# Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na sert sözler

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogandan-kilicdarogluna-sert-sozler-3929h/
- Yayımlanma: 2014-10-10T14:32:00+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplu açılış töreninde son günlerde yaşanan 
olaylara değindi. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları:

“Komiserimize Allah’tan şifalar diliyorum. Az önce bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim,
hamd olsun gelişmeler iyi. Emniyet birimlerimiz bu hainlerin peşine düştü ve hainleri
ölü olarak ele geçirdi. diğer sorumluların da yakalanması için operasyonlar devam
ediyor.

Bugün aynı zamanda anlamlı bir gün. Seçimin yapıldığı günden, bugün 61’nci gün. 
10 Ağustos’ta seçimi yaptık. Şimdi 61’ncü günde bu toplu açılış ve teşekkür ziyaretimiz
gerçekleşiyor. Trabzon kendisinden bekleneni en güzel şekilde yaptı. Genel başkanlık
ve başbakanlık görevini ifa ederken 8 seçimde Trabzon bizimle olmuş bize en güçlü
desteği veren illerimizden olmuştur. Tarihimizde ilk kez halkın oylarıyla doğrudan
cumhurbaşkanı seçilirken de 9’ncu seçimlerde Trabzon yine yanımızda oldu.

**Taraf değiliz**

Yanıbaşımızda Irak’ta Suriye’de kanlı çatışmalar yaşanıyor. Bütün bu hadiseler karşısında
biz Türkiye’yi güvenli istikrarlı bir şekilde inşallah güçlendirmeye çalışıyoruz.
Bakın bugün buradan tüm ülkeme tüm milletime tüm dünyaya açık açık ifade ediyorum.
Türkiye bölgemizde yaşanan çatışmaların hiçbirinde taraf değildir. Türkiye hiçbir
mezhebin etnik kökenin yanında yada karşısında değildir. Bütün bu krizler başladığı
andan itibaren bizim tarafımız hep barış oldu, diyalog oldu. Hep insanların özgürce
ve emniyet içinde yaşamaları oldu. Suriye ve Irak’ta Arap, Kürt, Ezidi, Süryani 
hiçbir ayrım yapmıyoruz. Çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdiğimizi hep söyledik
söylüyoruz.

Fakat bizi ne ülkemizin belli bir kısmı ne de dünya ülkeleri hala anlamadı, anlamamakta
da direnenler var. Bölgedeki tüm terör örgütlerine karşı son derece ilkeli sorumlu
bir duruş sergiliyoruz. Çünkü biz ülkemizde 30 yılı aşkın bir süredir bölücü terör
örgütüne karşı, PKK’ya karşı çok insanımızı kaybettik.

**Bu bizim insani vicdani islami anlayışımızdır**

Şimdi de Irak’ta başlayıp Suriye’de palazlanan ve hala Irak ve Suriye’de terör estiren
IŞİD’e karşı da aynı tavrı sürdürüyoruz. Bunun dışındaki terör örgütleri de bizim
için tehdittir. Her türlü tedbiri aldık, alıyoruz, alacağız.Çatışmalardan kaçan 
kardeşlerimize kapılarımızı açtık. 1,5 milyonu aşkın insanı ülkemizde biz misafir
ediyoruz. Niye? Bu bizim insani vicdani islami anlayışımızdır. Biz bundan dolayı
bunları yaptık.

Onları kurşunların bombaları altında bırakamazdık. Katil, devlet terörü estiren 
Esad’ın karşısında bırakamazdık. Biz onlara ensar olmaya mecburduk ve bizde bunu
yaptık ve hala yapıyoruz. Bugüne kadar 4,5 milyar dolar harcamamız oldu. Şu anda
sadece Avrupa’da 130 bin sığınmacı var, avrupa bundan dert yanıyor. Sadece Türkiye’de
1,5 milyon sığınmacı var.

