlet olarak bu
fındığı alalım. Hiç olmazsa vatandaş sömürülmesin. Vatandaş tabii bir anda aklına
yatmıyor mu ne oluyor yine gidiyordu alavereciye.

“Rusya’ya satmak istiyoruz”

Biz mesela şu anda domates, üzüm, geçenlerde Putin ile de görüştüm biz Rusya’ya 
bunları satmak istiyoruz. Bakanlarımızın daha sık görüşme teklifinde bulundu. Çok
sıkı Rusya tarafıyla bu ilişkileri kuralım dedim. Ama yerli parayla. Biz onlardan
Rus rublesiyle onlar da bizden lirayla alsınlar ki paralarımızı kurtaralım.

“Kimseye müdahale etmedik”

Suriye ve Irak’ta geciktirilen operasyonlar oradaki insanların hayrına değil. Ülkemizdeki
terör dalgalarına zemin hazırlıyor. Artık bu ortada. Türkiye’nin sahaya inmesi karşısında
gösterilen garip tepkiler bu oyunun bozulmasından kaynaklanıyor. İç savaş ve mezhep
farklılığı üzerinden birileri kışkırtmaya çalışıyor. 14 yıldır bu ülkede başbakanlık
ve cumhurbaşkanlığı yaptım. Kimsenin hayat tarzıyla bizim ilgimiz olmadı. isteyen
istediği gibi giyinmiştir, isteyen istediği gibi yiyip içmiştir. Kimseye müdahalemiz
olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır, bunların sorumluluğu bize ait değildir.
Biz aksine, en ideal yaşam alanlarını hazırlıyoruz. 

“Çıkartılan dedikoduların farkındayız”

Bu ülkede gaddarca maalesef saldıranlar var. Düşünceye, fikre saygısı olmayanlar
var. Suriye’deki muhalif grupları ülkemize tahrik etmek için çıkartılan dedikoduların
farkındayız. 6-8 Ekim’de Kürt kardeşlerimize oynanan oyunlar hala aklımızdadır. 
Bunlar diyor ya Kürtlerin temsilcisiyiz, ben yaratılanı yaradandan ötürü seviyorum.
Bizim inancımızda Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkesi yok, biz yaratılanı yaradandan ötürü
sevdik ama onlar bunu yapamazlar.

“15 Temmuz’u nasıl başarısızlığa uğrattıysak…”

Biz Hakkâri’ye havalimanı yapıyoruz, adamlar gidiyor havalimanını vuruyorlar ya.
Ben buradan açıkça meydan okuyorum. Bütün bu terör örgütleri, elinizden geleni ardınıza
koymayın. Çünkü bize göre sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır. Ne
yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır. Allah’ın izniyle bu mücadeleyi başarıya
ulaştıracağız. Gezi olaylarında sokakları ateşe veren vandallara nasıl meydan bırakmadıysak,
15 Temmuz’da kapımızda dayananlara nasıl eyvallah etmediysek, 15 Temmuz’da darbe
yapmak için hakarete geçenleri nasıl başarısızlığa uğrattıysak, ekonomide kurulan
tuzakları, Suriye ve Irak’ta yazılan senaryoları, bölgemizde oynanmaya çalışılan
oyunları da aynı şekilde yerle yeksan edeceğiz. 
