# Erdoğan’dan Rusya ve Ukrayna ile ilgili yeni açıklama

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdogandan-rusya-ve-ukrayna-ile-ilgili-yeni-aciklama-83686h/
- Yayımlanma: 2022-04-18T22:25:47+03:00
- Yazar: Selim Soydan

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip [Erdoğan](https://www.borsatek.com/erdogandan-fahis-fiyat-aciklamasi-83613h),
partisinin genel merkezindeki “Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı”nda konuştu.

Burada yaptığı konuşmaya tüm katılımcılara davetlerine icabet ettikleri için teşekkür
ederek başlayan Erdoğan, ramazan ayının tüm insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini
Allah’tan niyaz etti.

[Koronavirüs](https://www.borsatek.com/gunluk-koronavirus-tablosu-aciklandi-18-nisan-2022-83685h)
salgını nedeniyle son iki yıldır iftar buluşmalarını gerçekleştiremediklerini anımsatan
Erdoğan, salgın şartlarının hafiflemesi sonrası büyükelçilerle bir araya gelmekten
dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Salgında hayatını kaybeden vatandaşları için büyükelçilere taziyelerini ve başsağlığı
dileklerini sunan Erdoğan, “İnsanlığın son iki yılına damga vuran bu salgın hepimize
ramazanın da temsil ettiği dayanışma, yardımlaşma, barış ve hoşgörü içinde yaşama
gibi erdemlerin önemini tekrar hatırlatmıştır. Yine bu süreçte onca gelişmişliğe
ve ekonomik refaha rağmen insani değerlere sahip çıkma hususunda ciddi eksiklerimizin
olduğunu gördük.” diye konuştu.

Uluslararası kuruluşların ve ekonomik bakımdan müreffeh ülkelerin salgın döneminde
iyi bir imtihan veremediğini belirten Erdoğan, “Bizi birbirimize yakınlaştırması,
empati duygularımızı harekete geçirmesi gereken bu salgın tam tersine toplumlar 
arasındaki uçurumları daha da derinleştirdi. Virüse karşı en etkili silahımız olan
aşının zenginler kulübü üyesi ülkelere mahsus bir ayrıcalık gibi algılanması, aşıya
henüz ulaşamamış milyarlarca insanın mevcudiyeti durumun vahametini ortaya koyuyor.”
dedi.

Türkiye olarak, vatandaşlarına birinci sınıf sağlık hizmeti sağlarken dost ve kardeş
ülkelerin salgınla mücadelelerine de destek olduklarını söyleyen Erdoğan, dayanışmanın
gücüne ve paylaşmanın bereketine inanarak ilk günden itibaren ellerindeki imkanları
tüm insanlığın istifadesine sunduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son iki yılda 160 ülkeye ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi
malzeme desteğinde bulunduk. Bugüne kadar 19 ülkeye 6,3 milyon doz aşı hibesi yaptık.
İstanbul’da düzenlediğimiz 3’üncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesinde Afrika’ya 15
milyon doz aşı yardımında bulunacağımızı açıklamıştım. 20 Şubat’tan bu yana 11 Afrika
ülkesine içinde yerli aşımız TURKOVAC’ın da olduğu toplam 4 milyon 870 bin doz aşı
hibe ettik. Aşı hibelerimizi ve tıbbi malzeme desteklerimizi inşallah devam ettireceğiz.
Rabbimden bizi ve tüm insanlığı böylesi bir musibetle bir daha karşı karşıya bırakmamasını
niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen salgının, yol açtığı acılarla beraber
tüm ülkeler için bir nefis muhasebesine vesile olmasını dileyen Erdoğan, sözlerini
şöyle sürdürdü:

