# Ev almak isteyene alternatif modeller geliyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/ev-almak-isteyene-alternatif-modeller-geliyor-14569h/
- Yayımlanma: 2016-08-29T11:37:14+03:00
- Yazar: Haber Merkezi

Reklam

 [ ⌊Stablex Kare Banner⌉ ](https://track.adform.net/C/?bn=91045298;gdpr=${GDPR};gdpr_consent=${GDPR_CONSENT_50})

Hükümetin tasarrufların artırılmasına yönelik çalışmaları kapsamında, konut edindirmede
alternatif model arayışına giren Türk bankacılık sektörü, Almanya’dan dünyaya yayılan
ve özellikle alt gelir grubunu hedefleyen “Yapı Tasarrufları Sandığı’nı” mercek 
altına aldı.

Öneri üzerine yeniden Türkiye’nin gündemine giren Yapı Tasarrufları Sandığı modeli
ile ilgili çalışmalar Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Çalışma Grubu bünyesinde devam
ederken, ilgili bakanlıklar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da (BDDK)
yasal çerçevesine ilişkin diğer çalışmaları yürütüyor.

İstanbul’da geçen hafta Fikir Sofrası Düşünce Platformu’nun bazı bakanların katılımıyla
düzenlediği “Yeni Türkiye ve Ekonomide Güçlü Kalkınma Modeli Çalıştayı”nın basına
kapalı bölümünde ele alınan modelin, hükümetin de gündeminde bulunduğu ve bu konuda
adımlar atılmasını beklediği öğrenildi.

“Yeni Türkiye ve Ekonomide Güçlü Kalkınma Modeli Çalıştayı”nda öneriyi dile getiren,
Almanya’da özellikle mortgage alanında “en büyükler” arasında yer alan ve Türkiye’de
de temsilciliği bulunan DZ Bank’ın Türkiye Baş Temsilcisi Pınar Ersoy, Almanya’da
yaygın olan ve dünyanın farklı ülkelerinde uygulanan Yapı Tasarrufları Sandığı’nın
işleyişine yönelik bilgi verdi.

Sandığın yasal bir çerçevesi bulunduğunu ve şirketin bu çerçevede kurulduğunu anlatan
Ersoy, herkesin bu sisteme giriş yaparak para biriktirebildiğini söyledi.

**SİSTEM NASIL İŞLİYOR?**

Ersoy, sistemin mortgage alternatifi değil, destek ürünü olduğunu belirterek, şunları
kaydetti:

“Yapı Tasarrufları Sandığı, dar gelirli vatandaşlara öz kaynak sağlama amacıyla 
kurgulanmış. Bu bir anlamda sosyal devlet politikası. Buradaki avantaj şu; siz bugün
sisteme giriş yaparken diyorsunuz ki ‘Ben 3 yılda 30 bin lira para biriktiririm’.
Sistem de size 3 yılın sonunda 30 bin lira daha kredi vermeyi garanti ediyor ve 
böylece 60 bin lira paranız oluyor. Sisteme giriş yapacağınız gün imzalayacağınız
anlaşmada, sistem kapsamında sizin 3 yıl sonra kullanacağınız faiz oranı da belirtiliyor
ve bu oran piyasanın altında oluyor. Bu süre içerisinde piyasa faiz oranı değişse
de sistem size sunduğu faiz oranını hiçbir şekilde değiştirmiyor.”

**FAİZ DÜŞERSE DEĞİŞTİRME ŞANSI VAR**

Sistemin, parasını biriktiren vatandaşa piyasanın altında mevduat faizi sunduğunu,
bu faiz oranın kredinin uygun maliyetli verilmesinden dolayı piyasanın altında tutulduğunu
aktaran Ersoy, “Bu süre içerisinde piyasada kredi faiz oranları düşerse sizin tüketici
olarak bunu değiştirme şansınız var. Ancak böyle bir durumda size verilen mevduat
faizi de azalacaktır. İkisi birbiriyle orantılı gidiyor. Güzel yanı, faiz oranları
artarsa sistemin bunları yukarı doğru değiştirme yetkisi yok. Sözleşmeyi imzaladığınız
tarihte size belirtilen oran geçerli olmaya devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Pınar Ersoy, “Almanya’da enflasyon düşük ama burada yüksek. Bu durum, sistemin Türkiye’deki
başarı durumunu nasıl etkiler?” sorusu üzerine, sistemin Macaristan, Çek Cumhuriyeti,
Çin ve Kazakistan gibi ülkelerde de devreye girdiğini hatırlatarak, bu anlamda Türkiye
ile Macaristan’ın birbirine benzediğini ifade etti.

Ersoy, şöyle devam etti:

“Orada da enflasyon yüksek. Buna karşın güvenilirlik endeksinde yapı tasarruf sandık
şirketleri Macaristan Merkez Bankası’ndan daha güvenilir şirket seçildi ve talep
inanılmaz arttı. Riskli ortamlarda da yapı tasarruf sandıkları korumacı bir sistem
olduğu için vatandaşın zarar etme ihtimali yok. Yapı tasarrufları sandığı uygulamasında,
diğer ülkelerde genellikle şube ağı yaygın yerli bankalarla ortaklık kurulmuş. Bankaların
şube ağından yararlanılıyor, BES gibi şubeden satış olabiliyor. Böylelikle maliyetler
düşük, masraflar kısılmış oluyor.”

**“TÜRKİYE’YE UYGUN BİR MODEL”**

Bankacılık yetkilileri de dünyada konut edinmede yaygın olarak Avrupa tipi ve mortgageye
dayalı ABD modelinin kullanıldığını ifade ederek, ABD tipi modelde, konut sahibi
olmak için yüzde 20-25 öz kaynak ve yüzde 75-80 banka kredisi kullanıldığını, bunların
sermaye piyasalarında toparlanıp menkulleştirilerek satılabildiğini söyledi.

Yetkililer, bu durumun bankalara çok büyük kaldıraç imkanı verdiğini, inşaat ve 
birçok sektörü canlandırdığını, ancak aşırıya kaçınılması nedeniyle subprime mortgage
krizinin çıktığını anlattı.

Yastık altındaki mevduatın bankalarda değerlendirilmesini hedefleyen Avrupa modeli
ile ilgili olarak da yetkililer, “Bankada tuttuğu mevduata bir süre sonra belli 
bir katkı sağlanarak kişinin, evini belli teşviklerle almasına destek olunuyor. 
İçerideki birikimlerin, mevduatın bankalara akması, orada birikmesini temin eden
bir sistem olması nedeniyle daha iyi, Türkiye’ye de uygun bir model.” bilgilerini
verdi.
