# Erdoğan’ın MİT tasarrufu mahkemeden döndü

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdoganin-mit-tasarrufu-mahkemeden-dondu-1318h/
- Yayımlanma: 2014-02-14T19:19:00+02:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Ankara 12. İdare Mahkemesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, yazar Mehmet Altan’ın
telefonlarını takma isimle dinleyen Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensupları 
hakkında soruşturma izni vermemesine ilişkin kararını iptal etti. 

Mehmet Altan, kendisine ait ait telefonların, MİT İstanbul Bölge Başkanlığınca düzenlenen
ve MİT Müsteşarlığı adına onaylanan yazılar ile başka şahıslara aitmiş gibi gösterilmek
suretiyle İstanbul’da bulunan ağır ceza mahkemelerinden alınan teknik takip kararlarına
istinaden dinlenmesi nedeniyle, MİT mensupları hakkında, “resmi evrakta sahtecilik”,“
haberleşme ve özel yaşamın gizliliğini ihlal” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarından
soruşturma izni verilmesi isteminin reddine ilişkin 7 Mayıs 2013 tarihli işlemin
iptali istemiyle dava açtı. 

Davaya bakan Ankara 12. İdare Mahkemesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın soruşturma
izni vermemesine ilişkin işlemini oy birliğiyle iptal etti. 

**Görevi gereği vermeliydi**

Mahkemenin kararında, kanun koyucu tarafından 2005 tarihinde getirilen düzenlemeyle
MİT mensuplarının iletişimin takibi, kayda alınması sırasında kanun tarafından ortaya
konan usule uymaması halinin soruşturulmasının da Başbakanın iznine tabi konular
içine dahil edildiği hatırlatıldı. 

Başbakan tarafından bu yetki kullanılırken hakkında soruşturma izni istenilen kişilerle
ilgili iddiaların ciddi ve somut delillere dayanması halinde soruşturma izni vermesinin
görevinin gereği olduğu vurgulanan kararda, isnat ve iddialarda ceza hukuku bakımından
suç teşkil edecek bilgi ve belge bulunmaması halinde soruşturmaya izin vermeyeceğinin
de açık olduğu aktarıldı.

Kararda, Başbakan’a kanun koyucu tarafından verilen bu yetkinin kamu yararı ve hizmet
gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının denetiminin de Anayasa tarafından
idari yargıya verilmiş bir yetki ve görev olduğuna işaret edildi. 

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Taraf gazetesi yazarı davacı
tarafından yapılan, “15 Şubat 2012’de kendisine ait telefonların MİT İstanbul Bölge
Başkanlığı’nın tanzim ettiği sahte belgelerle sahte isimlerle başkasına aitmiş gibi
gösterilerek ağır ceza mahkemelerinden dinleme kararlarına istinaden hukuka aykırı
dinlenildiğine” dair suç duyurusu üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
Başbakanlıktan soruşturma izni istenildiği hatırlatıldı. İzin talebine ilişkin hususlarda
MİT Teftiş Kurulu Başkanlığınca yapılan inceleme sonucunda tanzim edilen 10 Ocak
2013 tarihli raporda, “soruşturma izni verilmemesinin uygun olacağı” yönünde getirilen
teklif doğrultusunda  Başbakanlıkça dava konusu işlemle soruşturma izni verilmediği
belirtildi. 

Kararda, “Dinleme kararları alınırken davacının gerçek ismi yerine Pastör’, ‘Quaranddin
FATIMİ’ isimlerinin verildiği, davacının gerçek isminin talep başvurularında yer
almadığı, dinleme kararı veren hakimlerin de bu isimler ve gerekçeler çerçevesinde
dinleme kararlarını verdiği anlaşılmaktadır” denildi.