Suriye ve Irak’taki hiçbir etnik köken arasında mezhep arasında ayrım yapmıyoruz.
Terör örgütleri arasında, bu iyidir bu kötüdür gibi bir ayrıma asla ve asla gitmiyoruz.
İşte bayramın dördüncü günü Gaziantep Islahıye kampındaydım. Oradaki mültecilere
hitap ettim. Hepsine kendi ülkelerine dönmeyi söylediğim zaman orada yükselen alkış
görülmeye değerdi. Çünkü kimse kolay kolay gurbette evindeki huzuru bulamaz. Sonra
çadırları dolaştım. Orada Türkmen ve Arap kardeşlerimiz vardı. Ailece onları ziyaret
ettik ve dertleştik. Tabi onların hepsi Türkiye’ye dua ediyorlardı. Siz bizi Esad’ın
zulmünden kurtardınız diyorlardı.

**Suriye halkı bizim kardeşimiz, yönetimle sorunumuz var**

Şimdi bazı komşu ülkelerin kalkıp da Esad rejimini korumak için hala elinden geleni
yapmaları akla ziyandır. Örgüt olarak teröristler olduğu gibi devlet bazında da 
devlet terörü estireneler var. İşte bunun örneği de Suriye’dir, yönetimidir, rejimidir.
Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Ama Suriye yönetimiyle terör estirdiği için sorunumuz
var.

250 bine yakın insanı öldüren böyle bir rejime biz nasıl alkış tutabiliriz? Halkı
müslüman olan bazı ülkeler Esed rejimine sahip çıkıyorsa bunun hesabını veremezler.
Parasal destekten bahsedenler, silah mühimmattan bahsedenler bunun hesabını veremezler.
Dürüst olmaya mecburuz. Esad rejiminin kimyasal silahlarla, konvansiyonel silahlarla
insanları katletmesinin hiçbir izahı olamaz.

Ve şu anda 1,5 milyon insan bizde, 1,5 milyon Lübnan’da 1 milyon Ürdün’de… Yaklaşık
5-6 milyon Suriyeli kendi evlerinin dışında yaşıyorlar. Şimdi bakın Türkiye’nin 
bölge meseleleri karşısında ilkeli dik duruşu hem Türkiye içinde hem dünyada bazı
çevreleri ciddi biçimde rahatsız ediyor. Büyüyen Türkiye ekonomisi rahatsız ediyor.
Demokratikleşme alanında attığımız adımlar özellikle de kardeşliğimzii güçlendirecek
çözüm süreci içerde ve dışarda birilerini rahatsız ediyor.

**Gezi’de başaramadılar devam ediyorlar**

“Önce Türkiye teröre destek veriyor” diye algı operasyonu yaptılar. Türkiye ekonomisine
karşı başlattılar. Başarılı olamadılar. Kredi derecelendirme kuruluşlarını devreye
soktular. Başarılı olamayacaklar. Gezi olaylarında başaramadılar 17-25 Aralık darbe
girişimlerinde başaramadılar seçimlerde başaramadılar, şimdi de bu kirli oyunlarında
başarılı olamayacaklar.

Son bir kaç gündür yaşanan şiddet, vandallık olaylarında maalesef 31 insanımız hayatını
kaybetti. Kamu binalarına, yahu bindikleri belediye otobüslerine, kızılayın kan 
araçlarına bile saldırdılar. Türk bayraklarına bile haince saldırdılar. Atatürk’ün
büstünü kırdılar. Ana muhalefet bakıyorsunuz bunlara sahip çıkıyor.

Yine parlamentoda bir parti ne yazık ki bunlarla beraber hareket ediyor. Ana muhalefet
partisiyle bu parti tezkere olayında da beraber hareket ettiler. Tezkereye karşı
çıkanlar, şimdi Türkiye’nin Kobani’ye asker göndermesini konuşuyorlar. Biz Kobani’den
200 bin insanı içeri aldık. Onların bakımlarını üstlendik. Olay sadece Kobani mi?
Olay sadece Kobani’deki Kürt kardeşlerimiz mi? Peki Suriye’deki 250 bin insan öldürülürken,
ana muhalefet ve bu muhalefet partisi şimdi ne oldu da bunların sesi çıkıyor?

Ana muhalefetin başındaki zat Esad’ı korumak için mi bu adımı atıyor? Şimdi çıkmış
akıl veriyor, sen o aklı kendine sakla. Böyle konuşmak istemezdim bu makamda. Ama
bir cumhurun başı olarak bunları söylemek zorundayım. 
