# Erdoğan’dan ekonomi mesajları

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogandan-ekonomi-mesajlari-61292h/
- Yayımlanma: 2021-03-24T12:57:34+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son birkaç gündür piyasalarda yaşanan dalgalanmalar,
Türkiye ekonomisinin temellerini, gerçek dinamiklerini, taşıdığı potansiyeli ve 
yarınını kesinlikle yansıtmıyor. Türk sanayisi, salgın dönemindeki performansıyla
direncini ve gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Vatandaşlarımdan, milli servetimiz
olan evlerindeki döviz ve altını, çeşitli finans araçlarına yatırarak, ekonomiye
ve üretime kazandırmalarını istiyorum.” ifadelerini kullandı

Yurtiçi piyasaların odaklandığı AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan makro ekonomiye ilişkin de mesajlar verdi. Erdoğan son günlerdeki
dalgalanmaların Türkiye ekonomisinin temellerini yansıtmadığını belirtti. Vatandaşlardan
Döviz ve altınlarını çeşitli finansal araçlara yatırmaları çağrısı yapan Erdoğan,“
Serbest piyasaya ekonomisine bağlılığımızla, her türlü şoka dayanıklı olduğumuzu
defalarca ispatladık” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan mesajlar şunlar oldu:

Cumhur İttifakı’na destek olan her bir kardeşime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Türkiye’yi
2023 hedeflerine sonra da 2053 vizyonuna inşallah Cumhur İttifakı ile kavuşturacağız.

Biz, siyasetin, sadece geçmişle değil, aynı zamanda bugünle, güncelle de sınırlı
kalmaması; yarını, geleceği, umudu kucaklaması gerektiğine inanan bir mefkûreye 
sahibiz. Yarın diye ifade ettiğimiz büyük ufuk, bizim maziden atiye kurulan köprü
dediğimiz, geçmişi ve bugünü de içeren kuşatıcılığa sahiptir.

Ülkemizi ve milletimizi, sürekli kendi iç sıkıntılarıyla meşgul ederek, son iki 
asırdır bu tür köklü değişimlerin dışında tutanlar, yine aynı oyunun peşindeler.
Ama bu defa başaramayacaklar. Çünkü bu defa farklı bir Türkiye var. Bu defa, sadece
elindekilere sahip çıkmakla yetinmeyen, yeni küresel siyasi ve ekonomik düzende 
hak ettiği yeri alma kararlığını 2023 hedefleriyle, 2053 vizyonuyla, 2071 idealiyle
gösteren bir Türkiye var.

İktidara geldiğimizde ülkemizi eğitim, sağlık, güvenlik ve adalet üzerinde kalkındıracağımızın
sözünü vermiştik.

Bunun için de icraatlarımızı hep bu sırayla anlatıyoruz. Önce eğitim dedik ve bütçede
önceliği her zaman bu alana verdik. Milli eğitim bütçesini 2002’deki 7,5 milyar 
lira seviyesinden aldık, 2021 yılı itibariyle 147 milyar liraya çıkardık. Yükseköğrenim
bütçemizi ilave ettiğimizde bu rakam 212 milyar liraya ulaşıyor.

Sağlık alanında, hastanelerdeki yatak sayımızı 164 binden 253 binin üzerine, nitelikli
yatak sayımızı 19 binden 162 bine çıkardık. Halkımıza daha iyi hizmet vermek için
378 binden devraldığımız sağlık çalışanı sayımızı, bugün 1 milyon 177 bine ulaştırdık.
Hekim sayımız, 2002’deki 92 bin seviyesi iken, bugün 174 bini geçti.

Sağlıktaki kalitenin önemli göstergelerinden olan ambulans başına düşen nüfus sayımızı
107 binlerden 14 binlere indirdik. İlkini 2017 yılında yozgat’ta açtığımız şehir
hastanelerimizin sayısını 17’ye, toplam yatak kapasitesini de 22 bin 600’e yükselttik.
Halen 9 şehir hastanemizin inşası, 3’ünün ihale süreci, 3’ünün de proje çalışmaları
devam ediyor. Bunlar da tamamlandığında, toplamda 43 bin 158 yatak kapasiteli 32
şehir hastanesini ülkemize kazandırmış olacağız.

