# Erdoğan’dan enflasyon açıklaması: Aşılamaz bir tehlike değil

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogandan-enflasyon-aciklamasi-asilamaz-bir-tehlike-degil-90181h/
- Yayımlanma: 2022-09-20T06:41:05+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Cumhurbaşkanı [Erdoğan](https://www.borsatek.com/erdogandan-abd-ile-ilgili-onemli-aciklama-90139h),
Birleşmiş Milletler (BM) 77. Genel Kurulu için bulunduğu New York’ta, Amerikan PBS
kanalının konuğu olarak, dış politika ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.

“[Rusya](https://www.borsatek.com/rusya-ve-abd-arasinda-mir-odeme-sistemi-kavgasi-90140h)-
Ukrayna savaşında şu an hangi tarafın üstün olduğu” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan,“
Doğrusu bir lider olarak ‘Rusya mı daha etkin, Ukrayna mı daha etkin’ arayışı içerisinde
değilim. Tek arzumuz bu savaşın barışla son bulmasıdır. Gerek Sayın Putin’e gerek
Sayın Zelenskiy’e benim ricam, tavsiyem bu olmuştur. İnsanların ölümüyle neticelenen
bir savaşın kazananı olmaz.” karşılığını verdi.

Tahıl koridorunu açmak için çok çaba sarf ettiklerini ve İstanbul’daki anlaşmayla
bunu gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, “Oradan 2 milyon tonu aşan, 3 milyon
tona yaklaşan tarım ürünlerinin ihracı gerçekleşti. Şimdi yeni bir etap, özellikle
Rusya’daki ürünlerin de dünyaya açılması. Tabii burada benim tek arzum, gelişmiş
ülkelere değil, az gelişmiş veya fakir ülkelere buradan ürünlerin sevkiyatını sağlamaktır.
Bunu başarabilirsek fakir ülkeler, az gelişmiş ülkeler hiç olmazsa bu ürünlerle 
şöyle kendilerine gelmiş olurlar.” ifadesini kullandı.

### “Putin de bu işi artık bir an önce bitirmenin gayreti içerisinde”

Rusya-Ukrayna savaşının hızlı bir şekilde bitmesinin nasıl mümkün olabileceği sorusu
üzerine Erdoğan, burada ağırlıklı olarak Rusya’nın tavrının çok önemli olduğunu 
belirtti.

Özbekistan’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile etraflıca görüşmelerinin olduğunu
hatırlatan Erdoğan, “Kendilerinin de aslında bu işi artık bir an önce bitirmenin
gayreti içerisinde olduğunu anladım. Bu gidişin sıkıntısı büyük. Bu noktada, örneğin
şu anda 200 rehinenin takası konusunda bir mutabakat sağlandı. Bu güzel bir gelişme.
Çünkü bu rehinelerle birlikte orada çok çok önemli bir adım atılmış oluyor. Şu anda
onun teknik boyutunu da arkadaşlar yürütüyorlar. Bununla birlikte güzel bir gelişmeyi
sağlamış olacağız. Diğer taraftan tarım ürünleri olayını yine tespit ettiğimiz arkadaşlarımız,
teknik kadrolar etraflıca yürütüyorlar. Bunlar da tabii güzel gelişmeler ama burada
Ukrayna’nın da Rusya’yla aynı anlayışta olması lazım ve artık karşılıklı olarak 
bu çatışmaların, bu savaşın durdurulması noktasında kararlı olmak lazım.” değerlendirmesinde
bulundu.

Erdoğan, eğer Rusya-Ukrayna arasında bir barış sağlanacaksa, burada alınan yerlerin
iadesinin büyük önem arz ettiğini belirterek, “İstenen, beklenen zaten bu. Bu konuda
Sayın Guterres’in attığı adımlar da var. Bizim attığımız adımlar da var. Bu adımlarla
birlikte beklediğimiz bu iadelerin sağlanması hakikaten işimizi kolaylaştır.” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin’den 2014’ten itibaren Kırım’ı da sahiplerine vermelerini
rica ettiklerini anlatan Erdoğan, “Bunlar aynı zamanda bizim soydaşlarımız. Eğer
bu adımı atarsanız bizi de rahatlatırsınız, Ukrayna’yı da rahatlatırsınız, Kırım
Tatarlarını da rahatlatırsınız.’ dedik. Ama maalesef o günden bugüne orada bir adım
atılamadı.” diye konuştu.

