# Evdeki çalışma ortamı, siber güvenlik açıklarını tetikliyor

- Bağlantı: https://www.borsatek.com/evdeki-calisma-ortami-siber-guvenlik-aciklarini-tetikliyor-91646h/
- Yayımlanma: 2022-10-28T08:38:55+03:00
- Yazar: Selim Soydan

[Cisco](https://www.borsatek.com/cisco-siber-saldirilara-en-acik-sektorleri-belirledi-66235h)
tarafından, Fransa, Almanya, İspanya, [İsveç](https://www.borsatek.com/isvec-turkiyeye-fiili-silah-ambargosunu-kaldirdi-90633h),
Hollanda, Polonya, Suudi Arabistan ve İsviçre’nin içinde bulunduğu EMEA bölgesindeki
8 pazarda,  ağustos ayında gerçekleştirilen yeni bir araştırma, evlerdeki rahat 
ortamın, kişilerin cihaz güvenliği konusunda tedbiri elden bırakmasına yol açabildiğini
ortaya koydu. En küçük veri sızıntıları bile iş zinciri içinde ağır sonuçlara yol
açabiliyor ve evdeki yetersiz siber güvenlik ortamı, önemli bir zaafa dönüşebiliyor.

### İş için kişisel cihazlar kullanılıyor

Araştırma, hibrit çalışmanın ortaya çıktığı ve siber tehditlerin yoğunlaştığı bir
ortamda, evde siber güvenliğe yönelik tutumları anlamak amacıyla gerçekleştirildi.
Sonuçlar, e-posta göndermek (%58), iş görüşmeleri yapmak (%48) ve belge paylaşmak(%
42) gibi iş görevleri için kişisel cihazlarını sıklıkla kullanan çok sayıda çalışan
olduğunu ortaya koyuyor. Kişisel cihazlarında işle ilgili hiç sohbet etmemiş veya
bir iş belgesi üzerinde çalışmamış kişilerin oranı ise sadece %10.

8 binden fazla katılımcının %90’ı iki veya daha fazla bağlı cihaza sahip ve bu kişilerin%
84’ü en az bir bağlı cihazı evdeki başka biriyle paylaşıyor. Siber suçlarda her 
seviyede küresel bir artış yaşanırken, kişisel cihazlarının saldırıya uğramasından
endişe duyduklarını itiraf eden katılımcıların oranının %57 olması, saldırı tehdidi
konusunda kaygılar olduğunu ortaya koyuyor. Ancak kaygılara ve evde paylaşımlı olarak
kullanılan cihaz sayısına rağmen, her 6 katılımcıdan 1’i Wi-Fi şifresini hiç değiştirmemiş,
her 5 kişiden 1’i de bir yıl veya daha uzun süredir güncellememiş.

### %76’sı kamusal Wi-Fi ağlarından bağlanıyor

Risk yalnızca evlerle sınırlı değil. Artık pek çok insan kamusal alanlarda veya 
hareket halindeyken de işlerini yürütüyor. Bu da bağlantıya giden kestirme yollarla
riske girmelerine yol açıyor. Nitekim katılımcıların %76’sı iş için barlar, havaalanları
ve restoranlar gibi alanlardaki kamusal Wi-Fi ağlarını kullandıklarını itiraf ediyor.

Cisco Talos’un EMEA Başkanı Martin Lee, konu hakkında şunları söylüyor: “Halka açık
bir Wi-Fi ağında, bağlantıyı başka kimlerin paylaştığını, motivasyonlarının ne olduğunu
veya ağ sahibinin ağ güvenliğini için ne gibi tedbirler aldığını bilemezsiniz. Telefonun
hotspot özelliğini kullanmak (güçlü bir parola ile) halka açık bir ağ kullanmaktan
daha güvenli olacaktır. VPN kullanmak da bir diğer güvenli yol.”

### %37si çok faktörlü kimlik doğrulamadan habersiz

Kullanıcı adı ve parolalar, istenmeyen kişilerin sisteme erişimini engellemek için
hiçbir zaman çok etkili bir yol olmamıştır. Hesaplarda çok faktörlü kimlik doğrulamanın(
MFA) kullanılması, sistem erişimine güçlü bir koruma katmanı eklemek için çok basit
bir yöntemdir. Güvenilir bir şifresiz uygulama, cihazın durumu da dahil olmak üzere
talebin bağlamını ve koşullarını dikkate alarak oturum açma sürecini bir güvenlik
noktası olarak kullanır. Bu kontrolleri oluşturan güvenlik ekipleri çok faktörlü
kimlik avı ve biyometrik sahteciliğin önüne geçerler.