**“Kimliği açıkca ortaya konmalı”**

İletişim tespiti, sinyal bilgisi değerlendirme ve kayda alınabilme için yetkili 
hakimden karar alınmasının gereklilik olduğuna değinilen kararda,  şu tespitler 
yapıldı:

“Dinleme kararı talep edildikten sonra, devletin bölünmez bütünlüğüne, demokratik
hukuk devletine yönelik ciddi bir tehlikenin varlığı, devlet güvenliğinin sağlanması,
casusluk faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, devlet sırrının ifşasının tespiti ve
terörist faaliyetlerin önlenmesi için gerekli olup olmadığı yetkili hakim tarafından
değerlendirileceği, bu değerlendirme yapılırken de hakkında tedbir uygulanacak kişinin
kimliğinin, iletişim aracının türünün, kullanılan  telefon numaralarının  ortaya
konulacağı, hakim  kararında  da  kişinin  kimliği, telefon numaraları, tedbirin
türü, kapsamı ve süresi ile tedbire başvurulmasını gerektiren nedenlerin yer alacağı,
mevzuatta öngörülen değerlendirmenin hakim tarafından sağlıklı yapılabilmesi için
bu değerlendirmeyi mümkün kılan donelerin hakime sunulmasının gerektiği açıktır.
Dinleme yapılacak kişinin kimliğinin ve dinlemenin amacının açıkça ortaya konulmamasının,
kanunda hakime verilen değerlendirme yetkisini ortadan kaldıracağından, Kanunun 
amir hükmü uyarınca dinleme kararı talep edilirken dinlenecek kişi, dinleme amacı
vesaire gibi konularda dinleme talep eden görevlilerin elindeki tüm bilgilerin hakime
verilmesi gerekmektedir.”

**“Yönetmelik kanuna aykırı olamaz”**

Kanunları uygulamak için yürürlüğe konulan yönetmelik hükümlerinin üst hukuk normlarına
aykırı olamayacağı vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi:

“Kaldı ki gizli faaliyet usul, prensip ve tekniklerin MİT faaliyetleri sırasında
kullanılabilecek olmasının, hakim kararı için gerekli bilgilerin hakime verilmemesine
dayanak oluşturamayacağı, gizli faaliyet usul ve teknikleri MİT tarafından istihbari
faaliyetlerde kullanılabilirse de bu yetkinin Anayasa ile ‘Türk milleti adına’ yargılama
faaliyetinde bulunma yetki ve görevi verilen ve kuvvetler ayrılığı ilkesi uyarınca
devleti oluşturan üç erkten birini teşkil eden yargıya ve yargıca karşı  kullanılmasının
hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, aksi bir düşüncenin, MİT tarafından yargıçların
manipüle edilerek her türlü dinlemenin yapılabilmesi ve soruşturma izni verilmemesi
suretiyle de hukuksuzluğa yargı bağışıklığı sağlanarak dokunulmazlık zırhına büründürülmesi
anlamına gelir ki bu durumun Anayasamızda yer alan temel ilkelerden hukuk devleti,
demokrasi, temel hak ve hürriyetlerin yargı eliyle etkin korunması ilkelerine aykırılık
oluşturacağı tartışmasızdır.

Bu durumda, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden,
ilgili yasa hükümleri uyarınca, iletişimin kayıt ve tespiti için tüm bilgilerin 
ilgili hakime verilmesi gerekirken kod adlar kullanılması suretiyle hakim tarafından
bu konuda yapılacak değerlendirmenin ortadan kaldırıldığı, telefon dinlemenin, haberleşme
özgürlüğünü ve özel yaşamın gizliliğinin ihlal ettiği göz önüne alındığında, davacıya
ait telefonların, Milli İstihbarat Teşkilatı İstanbul Bölge Başkanlığınca düzenlenen
ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı adına onaylanan yazılar ile başka şahıslara
aitmiş gibi gösterilmek suretiyle İstanbul’da bulunan ağır ceza mahkemelerinden 
alınan teknik takip kararlarına istinaden dinlenmesi nedeniyle, bu olayla ilgili‘
resmi evrakta sahtecilik’, ‘haberleşme ve özel yaşamın gizliliğini ihlal’ ve ‘görevi
kötüye kullanma’ suçlarından dolayı Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları hakkında
soruşturma izni verilmesi gerekirken, ilgililer hakkında soruşturma izni verilmemesine
ilişkin dava konusu Başbakanlık işleminde yukarıda yer verilen Yasa hükümlerine 
ve hukuka uyarlık görülmemiştir.”

Davalı Başbakanlığın kararı temyiz hakkı bulunuyor. Temyiz istemini Danıştay görüşecek.