### “Hiçbir lider attığı adımdan sonra ‘Ben yanlış yaptım’ demez”

“Sizce Putin, Ukrayna halkının kendini savunma iradesini küçümseyerek aslında yanlış
hesap yaptığının farkında mı?” şeklindeki soru üzerine de Erdoğan, şunları söyledi:

“Hiçbir lider attığı adımdan sonra ‘Ben yanlış yaptım.’ demez. Bunu görmek lazım.
Tabii bunu söylerken aynı şeyi Ukrayna için de düşünmek lazım. Acaba Sayın Zelenskiy
böyle bir adımı atarken ‘Ben yanlış yaptım.’ diye düşünüyor mu veya düşündü mü? 
Tabii liderler girdikleri bir yoldan geri dönüşleri çok zor olan insanlardır. Şu
anda sadece Polonya’da 3 milyonu aşkın Ukraynalı mülteci var. Avrupa’nın birçok 
ülkelerine, bize dahi gelen Ukraynalı göçmenler var. Bunların tümünü ele aldığımız
zaman, 5 milyona yakın göçmen şu anda Ukrayna’dan çıkmış vaziyette. Tabii bu konuda
bir liderin bu işe dayanması, yani 35-36 milyon nüfusu olan Ukrayna’dan bu kadar
insanın çıkmış olması kolay bir iş değil. Bir liderin de bunu anlatması kolay bir
iş değil. Ama liderler bu konuda kolay kolay pişmanlık duymuyor.”

Erdoğan, “Sizce bu işgal, Rusların gerekçelendirebildiği bir işgal miydi?” sorusunu
yanıtlarken ise şunları kaydetti:

“İşgallerin hiçbirisinin gerekçesi olmaz. Bir işgal noktasında bunun sebep netice
ilişkisinin ne olduğunu en iyi anlatabilecek olan bizden ziyade gerek Sayın Zelenskiy
gerekse Sayın Putin’dir. En iyi onlar bunun gerekçelerini bilir. Bu gerekçeleri 
değerlendirdiğimiz zaman, denge politikalarını gözeten bir ülke olarak Türkiye, 
burada her iki tarafı da dinlemekten yana. Onun için ısrarla bu liderleri bir araya
getirme arzumuz var. Bir araya getirelim, bizzat kendilerinden bunu hep dinleyelim
istedim. Henüz bunu başarabilmiş değiliz ama ümitsiz de değilim.” diye konuştu.

### “En ideal cevabı BM, yapacağı çalışmalarla ortaya koymalı”

Rus birliklerinin çıktığı yerlerde toplu mezarlar bulunduğunun hatırlatılmasının
ardından “Sizce bundan kimi sorumlu tutmak lazım?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Bu konuyla ilgili en ideal cevabı bana göre Birleşmiş Milletler, yapacağı çalışmalarla
ortaya koymalı. Şu anda Birleşmiş Milletler yaptığı veya yapacağı çalışmaları ortaya
koymadıktan sonra, bu konuda bir tespit yapmak veya böyle bir açıklamaya girmek 
bizi denge politikası sürdüren bir ülke olmaktan, tarafgir bir ülke konumuna düşürür
ki bunu bu şekilde cevaplamak doğru olmaz.”

“BM soruşturma yaptığında bu zulümleri Rus askerlerinin yaptığı kanıtlanırsa acaba
Putin sorumlu tutulmalı mı?” sorusu üzerine ise Erdoğan, şunları kaydetti:

“Böyle bir durum ortaya çıktığı anda zaten Putin de bununla ilgili olarak gerekli
tavrını ortaya koyacaktır. Yani Putin’i bu noktada tamamıyla farklı bir insan olarak
görmek doğru olmasa gerek. Çünkü o da ülkesinin menfaatlerini birinci derecede savunan
ve bunun da mücadelesini veren bir ülke konumunda. Biz şu anda bu iki ülkenin savaşında,
Sayın Putin’le de Sayın Zelenskiy’le de etraflıca görüşmeler yapıyoruz. Aynı şekilde
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri de Sayın Putin ve Sayın Zelenskiy’le görüşmelerini
sürdürüyor. Bu ne demektir? Biz eğer bir neticeye varacaksak, bir liderin tarafında
olmakla değil, her iki liderle de görüşmeleri yaparak neticeye varmanın gayreti 
içerisinde olmamız lazım. Yalnız şunu da görmek lazım, sadece Ukrayna tarafında 
insanlar ölmüyor, Rusya tarafında da çok insanlar öldü.”