“Afrikalı, Asyalı, Amerikalı, Avrupalı olmadan önce bizler birer insanız. Nerede
yaşarsak yaşayalım inancımız, kültürümüz, dilimiz, ten rengimiz ne olursa olsun 
hepimiz 8,5 milyarlık büyük insanlık ailesinin fertleriyiz. İnsanlık ailesinin üyeleri
olarak sadece birbirimize karşı değil, aynı zamanda evlatlarımıza, gelecek nesillere
karşı da sorumluyuz. Hiçbirimizin kendi fildişi kulesine çekilip diğerinin yaşadığı
sorunları, sıkıntıları, felaketleri görmezden gelme lüksü yoktur. Küreselleşmeyle
beraber birbirimize karşı yükümlülüklerimiz de artıyor. Biz unutsak, biz kabul etmeye
yanaşmasak bile yaşanan her hadise bize tüm insanlığın aynı gemide olduğunu tekrar
hatırlatıyor. Çatışmalardan ekonomik krizlere, salgından çevre felaketlerine kadar
bu acı hakikate pek çok alanda şahitlik ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak bu gerçekler ışığında mesuliyetlerini yerine
getirmenin ve krizlerde yapıcı rol oynamanın çabasında olduklarına işaret ederek,
şunları söyledi:

“Ukrayna krizinde yaşananlar, ülkemizin barışı, istikrarı, insanı ve insan hayatını
merkeze alan girişimci dış politikasının en son örneğidir. İki komşumuz arasında
başlayan çatışmalara son verebilmek adına yoğun diplomatik gayret sergiledik. Antalya
Diplomasi Forumu’nda Ukrayna ve Rusya’nın Dışişleri Bakanlarının, Dışişleri Bakanımın
da katılımıyla bir araya gelmelerini temin ettik. Ardından da tarafları yüz yüze
müzakerelerini sürdürmeleri amacıyla İstanbul’da misafir ettik. Bu görüşmeler sayesinde
taraflar somut ilerleme kaydetti ancak Buça ve İrpin’den gelen görüntüler, Kramatorsk’ta
sivillerin hedef alınması çabalarımıza gölge düşürdü.”

Tüm bu menfi gelişmelere rağmen taraflar arasında çevrim içi görüşmelerin devam 
ettiğini anımsatan Erdoğan, “Her iki tarafın da güven duyduğu ülke olarak biz de
çabalarımızı sürdürüyoruz. İstanbul süreci krizin aşılmasına yönelik gayretlerde
en muteber ve en kestirme çıkış yolu vasfını halen korumaktadır. Bunu temas halinde
olduğumuz pek çok lider de açıkça ifade ediyor. Ayrıca her iki taraf da İstanbul’daki
görüşmeleri ilerletmekten yana olduklarını belirtiyor.” dedi.

### “Dünyamız büyük bir belirsizliğe doğru sürükleniyor”

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin
ile düzenli telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini, tespitlerini, değerlendirmelerini
ve beklentilerini kendileriyle doğrudan ve samimiyetle paylaştığını belirten Erdoğan,
şunları kaydetti:

“İki lideri Türkiye’de buluşturma arzumu her fırsatta özellikle dikkatlerine getiriyorum.
Bu savaşın bir kazananı olmayacağını, hepimizin, tüm insanlığın kaybedeceğini iletiyorum.
Nitekim çatışmalar uzadıkça sadece insani kayıplar değil, ekonomik maliyetler de
artıyor. Dünyamız büyük bir belirsizliğe doğru sürükleniyor. Savaşın etkisiyle özellikle
Balkanlarda etnik ve kültürel fay hatları yeniden hareketleniyor. Acının, yıkımın
ve gözyaşının daha fazla sürmesine bigane kalamayız. Bizim kültürümüzde hayırlı 
işlerde acele edilmesi gerektiğine inanılır. İki komşumuz arasında önce ateşkesin,
ardından da kalıcı barışın tesisi insanlık adına yapılmış en hayırlı işlerden biri
olacaktır. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunması temelinde 
diyalog yoluyla barışçı bir çözüm bulunabileceğine gönülden inanıyorum. İstanbul’daki
görüşmelerden tarafların ve uluslararası toplumun mutmain olacağı bir neticenin 
alınması için çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