Buna rağmen araştırmaya katılanların %37’si MFA’yı kullanmıyor ya da MFA’nın ne 
olduğunu dahi bilmiyor. Artık neredeyse her akıllı telefonda parmak izi veya yüz
tarayıcısı bulunduğundan, kullanıcılar kişisel cihazlarındaki uygulamaları açmak
için parola yerine biyometriyi tercih ediyorlar. Kuruluşlar, iş yerinde güçlü MFA’nın
benimsenmesini desteklemek için zaten çalışanların cebinde olan bu teknolojiden 
yararlanma fırsatına sahipler. Bu aynı zamanda parolasız kimlik doğrulama olarak
da biliniyor.

### Gençlerin referansı sosyal medya

Siber güvenlik alanındaki açıkların kapatılmasında karşılaşılan en büyük zorluklardan
biri de milyonlarca kişinin tutarlı bir seviyede eğitilmesidir. Çevrimiçi ve cihaz
güvenliği davranışları hakkında nereden tavsiye aldıkları sorulduğunda, yanıtlar
ağırlıklı olarak arkadaşlara ve aileye sorma (%39) veya sadece sağduyuya göre hareket
etme (%35) yönündeydi. Ancak sosyal medyanın referans olarak kullanımı, genç nesiller
arasında belirgin bir şekilde yüksek. 16-34 yaş aralığındakilerin %35’i sosyal medyayı
kullanırken, daha büyük yaş grubundaki katılımcılarda bu oran çok daha düşük. Medya,
uygulama tedarikçileri ve devlet yetkilileri ise referans noktaları listesinde oldukça
alt sıralarda yer aldı (%25’in altında).

Siber güvenliğe ilişkin öznel tavsiye ve görüşler, gerçekten sağlam önlemler bakımından
kapatılması gereken bir açık anlamına gelebilir. Ortalama bir insan için evindeki
Wi-Fi ağının saldırıya uğraması ya da birisinin halka açık bir ağdayken verilerini
çalması pek olası görünmeyebilir. Ancak, ihtiyaç duyulan bilgilere erişmek isteyen
art niyetli aktörler için çok kısa bir zaman aralığı yeterlidir.

“İşletmeler ekosistemler olarak rekabet etmektedir. Hepsi çok çeşitli ve değişken
parçaların toplamıdır” diyen Cisco EMEA Siber Güvenlik Direktörü Lothar Renner, 
şöyle devam ediyor: “Tüketici tutumları üzerine yaptığımız araştırma, bireysel bir
hatanın çığ gibi büyüyerek çok önemli kurumsal sonuçlara yol açması yönündeki tehdidin
gerçekten arttığını gösteriyor. Olabilecek tüm güvenlik önlemleri alınsa da işletmeler
insan hatasını silemez. İster kritik verilerin yanlışlıkla paylaşılması isterse 
de bir saldırı yoluyla olsun, insan hatası her ölçekteki kuruluş için büyük bir 
risk oluşturmaktadır.”

### Bireysel alışkanlıklar iş hayatına da yansıyor

Genel tüketiciler için teknoloji açısından pek bir şey değişmedi. Hiper bağlanırlık
Covid’den çok önce de yaygındı. Ancak pandeminin hızlandırdığı şey hibrit ve uzaktan
çalışma oldu. İş ve ev arasındaki çizginin giderek bulanıklaşmasıyla birlikte, kişisel
faaliyetler için kullanılan alışkanlıklar hızla artan bir şekilde iş faaliyetlerine
de yansıtılır hale geldi. Bu da kuruluşlar için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Kuruluşlar insan hatalarını silemeseler de kesinlikle azaltabilirler. İşletmelerin
ayrıca verileri bulutta güvenli bir şekilde tutmaları ve sıfır güven ilkelerine 
dayalı olarak erişime izin vermeleri, tüm erişimi bireysel ihtiyaç ve bağlamla uyumlu
hale getirmeleri gerekiyor. Benzer şekilde, bulut sistemlerine erişimin bir SASE(
Secure Access Service Edge) mimarisi aracılığıyla kontrol edilmesi de güvenlik ekiplerine
uzaktan erişim üzerinde görünürlük ve kontrol sağlıyor.

Hibrit çalışma, iş hayatının geleceği ve cihazlar, protokoller ve güvenlikle ilgili
sağlam strateji ve yatırım, artık kritik öneme sahip bir zorunluluk. Kuruluşların
ev ortamlarını da güvenli hale getirmek için gerekli adımları hızla atmaları gerekiyor.