Program sunucusunun “Ama Rusya işgal gerçekleştirdi” yorumu üzerine Erdoğan, şöyle
devam etti:

“O ayrı bir konu. O yapıldığı gibi, tabii daha bu savaş başlamadan önce bunlar olmuştu
ve savaşla birlikte daha da gelişti. Son zamanlarda biraz gerileme de oldu. Ama 
dediğim gibi burada özellikle Birleşmiş Milletler’in üzerine düşen görevi süratle
yerine getirmesi lazım, neticeyi açıklaması lazım. Bu netice üzerinden de bizlerin
tavrımızı ortaya tam manasıyla koymamız gerekir. Onun içindir ki mesela biz şimdi
rehine krizini çözmek için çalışıyoruz, adımlar atıyoruz ve belli bir yere de geldik.
Öbür taraftan işte tahıl koridoruyla ilgili adımları buna dayanarak attık. Belli
bir neticeye orada da varmış bulunuyoruz. Dolayısıyla birisini tamamen bir kenara
at, öbürünü bir kenara koy; öyle olmaz. Netice alacaksak neticeye oynamamız lazım
ve şu anda ben Türkiye olarak bu neticeye oynamanın gayreti içerisindeyim.”

### “Dünyanın tüm ülkeleriyle görüşürüz”

“Şangay İşbirliği Örgütüne katılma niyetiniz var. Bu örgütte Rusya, Çin, İran var.
Bu, NATO’dan çok farklı değer ve hedefleri olan bir örgüt. Siz ülkenizin doğunun
parçası mı olmasını istiyorsunuz batının parçası mı?” şeklindeki soruya karşılık
Erdoğan, şu açıklamayı yaptı:

“Şunu çok açık net söylemem lazım, biz dünyanın parçasıyız; ne doğunun ne batının…
Bizim için ülkemizin coğrafi olarak büyük bir kısmı doğuya aittir. Batıya ait olan
kısmı ayrıdır. Ama Avrupa Birliği 52 yıldır bizi devamlı oyalamıştır. Avrupa Birliği,
52 yıldır bizi ne yazık ki hala üye yapmamıştır. Avrupa Birliği içinde bizim durumumuzda
olan bir başka ülke yok. Hala da oyalamaya devam ediyorlar. Halbuki NATO ülkesiyiz.
NATO ülkesi olduğumuz halde NATO ülkeleri dahi Avrupa Birliği süreci içerisinde 
bizi oyalamaktadır. Biz NATO’nun içerisinde verdiğimiz desteklerle ilk beşin içerisinde
yer alan bir ülkeyiz. Bizim NATO’da böyle de bir konumumuz var.

Böyle güçlü bir konumu olan Türkiye’nin böyle oyalama taktikleriyle bir kenarda 
tutulması şüphesiz ki bizim için çok çok manidardır. İster istemez farklı arayışlar
içerisine girme durumunda da olabiliriz. Avrupa Birliği 52 yıldır bizi tutacak, 
bizi yanına yaklaştırmayacak ve ondan sonra da ‘Niçin şurayla görüştü, niçin burayla
görüştü?’ diyecek. Görüşürüm. Bu görüşmeleri yaparken de biz Avrupa Birliği’ne bu
noktada hesap verecek değiliz. Biz dünyanın tüm ülkeleriyle görüşürüz. Ben Sayın
Şi’yle de görüşürüm, Sayın Putin’le de görüşürüm, Sayın Modi’yle de görüşürüm. Bütün
ülkelerle görüşmelerimi yaparım. Çünkü hepimiz bu dünyanın birer parçasıyız. Avrupa
Birliği üyesi ülkelerle görüşmeler yaptığımız zaman bize ‘Niçin onlarla görüştünüz?’
diye bir soru gelmedi. Biz şu anda özellikle Şanghay İşbirliği Teşkilatında olan
ülkelerle nasıl bir tutum içindeysek onlarla da aynı tutum içerisinde süreci işleteceğiz.”

“Türkiye olarak İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini daimi olarak engellemek
gibi bir niyetiniz var mı?” sorusu üzerine Erdoğan, “Şunu bir defa görmeniz lazım,
burada özellikle İsveç terörün adeta bir kuluçka yuvasıdır.” değerlendirmesinde 
bulundu.