Sosyal hizmetlerde; son 18 yılda ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza toplamda 411 milyar
lirayı aşan tutarda yardım yaptık.
Engelli aylığını, 2002 yılındaki ortalama 24 
lira seviyesinden 2021 ocak itibariyle ortalama 914 liraya çıkardık.

Kamudaki engelli istihdamı 2002 yılında sadece 5 bin 777 iken, bugün 58 binin üzerindedir.
Yaşlılık maaşını, 2002 yılında aylık 24 liradan aldık, 2021 ocak ayı itibariyle 
763 liraya yükselttik. Net asgari ücret 2002 yılında 184 lira iken, bu yılbaşı itibariyle
2 bin 825 lira olarak uygulanıyor.

Ulaştırmada; geçtiğimiz 19 yılda toplam 932 milyar lira tutarında yatırım yaparak,
ülkemizin altyapısını baştan sona yeniledik, geliştirdik. Karayollarında, 6 bin 
101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafemizi 28 bin 200 kilometreye, 1.714
kilometreden devraldığımız otoyol uzunluğumuzu 3 bin 523 kilometreye yükselttik.

Karayolu tünel sayımızı 83’den 438 adete, karayolu tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden
595 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 701 kilometreye 
çıkardık. Osman Gazi köprüsü, Yavuz Sultan Selim köprüsü, Nissibi köprüsü, Avrasya
tüneli, Marmaray, Ilgaz 15 temmuz istiklal tüneli, Erkenek, Cankurtaran, Sabuncubeli,
Ovit tünelleri gurur abidesi projelerimiz arasındadır.

İstanbul-Bursa-İzmir otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, Menemen-Aliağa-Çandarlı otoyolu,
Ankara-Niğde otoyolunu bu dönemde ağımıza kattık. Çanakkale 1915 köprüsünün de içinde
yer aldığı Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe otoyolu ile Ankara-izmir otoyolunun
inşası sürüyor.

Demiryollarında, toplam 1.213 kilometre uzunluğunda hızlı tren ağı inşa ettik. Ülkemizin
11 bin 590 kilometre uzunluğundaki mevcut demiryolu ağını, adeta sıfırdan inşa etmişçesine
baştan sona yeniledik.

İzmir’e izban’ı, Ankara’ya Başkentray’ı, İstanbul’a Gebze-Halkalı banliyösünü ve
çeşitli şehirlerimizde pek çok metro hatlarını ülkemize kazandırdık.

Havayollarında, 26’dan devraldığımız havalimanı sayımızı 30 ilaveyle 56’ya çıkardık.
İstanbul havalimanının yıllık 90 milyon yolcu kapasiteli ilk etabını hizmete sunduk.
Yurt dışı uçuş noktamızı 60’dan 329’a, uçulan ülke sayısını 50’den 126’ya yükselttik.

Salgın sebebiyle durgunluğa girmiş olsa da, türkiye geleceğin en büyük hava yolu
ulaşım altyapısına sahip ülkesi olarak dünyada ilk sıralarda yer alacaktır. Denizcilikte,
tersane sayımız 37’den 83’e, yat bağlama kapasitemiz 8 bin 500’den 18 bin 545’e 
çıktı. Filyos limanının, Rize iyidere limanının, Haliç, Tekirdağ, Datça yat limanlarının
yapımları sürüyor.

İletişimde, 2002 yılında 3 bin olan geniş bant abone sayısı 85 milyona ve 23 milyon
civarında olan mobil telefon abone sayısı 84 milyona yükseldi. Bugün 54 milyona 
yaklaşan e-devlet kullanıcı sayısıyla, bu alanda dünyanın önde gelen ülkeleri arasına
girdik.

Tarımda; 2002 yılında 37 milyar lirayı bulmayan tarımsal gayri safi yurtiçi hasılamız,
geçtiğimiz yıl 333 milyar lirayı geride bıraktı. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız
20 milyar lirayı geçti.

