# Erdoğan’ın damadına göre dolar yükselecek

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdoganin-damadina-gore-dolar-yukselecek-5398h/
- Yayımlanma: 2015-03-09T13:03:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı ve Sabah gazetesi yazarı Berat Albayrak, dolardaki
yükselişin tek nedeni olmadığını ve yükselişin devam edeceğini yazdı.

Dolardaki hızlı yükselişin Merkez Bankası ile hükümet arasındaki faize bakış farklılığı
ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı algısının bozulmasından kaynaklandığını ileri
süren çok sayıdaki açıklamaya karşın Albayrak, bunun tek nedene bağlanamaycağını,
dışsal faktörlerin daha etkin olduğunu ileri sürdü. Berat Albayrak’ın Sabah gazetesinde
yer alan yazısı şu şekilde:

Ekonomide son dönem enteresan gelişmelere şahit oluyoruz. Özellikle son yaşananlar
seçim süreciyle ilişkilendirildiğinde insanın aklına farklı düşünceler geliyor. 
Batı medyasında ekonomi ve siyasetin iç içe geçtiği gayet enteresan makaleler yayınlanıyor.

Türkiye’nin bölgede attığı yeni adımlara ve ekonomik büyüme söylemine enteresan 
atıflarda bulunularak pesimist bir hava oluşturulmaya çalışılıyor. Borsa ve TL üzerinde
bazı senaryolar çalışıldığı konuşulan konular arasında. Bu çevreler tarafından seçim
ve sonrasıyla ilgili farklı hesaplar yapılıyor. Birileri hesap etmeye devam etsin,
muhakkak başka yerlerde başka hesaplar da yapılıyordur.

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen Suudi Arabistan ziyareti, önümüzdeki günlerde bölgede
gerçekleşecek olan seçimler ve sonrası ortaya çıkacak diğer gelişmeler değişmesi
muhtemel bölgesel iklim konusunda bazı ipuçları veriyor. İstikrarlı ve güvenilir
yapısıyla seçim sonrası Türkiye artık daha güçlü bir duruşla bölgenin güvenliği 
için daha fazla efor sergileyecektir.

Bu da beraberinde bölgenin ekonomik ve siyasi yakın geleceği açısından daha umutlu
bir bakış açısını ortaya koymaktadır.

Seçim dönemlerinde bile sıkı mali politikalarından taviz vermeyen, uyguladığı bütçe
disipliniyle AB ülkeleri tarafından örnek gösterilen, düşük borç stokuyla, %65’ten%
75’e çıkan ihracatın ithalatı karşılama oranına bağlı her geçen gün daha da iyileşen
cari dengesiyle, tüm bu kur oynaklığına rağmen ülke risk priminin (CDS) sağlam pozisyonunu
korumasıyla, dünyada ekonomik olarak pozitif ayrışan nadir ülkelerden biri Türkiye.

Ama birilerinin kargaları tekrar kılavuz yapmasını, 90’ların artık demode olmuş 
siyasi vaatleri ile ekonomik tuzaklarına son umut diye ümit bağlamasını tebessüm
ederek takip ediyoruz. Bu siyasi iktidarın başarısının arkasındaki en büyük nedenlerden
biri de, bugüne kadar millete verdiği sözleri yerine getirmiş olması ve bunun sonucu
oluşturduğu güven ve inandırıcılıktır. Bundan dolayı da halk nezdindeki desteği 
kurulduğu günden bu yana artarak devam etmektedir.

Burada iktidar partisinin tüm paydaşlarına düşen görev, yurtiçi ve yurtdışından 
gelebilecek hiçbir manipülasyona ve yanlış yönlendirmeye kapılmadan, millet merkezli
siyaset ve hizmet anlayışını ilk günkü gibi el üstünde tutmaya devam etmektir. Bunun
neticesine de, ancak sabırla ve çok çalışarak ama muhakkak ulaşacaktır.

Not: Kurun parite etkisi göz ardı edilerek dolar üzerinden yapılan kriz yorumlarını
sadece ibretle izliyoruz. Nitekim yaklaşık bir yıl önceki gibi bugün de 2.84 civarında
olan Euro’nun, paritenin son 1 yılda 1.40’lardan bugün 1.08’lere düşmesi dolardaki
2.10 ve 2.64 arasındaki ilişkiyi kolayca açıklıyor.

Dolayısıyla uluslararası piyasalarda değerlenen ve önümüzdeki dönemde de kuvvetle
muhtemel değer kazanmaya devam edecek olan dolara bu dikkatle bakmaya devam etmek
gerek. Ancak burada esas önemli konu bu süreçte parite etkisinden ayrı ocak ayı 
sonundan itibaren sepet özelinde dolar kurunu yukarı taşıma yönlü davranışlar.

Bunu ayrıca not etmek gerekiyor. Çünkü son günlerde vadeli işlemlerde özellikle 
bazı oyuncuların daha aktif hatta piyasa kapalıyken hacimli işlem yapmaya başlaması
ne kadar spot kuru etkilemeye yönelik olduğu düşüncesini akla getiriyor. Yakından
takip etmeye devam edeceğiz.

Ayrıca bu süreçlerde tek ve standart bir politika uygulanması gerektiğini iddia 
etmek kesinlikle doğru değil. Nitekim son dönemde Brezilya’nın yaptığı faiz artışlarına
rağmen Real son iki ayda ciddi değer kaybederken, Hindistan’ın iki aydır faiz indirmesine
rağmen Rupi’nin Dolar karşısında değer kazanması bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Sonuç olarak yurtiçi ve yurtdışı ekonomi ve finans çevrelerinin bilmesi gereken 
en önemli nokta şu ki: Türkiye, 12 yıldır zorlu mücadelelerle elde ettiği kazanımlardan
barış sürecine kadar, oluşturduğu güçlü zeminle geçtiğimiz 12 yılda başardıklarından
daha fazlasını önümüzdeki dönemde başarabilecek noktadadır. Ve bundan da en çok 
farklı ajandası olmayan herkes kazan-kazan çerçevesinde nasiplenecektir.