Ukrayna savaşının adil bir dünya düzeni kurma arayışının ne kadar isabetli olduğunu
bir kez daha gösterdiğini belirten Erdoğan, “dünya beşten büyüktür” diyerek bayraklaştırdıkları
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi reformu çabalarının öneminin anlaşıldığını 
ifade etti.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında tamamen dönemin şartlarına göre kurulmuş bir sistemi
tabulaştırmanın yanlışlığını artık herkesin gördüğünü dile getiren Erdoğan, küresel
güvenlik mimarisinin, geçmişin kazanımlarını korumak yerine günün sorunlarına çözüm
üretecek, geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde adalet ve kapsayıcılık temelinde
yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin 70 yılı aşkın süredir NATO içerisinde gereken dayanışmayı gösterdiğini,
vazgeçilmez bir müttefik olduğunu defalarca ispatladığını hatırlatan Erdoğan, mesnetsiz
iddiaların, afaki söylemlerin ve sığ değerlendirmelerin aksine Ukrayna bağlamındaki
en son gelişmelerin hem NATO ittifakının hem de ittifak içinde Türkiye’nin önemini
açıkça ortaya koyduğunun altını çizdi.

Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin, Türkiye’nin stratejik hedefi olmayı sürdürdüğünü
belirten Erdoğan, Ukrayna’daki savaşın küresel boyutlara ulaşan menfi etkilerinin,
güvenlik ve enerji başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok alanda AB için ne denli
stratejik bir konumda olduğunu gösterdiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin bazı üye ülkelerin kısır çıkarlarına teslim olmadan,
Türkiye’nin tam üyelik perspektifini esas alan somut ve anlamlı adımlar atmasını
beklediğini dile getirdi.

Ukrayna krizi devam ederken, dünyanın dört bir yanında süren diğer insani dramların
göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Yemen, Somali, Myanmar, Libya, Afganistan, Filistin ve Suriye’de milyonlarca masum
insan bir ramazan ayını daha buruk geçiriyor. Uluslararası toplumun krizleri çözme
kabiliyetini kaybediyor olmasının bedelini tüm bu coğrafyalarda çocuklar, kadınlar
ve siviller ödüyor. Tedbir alınmadığı, yardım eli uzanmadığı veya bir dilim ekmek
bulamadığı için ölen her bir masumla birlikte insanlık da ölüyor. Bizi biz kılan
kadim değerler çok ağır yara alıyor. Türkiye, 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere yaklaşık
5 milyon yerlerinden edilmiş kişiye geçici ev sahipliği yapmaktadır. Tek başına 
bırakılmış olsak da Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü ve onurlu geri dönüşleri için
elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Aynı zamanda güney sınırımızın hemen ötesinde
rejimin bombaları ve terör örgütlerinin saldırıları altında hayata tutunmaya çalışan
mazlum ve mağdurlara da sahip çıkıyoruz. Bu minvalde hem Suriye hem Irak’ın kuzeyinin
terörden arındırılması ve güvenliği için adım atmaktan çekinmiyoruz.”

### “Mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız”

Türkiye’nin, PKK/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere kaynağı kim ve neresi olursa
olsun, terörün tüm çeşitleriyle kesintisiz bir mücadele yürüttüğünü belirten Erdoğan,“
Bu mücadelemizi terörü ülkemiz, bölgemiz ve tüm insanlık için bir tehdit unsuru 
olmaktan çıkarana kadar sürdürmekte kararlıyız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Terör örgütlerine özellikle finans temin eden kaynakların kesilmesi noktasında,
tüm dostlarımızın güçlü desteğini beklediğimizi burada ifade etmek istiyorum. Aynı
şekilde teröristlerin ve Neonazi örgütlerin demokratik sistemi istismar etmesinin
de önüne geçilmelidir. Bilhassa İslam ve yabancı düşmanı grupların ifade hürriyetlerini
ve toplanma özgürlüğünü Müslümanların inançlarına, kutsallarına, ibadethanelerine
hakaret ve saldırı vasıtası olarak kullanmasına fırsat verilmemelidir. İşte son 
olarak Mescid-i Aksa’da yapılanları gördünüz, gördük, görüyoruz. Ve bu bizler için
gerçekten bir üzüntü kaynağıdır. Bunu yaşamak asla istemiyoruz. Ve bu konuda Sayın
Cumhurbaşkanı ile de bunları Türkiye ziyaretinde konuşmuştum. Bundan sonraki süreçte
temenni ederim ki bunları bir daha yaşamayız.”

