# Erdoğan’ın politikaları TL’yi sabit tutabilecek mi?

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdoganin-politikalari-tlyi-sabit-tutabilecek-mi-80858h/
- Yayımlanma: 2022-02-21T17:16:03+03:00
- Yazar: Selim Soydan

İngiliz gazete Financial Times, ‘Erdoğan’ın lirayı sabit tutma kumarı’ başlıklı 
yazısında, Türkiye’de kur korumalı mevduat gibi önlemlerle birlikte uygulanan yeni
ekonomi politikasıyla Türk lirasının nasıl sabit tutulmaya çalışıldığı anlatıldı.

[Sözcü](https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/financial-timestan-5-soru-erdoganin-politikalari-tlyi-sabit-tutabilecek-mi-6965415/)‘
nün haberine göre Laura Pitel imzalı makalede, analistlerin Cumhurbaşkanı Recep 
Tayyip Erdoğan’ın alışılmadık ekonomi politikası konusunda şüpheci olduğu belirtildi.

Financial Times’da bugün yayınlanan makale, Türk lirasında son iki aydır gerçekleşen
stabil seyrin merkez bankasının milyarlarca dolarlık arka kapı müdahalesi de dahil
olmak üzere acil durum önlemleri ile mümkün olduğu belirtildi.

Siyasi analistlerin de görüşlerine yer verilen yazıda [Erdoğan](https://www.borsatek.com/son-ankette-secmenden-erdogana-kotu-haber-80775h)’
ın seçimlere kadar istikrara ihtiyacı olduğu belirtildi. Londra merkezli danışmanlık
şirketi GPW’nin Türkiye masası başkanı Alp Çoker, “Kampanya dönemine kadar işleri
sabit tutmak Erdoğan’ın ihtiyacı olan tek şey olabilir. Kısa vadeli çözümler politik
olarak işe yarayabilir” diye konuştu.

Makalede ‘Erdoğan’ın lirayı sabit tutup tutamayacağı ise 5 sorunun yanıtına bağlı.

### FT’nin konuyla ilgili sorduğu 5 soru ve bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

“Türk makamları, ülke dışına döviz çıkmasına neden olan ve lira üzerinde baskı yaratan
ihracat ve ithalat arasındaki kronik dengesizliği fazlaya çevirme üzerine kumar 
oynuyor.

Ayrıca ülkenin bu yaz güçlü turizm gelirlerine ihtiyacı var. Ukrayna ile Rusya arasındaki
gerilim de büyük bir risk oluşturuyor. Olası bir çatışma, Türkiye’nin ithalat faturasının
önemli bir bileşeni olan enerji fiyatlarında da keskin bir artışa neden olabilir.

Washington merkezli Uluslararası Finans Enstitüsü’nden Uğraş Ülkü, sınırlı ithalat
ve artan ihracat ve turizm sayesinde Türkiye’nin bu yıl 4 milyar dolar fazla vereceğini
tahmin ediyor.

Ancak bu politikanın iç talepte azalma gerektirmesi Erdoğan’ın arzu etmeyeceği bir
durum.

Türkler, çalkantı zamanlarında birikimlerini genellikle dolar, euro ve değerli madenlerde
tutmayı tercih ediyor. Bu dolarizasyon olarak bilinen ve lira üzerinde baskı kaynağı
olan bir fenomen.

Merkez Bankası verilerine göre, geçen yılın sonunda bankacılık sistemindeki tüm 
mevduatın yüzde 64’ü döviz veya kıymetli madenlerden oluşuyordu. Kur korumalı mevduatla
birlikte bu oran az da olsa düştü.

Enflasyon önümüzdeki aylarda yüzde 50’nin üzerine çıkarsa ve yılın büyük bölümünde
bu seviyede kalırsa bu eğilim devam edecek mi? Fransız bankası Société Générale’de
gelişen piyasalar araştırmacısı Phoenix Kalen, “TL mevduatlarının artmasını bekliyorum,
ancak enflasyon çok yüksek olmaya devam ettikçe TL’nin mevduatlar içindeki payı 
önümüzdeki aylarda yine azalacak” dedi.

Şubat ortasında ortalama mevduat faizi oranları yüzde 17’de seyrederken, enflasyon
hesaba katıldığında tasarruf sahiplerinin parasının değeri hâlâ ciddi bir erimeyle
karşı karşıya. Hükümet enflasyonun gelecek yıl tek haneli rakamlara düşeceğini tahmin
ederken, Kalen hükümetin enflasyon tahmininin büyük ölçüde aşılabileceği görüşünde.

Erdoğan, “yeni ekonomik modelin” ülkeye döviz getirecek doğrudan yabancı yatırımları
çekeceğini savunuyor. Ancak geleneksel olarak Türkiye’nin en güçlü doğrudan yabancı
yatırım kaynağı olan batılı yatırımcılar bile ülkenin ekonomik yönetimi ve hukukun
üstünlüğü ile ilgili endişeler nedeniyle gelmekte tereddüt ediyor.

Bununla birlikte, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yakın zamanda yaşanan bir 
diplomatik yakınlaşma, Körfez ülkesinden 10 milyar dolarlık bir yatırım vaadiyle
birlikte geldi. Geçen ay BAE, Türkiye ile ülkenin merkez bankasının brüt rezervlerini
güçlendiren 5 milyar dolarlık bir takas anlaşması imzalamıştı.

Ankara; Suudi Arabistan, İsrail ve Ermenistan da dahil olmak üzere diğer bölge ülkeleri
ile yumuşama yönünde bir hamlenin ticaret ve yatırıma daha fazla destek sağlayacağını
umuyor.

Türkiye, küresel hisse senedi ve tahvil piyasalarındaki dalgalanmalardan bir yere
kadar korundu. Ancak bankalar ve kurumsal sektör hâlâ dış finansmana bağımlı. Ülkenin
önümüzdeki 12 ayda vadesi gelecek 170 milyar dolara yakın dış borcu var.

Koç Üniversitesi iktisat bölümünden Profesör Selva Demiralp, “ABD Merkez Bankası
gelecek ay faiz oranlarını yükseltmeye başlarsa bu durum borçları çevirmenin zorluklarını
artıracaktır” dedi. Demiralp, şirketlerin ve bankaların dış borcu uzatmak yerine
geri ödemek zorunda kalmasının döviz talebi yaratacağını ve TL üzerinde yeniden 
baskı oluşturacağını belirtti.

Liradaki son istikrarın bir kısmı, TL’yi desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği dolar
satışı sayesinde oldu.

Türkiye’nin brüt rezervleri son haftalarda belirgin bir iyileşme gösterse de SWAP
hariç net rezervler hâlâ ekside. Bu rezervler Goldman Sachs’a göre 16 Şubat’ta yaklaşık
eksi 50 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu da daha fazla müdahale için sınırlı
ateş gücü anlamına geliyor.

Eğer cari fazla ve dolarizasyon çözülürse merkez bankasının müdahale için gereken
stok artabilir. Ancak bu durum gerçekleşmezse merkez bankasının müdahale araçları
oldukça sınırlı kalacak.”