İsveç’te teröristlerin parlamentoya varıncaya kadar sızdığını söyleyen Erdoğan, 
şunları kaydetti:

“Sürekli, Stockholm caddelerinde, teröristbaşının paçavralarını, pankartlarını taşıyarak
teröristlerin yürüyüşler yaptığını ve İsveç’teki bizim samimi saf Türklere saldırılar
düzenlediğini biz belgelerle defalarca İsveç tarafına verdik. ‘Finlandiya böyle 
mi?’ derseniz, İsveç gibi değil. Onlar bu noktada daha sakinler ve duruma hakimler.
Ama İsveç’te böyle bir hakimiyet yok. Bize sürekli bir gerekçeyle karşılık veriyorlar.
Diyorlar ki ‘Anayasamızın amir hükmü sebebiyle bu, özgürlükler kapsamında değerlendirilir.’
Ben de diyorum ki, terörün özgürlükle alakası olmaz. Terörün özgürlük tanımı içerisinde
yeri olamaz. Dolayısıyla da bu teröristlere karşı mücadelenizi eğer ortaya koyarsanız,
bir mücadele verirseniz, biz bu konuda her türlü desteği veririz. Tabii bununla 
ilgili de nihai karar merci bizim parlamentomuzdur. Nihai kararı parlamentomuz verir.

Burada bir şeyi daha ifade etmekte fayda görüyorum, biz bu görüşmeleri yaptıktan
sonra yine Stockholm caddelerinde maalesef bu teröristlerin devamlı yürüyüşlerini
izledik. Bu ara bir seçim geçirdiler. Yeni kazanan parti bunlara müsaade etmeyeceğini
söyleyerek iş başına geldi. Temenni ederim ki bu teröristlere İsveç’te müsaade edilmez,
biz de elimizden gelen kolaylığı kendilerine gösteririz.”

“Eğer İsveç ve Finlandiya sizin onlardan istediğinizi yapmazsa, o zaman NATO üyeliklerini
durdurma, engelleme konusunda kararlı mısınız?” sorusunu Erdoğan, “Bu konuda NATO
üyelerinden herhangi birisinin olumsuz cevap vermesi zaten bu girişi engeller.” 
sözleriyle yanıtladı.

Yunanistan’ın NATO’ya tekrar girişine o zaman iktidarda olan Türkiye Cumhuriyeti
hükümetinin destek verdiğini hatırlatan Erdoğan, “Eğer ‘ret’ deseydi, bugün Yunanistan
NATO’da olamayacaktı ama olumlu yaklaştığı için şu anda Yunanistan tekrar NATO’ya
girme imkanını yakaladı. Şimdi burada da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Eğer
bu dediklerimiz yerine getirilecek olursa biz olumlu yaklaşımda bulunuruz. Ama burada
terör faaliyetleri devam ederse olmaz.” dedi.

### “Asla ayrım yapmayız, yapmadık”

NATO’nun terör örgütlerinin yanında olan değil, tamamen terörle mücadele eden bir
kuruluş olduğuna işaret eden Erdoğan, “NATO’nun beşinci maddesi, özellikle üyelerinin
müşterek korunmasına yönelik bir maddedir ve biz bunu da tabii bekliyoruz. Çünkü
biz 40 yıldır terörle mücadele ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece İsveç ve Finlandiya’da değil, Suriye, Irak ve kendi
ülkeniz içinde de Kürtler konusu var. Bu konu sizce nasıl çözüme ulaşır?” sorusuna
şu yanıtı verdi:

“Bir defa önce şunu belirleyelim, olayı Kürt-Türk meselesi olarak ele alırsanız 
yanılırsınız. Olay bir Kürt-Türk meselesi değildir. Olay tamamıyla terörist ve terörist
olmayanlar meselesidir. Şu anda Suriye’nin kuzeyinde Kürt de var, Arap da var. Bizim
tarafa geçtiğiniz zaman bu boylarda Kürt var, Arap daha çok var. Benim partimin 
içerisinde Kürt yönetici arkadaşlarım var, Kürt milletvekili arkadaşlarım var. Kendi
içimizde herhangi bir sorun söz konusu değil. Kaldı ki şu anda ülkemin güneydoğu,
doğu bölgelerinde biz ikinci parti konumundayız ve buralardan ciddi bir oy alabiliyoruz.
Buralarda ağırlıklı olarak Kürt vatandaşlar yaşıyor. Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı
bu bölgelerden AK Parti olarak biz bu kadar yoğun bir oy alıyoruz. İktidar olarak
da biz bu bölgelere çok ciddi yatırımlar yaptık. Yani ‘Burası Kürtlerin yaşadığı
bölgedir, buraya yatırım yapmayalım’ diye bir şey bizim felsefemizde yok, bizim 
programlarımızda yok. Türkler de benim vatandaşım, Kürtler de benim vatandaşım, 
Araplar da benim vatandaşım. Biz bunların arasında asla ayrım yapmayız, yapmadık.
Şu anda da aynı konumdayız. Bizim bütün vatandaşlarımıza yaklaşımımız aynıdır. Bundan
sonra da aynen böyle devam edecektir.”