Çiftçilerimize bugüne kadar ödediğimiz tarımsal desteklerin toplamı 160 milyar liraya
yaklaştı. Sadece bu yıl yapacağımız tarımsal destekleme ödemeleri tutarı 24 milyar
liradır.

Türkiye’nin, iklim şartları sebebiyle üretimi sınırlı olan birkaç ürün dışında, 
tarımda dışa bağımlılığı kesinlikle söz konusu değildir. Geçtiğimiz 19 yılda tarla
ve sebze üretimimiz yüzde 20, meyve üretimimiz yüzde 67, süt ve et üretimimiz iki
katına yakın artış göstermiştir.

Orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 22,9 milyon hektara, 175 olan korunan alan
sayımızı 616’ya, 16 olan tabiat parkı sayımızı 250’ye çıkardık. Barajlarımızın sayısını
276’dan 600 ilaveyle 876’ya, içmesuyu tesislerimizin sayısını 84’ten 262 ilaveyle
346’ya, sulama tesislerimizin sayısını 1.764’ten 1.457 ilaveyle 3 bin 221’e ulaştırdık.

Makroekonomide; satın alma gücü paritesine göre milli gelirde Türkiye’yi dünyada
17’nci sıradan 13’üncü sıraya yükselttik.
Dünyayı kasıp kavuran salgına rağmen geçtiğimiz
yıl yüzde 1,8 büyümeyle, G-20 ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldık.Göreve geldiğimizde
vergi gelirlerinin yüzde 86’sını bulan faiz ödemelerini, geçtiğimiz yıl yüzde 16’
ya gerilettik.

Avrupa ülkelerinde yüzde 97’ler, gelişmiş ülkelerde yüzde 130’lar civarında olan
borç stokunun milli gelire oranını yüzde 42,6 seviyesinde tutmayı başardık.

İhracatımızı 36 milyar dolardan aldık 170 milyar dolar bandına kadar çıkardık. Her
ay yeni ihracat rekorları kırarak, bu yolda yürümeyi sürdürüyoruz.

Son birkaç gündür piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, Türkiye ekonomisinin temellerini,
gerçek dinamiklerini, taşıdığı potansiyeli ve yarınını kesinlikle yansıtmıyor.

Türk sanayisi, salgın dönemindeki performansıyla direncini ve gücünü bir kez daha
ortaya koymuştur.

Kamu maliyesi ve finans sektöründeki göstergeler, gelişmiş ve gelişmekte olan pek
çok ülkeye göre daha sağlam bir yapıya sahip olduğumuza işaret ediyor.

Bir süre önce açıkladığımız ekonomideki reform programımızın politikalarını ve takvimini
dün akşam itibarıyla ilan ettik.
Şimdi artık vakit, daha çok çalışma, üretme, gaza
basma, hedeflerimize yürüme vaktidir.

İktisadi temeli olmayan hareketlere karşı ülkesinin yanında yer alarak, güven ve
istikrar mesajımıza sahip çıktıkları için milletimizin tüm fertlerine ayrıca teşekkür
ediyorum.

Sadece kendilerini güvende hissetmek amacı ile evlerinde döviz ve altın tutan vatandaşlarıma
buradan bir çağrıda bulunuyorum.

Bu vatandaşlarımdan, milli servetimiz olan evlerindeki döviz ve altını, çeşitli 
finans araçlarına yatırarak, ekonomiye ve üretime kazandırmalarını istiyorum.

Finans kuruluşları, özellikle de katılım finans şirketleri, bu altın ve dövizler
için müşterilerine, onları memnun edecek getiri sağlayabilecek alternatifler sunuyor.

İş insanlarımıza da, 30 haziran’a kadar devam eden varlık barışından yararlanarak,
yurt dışındaki kaynaklarını ülkemize getirebileceklerini tekrar hatırlatıyorum.

Ülkemize yatırım yapan uluslararası yatırımcılara ise, türkiye’nin gücüne ve potansiyeline
güvenmeleri çağrısında bulunuyorum.
Esasen, bu çağrının somut göstergeleri de vardır.

Geçen yıl ülkemizde yeni açılan işyeri sayısı 103 bine yaklaşırken, kapanan sayısı
16 binin altında kaldı.