“Yakın çevremizde bir barış ve istikrar kuşağının oluşmasına katkı sunacak her türlü
normalleşme adımını destekliyoruz.” diyen Erdoğan, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta istikrarın
sağlanmasına öncelik verdiklerini; adil, gerçekçi ve sürdürülebilir bir çözüm için
çaba harcadıklarını söyledi.

### “Tüm Asya kıtası ile ilişkilerimizi geliştiriyoruz”

İşgal edilmiş Azerbaycan topraklarının kurtarılmasıyla, bölgede barış adına önemli
bir fırsatın yakalandığına işaret eden Erdoğan, “Bu fırsatın heba edilmemesi için
komşumuz Ermenistan ile normalleşme sürecimizi samimiyetle sürdürüyoruz. Tarihi,
kültürel ve beşeri bağlarımızın olduğu Balkanlar’da yeni gerilimlerin önüne geçilmesi
ve istikrarın muhafazası için gayret sarf ediyoruz.” dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail başta olmak üzere Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerde
yakalanan ivmeyi korumakta kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan, “Ümmetin kanayan
yarası olan Filistin davasına sahip çıkmaya, Filistinli kardeşlerimizi tüm imkanlarımızla
desteklemeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlk kıblemiz Mescid-i Aksa ve Kudüs-ü Şerif konusundaki hassasiyetimiz tüm dünyanın
malumudur. Son günlerde yaşanan olaylarla ilgili olarak dün Filistin Devlet Başkanı
Mahmud Abbas’la ve BM Genel Sekreteri Sayın Guterres ile birer telefon görüşmesi
gerçekleştirdim. ‘Harem-i Şerif’in mahremiyetine yönelik saldırıları lanetlediğimizi,
Müslümanların ibadet hakkının engellenmesine yönelik girişimleri kabul etmediğimizi’
açıkça dile getirdim. ‘Gerilimin daha fazla tırmanmaması ve üzücü olayların yaşanmaması
için üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu’ ifade ettim. Öte yandan ABD ile 
tesis ettiğimiz stratejik mekanizmanın işlevsel hale gelmesinden de memnunuz. Yeniden
Asya girişimimiz çerçevesinde en batıdaki Asyalı ülke olarak, tüm Asya kıtası ile
ilişkilerimizi geliştiriyoruz.”

### “Yeni köprüler kurmanın gayretindeyiz”

Türkiye’nin, Afrika ve Latin Amerika açılımlarının hız kesmeden devam ettiğinin 
altını çizen Erdoğan, “Toplam 253 dış misyonumuzla dünyanın tamamıyla aramızda yeni
köprüler kurmanın gayretindeyiz. Türkiye’deki mukim temsilcilik sayısının 294’e 
ulaşması da gayretlerimizin karşılıksız kalmadığını gösteriyor. İnşallah ‘kazan 
kazan’ ve ‘eşit ortaklık’ temelinde tüm ülkelerle iş birliğimizi ilerletmeye devam
edeceğiz.” dedi.

Daha adil, yaşanabilir ve huzurlu bir dünyanın ancak karşılıklı anlayış ve dayanışmayla
inşa edilebileceğine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bunun için farklılıklarımız yerine ortak noktalarımıza odaklanmalı, bir arada barış
içinde yaşamanın, iş birliğimizi geliştirmenin yollarını aramalıyız. Popülizmi, 
İslam düşmanlığını, ırk, dil, din ayrımcılığını bir tarafa bırakmalı, her alanda
ve seviyede adaletin gücünü hakim kılmalıyız. Bunu başardığımızda pek çok çetrefil
sorunumuzun da hal yoluna girdiğini göreceğimize inanıyorum. Bu vesileyle 15 Mart
gününün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İslamofobi ile Mücadele Uluslararası
Günü ilan edilmesine katkı veren tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum.”

Büyükelçilere, “Soframıza misafir olduğunuz, ramazan hissiyatımızı bizimle paylaştığınız
için sizlere şükranlarımızı sunuyorum.” diyen Erdoğan, ramazanın, başta mazlum ve
mağdurlar olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilerden, ülkelerine ve halklarına en kalbi selamlarını
iletmelerini istedi.

İftara, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey 
Yerhov ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar da katıldı.
