# Erdoğan’ın sözcüsü, Kaşıkçı cinayetinde topu yargıya attı

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/erdoganin-sozcusu-kasikci-cinayetinde-topu-yargiya-atti-86698h/
- Yayımlanma: 2022-06-26T21:46:04+03:00
- Yazar: Murat Ali Oral

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cemal Kaşıkçı cinayeti davasının düşürülmesine
ilişkin olarak, “Bazen hukukun verdiği bazı kararlar kamu vicdanını rahatlatmayabilir.
Neticede mahkemenin verdiği karara hukuken saygı duymak zorundayız.” dedi. 

Gazeteci Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın İstanbul konsolosluğunda Suudi ajanlar
tarafından katledilmiş, katledilme gayri resmi olarak basına servis edilmiş ve açılan
davalar iki ülke arasında son aylarda yaşanan yakınlaşma sonrası başka bir yöne 
evrilmişti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Habertürk TV’de Kübra Par’ın Açık ve Net 
programında gazeteciler Aslı Aydıntaşbaş ve Gürkan Zengin ile birlikte başta dış
politika olmak üzere gündemdeki soruları yanıtladı.

Kalın’ın sorulara verdiği yanıtlar şöyle: 

“İki düzeyde cevaplamak isterim. Bir teknik olarak Kaşıkçı davası ikincisi genel
çerçeve. Uluslararası ilişkilerde daralmalar ve genişlemeler olur. Bizim Mısır, 
Ermenistan, Suudi Arabistan’la normalleşme döneminden geçiyoruz. Uluslararası ilişkilerde
ezeli ve ebedi düşmanlık husumet olmaz. Barış yaparsınız yolunuza devam edersiniz.
Suudi Arabistan’la Kaşıkçı cinayetine kadar çok ciddi sorunlarımız yoktu. Bir iki
yerde görüş ayrılıklarımız vardı. Kaşıkçı cinayeti büyük bir travma yarattı. Ülkemizde
bu şekilde yapılmış olması. Türkiye o dönemde üzerine düşeni fazlası ile yaptığını
düşünüyorum. Duyurulması ve dünyada gündem olması. Daha sonra hukuki bir süreç başladı.

Bu hadiseden dolayı Suudi Arabistan’la ilişkilerimiz ciddi yara aldı. Türkiye Cumhuriyeti
topraklarında böyle bir cinayete kurban gitmesi es geçilecek, üzeri örtülecek bir
şey değildi. Trump açıktan çıkıp ‘Bu konu bizim için bir sorun değildir’ mealinde
konuştu. Avrupa’da benzer çıkışlar oldu. Bir zaman sonra geriye çekildiler. Hukuki
süreçle ilgili birkaç aşamalı süreç yaşandı.

Adli süreçlerde ilgili makamların birbiriyle konuşması gerekiyordu. Sonuçta bir 
başka ülkenin vatandaşıyla ilgili bir iddianame ortaya koyuyorsunuz. Burada bir 
sürü hukuki olarak teknik var. 6706 sayılı Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu işletildi.
Bizim bir vatandaşımız falanca ülkede uyuşturucu suçundan idama mahkum ediliyor 
mesela. Bununla ilgili girişimde bulunuyoruz. ‘Mümkünse imkan olmasın, gelsin Türkiye’de
cezasını çeksin’ gibi. Bazen hukukun verdiği bazı kararlar kamu vicdanını rahatlatmayabilir.
Neticede mahkemenin verdiği karara hukuken saygı duymak zorundayız. Siyaseten ve
vicdanen yeterli bulmayabilirsiniz.”

### “Siyasi olarak bu mesele asla kabul edilebilir bir şey değil”

Bir başka ülkenin vatandaşlarının yargılanması sözkonusu burada. O kişilerle ilgili
Suudi Arabistan’da bir hukuki süreç oldu. Dediğim gibi bizim vicdanımızı rahatlatmayabilir.
Hukuki açıdan baktığımızda 6076 uygulandı. Başka ülkeler de başka türlü girişimler
de yapabilirdi. Bir iki yerde bireysel davalar açıldı. ABD’de başka yerlerde. Bizim
bu davalara dahlimiz sözkonusu olmaz. Ailesinin bir dava süreci olmadı Cemal Kaşıkçı’nın.
Katılalım, katılmayalım bir hukuki süreç işletildi. Bir başka ülkenin vatandaşların
yargılanması sözkonusuydu. Bununla ilgili adli işlem yapıldı, orada 16 kişiyle ilgili
mahkeme yapıldı ve cezalar verildi. Dolayısıyla hukuki olarak baktığımızda bu tarafı
ihmal etmek lazım. Siyasi olarak bu mesele asla kabul edilebilir bir şey değil. 
Türkiye sert tepki verdi, üzerine düşeni yaptı. Kemal Bey’in ‘üç beş kuruş yapıldı’
ifadesi gerçekten sakil ifade. Son tahlilde Suudi Arabistan bölgenin önemli aktöre.
Bu olaya kadar bizim belli konularda görüş ihtilaflarımız olsa bile, böyle bir çatışma
dönemine girmedik. Zaman zaman görüş ayrılıkları elbette olabilir ama ülkemizin 
çıkarlarını da düşünmek zorundayız. Türkiye’nin konumu, bölge ile ilişkileri, Suudi
Arabistan ilişkilerini büyük fotoğrafı görmek zorundayız. Husumetle yönetemezsiniz
dış politikaya.