İş yapma kolaylığı endeksinde 2002 yılında 175 ülke arasında 84’üncü sırada olan
ülkemiz, geçtiğimiz yıl 190 ülke arasında 33’üncü sıraya yükseldi.

Türkiye’de 2010-2020 arasında kurulan 75 bin 699 adet uluslararası sermayeli şirketten,
toplam sermayesi 39 milyar lirayı bulan 11 binden fazlası, salgına rağmen geçtiğimiz
yıl faaliyete başladı.

Şimdi buradan soruyorum; hangi uluslararası yatırımcı geleceğine güvenmediği bir
ülkeye gelip şirket kurar ve o ülkenin vatandaşlarıyla iş ortaklığı yapar?

**“Battık bittik” diyenlere bakmayın**

Siz içeride birilerinin “battık, bittik, yıkıldık, öldük” diye terane tutturduğuna,
kendi ülkelerini kötüleme yarışına girdiklerine bakmayın…

Bunlar kendi ülkelerinin ve milletlerinin felaketinden iktidar devşirme hevesinde
olan, gözlerini kin ve nefret bürümüş, kifayetsiz muhterislerdir.

Türkiye gücünü, ekonomisinin sağlam altyapısından, üretiminden, yetişmiş insan kaynağından,
girişimcilerinden, ihracatçılarından; velhasıl reel ekonomisinden alan bir ülkedir.

Dinamik iktisadi yapımızla, mali disiplinimizle, serbest piyasaya ekonomisine bağlılığımızla,
her türlü şoka dayanıklı olduğumuzu defalarca ispatladık.

Önümüzdeki dönem türk ekonomisini yatırım, üretim, istihdam ve ihracat temelinde
büyüterek, çok daha iyi yerlere geleceğiz.

Sanayi ve teknolojide; 2002 yılında ülkemizde 192 organize sanayi bölgesi varken,
biz bunu 133 ilaveyle 325’e yükselttik.
Ayrıca, 22 endüstri bölgesi, 79 teknopark,
1.242 Ar-Ge merkezi, 364 tasarım merkezi kurduk. Türkiye uzay ajansını faaliyete
geçirmek ve milli uzay programımızı kamuoyuyla paylaşmak suretiyle, bu alanda da
iddiamızı ortaya koyduk.Yerli otomobilimizin fabrikasının inşası sürüyor, inşallah
2022’nin sonunda milletimizin hizmetine sunulacak.

**Savunma sanayi projeleri bütçesi 75 milyar dolara çıktı**

Savunma sanayinde; 2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken, bugün bu
sayı 750’yi geçti. Savunma sanayi projelerimizin bütçesi de, 5,5 milyar dolardan,
ihale sürecindekilerle birlikte 75 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Aynı şekilde
savunma ve havacılık ihracatımız da 248 milyon dolardan 3 milyar doların üzerine
çıktı.

Enerjide; toplam kurulu gücümüzü 31 bin 846 megavattan 96 bin 271 megavata yükselttik.
Tanap ve türkakım gibi ülkemizi bölgesel enerji merkezi haline getirecek projeleri
tamamladık.

Karadeniz’deki sakarya havzasında tuna-1 kuyusunda 405 milyar metreküp doğal gaz
rezervi keşfettik. Bu rezervi milletimizin hizmetine sunmak için çalışmalarımız 
sürüyor.

Türkiye’yi nükleer güçle elektrik üreten sayılı ülkelerden biri yapacak akkuyu nükleer
santralimizin inşası devam ediyor, inşallah ilk reaktörde 2023’te üretim başlıyor.

**Turizmde 75 milyon turist hedefimize ilerleyeceğiz**

Ülkemize gelen turist sayısı 2002 yılında 13 milyon iken bu rakamı 52 milyona, turizm
gelirimizi de 35 milyar dolara kadar çıkardık. Salgın sebebiyle geçtiğimiz yılı 
16 milyon turist ve 12,4 milyar dolar turizm geliriyle kapatmış olsak da, inşallah
önümüzdeki dönemde 75 milyon turist hedefimize doğru ilerlemeyi sürdüreceğiz.