### “Bu konu en çok bizi rahatsız ediyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milyonlarca Suriye vatandaşı ülkesinden ayrılmak zorunda
kaldı. Bunların pek çoğu sizin ülkenizde yaşıyor. Siz bu Suriye savaşı nereye doğru
gidecek diye düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine de “Tabii bu konu en çok bizi rahatsız
ediyor. Zira 4 milyon Suriyeli bizim ülkemizde, ki bunların büyük kısmı Arap’tır,
biz bunları misafir ediyoruz.” dedi.

Türkiye’de vatandaşlık verilen Suriyelilerin olduğunu, bunların içinde doktor, mühendis,
hukukçu, ebe, hemşirenin bulunduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu kadar vasıflı insanlar sizden bir şeyler bekliyorlar ve biz bu insanları yol
ortasında bırakmadık. Elimizden gelen desteği onlara da verdik. Fakat biz şimdi 
yeni bir adım attık. O da şu, özellikle Suriye’nin kuzeyinde belli bir bölgeyi şu
anda briket evlerle inşa ediyoruz. Bu briket evler 2 artı 1 şeklinde. Banyosu, tuvaleti
her şeyi içerisinde var. Altyapılarını yaptık. Hedefimiz ilk etapta 100 bin konut
yapmak ve bunu artırarak devam ettirmek. Peki niçin bunları yapıyoruz? Bizdeki Suriyeliler
tekrar kendi topraklarına dönsün diye bunu yaptık. Orada, o yaşanmaz çadırların 
içerisinde bu insanların insanlık dışı bir yaşama mahkum edilmesine katlanmak mümkün
değil. Biz bununla ilgili de Avrupa Birliği’nden olsun birçok yerlerden destekler
istedik. Ama maalesef bu destekleri alamadık. Birçok liderle benim özel görüşmelerim
oldu. Fakat öyle de olsa böyle de olsa Türkiye kendi milli bütçesinden ve STK’ların
gayretleriyle bu konutları yaptı. Hedefimiz şimdi 250 bin briket eve bunu ulaştırmak
ve şu andaki bizde bulunan Suriyeli misafirlerimizi yavaş yavaş kendi topraklarına
göndermek.”

Erdoğan, Türkiye’deki Suriyelilerin dönüşlerinin başladığını, burada hedefin ilk
etapta 1 milyonu yakalamak olduğunu söyledi.

### “Büyümede ikinci sıradayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’deki enflasyon sorununun nasıl çözülebileceğine”
ilişkin soruya karşılık da şunları söyledi:

“Enflasyon aşılamaz bir ekonomik tehlike değildir. Ben ekonomistim. Şu anda yüzde
8, yüzde 9 enflasyonun bile tehdit ettiği ülkeler var. Bizde yüzde 80 var. Biz şu
anda 250 milyar dolar ihracatı yakalamış bir ülkeyiz. Benim ülkemde marketlerde 
raflar boş değil. Ama Amerika’da bile bugün raflar boş, Fransa’da raflar boş, Almanya’da
raflar boş. Benim vatandaşım şu anda istediği her türlü ürünü marketlerde bulabiliyor.
Örneğin şu anda yeni bir adım attık. O da şu, Tarım Kredi Kooperatiflerimizde ürünler
çok çok ucuz fiyatla satılıyor. Bunlar diğer zincir marketlerden çok daha düşük 
fiyatlı. Bizim için şu anda enflasyon bir sıkıntıdır ama yılbaşından sonra biz enflasyonda
da bu sıkıntıyı aşacağız ve yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Şu anda Türkiye’nin
büyüme oranı yüzde 7,6. Dünyada şu anda ikinci sıradayız büyümede. Bu da bir şeyi
gösteriyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’de 2023’te yapılacak seçimlere” dair soruya, “Bizim
şu anda seçimleri kazanma noktasında bir endişemiz yok. Ben meydanların dilini iyi
bilirim. Şu anda yaptığım toplu açılışlarda, meydan mitinglerinde eğer on binleri
meydanlara toplayabiliyorsam, bu halkımın bize olan teveccühünü göstermektedir. 
Halkımızın bize olan bu teveccühü devam ettikçe, bizi kimse tutamaz. Çünkü alternatif
yok.” dedi.