### “Son tahlilde biz de bu davanın mağduru olduk”

Onlar diyorlar ki, ‘biz hukuki süreç işlettik, mahkemeye çıkarttık, şu cezalara 
çarptırdık’. Bir başka ülke Türkiye’deki bir grup Türk vatandaşı için böyle bir 
mahkeme kursa, yargılamaya kalksa Türkiye Cumhuriyeti haklı, haksız o vatandaşlarını
mahkeme vermez. ‘Beğen beğenme ben burada yargıladım’ der. ABD, İngiltere hangi 
vatandaşını başka ülkede yargılanmasına müsaade eder. Çok istisnalar dışında. Olağanüstü
savaş suçları vs. vardır. Dolayısıyla burada böyle bir şey oldu. Keşke bu olay hiç
yaşanmasaydı. Sadece bizim topraklarımızda değil herhangi yerde yaşanmasaydı. Son
tahlilde biz de bu davanın mağduru olduk.

Değerli yalnızlık ifadesi o dönem çok yanlış anlaşıldı. Belki benim hatam; daha 
farklı, net ifade etmeliydim. Değerli kısmı değerli, yalnızlık ismi tek başınalığı
ifade eden bir şeydi. Onu Türkiye yalnızlaştı diye çekenler oldu. Türkiye hiçbir
zaman yalnız olmadı. Türkiye’nin Afrika, Uzakdoğu, latin Amerika’da Türkiye’nin 
politikaları, duruşu herzaman takdir topladı. Cumhurbaşkanımızın çizdiği adil, vicdanlı,
merhametli lider profili bugün tam buna oturduğu için dünyanın neresine giderseniz
gidin, herhangi bir Türk vatandaşı oralara gittiğinde, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait
şahıs, kurum, marka itibar görüyorsa bu duruşun, perspektifin, derinliğin tezahürüdür,
yansımasıdır. Türkiye bundan bir şey kaybetmedi. İsrail’le normalleşme süreci başladı
Türkiye Filistin davasından vaz mı geçiyor? Değil tabii ki.

### “Ülkemizin çıkarlarını, konumunu düşünmek zorundayız”

Dış politikada sıfır toplamlı oyunlar olmaz. Son tahlilde biz sıfır toplamlı bir
oyun olmaktan ziyade, 360 derece perspektifinden dış politikaya bakabilmenin mümkün
olduğunu söyledik. Biz Filistin’in işgaline baştan beri karşıyız, karşı olduğumuzu
söylüyoruz. İsrail’de saatlerce ben konuştum. ‘Pozisyonumuz bu, ne Kudüs’ü işgal
etmenizi tanıyoruz ne Filistin halkına yaptıklarınızı tanıyoruz’ dedim. Ramallah’ta
sayın Mahmud Abbas’ı ziyaret ettiğimde. Orası rahmetli Arafat’ın fiili hapishane
yaşadığı yerdir. Rahmetli Arafat’ın oturduğu odada sayın Abbas’la görüştük. Abbas‘
sizin İsrail ile ilişkileri düzeltmeniz bizim faydamıza’ dedi. Ermenistan’la neden
1992’de kapıları kapattık? Karabağ’ın işgalinden dolayı. Şimdi şartlar değişti. 
Azerbaycan-Türkiye bir araya geldi, Karabağ özgürlüğüne kavuştu, Ermenistan’la normalleşme
sürecini başlattık. Azerbaycan ve Türkiye’nin güçbirliği ile sorun ortadan kalktı.
Şu anda Ermenistan’la hızlı bir normalleşme süreci yaşıyoruz. Sorunları çözerek 
ilerlemek zorundasınız. 3 yıl boyunca Suudi Arabistan’la ilişki kurmadık. İsrail’le,
ne zaman Filistin halkına saldırı olsa sesimizi yükselttik, büyükelçimizi çektik.
Hepsindeki temel ilke hakkı, hukuku gözetmek. Ülkemizin çıkarlarını, konumunu düşünmek
zorundayız. Türkiye’nin güçlü olması mazlum halkların davalarında olmazsa olmaz 
şarttır. Türkiye’nin siyasi, ekonomik, jeopolitik olarak sıkıştırıldığı, zayıflaştırıldığı
dönemde Türkiye’nin buralara olumlu etki etme şanşı nedir?

Somali’ye gittiğimizde dünyanın Somali diye bir sorunu yoktu. Oraya giderken risk
aldık. Orada devam eden savaşın ortasında, terörle mücadelenin bir ülkeyi bitirdiği,
uluslararası konjonktürün Somali’yi teröre mahkum ettiği bir dönemde, biz tırnak
içinde hiç üzerimize vazife olmayan şekilde Somali’ye çıkarma yaptık. Bakın Somali
nerelere geldi. Filistinli bunu söylüyor; İsrail ile normalleşmenizi en çok biz 
istiyoruz diye. Biz Kudüs’te, Gazze’de, Ramallah’ta olmadığımızda o insanların hakkını
kim savunacak?