Attıkları adımlarla Türkiye’nin savunma sanayisinden sağlığa, eğitime kadar her 
alanda Batı ülkeleriyle kıyaslanamayacak noktada olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle
devam etti:

“Keşke gelseniz de bizim sağlık sektörünü yerinde inceleseniz, bizim eğitim sistemimizi
yerinde inceleseniz. Hepsinde Batı’yla mukayese edilemeyecek derecede bir performansı
olan ülkeyiz. Onun için alternatifsiziz. Şu anda biz öyle bir konumdayız ki inşallah
bu seçimleri de bizler kazanacağız. Ben yüzde 52 ile Cumhurbaşkanlığını kazandım.
Şimdi önümüzdeki seçimlerde bizim hedefimiz tabii aynı şekilde kazanmak. Biz başkanlık
sistemine geçtik. Ama bizim muhalif kanat, Türkiye’de başkanlık sistemi değil, parlamenter
sistemi savunuyor, ki o parlamenter sistemde Türkiye yıllar yılı 7 ayda, 8 ayda,
10 ayda, 13, 14, 15, 16 ayda bir seçime gitmiş, hükümetler bozulmuş. Böyle bir ülkede
istikrar olur mu? İstikrar olmadığı için de ne oldu? Türkiye hep geride kaldı. Biz
ise dedik ki başkanlık sistemine geçeceğiz ve başkanlık sistemine geçtik. Amerika’daki
sistemi de kısmen baz aldık. Başkanlık sistemiyle beraber de Türkiye çok daha farklı
bir yürüyüşe geçti ve bu farklı yürüyüş içerisinde de gayet güzel bir yere ülkemizi
getirdik.”

“Sizce şu an Türkiye-ABD ilişkileri ne durumda?” sorusunu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan,“
İdeal bir konumdadır diyemem. Çünkü bizim şu anda Amerika’yla dış ticaret hacmimizin
buralarda olmaması lazım. Bizim Sayın Trump döneminde de belirlediğimiz bir rakam
vardı, ‘100 milyar doları bulmalıyız’ demiştik. Ama maalesef şu anda çok çok gerilerdeyiz.”
diye yanıtladı.

Türkiye-ABD ticaret hacminin 20, 25, 30 milyar dolar olmaması gerektiğini vurgulayan
Erdoğan, “Bizim bunları aşmamız lazım.” diye konuştu.

### “Yaptırım, iki dost ülke için çok yanlış bir şey”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-ABD ilişkilerinin savunma sanayisinde de istenilen
yerde olmadığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Savunma sanayini iyi bir yere taşımamız lazım. İşte mesela bizim F-16 meselemiz
var. Biz sizden F-16 almışız. Şimdi sizden F-16 aldığımıza göre bunun gerisinin 
gelmesi lazım. Ama burada siyasi yaklaşımla karar vererek F-16 konusunda Türkiye’ye
hala bir yaptırım uygulama yoluna gitmek iki dost ülke için çok yanlış bir şey. 
En son Sayın Biden, bunu çözme noktasında bana söz verdi. Şu anda Biden’ın buna 
olumlu baktığını biliyorum. Hatta Cumhuriyetçilerle de görüşmelerimiz oldu, onlar
da buna olumlu bakacaklarını söylediler. Şimdi F-16 konusunda eğer biz Amerika’dan
istediğimiz neticeyi alamazsak ne yapacağız? Başımızın çaresine bakacağız. Siz kalkıp
da Yunanistan’a F-16 konusunda her türlü desteği vereceksiniz, orada üsler kuracaksınız
ama Türkiye gibi NATO’daki dost ülkeye ve ilk 5 içerisinde NATO’da her türlü desteği
veren ülkeye bu desteği vermeyeceksiniz. Bu durumda Türkiye’nin yapacağı iş de başının
çaresine bakmaktır. Yoksa bunun dışında bizim Amerika’yla sıkıntımız yok.”
